5. bölüm / 5
ÇELIK MIRASBölüm 5
Bölümler 5Şu an: Bölüm 5
- 1 Bölüm 11.939 kelime
- 2 Bölüm 22.481 kelime
- 3 Bölüm 31.764 kelime
- 4 Bölüm 41.691 kelime
- 5 Bölüm 51.357 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Alp…”
Babamın sesiydi.
On yedi yıldır duymadığım, ama tek bir kelimesini bile unutmadığım o ses.
Koridorun karanlığına baktım.
“Baba?”
Ece bir anda yanıma geldi.
“Alp, dur.”
“Babam burada.”
“Hayır.”
“Sesini duydum.”
“Ben de duydum.”
Ece'nin yüzündeki korku geri dönmüştü.
“Bu onun sesi olabilir.”
“Olabilir mi?”
“Çelik sistemi sesleri taklit edebilir.”
Tam o anda hoparlörlerden yeniden ses geldi.
“Ece.”
Ece dondu.
“Beni duyuyorsan…”
Kısa bir parazit.
Sonra:
“Alp'i oradan çıkar.”
Ece başını kaldırdı.
“Baba…”
Kelime ağzından istemsizce çıkmıştı.
O an anladım.
Ece de onu tanıyordu.
Hem de sadece dosyalardan değil.
“Sen onunla konuştun.”
Ece cevap vermedi.
“Ne zaman?”
“Alp…”
“Ne zaman, Ece?”
“Birkaç ay önce.”
İçimde bir şey buz kesti.
“Babamla birkaç ay önce konuştun ve bana söylemedin.”
“Çünkü seni korumaya çalışıyordum.”
“Artık bu cümleye inanmıyorum.”
Ece sustu.
Koridorun sonunda bir kapı açıldı.
Ardından mekanik bir ses:
KİLİT AÇILIYOR.
Kapı ağır ağır yana kaydı.
İçerisi tamamen karanlıktı.
Sonra karanlığın içinde küçük bir ışık belirdi.
Mavi.
Bir insan silueti.
Bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
“Arda…”
Söylediğim anda siluet durdu.
Kalbim hızlandı.
Karşımdaki çocuk değildi artık.
Uzun boylu, zayıf, yüzünde yılların yorgunluğu olan bir adamdı.
Saçlarının arasında birkaç beyaz tel vardı.
Ama gözleri…
O gözleri tanıyordum.
Çocukluğumdaki fotoğraftan.
Kabuslarımdan.
Hatırlayamadığım anılardan.
“Alp.”
Sesini duyduğum anda dizlerimin bağı çözülecek gibi oldu.
“Arda?”
Bana doğru bir adım attı.
Ece silahını kaldırdı.
Arda ona baktı.
“Silahını indir, Ece.”
Ece'nin eli titredi.
“Sen…”
“Beni tanıyorsun.”
“Öldüğünü söylediler.”
Arda acı bir şekilde gülümsedi.
“Bana da seni öldü dediler.”
Birbirimize baktık.
İki yabancı gibi.
Ama içimde başka bir şey vardı.
Sanki onu yıllardır bekliyordum.
“Beni neden çağırdın?”
Arda'nın yüzü ciddileşti.
“Çünkü artık seni saklayamazlar.”
“Kim?”
“Babamız.”
Bu kelime koridorda yankılandı.
Babamız.
“Babam bunu mu yaptı?”
Arda başını salladı.
“Babamız bizi yaratmadı, Alp.”
Bir an durdu.
“Bizi seçti.”
“Ne demek bu?”
Arda bana yaklaştı.
“Çelik Projesi başlamadan önce de vardık.”
Göğsümdeki çekirdek hafifçe parladı.
Arda bunu fark etti.
“Bunu hâlâ taşıyorsun.”
“Bu şey ne?”
“Bir enerji kaynağı değil.”
“Ne?”
Arda gözlerimin içine baktı.
“Bir anahtar.”
Ece araya girdi.
“Arda, bunu burada konuşamayız.”
