4. bölüm / 5
ÇELIK MIRASBölüm 4
Bölümler 5Şu an: Bölüm 4
- 1 Bölüm 11.939 kelime
- 2 Bölüm 22.481 kelime
- 3 Bölüm 31.764 kelime
- 4 Bölüm 41.691 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Bölüm 51.357 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Adam üzerime doğru koştu.
Ben de bekledim.
Neden beklediğimi bilmiyordum.
Belki korkudan.
Belki de içimdeki o garip sesin ne yapacağımı zaten bildiğinden.
Adam yumruğunu savurdu.
Başımı son anda yana çevirdim.
Metal yumruk omzumun üzerinden geçti ve arkamdaki beton duvara çarptı.
GÜMMM!
Duvar çatladı.
Bir adım geri çekildim.
“Bu kadar mı?” dedim.
Adam durdu.
“Baban da böyle konuşurdu.”
İçimde bir şey koptu.
“Babamı nereden tanıyorsun?”
Cevap vermedi.
Tekrar saldırdı.
Bu kez zırh hareket etti.
Ben düşünmeden kolumu kaldırdım.
ÇAT!
İki metal kol birbirine çarptı.
Çarpışmanın gücü beni birkaç metre geriye savurdu.
Ayaklarım zeminde iz bırakarak durdu.
Ece ateş etti.
Mermiler adamın zırhına çarptı ama etkisiz kaldı.
Adam başını ona çevirdi.
“Sen hâlâ onun yanında mısın?”
Ece'nin yüzü sertleşti.
“Her zamankinden daha fazla.”
Adam kısa bir kahkaha attı.
“Bunu söylediğinde de on iki yaşındaydın.”
Ece dondu.
Ben ona baktım.
Adam tekrar bana döndü.
“İşte bunu merak ediyorsun, değil mi?”
“Ne?”
“Ece'nin sana anlatmadıklarını.”
Ece bağırdı:
“Alp, onu dinleme!”
“Niye?”
“Çünkü seni manipüle ediyor.”
Adam başını yana eğdi.
“Ben mi?”
Sonra Ece'ye baktı.
“Sen ona söylemedin mi?”
Ece sustu.
“Onu o gece sen bulmadın mı?”
Kalbim duracak gibi oldu.
“O gece…”
Ece'nin yüzündeki ifade değişti.
Adam devam etti:
“Çelik odasının kapısını açan sendin.”
Ece'nin gözleri doldu.
“Yeter.”
“Alp'in kalbi durduğunda yanında olan sendin.”
“Yeter!”
“Ve ona yapılan son işlemi izleyen de sendin.”
“YETER!”
Ece'nin sesi koridorda yankılandı.
Ben olduğum yerde kaldım.
“Ece…”
Bana bakamadı.
“Ne yaptı sana?”
Sessizlik.
“Ece, bana ne yaptılar?”
“Ben yapmadım.”
Sesi titriyordu.
“Ne yaptılar?”
Ece gözlerini kapattı.
“Baban… seni kurtarmaya çalışıyordu.”
“Bu cevabı daha önce de duydum.”
“Çünkü gerçek buydu.”
“Peki sen neden oradaydın?”
Ece cevap vermedi.
Adam araya girdi.
“Çünkü onun görevi seni izlemekti.”
Ece silahını tekrar kaldırdı.
“Bir kelime daha söylersen—”
“Ne yapacaksın?”
Adam maskesini çıkarmaya başladı.
Yavaşça.
Önce boynundaki kilit açıldı.
Sonra yüzünü kapatan siyah plaka yukarı kalktı.
Yüzünü gördüğüm anda nefesim kesildi.
Tanıdık değildi.
Ama gözleri…
Gözlerinde bir şey vardı.
Bir anlığına çocukluğumdaki o odayı gördüm.
Beyaz ışık.
Cam.
Arda.
Ve onun yanında duran başka bir çocuk.
