38. bölüm · Dark Breaker

LUCİFER

Riqaew (kpc)

LİCHT
-Geri döndük dönmesine ama çoktan Lucifer başa geçmişti. Lydia kulağıma yaklaştı ve şöyle dedi, "Bildiğim bir ada şehri var. Görmeyi çok istiyorum." Lydia'ya baktım ve gülümsedim. Oraya doğru yol aldık. Geldiğimizde çok hoş karşılandık, yemekler yedik, konakladık, dolaştık... Lydia hamile kaldı. Bende insanlara büyü öğreten bir öğretmen oldum. Benim sayemde bu şehir daha fazla toprak alarak ülkeye dönüştü. Tethys, artık bir ülke olmuştu. Beni de ordu komutanı yaptılar. Herkes bana saygı duydu ve önümde eğildi. Burada mutluydum. Çocuğumuzun adını Sonne koyduk, kaliteli bir yaşam sürdük. Ona savaşmayı, büyü yapmayı çok iyi öğrettim. Mükemmel, saygılı, güzeller güzeli bir insan olmuştu büyüdüğünde. Tabii bir yandan da fetihlere devam ettik, sınırımızı genişlettik ve en sonunda Nova krallığı ile sınır komşusu olduk. Nova krallığının kralı Lucifer'di, kulağıma hep 10 çocuğu olduğuyla alakalı bir söylenti geliyordu. Hepsi de karanlık büyüsünü kullanabiliyor ve çok güçlülerdi. Bir gün savaş patlak verdi ve Lucifer ordusunu saldırması için bizim ülkemize göndermişti. Tabii ki kolayca alt ettik. Kızım da benim gibi bir savaşçı olmaya meyilliydi, ölen bir insanın kalbi masmavi şekilde parıldıyordu ve Sonne alıp o kalbi yedi. Garip hissettiğini söyledi ve savaş alanından onu uzaklaştırdım. Lydia onu en iyi koşullarda geçindirdi, bizde savaşa devam ettik. Biz savaşa devam ederken Lucifer'in çocuklarından biri bizim eve gelmiş, Sonne de onu alt etmişti. Diğer iki çocuğunu da alt etti ve savaş alanına geri döndü. Gökyüzüne baktım ve içimden şöyle geçirdim, " Yüce Baba, söyle. Ne suçum vardı da beni bu cehenneme düşürdün." Gökyüzü yeşile büründü ve yonca yaprakları süzülmeye başladı. Yüzünde ciddiyet olan bir delikanlı aşağıya doğru süzüldü. Kılıcını yukarı kaldırdı ve şöyle mırıldandı, "Yüce Baba adına bu savaşı durdurmaya geldim. Ben Şans tanrısı Alexander!" Bu Alexander'di. Sonne savaş alanında insanları katletmeye devam etti. Lucifer'in çocuklarının hepsini öldürdü yalnız 1'i dışında... Yami. En güçlüleri ve sıradaki kral olarak yeri kesinleşmiş bir delikanlıydı. Yami kılıcını Sonne'ye doğrulttu.

YAMİ
-Demek kardeşlerimi öldüren adi sensin.. Daha yaşlı birini beklemiştim.

Sonne tırpanını Yami'ye doğrulttu ve savaş pozisyonu aldı.

SONNE
-Avucuma konuş!

Yami Sonne'ye doğru koştu ve Sonne tırpanını savurdu. Yami kılıcıyla engelledi ve ters taklayla Sonne'nin arkasına geçti. Sonne ışık büyüsüyle arkasına kalkan ördü ve böylece Yami'nin yumruğunu engelledi. Ve karnına ters tekme attı. Yami bir kaç metre savruldu. Karanlık büyüsüyle pençe yapıp yere sapladı ve kendini yavaşlattı. Ardından karanlık büyüsüyle kılıcını kutsadı ve hızla kılıcını fırlattı. Sonne tırpanıyla engelledi. Kılıç havaya uçtu ve Yami birden kılıcın yanında belirdi ve aşağı doğru kılıcını savurdu. Sonne'nin yanağı çizildi, Sonne tırpanını savurdu; Yami karanlık büyüsüyle engelledi ve iki adım geri sıçradı. Sonne elini Yami'ye doğrulttu ve elinden buz kristalleri çıktı ve hızla Yami'ye gitti. Yami kristali ortadan ikiye kesti.

YAMİ
-Demek başka büyüler de kullanabiliyorsun. Biz sizin gibi değiliz, karanlık büyüsünden başka büyü kullanmayız, özümüze saygımız var.

SONNE
-KAPA ÇENENİ!

Sonne art ardına buz kristalleri yollamaya başladı, Yami bazılarından hasar yedi bazılarını atlattı. Kılıcını karanlık büyüsüyle kutsadı ve kılıç birden uzadı, Sonne'ye savurdu. Sonne eğildi ve saçları kesildi. Sonne alçaktan koştu ve tırpanını savurdu, Yami'nin bacaklarında kesikler oluştu. Ardından karanlık büyüsüyle Sonne'nin karnına darbe vurdu ve uzaklaştırdı. Sonne kan öksürdü. Ben de o esnada Lucifer ile savaşıyordum.

LİCHT
-Zamanı geldi, kardeşim.

LUCİFER
-Sen öyle san!

İkimiz de kanatlandık ve havaya uçtuk. Havada birbirimizle savaştık, Lucifer'in kanadına ağır bir darbe indirdim ve kanadı koptu; acı içinde bağırdı. Yere düştü ve bende yere indim, ayağa kalktı; kanadından akan kanlar yerde gölet oluşturmuştu resmen.

LUCİFER
-HİÇ ACIMADI! BU DAHA HİÇBİR ŞEY!

LİCHT
-Yeter artık pes et! Etrafına bir bak, herkes öldü. Cesetlerle dolu bir cehennemdeyiz! Bu savaş gereksiz!

LUCİFER
-Sus.. sus, KAPA ÇENENİ!

Bana hızlı kılıç darbeleri salladı ve bir kaç yara aldım. Yıkılmama yetmedi, bende onun kolunu kestim. Kolunu tuttu ve acı içinde bağırdı, yere yığıldı. Kılıcımı göğüsüne soktum, kan kustu. Kılıcımı karanlık büyüsüyle yaptığı elleriyle tuttu ve geri çekmeye çalıştı, bende kılıcımı ışık büyüsüyle kutsadım ve bastırmaya devam ettim.

LUCİFER
-SENDEN NEFRET EDİYORUM! SADECE BİRAZ OLSUN İLGİ GÖRMEK İSTEMİŞTİM, ESKİSİ GİBİ! SEN HERŞEYİ BOZDUN. PLAN ÇOK İYİ İLERLİYORDU! Sadece, biraz eski günleri özlemiştim...

Bunlar Lucifer'in son sözleriydi. Gözleri kapandı ve sonsuz uykuya daldı, arkamdan ayak sesleri geldi. Arkama baktım ve Alexander oradaydı.