3. bölüm · Çekim Yasası

3. BÖLÜM

Ela Kolbar

"TANIDIK KOKU"

Bir insan kelimeleri ile anlatamadıklarını gözleriyle ifade etmeye çalışır. Ağız yalan söyler ama gözler asla yalan söylemez. Gözler, sevginin en içten ifadesidir. Onlara baktığınızda ruhlarınız birbirine dokunur. Her ne kadar istemediğinizi dile getirsenizde bir çift göze aşık diğer gözlere kör olursunuz.

Cansu'nun anlatımıyla:
Dersler ilk gün mü bilinmez çok hızlı geçmişti ve öğle arasına girmiştik. Sınıfta ki çoğu kişi öğle arasında 3 aydır görüşemediği arkadaşları ile görüşmek için çıkmıştı. Tek bir kişi hariç. MAHİR. Sınıfa geldiğinden beri dışarı çıkmamıştı. İçimden bir ses onunla konuşmam gerektiğini söylüyordu. Havasız olan sınıfın camını açarak sırama oturdum ve çantamdan kekimi çıkararak Mahire
-Kek ister misin? Diye sordum. Sanki 3 bilinmeyenli denklem sormuşum gibi yüzüme aval aval baktı. Bu durum komiğime gitmişti. Tekrar Mahir'e dönerek:
-Hey sana diyorum! Sanki bu anı bekler gibi cümlemi bitirir bitirmez ayağa kalkarak ön sırama oturdu. Ve:
+Kek için teşekkür ederim Cansu. İznin olursa sana bir kaç şey sormak istiyorum.
-Tabi Mahir seni dinliyorum.
+Öncelikle ne olmak istiyorsun?
-Ben resim öğretmeni olmak istiyordum ama ailem iş imkanı olmadığı için doktor olmamı istiyor bende doktor olduktan sonra sergi atölyesi açmayı düşünüyorum. Sen ne olmak istiyorsun?
+Ben ne olmak istediğimi bilmiyorum Cansu. Açık konuşmak gerekirse sizin kadar iyi de değilim. Hatay'da iken okulum sizin ki kadar üstümüze düşmüyordu. Hatta hocalar derse girmiyordu Tabi bizde bu durumdan hoşnuttuk ama şimdi diyorum keşke hala derse girmeselerdi de okuluma gidebilseydim.
Mahir'in dediğinden çok etkilenmiştim belki de daha anlatmadığı neler vardır ama ben o yarasını kanatmak istemiyordum. Zamanı gelince kendisinin anlatacağına inanıyordum. Mahir'e üzüntümü belli ederek:
-Mahir, seni üzmek istemezdim kusura bakma ve gerçekten çok geçmiş olsun. Belki de İstanbul sana daha iyi gelecektir ve unutma ki her şey ders değil biz sınıfça sana yardım edebiliriz. Eksiklerin nereyse kapatırız söylemen yeterli.
+Teşekkür ederim Cansu. Hangi üniversiteye gitmeyi düşünüyorsun?
-Boğaziçi Üniversitesi.
+Peki Cansu senden bir şey isteyebilir miyim?
-Yapabileceğim bir şeyse neden olmasın?
+Ya ben nasıl ders çalışacağımı bilmiyorum. Eğer senin için sorun olmazsa numaranı alabilir miyim?
-Tabi ki. Eğer istersen ders programımı atarım sana, belki başta zorlanırsın ama zorla başlarsan her şey kolay gelir.
+Gerçekten bunu yaparsan beni çok mutlu edersin. Ne diceğimi bilemedim şuan teşekkür ederim Cansu.
-Rica ederim. Ders programım evde o yüzden akşama doğru atabilirim kusura bakma.
+Sorun yok. Etüte gitmeyi düşünüyor musun?
-Evet ama henüz nereye gideceğime karar vermedim. Çok bilindik bir etüt var muhtemelen oraya giderim. Sen düşünüyor musun?
+Evet çünkü okul yeterli olmaz benim için İstanbul'u da çok bilmiyorum neresi iyi neresi kötü sanırım biraz gezmem gerek.
Biraz mı? Ben 17 yıldır burdayım hala kayboluyorum. Tabi bunu ona söylemedim
-Haklısın istersen sana çok önerilen etütlerin adını söyleyeyim. Sende araştırırsın olur mu?
+Çok iyi olur Cansu. Teşekkür ederim kendimi çok mahcup hissettim
-Hayır lütfen öyle hissetme. Dediğim gibi tek ben değil bu sınıfta ki herkes sana yardım eder.
Dedikten sonra zil çaldı ve görüşürüz diyerek sırasına geçti.
Bir insanın nasıl biri olduğunu gözlerine bakarak anlayabiliyor musunuz bilmiyorum ama ben anlıyorum sanırım. Mahir'in gözlerinde kötülük yoktu. Açık kahverengi gözleri çok şey anlatmak istiyordu ama ağızı onu susturuyordu. Muhtemelen güç erkeğe güzellik kadına verilir diyerek acılarını gizliyordu. Zamanı geldiğinde anlatırdı ama ne şuan onun anlatacak bir psikolojisi vardı ne de benim duyacakları kaldıracak kadar psikolojim.
Son dersin bitmesine 5 dakika kalmıştı. Herkes yavaş yavaş toplanırken bende kulaklıklarımı çıkararak toplandım. Çıkış zili çalınca herkesin çıkmasını bekledim çünkü ezilmek istemiyordum sınıfta ki herkes çıktıktan sonra bende yavaş yavaş okul kapısına doğru yürüdüm. Okul kapısının orda Mahir'i gördüm ve el salladım. O da neşeli bir küçük çocuk gibi elini salladı. Okuldan çıkınca okulun karşısında tanıdık bir yüz beni bekliyordu Can'ım, abim. Muhtemelen iş çıkışı beni almak için gelmişti koşarak boynuna atladım ve: +Can'ım ne iyi ettin de geldin
-Cansuyum seni yürütecek gavatlık var mı bende. Diyerek sağ koltuğun kapısını açtı ve arabaya binerek gittik. Normalde evim yakındı ama beni düşünerek gelmesi bile beni mutlu ediyordu. Bir anda bizim evin sokağına değilde başka sokağa girince
+Hayırdır abi nereye gidiyoruz?
-Cansuyum, biliyorum bunun için erken ama babam bugün arayarak "Cansu'yu Rota etüt merkezine yazdır" dedi. Bu adamın başka ülkeden bizi yönetmesi gerçekten beni çok sinirlendiriyor yapacak bir şey yok Cansuyum başa gelen çekilir en azından dırdırından kurtuluruz.
Abim haklıydı, babam uzaktaydı ama evin içindeymiş gibi bizi yönetiyordu. Abimin dediklerine bir şey demeyerek radyonun sesini açtım ve sanki evren bana oyun oynuyormuş gibi (göksel-yalnız kuş) çalıyordu. Her ne kadar aşk şarkısı olarak kabul etseniz de ben bu şarkıyı her dinlediğimde babam aklıma geliyordu. Kafamı cama yaslayarak yolu izlemeye başladım ve Can'ım şarkıya eşlik etmeye başlayınca istemsizce gözümden damlalar akmaya başladı. Abim olmasa bile sesi o kadar huzur vericiydi ki şarkı söylemeye başlayınca tüylerim diken diken oluyordu. Can'ım ağladığımı fark etmiş olacak ki:
-Hay ağzıma kuşlar işesin. Cansuyum, meleğim seni üzmek son isteyeceğim bir şey bile değil. Lütfen üzülme bak beni de üzersin heeee. Babamı da boşver. Ben sana baba olmuyor muyum? Emin ol kendi ayaklarının üstünde durunca bu anları hatırlamayacaksın bile ve unutma ki Cansuyum düşerken yanında olmayan ayaktayken hiç olmasın.
Abim haklıydı. Babam aynıydı onu değiştiremezdim ama kendimi geliştirerek onun sözlerine kırılmayabilirdim.