Ben.
Sonra adam konuştu.
“Beni hatırlamadın.”
Sesini duyduğum anda başımın içinde korkunç bir ağrı başladı.
“Sen…”
Kelimeyi çıkaramadım.
Adam bana baktı.
“Ben Arda değilim.”
Ece bir adım geri çekildi.
“Alp, buradan çık.”
“Kim bu?”
Adam cevap verdi:
“Çelik Projesi'nin ilk sahibi.”
Göğsümdeki çekirdek aniden kızardı.
Sistem devreye girdi.
KİMLİK DOĞRULANIYOR…
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra:
ERİŞİM SEVİYESİ: 01
Adam gülümsedi.
“Beni hâlâ tanıyor.”
Ekranda yeni bir kayıt açıldı.
PROJE KURUCU: KEMAL DEMİR
Altında ikinci bir isim vardı.
Ama görüntü bozuktu.
Sadece birkaç harf seçilebildi:
…AR…
Ece ekrana baktı.
“Hayır.”
“Ne?”
“Bu dosya burada olmamalı.”
“Sen bu dosyayı biliyorsun.”
Ece cevap vermedi.
Dosya bir anda kapandı.
Ardından bütün tesisin ışıkları söndü.
Karanlık.
Bir saniye sonra kırmızı acil durum ışıkları yandı.
Sistemin sesi kulağımda fısıldadı:
ALP DEMİR.
GÜVEN PROTOKOLÜ İHLAL EDİLDİ.
ECE KAYA: DOĞRULANAMADI.
O an Ece'ye baktım.
O da bana bakıyordu.
İkimizin arasında birkaç metre vardı.
Ama ilk kez sanki aramızda yıllar vardı.
“Ece…”
“Alp, ne görüyorsan ona hemen inanma.”
“Peki sana ne kadar inanmalıyım?”
Cevap vermedi.
Uzakta bir kapı açıldı.
Adam ortadan kaybolmuştu.
Koridorun sonunda yalnızca tek bir mesaj yanıp sönüyordu:
DENEK 06'YA ULAŞMADAN ÖNCE GERÇEĞİ BUL.
Arda.
Kardeşim.
Hâlâ hayattaydı.
Ve artık emindim.
Bizi sadece biri izlemiyordu.
Bizi yıllardır biri yönetiyordu.
Ben ise ilk kez oyunun içinde olduğumu değil…
Oyunun kendisinin bir parçası olduğumu anlamaya başlamıştım. Koridorun sonunda yanan kırmızı ışığa baktım.
DENEK 06'YA ULAŞMADAN ÖNCE GERÇEĞİ BUL.
Bu cümle kafamın içinde dönüp duruyordu.
“Arda nerede?” dedim.
Ece cevap vermedi.
“Ece.”
“Bilmiyorum.”
“Yalan.”
Başını kaldırdı.
“Bilmiyorum, Alp.”
Sesindeki ton farklıydı.
İlk kez gerçekten bilmiyor gibiydi.
Zırhın ekranı önümde açıldı.
HEDEF KONUMU GÜNCELLENDİ.
Haritada yeraltı tesisinin daha derinlerinde bir nokta belirdi.
“Arda burada.”
Ece ekrana baktı.
“Hayır.”
“Ne?”
“Orası Çelik Projesi'nin çekirdek laboratuvarı.”
“Gidelim.”
Ece kolumdan tuttu.
“Oraya giremeyiz.”
“Ben girebilirim.”
“Alp, anlamıyorsun.”
“Ne anlamıyorum?”
Ece birkaç saniye sustu.
“Orası senin kazanın olduğu yer.”
İçimdeki bütün sesler sustu.
“Benim kazam…”
“Evet.”
Bir an gözlerimi kapattım.
Yine o görüntü geldi.
Beyaz oda.
Kırmızı alarm.
Küçük bir çocuk.
Arda.
