4. bölüm · Çatıkatı

4

R Y

Arda
Kral kız gecesi falan iyi harika da
Tepinmesek
Uyumaya calısıyorum malum iş falan varya
Ada
Noslfu
Arda
Ne demek noldu amm
O kadar ses var ki bi an benim odamdasınux sandım
Ada
He
Ozue diekram
Arda
Kafan mı guzel la senin
Düzgün yazsana
Ada
00.30 saniyelik ses kaydı
Yoksay/ Oynat
“Hihh anladı bu nasıl anladı? Kovucaklar beni offf. Alya napıcam ben a bune se-“
Arda
Lan harbi öylesin
Kızım senin sanki ayık halin cok düzgünmüş gibi bir de içtin mi
Ada
Hayrıa ben isöefmim
“Ya ah! Kolum!”
“Ada bağırma şşt.”
“Ya ne itiyorsun kolum acıyor.”
Arda
Al işte ev yıkıldı amk
bir de hala yok diyo
“Ada yürü bırak şu telefonu!”
LAN BAĞIRMA BAĞIRMA
Ada
Ama odj banana bagrıao
Arda
Nolur uyuyun kafayı yicem amk
Ada
Bidk Lisna aglıyos
Arda
Sabıramksabır/
Gitsem mi aq/
Lan yok ne alaka kızlar var zaten/
Ada
Arda
Arda
Efendim
Ada
Koslmau hissetmeşdupm
Arda
Ne
Ada
Kolamdı hiisseyrmsitom
Arda
Yav ne diyon ses at anlamıyorjm
Gece gece neyle uğraşıyorum ben amk/
Ada
01.34 saniyelik ses kaydı
Oynat/ Yoksay
“Kolumu hissetmiyorum vurunca koptu galiba napıcam?”
Arda
Ohdpjdpkspksp/
Koptu mu
Yere baksana düşmüş mü
Ada
“Yok ki off napıcam?”
Arda
Lan harbi salak la bu/
Bulman lazım onu reis
Yoksa nasıl takacaklar
Ada
“YA YOK YOK ANLAMIYOR MUSUN?”
Arda
Bağırma manyak
Ne içtiniz siz amk kafaya bak
Ada
“Lina tekila almış. Of çok sarhoş oldum keşke içmeseydim.”
Arda
Miden bulanıyor mu
Ada
“I ıh. Lina kusuyor ama.”
Arda
Diğeri nerede onun yanında mı?
Ada
“Evet.”
Arda
Ağzın yırtılacak uyusana
Ada
“Uykum yok.”
Arda
Ayn
Belli
Ada
“Beni kovmazsın değil mi? Annen duydu mu?”
Arda
Annemler evde değil bugün
Biraz daha uyumazsan haberi olabilir ama
Ada
“Tamam tamam uyicam birazdan gerçekten bak hiç sesim çıkmıyor.”
Arda
Aferin
Ada
00.03 saniyelik ses kaydı
Arda
Ben niye senin esnemeni dinliyorum amk
Ha bir de görüldü atıyon
Noldu diğer kolun da mı gitti
Oldun mu la
Ölme basıma kalcan bak
Ana gittin harbiden
Neyse uyudun heralde iyi
Yırttın gene kovmicam seni
İyi geceler
03.28
Gönderildi
Sonraki gün
“Bir daha ağzıma sürmem ya. Off başım.”
“Al benden de o kadar biraz eğleniriz sanmıştım.”
Kızlarla arabadayken dün gecenin kritiğini yapıyorduk. Her şey güzel başlamıştı aslında. Onlara evimi göstermiştim, ikisi de evimi çok tatlı bulmuşlardı. Daha sonra yine sushi söylemiş tıka basa doymuştuk. İşte yemekten sonra düzgünce dursak sorun çıkmayacaktı ama Lina’nın getirdiği shot oyunu her şeyi bozmuştu. Zaten ondan sonrası ben de yoktu. En son Lina’nın kusma seslerini ve telefona bakarken uyuyakaldığımı hatırlıyordum.
Sabahsa alarmın korkunç sesiyle işe gideceğimiz için apar topar uyanmıştık. Hepimizde dehşet bir baş ağrısı vardı ve çok yorgun hissediyorduk. İçkiyi eğleniriz diye abartırsak olacağı buydu işte. Aramızdan birinin bile bağışıklığı yokken böyle gereksiz maceralara gerek yoktu.
“Sen zorlamasaydın böyle olmayacaktı.”