Arda ona döndü.
“Sen hâlâ ona her şeyi söylemedin.”
Ece sessiz kaldı.
“Ne söylemedi?”
Arda cevap vermeden önce alarm yeniden çaldı.
YABANCI BİRİM YAKLAŞIYOR.
Arda'nın yüzü değişti.
“Vaktimiz yok.”
“Kim geliyor?”
“Onu uyandıran kişi.”
“Kim?”
Arda gözlerini kapattı.
“Bilmiyorum.”
Sonra bana baktı.
“Ama seni benden önce bulmak istiyor.”
Koridorun derinliklerinden metalik ayak sesleri gelmeye başladı.
Bir.
İki.
Üç.
Arda kolunu kaldırdı.
Bileğinin altında ince bir ışık çizgisi oluştu.
Benim zırhımdaki ışığa benzeyen bir enerji.
“Sen de zırh kullanıyorsun.”
“Ben zırh kullanmıyorum.”
Kolundaki ışık genişledi.
“Çelik benim içimde.”
Göğsümdeki çekirdek buna tepki verdi.
Bir anda ikimizin arasında mavi bir enerji hattı oluştu.
Sistem bağırdı:
EŞLEŞME TAMAMLANDI.
DENEK 06 ↔ DENEK 07
ORTAK PROTOKOL AKTİF.
Arda gözlerini bana dikti.
“Demek hâlâ çalışıyor.”
“Ne çalışıyor?”
“Bizi birbirimize bağlayan şey.”
“Arda, ne yaptılar bize?”
Arda'nın yüzündeki ifade değişti.
İlk kez ağabeyim gibi baktı bana.
“Bilmiyorsun.”
“Ne bilmiyorum?”
“Sen ilk denek değildin.”
“Dosyada 07 yazıyor.”
“Çünkü altıdan sonra yedi geldin.”
“Peki birden altıya kadar kim vardı?”
Arda sustu.
Ece'nin yüzündeki korkuyu gördüm.
“Ece…”
O da sustu.
Arda fısıldadı:
“Bizden önce altı kişi daha vardı.”
Koridordaki ayak sesleri yaklaşıyordu.
“Onlara ne oldu?”
Arda cevap vermedi.
Çünkü karanlığın içinden bir ses geldi.
“Bunu öğrenmenin zamanı geldi.”
Ses babamın sesi değildi.
Bu kez başka biriydi.
Soğuk.
Sakin.
Ve çok yakından geliyordu.
Arda arkasını döndü.
“Geç kaldık.”
Karanlığın içinden siyah zırhlı bir figür çıktı.
Ama bu kez yüzünde maske yoktu.
Adamın yüzünü gördüğümde içimde bir hatıra parçalandı.
Bir laboratuvar.
Altı çocuk.
Bir doktor.
Ve duvarda yazan tek bir cümle:
ÇELİK PROJESİ — AŞAMA 1: BAĞLANTI
Adam bize baktı.
Sonra Arda'ya.
“Altı numara.”
Ardından bana döndü.
“Yedi numara.”
Bir adım attı.
“Ve sonunda ikiniz de aynı yerde.”
Arda önüme geçti.
“Alp, ne olursa olsun çekirdeğini kapatma.”
“Neden?”
Çünkü Arda'nın gözlerinde ilk kez gerçek bir korku gördüm.
“Çünkü onu kapatırsan…”
Bir an sustu.
“…seni bir daha hatırlamayabilir.”
Göğsümdeki kırmızı ışık yükseldi.
Sistem devreye girdi.
HATIRA BLOKAJI KALDIRILIYOR.
Ve hayatımda ilk kez…
Çocukluğumun tamamını görmeye başladım. Gözlerimi kapattım.
Ama karanlık gelmedi.
Tam tersine…
Her şey daha da aydınlandı.
Beyaz bir oda.
Soğuk metal zemin.
Camın arkasında insanlar.
Bir alarm sesi.
Ve iki çocuk.
Arda.
