KARABASAN

Vaveyla Yazarı: bselyvers ..

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: KARABASAN

Bazı geceler uyuyamam. Camı sonuna kadar açıp, rüzgarın içeri girmesine izin veririm. Odamdaki hayaletlere de izin verdiğim gibi. Ayağa kalkıp silkelemek istiyordum üstümü başını geçmişimin kırıntılarından, gel gör ki hissetmiyordum bacaklarımı.

Küçükken geceleri ninni fısıldamadı kimse, kulaklarıma. Kabustu bana o oda. Biliyordum yatağımın altında canavarlar olduğunu. Su içmek için bile olsa kalkamazdım yataktan, ayak bileğimi tutar ve yanına çeker bir daha çıkamazsam oradan diye. Ve en nihayetinde bende onlardan biri olacağım düşüncesiyle.

Yorganın her tarafından bedenimi sardığını, gözlerimi ağratacak kadar sıkı yumuşumu hatırlıyordum. Kabus bana bu oda.

Ve bir gün odama gerçekten de bir canavar girdi. Pis kokuyordu, kocaman bi bedeni vardı. Pisti. Korkuyordum, gözlerimi açamıyordum. Yorganı sıkı sıkı kaveadıpımı hatırlıyordum aynı zamanda pis nefesini yüzümde hissettiğimi. Çığlık atmak istedim, atamadım.

Karabasandı, belki de. Dokuz yaşımdaydım, henüz. Kendimi savunamayacak kadar küçük, acizdim. Gözlerimi açmadım o gece. Ve sonraki gecelerde de. Artık kaçmak için bir fırsatım olsun diye camı açık bırakıyorum sonuna kadar. Yine de uyuyamam bazı geceler.

Pis adamların, pis elleri vardır. Peri’ye anlatmak istemiştim. İçimi ona açabileceğimi düşünmüştüm, on beş yaşımda hemde ilk defa. Sinirden gözü dönmüştü.

YAŞ ON BEŞ

“Ne demek görmedim kim?” dedi azarlar bir tonlamayla Peri.

“Korkmuştum.” fısıldadım. Bugünler de konuşmakta istemiyordum, konuşmaya zorluyorlardı. Dilimi kesmeye yeltenmiş Peri tarafından durdurulmuştum; bundan bir yıl öncesinde.

Ders zilinin çalmasıyla sıkıntılı bir nefes verdim. Ders ikinci yabancı dildi, Fransızca. Özellikle bu okulda olmamın sebebi üniversiyete hazırlığımdı. Fransız seçkinlerinin girebildiği üniversiteye. Gitmek istediğimi sanmıyordum, yaşamak istediğimi de.

Siyah defterlerin hangisi bu derse aitti anlamak için hepsini çıkardım, tek tek açıp baktığımda dördüncü açtığım defter dışında geri kalanı çantaya geri koydum. Peri sessizliğimi sevmiyordu, beni konuşmaya hiç zorlamamıştı ama. Saygı duyuyordu sessizliğime.

Şimdiye kadar hiç kavga etmemiştik, hangi kapatıcının cildini daha sağlıklı gösterdiğine dikkat etmediğim içindi ya da kavgalarımız.

Kendimi savunmayı dokuz yaşıma emanet bırakmıştım. sustuğumdaysa yanımda gördüğüm bir tek oydu. Hatırlıyordum hayal meyal o geceden sonra geçen ilk zamanlarımı.

Kimseye anlatamadığımdan, savunmuyordum da kendimi; bu zamanla bir alışkanlıktı. Dokuz yaşımdaydım ben, nefesim kesilmişti. Sessizlik asla yük değildi, belki en büyük savaşım.

Yaş dokuz, bilmediklerinden sorunlu bir çocuktum yalnızca. Daha o zamanlar kullandırtmaya başladıkları ilaçları şimdi lanetimdi. Yapamıyordum onlarsız.

Okul hayatım boyunca bugüne dek, birileri kulağıma güzel sözler fısıldayacakmış gibi yapar ve bağımlı olduğunu söylerdi. Kelime anlamını bir süre bildiğimden emin değildim. Her seferinde fısıldamalarına izin verdim. Hata bendeydi.

Yer ayağımın altından kayarken yürümekte zorlanırken birilerine laf anlatmaya, arkadaş edinmeye gücüm yoktu.

Ve şimdi yirmi üç yaşımdayım, cam yine açık.