Alya memnuniyetsizce mırıldandı. O tam ben söylemiştim kızıydı. Gıcık olan hep haklı çıkıp duruyordu.
“Ya oyun oynayalım dedim sonradan oyunu bırakıp shot atma fikri Ada’nındı.”
Olay üstüme kalmışken refleksle ellerimi kaldırdım.
“Tamam ama fikirdi kimseyi zorlamadım.”
Direksiyonun başındaki Alya hafifçe gülümsedi.
“Tamam kimseyi suçlamaya gerek yok üçümüz birlikte saçmaladık.”
“Haklısın bebeğim.”
“Ada soldan mı dönüyoruz?”
“Hı hım.”
“Burası mı?”
Başımla sorusunu onaylarlarken yaslandığım arka koltuktan öne yanaştım ve kızları öpüp onlarla vedalaştım.
Ben cafenin kapısına yaklaşırken araba sesinin kısıklaşmasından uzaklaştıklarını anlamıştım.
Başım hala hafiften dönüyordu ama mesai daha şuan başlıyordu yani uzun ve zorlu bir gün beni bekliyordu.
Hemen içeri girdim ve önlüğümü taktım. İş arkadaşlarımla çok kısa süren merhabalaşma faslından sonra hemen baristanın hazırladığı kahveyi ve müşterinin istediği cheesecake i tepsiye yerleştirip masalarına götürdüm.
Cafe bugün oldukça kalabalık görünüyordu belli ki şansım bugün yaver gitmeyecekti.
*
“Çok yorgun görünüyorsun istiyorsan eve git zaten bir saat kaldı.”
Bayılmak üzereyken patronum en sonunda bana acımış ve gidebileceğimi söylemişti. İçimde bir taraf sevinçten havalara uçarken diğer taraf da yorgunluğumun saçma sapan bir sebebi olduğu için bu iyi niyeti hak etmediğimi söylüyordu.
Bugün uykusuzluktan ve dünden kalmışlıktan kaynaklı fazla bir saftiriklik vardı üzerimde. Üç dört kez siparişleri karıştırmış, bazılarınıysa tamamen yanlış anlamıştım. Patronum beni daha fazla zarara sokmamak için bile göndermek istiyor olabilirdi ama çok tatlı bir kadındı öyle bir niyeti olduğunu düşünmüyordum. E tabii öyle bir niyeti varsa da yerden göğe kadar haklıydı.
Biraz düşündüm, gerçekten bu izni hak etmediğimi düşünerek bir saat daha kalabileceğimi söyledim. Biraz daha ısrar etse de sonunda kararı bana bıraktı.Zaten yoğunluk da azalmıştı.
Az tempolu bir saat de geçtikten sonra tamamen tükenmişlik hissiyle yalpalaya yalpalaya evin yolunu tuttum. Gerçekten alkol bize yaramıyordu. Bizde o oyunu kaldırabilecek bünye yoktu.
Lanet ede ede adımlamaya devam ettim. O sırada mahalleyi her zamanki gibi derin bir incelemeye almıştım.
Aynı gezegende, aynı ülkede, aynı şehirde yaşıyorduk ama bir ay önceki hayatımdan eser yoktu burada. Ayrı eve çıkmadan önce kendi villamızda daha sonraysa rezidansta yaşadığım için çok garip geliyordu. Her şey eski püsküydü, herkes birbirlerini tanıyordu ve gereksiz samimilerdi. İnsanlar birbirlerine gerçekten güveniyorlardı, anahtarlarını kapıda bırakıp eve saatlerce uğramayabiliyorlar, birbirlerine bir şeyler emanet etmekten çekinmiyorlardı.
Gariplerdi kısaca.
Üstelik küçücüktü de ilk başta nasıl kayboldum anlayamamıştım. Çünkü o kadar küçük bir mahalleydi ki biraz daha dolansam illa ki bir yol aradığım yere çıkardı.
On dakika bile dolmadan eve geldim, işte bu küçüklük bu konuda baya bir avantaj sağlamıştı şuan. İstanbul’un trafiğinde bu şekilde olsam arabamda beklemekten büyük ihtimalle uyuyakalır, trafiği birbirine katardım.
Zafer hissiyle bahçe kapısını açmadan önce apartmana bir göz gezdirdim. Şimdi buradan içeri girecek usul usul adımlarla yukarı çıktıktan sonra güzel bir duş alıp saatlerce uyuyacaktım.
Ah hayali bile güzel hissettiriyordu.
“N’oldu evi çıkaramadın galiba.”
