2. bölüm / 3
Dangerus love3B-4B kıskançlığın sessiz cigligi
Bölümler 3Şu an: 3B-4B kıskançlığın sessiz cigligi
- 1 1B beklenmedik supriz395 kelime
- 2 3B-4B kıskançlığın sessiz cigligi449 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Final656 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
---
✅ BÖLÜM 3 – Kıskançlığın Sessiz Çığlığı
Seul’de rüzgar, ilkbaharı müjdeleyen hafif bir esinti taşıyordu ama Hyun-woo’nun kalbi hâlâ kışın soğuğunu hissediyordu. Tek fark, artık yanında Dong-ha vardı ve o soğuğu biraz olsun kırıyordu.
Bir gün, Hyun-woo sabah ofise girdiğinde masasında küçük bir paket buldu. İçinde el yapımı çikolatalar ve bir not:
> “Her zamanki gibi güçlü ol. Sana hayranım. – S”
Hyun-woo, notu buruşturup çekmeceye attı. Se-yon’un yaptığı bu tarz jestlere alışmıştı ama artık onları umursamıyordu. Gözleri farkında olmadan Dong-ha’yı aradı. O sırada Dong-ha köşede, kulaklığını takmış, bilgisayar ekranına yoğunlaşmıştı. Yüzünde huzurlu bir gülümseme vardı.
Gün boyu Hyun-woo, Se-yon’un bakışlarını fark etti. O bakışlarda hem sevgi, hem de yanan bir kıskançlık vardı.
O gece…
Şirketten en son çıkan Dong-ha oldu. Binadan çıkarken karanlık bir köşede Se-yon’u gördü. Kadın, zarif ama keskin bir ifadeyle ona yaklaştı.
> Se-yon: “Sen… Hyun-woo’ya fazla yakınsın.”
Dong-ha şaşkınlıkla gülümsedi.
Dong-ha: “Biz sadece iş arkadaşız.”
Se-yon’un gülüşü buz gibiydi.
Se-yon: “Öyle mi? Sana bir şey söyleyeyim mi? Hyun-woo bana ait. O benim hayat planımın bir parçası. Ve sen… bu planı bozuyorsun.”
Dong-ha sessiz kaldı, ama gözlerinde korku değil, inat vardı.
Dong-ha: “Hyun-woo bir eşya değil. Kimseye ait değil.”
O anda Se-yon’un yüzü gerildi.
> Se-yon: “Senin için iyi olanı yap. Ondan uzak dur. Yoksa pişman olursun.”
Dong-ha, derin bir nefes aldı ve Se-yon’un gözlerinin içine bakarak söyledi:
> Dong-ha: “Se-yon-ssi… Onu gerçekten seviyorsunuz. Ama ben de seviyorum.”
O an Se-yon’un içindeki nefret ateşi alev aldı.
---
✅ BÖLÜM 4 – Karlar Arasında İtiraf
Bir hafta boyunca Hyun-woo, Dong-ha’daki değişimi fark etti. O eski neşesi azalmış, daha sessiz olmuştu. Hyun-woo bir gece dayanamadı, Dong-ha’yı aradı:
> Hyun-woo: “Neredesin? Saat geç oldu.”
Dong-ha: “…Yürüyüşteyim. Han Nehri kenarında.”
Hyun-woo arabasına atladı ve soğuk rüzgarın ortasında Dong-ha’yı buldu.
Dong-ha köprüde duruyordu, elinde sıcak bir kahve, yüzü rüzgardan kızarmış.
Hyun-woo yanına geldi, omzuna montunu attı.
> Hyun-woo: “Deli misin? Böyle havada tek başına…”
Dong-ha hafif gülümsedi.
Dong-ha: “Bazen yalnız kalmak istiyorum.”
Hyun-woo gözlerini kısmıştı. “Se-yon sana ne dedi?” diye sordu aniden.
Dong-ha şok oldu.
Dong-ha: “Nereden biliyorsun?”
Hyun-woo: “Onun gözlerini tanıyorum. Ve seni üzgün görüyorum.”
Dong-ha sustu, sonra gözlerinden yaşlar süzüldü.
> Dong-ha: “Hyun-woo… Onu sevdiğini sanıyordum. Ama neden… neden bana böyle bakıyorsun?”
Hyun-woo bir an durdu. Sonra yaklaşıp Dong-ha’nın yüzünü tuttu.
> Hyun-woo: “Çünkü… kalbim senden vazgeçemedi.”
Dong-ha’nın gözleri doldu. Dudakları titredi.
> Dong-ha: “Bunu benden önce söylemeni bekliyordum.”
O an Hyun-woo onu kendine çekti. Kar taneleri arasında, ikisi de ilk kez bütün yüklerinden arındılar.
Ama gökyüzünde yaklaşan fırtınadan habersizdiler… Se-yon, uzaktan ikisini izliyordu. Telefonundaki bir mesajı okudu:
> Mesaj: “Yarın sabah Hyun-woo ile toplantıdan önce seni almak için geleceğim. – Şoför”
Se-yon’un zihninde bir plan şekilleniyordu.
> Se-yon (kendi kendine): “Eğer benim olamıyorsa… kimsenin olmayacak.”
---
Bölüm etkileşimi