Gözlerimi araladığımda Asaf hala yanımdaydı. Uyurken bile nasıl bu kadar öfkeli olabildiğine anlam veremiyordum. Yüz hatları keskindi bakışları da her zaman öfkeliydi. Bir kez olsun gözlerindeki yumuşamaya şahitlik etmemiştim. Geçen kış bile, ne yaşadıysa ne olduysa asla gülmüyordu gözlerinin içi. Kıymak istemiyordum ona. İnandırıcı olmalıydı ama öyle değil mi? Tekrar görebilmek, aynı yerde nefes alabilmek için ödediğim bedel ağırdı. Tüm bunlar açığa çıkacaktı elbet. O zaman ödeyeceğim bedelin desibelini aklım hayalim almıyordu.

Geçen kış, yılların ardından nihayet sevgili olduğumuz bir dönem geçirmiştik. Bitmesini istemeyeceğim kadar güzeldi. Şimdiyse okulda, dışarda, konusu açıldığında ondan nefret ediyormuşum gibi davranıyordum. Bazen kendimde kanıyordum bu oyuna, öyle anlar geliyordu ki o da inanıyordu.

Yüzüne baktım uzun uzun, bir daha bakamayacak olmak korkutuyordu beni. Onu tanıdığım ilk günden beri kaşında küçük bir iz vardı. Ne olduğunu hep sormuş karşılığındaysa hiçbir tatmin edici cevap alamamış, geçiştirilmiştim. Benden bir şeyler saklıyordu, aldattığını düşünmüyordum. Nedense sakladığı şeyi öğrendiğimde aldatsa üzüleceğim kadar yıkılacakmışım gibi hissediyordum.

Gözlerimi geri kapatacakken, “Eslem?” diye bir ses duydum. Kesinlikle Asaf değildi. ANNEM. Bu olayı sakladığımız insanlardan birisiydi sadece. Öğrenirse neler olur tahmin bile edemiyordum. “Kapı neden kilitli?” dedi kapının kolunu zorlarken. Kilitliydi işte açılmayacaktı ne diye zorluyorsun?

“Asaf.” diye fısıldadım, dürterken. “Hım?” dedi uyku mahmuru. “Annem geldi kalk çabuk.” dememle yatakta diklendi ne oldu ne bitti anlamadan ceketini aldı eşyaları muhtemelen içindeydi; yanağımı öptü ve balkondan çıktı. Birkaç saniye sonra arabaya ulaşmasını umut ederek elime gelen herhangi bi parfümü odaya boca ettim. Şu saatten sonra kapıyı açıp açıklama yapamazdım. Balkona çıksam kameralara baktırabilirdi oldukça riskli olduğundan bunu da eledim. Yatağa girdim komidinin üstündeki kulaklığı kulağıma geçirip son ses açtım. Kolay ağlayabilirdim olmadık anlarda. Ağlamaya başladım.

Birkaç dakika sonra kapı kırılma sesi geldi. Duyabileceğim gürültüdeydi hızla şaşırmış gibi yerimde doğruldum. “Eslem, annem ne oldu? Kapı neden kilitli?” dedi annem yanıma gelip başucuma oturuken gözyaşlarımı siliyordu. “Şarkı dinliyordum ondan duygulandım biraz. Babam geldi aklıma. Kapıyı da refleks olarak kilitlemişimdir, farkında değildim.” dedim. Ne zaman konuyu babamdan açsam sanki en çok bu konuda hakkım varmışçasına susardı herkes.

Annem kendisine çekti sarıldı. Belkide en çok ihtiyacım olan sadece sarılmasıydı, bana. Anneme sarılırken ardında olduğunu şimdi fark ettiğim kapıyı kıranın o olduğunu düşündüğüm adamı gördüm. Destan Abi. Gerilmişti, gözleri telaşlıydı. Gelip o da sarılacak sandım. Gelmedi. Sanrımla beni başbaşa bi odaya kilitledi, arkasını döndü ve gitti.

Nihayet annemle tek kaldığımız kanısına vardım. “Anne?” dedim dayanamadığı o ses tonumla. “Canım?” dedi şefkatle. “Destan Abiyle aranda bir şey mi var?” dedim konuyu hiç uzatmadan. Destan adı ağzımdan çıkar çıkmaz göğsü havalandı. Nefes almak istedi, aldığı nefesi veremedi bir süre. “Anne?” dürttüm yavaşça. “Hayır.” dedi ve ayağa kalktı. En nihayetinde arkasını dönüp çıktı odadan. Belki özel hayatıydı, sinirlenmesine hak verebilirdim. Bende kızı olmasaydım ama. Ve kızıydım. Belki istemese bile.