Hayallerime kendimi kaptırmışken kulağımın dibinde duyduğum sesle yerimden sıçrayıp hızlıca arkamı döndüm. Bir saniyede gözümün önündeki düşlerim silinip gitmişti.
“Ha, ne?”
“Evi diyorum çıkaramadın heralde o kadar çok baktın ki.”
Arkamda hafif öne eğilmiş Arda’yı görmemle değişik biriyle daha tanışmak zorunda olmadığım için rahatlamıştım.
Hiç sırası değildi.
“Bitik gözüküyorsun şişedeki gibi durmuyor değil mi kral?”
Bu çocuk benimle hep alay mı edecekti?
“Hımm aynen.”
İçimde hafiften sızmaya başlayan öfkeyi hissetmemle şuan tartışmaya girmek istemediğim için sertçe kapıyı açtım ve hızlı adımlarla apartmana ilerledim.
Tabii peşimden geldiği için hiçbir işe yaramamıştı.
“Ne dedim ya?”
“Ya yorgunum zaten rahat bıraksana beni. Hem sen benim içki içtiğimi nereden biliyorsun? Bizi mi dinledin?”
“Nereden biliyorum, güzel soru. İşte çok yoruldun ve yukarı çıkınca uyumayı planlıyorsun değil mi?”
“Evet ne var bunda?”
“İşte ben de dün akşam tam olarak öyle planlıyordum ama üst komşum deli dürtmüş gibi tepimeye ve evi birbirine katmaya karar verdiği için uyuyamadım.”
“Tepinmek ne be ne biçim konuşuyorsun.”
“Valla ben en azından konuşuyorum.”
“Haddini açıyorsun.”
“Ha ben aştım haddimi. E sıkıntı yok haddini bilen birinin evinde kalırsın.”
“Ev sana ait değil zaten annenin.”
“Tapuda öyle yazmıyor ama.”
“Ne?”
“Ne oldu bir şaşırdın?”
“Yalan söylüyorsun.”
“Evden çıkmak şartıyla gösterebilirim tapuyu.”
“A hayır hayır. Ne gerek var inanıyorum. Özür dilerim ben dün gece çok saçmaladık farkındayım zaten ama sana ses gittiğini bilmiyordum. Bilsem ilk ben özür dilerdim bir an öyle tepinme diyince boş bulundum.”
“Ben böyle bir r görmedim.”
Kovulma korkusuyla ne dediğini anlamasam da yalandan anlamış gibi gülmeye çalıştım. Ev pek yaşamaya uygun olmasa da kirası o fiyata başka ev bulamazdım. Bulursam da yıkık dökük bir şey çıkardı en azından Arda burayı atölyesi olarak kullandığı için buraya bakmıştı.
“Ne demek bilmiyorsun değil mi?”
“I ıh.”
En sevimli yüzümü ortaya koydum. Belki bir işe yarardı.
“Boşver hadi yürü.”
Beni rahat bıraktığı için sevinçle yürümeye başladım. Tek istediğim uyumaktı merdivenleri hızla çıkmaya devam ettim. İkinci kat bitince en azından görüşürüz diyebilmek için arkamı dönüp Arda’yı bekledim. Yaylana yaylana geliyordu paşam.
Merdivenin kenarından başımı görünce yerimde kıpırdanıp hemen kaçabilmek için daha beklemeden “Görüşürüz.” deyip fırladım.
Anahtarı kapının deliğine iterken aşağıdan bana sesleniyordu.
“Kolunu bulabildin mi bari?”
Kapıyı açıp ittim ve anlamadığım için geri çekilip merdivenin pervazından aşağı sarktım.
“Anlamadım?”
Ben açıklama beklerken o kendi kendine gülüyordu. Kaşlarımı çatıp ne olduğunu anlamaya çalıştım yine bir şeyle dalga geçiyordu ama neydi? Aklıma gelen bir şey yoktu.
Açıklama gereği yapmadan ayakkabılarını giydi ve içeri bir adımını atıp bana döndü. Suratında hala gıcık bir tebessüm vardı.
“Neyse hadi boşver iyi akşamlar.”
“Hey! Söylesene neye gülüyorsun.”
“Hayırlı akşamlaar!” deyip konuşmama izin vermeden kapıyı kapattı. Meraklansam da çok umursamadım saçma sapan bir şey olmalıydı. Hemen kendimi eve attım. Hızlıca bir duş alıp kendimi uykuya bıraktım.
Bu sefer bunu hak etmiştim