Ve yerde yatan ben.
Ama bu kez görüntünün devamını gördüm.
Bir adam koşarak içeri giriyordu.
Kemal.
Arkasından genç bir Ece geliyordu.
Elinde küçük metal bir kutu vardı.
Kutunun üzerinde aynı sembol vardı.
ÇELİK.
Ece'nin elindeki kutuya baktım.
“Onu hatırlıyorum.”
Ece'nin yüzü değişti.
“Neyi?”
“Eline aldığın kutuyu.”
Ece hemen geri çekildi.
“Bunu nasıl…”
“İçinde ne vardı?”
Cevap vermedi.
“Ece.”
“Bir çekirdek.”
Göğsümdeki enerji çekirdeğine baktım.
“Benim çekirdeğim mi?”
“İlki.”
“İlki?”
Ece derin bir nefes aldı.
“Senin göğsündeki teknoloji ilk başta sana ait değildi.”
“Arda'nın mıydı?”
Ece başını salladı.
“Hayır.”
“Kimindi?”
Ece'nin gözleri yere indi.
“Bilmiyorum.”
“Bilmiyorsun?”
“Bana sadece onu getirip takmamı söylediler.”
“Kim söyledi?”
Ece sustu.
Yine aynı şey.
Her cevabın arkasında başka bir soru vardı.
Tam konuşacakken zırhın ekranı titredi.
YAKINDA HAREKET ALGILANDI.
Koridorun ilerisinden metalik bir ses geldi.
Bir kapı açıldı.
Sonra bir ses:
“Alp…”
Donup kaldım.
Bu sesi tanıyordum.
Çocukluğumdan.
Kabuslarımdan.
Arda.
“Alp, beni duyuyorsan…”
Ece bana baktı.
“Bu gerçek mi?”
“Bilmiyorum.”
Ses yeniden geldi.
“Buraya gelme.”
Kaşlarımı çattım.
“Ne?”
“Buraya gelirsen seni de değiştirecekler.”
“Kim?”
Cevap gelmedi.
Sonra sistem devreye girdi.
SES KAYNAĞI DOĞRULANIYOR.
Birkaç saniye sonra:
DENEK 06 — %87 EŞLEŞME.
Ece'nin yüzü gerildi.
“Yüzde seksen yedi?”
“Ne demek bu?”
“Ses değişmiş olabilir.”
“Arda olduğunu düşünmüyorsun.”
“Hayır.”
“Niye?”
Ece bana baktı.
“Çünkü Arda'nın sesini son duyduğumda…”
Sustu.
“Ne zaman?”
“On yedi yıl önce.”
“Ve?”
“Bana bir şey söyledi.”
“Ne söyledi?”
Ece gözlerini kapattı.
“‘Alp'e söyleme.’”
İçimde soğuk bir şey yayıldı.
“Ne söyleme?”
Ece cevap vermedi.
“Ece.”
“Arda, o gece sana ne olduğunu öğrenmememi istedi.”
“Benim başıma ne geldiğini?”
“Evet.”
“Ve sen dinledin.”
“Evet.”
“On yedi yıl boyunca.”
“Evet.”
O anda ona kızmam gerekiyordu.
Ama kızamadım.
Çünkü yüzündeki ifadede başka bir şey vardı.
Suçluluk.
Ve korku.
Tam o sırada koridorun diğer ucunda bir ışık yandı.
Ardından bir tane daha.
Sonra üçüncüsü.
Kırmızı ışıklar tek tek ilerliyordu.
Bir şey bize doğru geliyordu.
Ece silahını kaldırdı.
“Hazır ol.”
“Ne geliyor?”
“Bilmiyorum.”
Zırhın sistemi cevap verdi.
TEHDİT TESPİT EDİLDİ.
SAYI: 1
Sonra sayı değişti.
SAYI: 2
Bir saniye sonra:
SAYI: 3
Ece bana baktı.