..

Asaf’la yakalanmamıza ramak kalan günden sonra bir hafta geçmişti. Bir daha konuşamamıştık ve özlemiştim. İşin garip yanı bir haftadır hiçbir yerde olmamasıydı. Binlerce ihtimal gelmişti aklıma; annemin her şeyi öğrenmesi gibi Rüzgarla atıştığını duyanların aldığı bir önlem ya da. Yediremiyordum kendime yalnızca beni terk etmişte olabilirdi.

Aramalarıma dönmüyor, mesajlarıma bakmıyordu. İki tik maviye bir türlü dönmüyordu. İtiraf etmek yerine ertelediğim bu düşünce her takım arkadaşlarını, kokusunu, ona dair bi izi gördüğümde zihnimde canlanıyordu.

Bir haftanın sonunda tükenmiştim.

Kulaklığım çantanın içinde yine dolanmıştı. Ve yine açmak istemediğim bir andaydım. Sadece bir şeyler dinleyip zihnimdeki kargaşanın beni terk etmesini istiyordum. Kulaklığı telefona taktığım sırada bir koku anımsadım. Tanıdıktı bu koku.

Sıradanlaşmayacak kadar az duyduğum bi kokuydu. Adri Rosel. Rosellerin biricik erkek torunu olması dışında birkaç davette gördüğüm bir isimdi. Kokusu ona has ve unutulmayacak türdendi.

“Naber?” dedi tarazlı sesiyle. Benimle konuşmasındansa burada ne aradığını düşündüm, bu okulda. “İyi.” dedim sadece. “Bende iyiyim, saol.” dedi sesindeki gizlemediği ama kısık alayla. Simsiyah saçlarına eşlik eden gözleri vardı. Bembeyaz teni, albino mu diye düşündürecek cinstendi; saçları ve gözlerine rağmen.

Yakışıklıydı gerçekten de. Abartılmadığını düşündüğüm birisiydi. “Alamadın gözlerini, Türk Kızı.” dedi sakince yanıma otururken. Siyah kot pantolon ve ince boğazlı kazak giymişti. Beyaz tenine inat simsiyahtı giydikleri. “Ne işin var burada?” dedim. Birlikte görülmemiz sadece soruna yol açardı.

“Yanına her gelene ilk bu soruyu soruyorsun, türevlerini ya da.” dedi tespit yapmışçasına. Kendinden emindi her sözünde. Bunu sergilemekten kaçınmıyordu.

“Yani?” dedim.

“Kuntay, haber aldın mı ondan?” Adri.

Adri Rosel’in onu nerden tanıdığını bilmiyordum. Tanıştıklarını ya da. Tanışık tanışmadıklarını da öyle. Tuzak soru da olabilirdi. Yine de Asaf’ın bir haftadır ortada olmamasıyla ilgili de olabilirdi. Asaf’ı ne kadar tanıyor biliyorsam da çevresinden bi’ haberdim. Ailesinden konu hiç açılmamıştı mesela. Ya da üniversiteye gelirken ki referansı kimdi. Çünkü öyle bi okuldu ki Fransız Eğitim, değil Türkiye; dünya birincisi olsanız referans olmadan kimseyi almazdı. Bu okulun da bir sırrı vardı biliyordum. Gri-beyaz duvarlarının çok şeye şahitlik ettiklerini yapabilseler kaçacak olduklarını da.

“Tanışıyor musunuz?” dedim sadece. Pot kırmak istemiyordum. Her şey mahvolabilirdi. Pantolonun cebinden sigara paketini çıkardı. Paketin yarısı içilmişti ve içtiği sigaraların yerine çakmak koymuştu. Birini aldı içerden sayıp, dört dediği sigarada durdu. Dudaklarının arasına götürdü ve yaktı. Derin bir nefes çekti, nefesi verdikten sonra soruma cevap vermek için araladı dudaklarını.

“Eski bi dost, sevgilin.” dedi. İma da yapıyor olabilirdi. Geçmişe gönderme ya da. Biliyorda olabilirdi.