Ben.
Henüz beş yaşındaydım.
Elimde küçük bir oyuncak vardı.
Kırmızı bir araba.
Arda karşımdaki sandalyede oturuyordu.
“Alp, korkma.”
Çocuk halimde ona baktım.
“Korkmuyorum.”
“Yalan söylüyorsun.”
Gülmüştüm.
Sonra kapı açılmıştı.
İçeri babam girmişti.
Ama yalnız değildi.
Yanında genç bir Ece vardı.
Ece'nin elinde küçük metal kutu vardı.
Aynı kutu.
Aynı sembol.
ÇELİK.
Görüntü değişti.
Başka bir oda.
Duvarlarda altı ekran.
Her ekranda bir çocuk.
DENEK 01
DENEK 02
DENEK 03
DENEK 04
DENEK 05
DENEK 06 — ARDA
Sonra yedinci ekran açıldı.
DENEK 07 — ALP
Kalbim hızlandı.
Bir ses duyuldu.
“Bağlantı başlatılıyor.”
Babamın sesiydi.
“Ya çalışmazsa?”
Bu kez başka bir erkek konuştu.
Doktor Selim.
“Çalışacak.”
“Ya iki çekirdek birbirini reddederse?”
Selim cevap verdi.
“O zaman ikisini de kaybederiz.”
Görüntü titredi.
Arda'nın bulunduğu odaya baktım.
Kardeşim ayağa kalkmıştı.
“Alp'i bırakın!”
Bir doktor onu tutmaya çalışıyordu.
Arda bağırıyordu.
“Onu bana bağlamayın!”
Sonra bana baktı.
Çocuk gözleri korkuyla doluydu.
“Alp!”
“Arda!”
Sesim boğazımdan çıkmadı.
Sadece hatıranın içinde yankılandı.
Arda bana doğru koşmaya çalıştı.
Ama iki kişi onu tuttu.
Babam başını eğdi.
“Başlatın.”
O an göğsümde korkunç bir acı hissettim.
Gerçek dünyada da dizlerimin üzerine çöktüm.
“Alp!”
Ece'nin sesini duydum.
Gözlerimi açtım.
Arda önümdeydi.
“Hatırlıyorsun.”
“Bizi bağladılar.”
Arda sustu.
“Bizi birbirimize bağladılar!”
“Evet.”
“Niye?”
“Çünkü sen ölüyordun.”
“Ben zaten ölüyordum?”
Arda'nın gözleri doldu.
“Kalbin durdu.”
Dört dakika on iki saniye.
Bu kez sayının anlamını biliyordum.
“Ve sen…”
“Ben sana bağlandım.”
“Ne?”
Arda göğsünü gösterdi.
“Benim ilk çekirdeğim senin vücuduna aktarıldı.”
Başım döndü.
“Benim çekirdeğim…”
“Tam olarak senin değil.”
Arda'nın sözleri içimde yankılandı.
“Senin hayatta kalmanı sağlayan şey benim içimde başlayan teknolojiydi.”
Ece sessizce arkamızda duruyordu.
Ona döndüm.
“Sen bunu biliyordun.”
Ece başını eğdi.
“Evet.”
“Ne zamandır?”
“En başından beri.”
Bu kez cevap vermesi canımı daha çok acıttı.
“Peki neden bana söylemedin?”
“Çünkü baban bana bir söz verdirdi.”
“Ne sözü?”
Ece gözlerini kaldırdı.
“Eğer bir gün hatırlarsan…”
Durdu.
“Ne?”
“Sana gerçeği kendisinin anlatacağını söyledi.”
“Babam nerede?”
Ece cevap veremedi.
Arda karanlık koridora baktı.
“Artık önemli değil.”
“Nasıl değil?”
“Çünkü o da kaçıyor.”
“Kimden?”
Arda cevap vermeden önce dışarıdan bir patlama sesi geldi.
GÜMMM!
Tavan sarsıldı.
Doktor Selim yere düştü.