“Burası boşaltılmamış.”
Koridorun karanlığından üç siluet çıktı.
Ama bu kez siyah zırhlı askerler değildi.
Üçü de beyaz laboratuvar kıyafetleri giyiyordu.
En öndeki adam yaşlıydı.
Elinde tablet vardı.
Bana baktı.
Sonra Ece'ye.
“Sonunda geri döndün.”
Ece'nin yüzü bembeyaz oldu.
“Doktor Selim…”
Yaşlı adam gülümsedi.
“Beni hatırlaman güzel.”
Ben Ece'ye döndüm.
“Bu adam kim?”
Ece cevap vermedi.
Doktor Selim tableti kaldırdı.
“Alp Demir.”
Adımı söylerken sanki bir dosya okuyor gibiydi.
“On yedi yıl önce seni kaybetmiştik.”
Bir adım attı.
“Sonra baban seni yeniden hayata döndürdü.”
Bir adım daha.
“Fakat bir şeyi hesaba katmadı.”
“Ne?”
Doktor Selim gülümsedi.
“Çelik'in insanı değiştireceğini.”
Göğsümdeki çekirdek aniden parladı.
Ve içimdeki ses ilk kez kendi kendine konuştu:
ONA İNANMA.
Ama bu kez ses benim sesim değildi.
Arda'nın sesiydi.
“Alp…”
Başımı kaldırdım.
Doktor Selim'e baktım.
“Arda nerede?”
Gülümsemesi kayboldu.
“Arda mı?”
“Evet.”
Yaşlı adam birkaç saniye sustu.
Sonra tableti kapattı.
“Onu gerçekten hatırlamaya başladın.”
Ece silahını kaldırdı.
“Alp, geri çekil.”
Ama ben geri çekilmedim.
Çünkü o anda anladım.
Doktor Selim Arda'nın nerede olduğunu biliyordu.
Ve belki de…
Ece'nin bana söylemediği her şeyi de.
Doktor Selim'in gözlerinin içine baktım.
“Arda nerede?”
Bu kez sesim daha sert çıktı.
Yaşlı adam başını hafifçe yana eğdi.
“Sen hâlâ onun hayatta olduğunu düşünüyorsun.”
“Çünkü sistem onu buldu.”
“Çelik sistemi yanılmaz değildir.”
“Sen yanılıyorsun.”
Selim gülümsedi.
“Bunu baban da söylerdi.”
Yine babam.
Herkes babamdan bahsediyordu.
Ama kimse bana gerçeği söylemiyordu.
“Babam burada ne yaptı?”
Selim'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Baban bir şey yapmadı.”
Kısa bir sessizlik.
“Baban bir şey yaptıktan sonra pişman oldu.”
Ece hemen araya girdi.
“Selim, yeter.”
Doktor ona döndü.
“Sen hâlâ onun yanında mısın?”
“Ben kimsenin yanında değilim.”
Selim güldü.
“On yedi yıl önce de aynısını söylemiştin.”
Ece'nin eli titredi.
Bunu fark ettim.
“On yedi yıl önce ne yaptın?”
Ece bana baktı.
“Alp…”
“Hayır.”
Bir adım attım.
“Bu kez kaçma.”
Ece cevap vermeden önce Selim konuştu.
“Ece sana söylemedi mi?”
“Ne?”
“Senin neden hayatta kaldığını.”
Göğsümdeki çekirdek bir anda ısındı.
“Bunu biliyor musun?”
Selim başını salladı.
“Ben seni o masaya yatıran ekibin başındaydım.”
Ece gözlerini kapattı.
“Selim…”
“Ve seni oradan çıkaran da bendim.”
Bir an durdum.
“Sen mi?”
“Evet.”
“Babam nerede?”
“Yukarıdaydı.”
“Ne yapıyordu?”
“İzliyordu.”
İçimdeki öfke yükseldi.
“Babam beni izledi mi?”