“Kuntay’ı severim. Benden size zarar gelmez. İki hafta öncesinde sözleştik, bir iş için. Geçen haftadan sonra haber alamadım. Son çarem sendin, küçük sevgilisi.” dedi tane tane. Ne için sözleşmişlerdi mesela ne işi olabilirdi Asaf’ın Adriyle. “Benimde haberim yok. “ derken görüş açım buğulandı. Burnumun sızladığı hissettim beraberinde. Neredeydi sevgilim?

Elleriyle yüzünü sıvazladı.

“Burnunun dikine gidiyor. Öldürtecek kendini de beni de.” dedi sesine nüksetmeye başlayan öfkeyle. “Neden?” diye sordum telaşla. Öldürtecek ne demekti?

“Tanıdığını düşünüyorsun demi, tanımıyorsun inan bana.” dedi. “Ne demeye getiriyorsan açık açık söyle.” dedim sinirle. Ani duygu değişimlerime Asaf dışında kimse yetişemiyordu, ben bile.

“Kuntay kim biliyor musun?” dedi.

“Sevgilim.” diye fısıldadım duyulmasından korkarak.

“Cık. Asaf, sevgilin. Kuntay’ı tanımak istemezdin.” dedi. Asaf ve Kuntay aynı insanlardı. Tek bi adamın iki ismi vardı. Daha doğal ne olabilirdi ki? Ayağa kalktı, elini tokalaşmak için uzattı.

“Memnun oldum, küçük Seles. Kuntay’dan haber alırsam sana da haber yollarım. Benden önce haber alırsan da haber et.” dedi. Merak içime atılan tohumdu sanki kurtlarıyla. Küçük sürüngenler içimi kemiriyordu.

Elini sıktım bir şey demeden. Ne diyebilirdim ki, gitti. O gittiğinde yaptığım ilk şey isim aratmak oldu Google’da.

Kuntay Mir

Bu isimle hiçbir şey elde edememiştim, birkaç farklı uygulamadan hesap dışında. Tekrar denedim.

Kuntay

İşte şimdi düzinelerce haber çıkmıştı, karşıma. Seri katil aranıyor. Casus olduğu da idda edilen K.’nın gerçek kimliği hala soru işareti.

Kuntaybicanavar: “Onu gördüm tıpkı canavara benziyordu.”

Kuntaybicanavar’a yanıt verdi, user26173782: Onu son gören kimse olmadı adam bariz yalan söylüyor. Hepsi öldü bilmeyen mi var?

Anonimbirileri: Beni kurtardı diyorum. Kimse inanmıyor. Kötü biri değil.

Anamombirileri’ne yanıt verdi, gecekusu: Yalnızca kötüleredir belki kötülüğü. Derdi onlarladır.

gecekusu’na yanıt verdi, kusmusaska: Ayneen. Siz bu kafada yem olursunuz kötülerin düşmanına :)

Sakaabir: Adam mı ya bu? Ne demek insan ÖLDÜRMEK?

Sakaabir’e yanıt verdi, atmacaatamadı: Haklısın. İnsan öldürmenin elle tutulur haklı yanı yok.

MutfakMasasıSohbetleri: Tecavüzcüler, tacizciler, istismar edenlerin hepsi. Mağdura el kaldıranlar ve zorbalarda hepsini öldürebilir arkasındayım.

Enhaklısensinkanka: Adaletini kendi sağlamış resmen. Yine de doğru değil.

Enhaklısensinkanka’ya yanıt verdi, Bebeyimya: Ne yapsaydı götürüp polise verseydi de şimdi öldürdüğü adamlar elini kolunu sallayarak dışarda mı dolansaydı?

Ve daha bir sürü, bunlar Asaf olamazdı değil mi? Nefes alamadım, annemin ve diğer herkesin haklı olabilecek olması hançeri kalbimde hissettirmişti; sırtımdan giren hançeri.

“Hep öyle olurdu zaten.” demişti birisi adını hatırlamak istemediğim birisi ve yine de kalbimin en derinlerine gömdüğüm; sırtını dayadığın duvar hançeri kalbinin en derinine gönderdiğinde, ciğerlerini delip nefes almana izin vermediğinde ölümle burun buruna geldiğinde bile onu kollayacağını biliyorsun.

Aynı yerden kanamasın diye susacağını biliyorum. Kanacağın yalanları ezbere biliyorum.