Siyah zırhlı adam bir anda ileri atıldı.
Arda beni itti.
Metal yumruk duvara çarptı.
Ben zırhın savunma sistemini aktif ettim.
KALKAN PROTOKOLÜ.
Kolumdan enerji yayıldı.
Saldırıyı karşıladım.
Adam birkaç metre geriye savruldu.
Arda bana baktı.
“Artık hatırlıyorsun.”
“Biraz.”
“Yeter.”
“Ne için?”
“Kaçmak için.”
“Ben kaçmayacağım.”
Arda başını salladı.
“Bunu söyleyeceğini biliyordum.”
Sonra Ece'ye baktı.
“Sen de geliyorsun.”
Ece şaşırdı.
“Benim gelmemi istemediğini sanıyordum.”
“İstemiyorum.”
“Öyleyse?”
Arda'nın yüzü sertleşti.
“Çünkü hâlâ sana güvenmiyorum.”
Ece sustu.
Ben ikisinin arasında kaldım.
“Ne biliyorsunuz?”
Arda cevap vermedi.
“Benden başka ne saklıyorsunuz?”
Bu kez Ece konuştu.
“Alp…”
“Hayır.”
Sesim yükseldi.
“Artık yeter.”
Göğsümdeki çekirdek yeniden parladı.
“Babam beni denek yaptı.”
Arda başını eğdi.
“Evet.”
“Sen bana bağlandın.”
“Evet.”
“Ece bütün bunları biliyordu.”
“Evet.”
“Ve altı denekten önce beş kişi daha vardı.”
Sessizlik.
“Onlara ne oldu?”
Arda'nın yüzü değişti.
“Bilmiyoruz.”
“Bilmiyorsunuz?”
“Dosyaları silindi.”
“Kim sildi?”
Arda bana baktı.
“Sen.”
Donup kaldım.
“Ne?”
“Dosyaları sen sildin.”
“Ben beş yaşındaydım!”
“Biliyorum.”
“Nasıl yapabilirim?”
Arda'nın gözleri göğsümdeki çekirdeğe kaydı.
“Çelik'i kullanarak.”
Tam o anda sistem açıldı.
ESKİ KAYIT BULUNDU.
Ekranda çocukluk görüntüm belirdi.
Beş yaşındaydım.
Kameraya bakıyordum.
Sonra elimdeki kırmızı arabayı yere bıraktım.
Başımı kaldırdım.
Ve çocuk halim kameraya tek bir cümle söyledi:
“Onları ben sakladım.”
Nefesim kesildi.
“Ben…”
Ekrandaki çocuk devam etti:
“Çünkü babam onları geri getireceğini söyledi.”
Görüntü kapandı.
Arda bana baktı.
“İşte bu yüzden seni yıllarca uyuttular.”
“Ne sakladım?”
Arda cevap vermedi.
Koridorun öbür ucundan bir kapı açıldı.
İçeriden soğuk hava geldi.
Ve karanlığın içinden metal bir sandık çıktı.
Üzerinde yedi sembol vardı.
Altısı sönüktü.
Yedincisi…
Kırmızı yanıyordu.
Arda sandığa baktı.
“Bunu açarsan…”
“Ne var içinde?”
Arda birkaç saniye sustu.
“Çelik Projesi'nin ilk gerçeği.”
Ece fısıldadı:
“Ve Alp'in neden seçildiğinin cevabı.”
Sandığa doğru yürüdüm.
Elimi kapağın üzerine koydum.
Sistem beni tanıdı.
DENEK 07 DOĞRULANDI.
KAYITLAR AÇILIYOR.
Kilidin sesi duyuldu.
Bir.
İki.
Üç.
Sandık açılmaya başladı.
Ama kapağın iç tarafında gördüğüm şey…
Beni olduğum yerde dondurdu.
İçeride bir dosya vardı.
Üzerinde benim adım yazıyordu.
ALP DEMİR
Altında ise kırmızı harflerle tek bir kelime:
İLK.
Bölüm etkileşimi