“Evet.”
“Kalbim dururken?”
Selim cevap vermedi.
Bu sessizlik yeterliydi.
“Kaç dakika?”
Selim gözlerini kaçırmadan söyledi:
“Dört dakika on iki saniye.”
Nefesim kesildi.
Aynı sayı.
Çocukluğumdan beri rüyalarımda gördüğüm sayı.
4:12
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Çünkü süreyi ben tuttum.”
Ece'nin gözlerinden yaş süzüldü.
“Yeter artık.”
Selim ona baktı.
“Senin de bir sırrın var, Ece.”
Ece silahını ona doğrulttu.
“Bir kelime daha söylersen…”
“Beni vuracak mısın?”
Selim sakince yaklaştı.
“Beni vurursan Alp, neden yıllarca Ece'nin seni izlediğini asla öğrenemez.”
Silahın namlusu titredi.
Ben Ece'ye baktım.
“Beni izledin mi?”
Ece cevap vermedi.
“Ece.”
“Evet.”
Tek kelime.
İçimdeki bütün öfke sustu.
“Ne zamana kadar?”
“Sen on sekiz yaşına gelene kadar.”
“Sonra?”
“Sonra seni bıraktım.”
“Kimden izin alarak?”
Ece'nin gözleri doldu.
“Kimseden.”
Selim araya girdi.
“Çünkü o gece sana söz verdi.”
“Ne sözü?”
Selim susunca Ece başını kaldırdı.
“Alp'e hiçbir zaman söylemeyecektim.”
“Ne söylemeyecektin?”
Ece dudaklarını araladı.
Ama tam o anda bütün tesisin alarmı çalmaya başladı.
KIRMIZI ALARM.
Selim'in tabletinde bir uyarı belirdi.
Adamın yüzü değişti.
“Hayır…”
Ece ona baktı.
“Ne oldu?”
Selim ekrana kilitlendi.
“Denek 06.”
Kalbim hızlandı.
“Arda mı?”
Selim başını kaldırdı.
“Uyandı.”
Koridorun derinliklerinden metal bir ses geldi.
Ardından bir çığlık.
Sonra başka bir ses.
Bir şey ağır ağır zeminde sürükleniyordu.
Ece silahını indirdi.
“Bu mümkün değil.”
“Ne mümkün değil?”
“Arda'nın uyanması.”
“Niye?”
Ece bana baktı.
“Çünkü Arda uyandırılmadı.”
“Ne demek bu?”
Selim cevap verdi.
“Arda'nın uyanması için birinin onu çağırması gerekiyordu.”
Göğsümdeki çekirdek yeniden parladı.
Sistem açıldı.
BAĞLANTI KURULUYOR.
DENEK 06.
DENEK 07.
Ekranda iki isim yan yana belirdi.
Sonra aralarında bir çizgi oluştu.
KARDEŞ BAĞI: DOĞRULANDI.
Dünyam bir anlığına durdu.
Arda.
Kardeşim.
Bunca yıldır kayıp değildi.
Uyuyordu.
Ve şimdi uyanmıştı.
Ama neden?
Sistemin son mesajı ekrana düştü:
DENEK 06 SİZİ ÇAĞIRDI.
Ece bana baktı.
“Alp…”
“Ne?”
“Bence Arda bizi buraya getirmedi.”
“Kim getirdi?”
Ece'nin yüzündeki korkuyu gördüm.
“Arda'yı uyandıran kişi.”
Koridorun karanlığından bir ses geldi.
“Sonunda.”
Hepimiz döndük.
Karanlığın içinde iki kırmızı göz parladı.
Sonra bir ses:
“İki kardeş yeniden bir arada.”
Selim geri çekildi.
Ece silahını kaldırdı.
Ben ise olduğum yerde kaldım.
Çünkü o sesi tanıyordum.
Babamın sesiydi.
Bölüm etkileşimi