Demişti. Öncesinde kıyametin haberini vermişti. Eflin. Kalbimin derinlerinde bir yerde ona ait olan anılarım vardı. Bize ait olan. Hançer sanki onlara da isabet edecekti. Hissetmiştim. Bana söylediği her şey sadece canıma batmıştı. Neden sözleri öylesine acımasız çıkartmıştı, yutmamıştı merak etmiştim; odamda ağlarken.

Nasıl olurdu da bu kadar acımasız olabilirdi.

Biliyordu.

Asaf’ı değil belki. Kuntay’ı biliyordu ama.

Nerden, nasıl öğrendiğini bilmek istedim. İlk defa neden diye değil nasıl diye sormak istedim Eflin’e. Yapamazdım.

Kuntay ve Eflin’in mazisini öğrenmeliydim. Hızla yerimden kalktım. Başlayacaktım bir yerden. Yılanın başını bulacak, ezecek bir daha bana dolanmasına izin vermeyecektim.

Bahçenin devasa kapısından çıkarken önümü kesti birisi. Sinirden gözüm kimseyi görmeyecek durumdaydı, bu dışarıdan belli olmuyor muydu?

“Eslem, yanına geliyordum tam. Sen nereye gidiyordun? Dersin bitti mi?” Merya.

“Hayır, işim çıktı acil haberleşiriz.” dedim hızımı kesmeden arabaya girdim. Şoför bana baktı. Hiçbir şey belli etmek istemiyordum.

“Korsellerin evlerine gidiyoruz.” dediğimde adam öylece baktı. Nedene mi ihtiyaç duymalıydım illa. Öyle olsundu. “Kuzenimi özledim.” dedim en yapmacık halimle, sinirliyken rol yapamadığım gibi en iyi şekilde oynamalıydım piyeste bana düşeni. Bu piyesi yazan kim bilmiyordum, bilmeliydim.

Araba nerdeyse bir saate yakın bi’ sürenin sonunda ihtişamlı köşkte durdu. Teyzem, anneme nazaran hep şovcu biri olmuştu. Kapının önünde durduğumuzda arka camı açtım beni gören güvenlik telsize söylediği şeylerden sonra eliyle içeriye yönlendirdi. Araba durur durmaz, indim. Kapıya yaklaştım henüz çalmadan açıldı.

Sare Korsel.

“Canım yeğenim gelmiş, şeref vermiş. Keşke öncesinde haber verseydin hazırlık yapardım.” dedi eliyle içeriyi gösterirken. Temastan pek hazetmediğimi bildiğinden girişim de bulunmamıştı sarılmak için. Üstündeki gündelik yaşantıya fazla kaçan zümrüt yeşili abiyesiyle, normal gelirli herhangi ailenin tüm hayatını ve sonraki nesillerini kurtarmaya yetecek takıları göze batıyordu. Ev terlikleri niyetiyle giydiği topuklularla günün sonuna sağ çıkabiliyor olması hayret vericiydi. Ve evet teyzem hep böyleydi. Hazırlık yapardım demesine rağmen evde çeşit çeşit tatlı, beraberindeyse yemekler olduğuna emindim. Normali buydu.

“Eflin’i görmeye geldim aslında, kalmayacağım zaten. Bi dahakine haber veririm ödeşiriz.” dedim. Yalandı. Haber vermeyecektim. Gelmeyecektim de. Biliyordu.

“Yukarda, odasında. Yerini hatırlıyor musun eşlik edeyim mi?” dedi. Bu topuklularla üç kat yukara çıkartırsam annem benimle gurur duyabilirdi. Ama o sesi çekemezdim.

“Ben hallederim.” diyip fayans döşeme her birinde farklı ışık sistemi bulunan merdivenlere yöneldim. Üçerli çıktığım merdivenlerin ardından, o kapıyı gördüm.

Çalmaya cesaret edemezdim belki konu Asaf olmasa. Çaldım.

“Birazdan gel, anne.” dedi yorgun bir ses. Kapıyı açtım. Odadan başka seslerde geliyordu. “Arkadaşlarım gitsin geleceğim yemeğe ve hayır kalmazlar.” dedi beni görmeden. Hafifçe öksürdüm. Kafasını kaldırdı. Eski tozlu bir kitabı eline almıştı sanki, ilk sayfasını açtı; ilk kelimesini okudu.

“Eslem?”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

97okunma 7beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18