Etüt merkezinin önüne geldiğimizde Can'ım arabayı durdurup bana bakarak
-Eğer iyi değilsen bekleyebiliriz kaçmıyor yaa.
+Yok Can'ım iyiyim. Çıkalım bitsin gitsin.
Dedikten sonra emniyet kemerimi çözerek arabadan indim. Temiz hava almak iyi gelmişti. Abim koluma girip beraber etüte çıktık. Etüt merkezinin kapısında "başarının en büyük anahtarı Rota oluşturmaktır." Yazıyordu, reklamın böylesi diyerek içeri girdik. Sekreter bizi müdüre hanımın yanına götürdü. Kapıyı tıklayıp açtığımızda içerde çok tanıdık bir koku vardı. Normalde etkilenmem ama o kadar tanıdıkdı ki olduğum yere çivilendim. Abim bana bakarak
-Cansuyum iyi misin?
Abimi duyuyordum ama koku o kadar çok etkilemişti ki konuşsam her an kokuyu bitirecekmiş gibi hissettim. Abime kafamı salladım ve müdüre hanımın karşısına oturduk. Bize öncelikle derslerin işleyişinden, hangi hocaların hangi derse gireceğinden, etüt kurallarından ve son olarak fiyattan bahsetti. Fiyata bakmamamızı söyledi çünkü bir hafta sonra bursluluk sınavı yapacaklarını dile getirdi. Son olarak bana dönerek
+Sizin geldiğiniz okuldan da birini kayıt ettim. Sıkılmazsın yani merak etme. Dedi acaba kayıt olan kişi kimdi? -neyse ne Cansu, önemli olan derslerin- evet iç sesim beni tersliyerek gene kendi izdivacına çekilmişti. Müdüre hanım ile her şeyi konuştuktan sonra etüt merkezinden çıkarak arabaya bindik. Neredeyse 45 dakika sürmüştü eve gelmemiz. Odama geçip telefonumu elime alarak Mahir'e söz verdiğim gibi çalışma programımı attım. Bana cevap olarak ok işareti atmıştı. Ne alaka bu şimdi diye düşünmüştüm. Sonuçta ona karşı kötü bir şey yapmamıştım. Amaaann iyilikte işe yaramıyor. İç sesim beni tamamen ele geçirdiğini düşünerek yatağıma yattım.

-Sizce Mahir neden ok işareti attı?
-Cansu'nun etüt merkezine yazılan kim?

BÖLÜMÜMÜZ BU KADARDI. BURAYA KADAR OKUDUĞUN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.
UNUTMAYIN Kİ BENZER BENZERİ ÇEKER.
BİR SONRA Kİ BÖLÜMDE AKLINIZDA Kİ BÜTÜN SORULARIN CEVABINI BULACAKSINIZ.