13. bölüm · Dead Lovers | 2min
12- memories
26/11/2017
“Gel,” dedi Minho tavşan dişleriyle gülerek yanındaki oğlana. “Ben acıktım. İkimize de çikolata almaya yetecek param var.”
Seungmin de gülümsedi, diş tellerini taktıralı 3 hafta olmuştu ve artık rahatlıkla bir şeyler yiyebiliyordu.
“Bende de para var. Birleştirip daha çok şey alalım.” İkisinin de yüzünde büyük bir gülüş belirdi. Bakkal yoluna doğru yürüyorlarken gördükleri büyük ağacın dibindeki beyaz şey Seungmin’in dikkatini çekti.
“Bu ne?” Ağaca yaklaşıp çömeldi ve eline aldı. Bu beyaz bir tebeşirdi. Minho gülümsedi.
“Ne yapacaksın onunla?”
Seungmin kendinden emin bir gülüşle ona baktı. “Adımızı yazacağım.”
Ani fikriyle Minho şaşırmıştı, ama Seungmin gerçekten dediğini yapmaya başlayınca onu izledi. Ağaca Minho yazıp kalpler yıldızlar çizmiş, Seungmin yazıp aynı şekilde çizimler yapmış ve en alta da 2min yazmıştı.
“2min ne be?”
“İkimizde de min var. O yüzden böyle yazdım.”
Minho güldü. Ve sonra Seungmin elindeki tebeşiri bulduğu yere koyarak arkasını döndü. Hiçbir şey olmamış gibi mutluca yollarına devam ettiler.
Fazla da uzak olmayan bakkalı gördüklerinde içeri girdiler ve alabilecekleri en güzel şeyleri alıp çıktılar. 2-3 tane çikolata ve ortak bir bisküvi yanına tek bir içecek almışlardı. Başka paraları yoktu.
Her iki çocuğun da maddi durumu iyiydi ama ikisine de yaşı küçük diye para verilmiyordu (ya da onlar öyle sanıyordu).
Birlikte en sevdikleri yer olan bisiklet yolunun karşısındaki banklara gittiler. Ortalarında masa olan banklardan birine oturup sohbet ede ede atıştırmalıklarını yediler.
“Seungmin, sen benim en iyi arkadaşımsın.” kahve saçlı kaküllü çocuk, en sevdiği çikolatasını yerken içinden gelerek söylemişti bunu.
Minho’yu duyan Seungmin ise gülümsemişti. “Sen de benim hem en iyi arkadaşım ve en sevdiğim insansın.”
“Evet, sen de.”
Güldüler ve yemeye devam ettiler. 10 yaşlarından beri birlikte okul okuyup üniversitede başka ülkede birlikte yaşama hayali kuruyorlardı. Şuan 11 yaşlarını bitirmek üzerelerdi.
“Peki yeni yıldan ne dilersin, Minho?”
Minho gülerek gökyüzüne baktı, düşündü. “Sanırım birlikte evden kaçmamızı.”
Minho’nun gökyüzüne odaklanmış gözlerine bakan Seungmin, arkadaşını anlamıştı. Her ikisinde de aile sorunları (özellikle baba sorunları) olmasına rağmen birbirlerine mükemmel davranıyorlardı, iyiliğin ne olduğunu asla aileden öğrenmemişlerdi çünkü
“Ama evden kaçsak paramız olmayacağı için kalacak bir yer bulamazdık.”
Minho ona baktı, haklıydı. “O zaman ailelerimizin ölmesini dilerdim.”
İkisinin de gülüşü silindi. Bu olay fikrin korkunçluğu değil imkansızlığı yüzündendi. Bol bir para bırakıp ölmeleri hayatlarını değiştirirdi ama öyle bir şey olmayacaktı.
Seungmin iç çekti. “Umarım. Umarım yok olurlar.”
İç karartıcı bu konuşmadan sonra yemeye devam etmiş, ve bittikten sonra hava kararana kadar sıkılmadan oturmuşlardı.
