2. bölüm / 3
Carmella | enemies to lovers0.1
Bölümler 3Şu an: 0.1
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sarınırım, hayatım boyunca insanların gölgesinde kalacağım.
Eh, doğruyu söylemek gerekirse kendi hikâyeme böyle bir başlangıç yapmak istemezdim.Fakat şu anda bulunduğum durum, bunun tam tersini söylüyordu.
Kafamda, en az bir haftalık çöp yığınına bulanmış bir sıvı aşağıya doğru akarken, yerde salya sümük ağlıyordum.Kafamı kaldırıp etrafıma bakmaya bile tenezzül etmiyordum, onlarla göz göze gelmekten korkuyordum.
"Onlar" dediğim kişiler, okulun en güzel ve en gözde kızlarıydı: İdil, Yare ve Zelin.Hepsi de egolu liseli ergenlerdi.Fakat bunu yüzlerine söylerseniz... sonunuz benimki gibi olur.
Yani bunu pek tavsiye etmem.
Saçlarımdan damlayan iğrenç sıvı yüzünden midem bulanmaya başladı.Saçlarım, okul formam ve ayakkabımın her yerine bulaşmıştı.Berbat kokuyordum.
Tuvaletteki gülüşme sesleri hâlâ kulaklarımda çınlıyordu.Her kahkaha, sanki başımın içinde yankılanıyor; biraz önce yaşadıklarımı tekrar tekrar yüzüme vuruyordu.
Kendimi yerden kaldırmak istedim fakat dizlerim titredi.
Bunu gören Zelin, alaycı bir tavırla yüzüme baktı ve bir anda karnıma sert bir tekme savurdu.Ağlamaktan nefesim zaten düzene girmiyordu şimdi ise tamamen kesilmişti.Acıyla iki büklüm oldum, elim refleksle karnıma gitti.
Her kahkaha sanki üzerime düşen bir taş gibiydi... nefesimi daha da daraltıyordu.Derin bir nefes almaya çalıştım. Sakinleşmem gerekiyordu. Astım krizimin tutmaması için derin nefes almaya başladım.
Gözlerimi kapadım ve bir anlığına kendimi yemyeşil bir ormanın içinde hayal ettim.Ne zaman nefes darlığı çeksem, aklıma huzurlu şeyler getirirdim.
On saniye sonra nefes seslerim yavaş yavaş normale dönmeye başladı.Bulunduğum ortamı saymazsak, şimdi daha iyiydim.
İdil bu durumdan sıkılmış olacak ki, arkadaşlarına dönüp:
"Sıkıldım ben bu ezikten. Başka bir şey yapalım" dedi.
Yare gözlerini devirdi.
"Ne yani, bu aptalı burada bırakıp gidecek miyiz? Halbuki daha yeni başlamıştık."
Zelin saçlarını geriye attı, yüzünde her zamanki umursamaz ifade vardı.
"Biraz daha hırpalar, sonra gideriz," dedi. "Zaten çıkış saatimiz yaklaştı. Hem benim buluşmam var, geç kalamam."
Yare dudaklarını büzüp kıkırdadı."Şu bahsettiğin zengin çocuk mu?"
Zelin gözlerini kısıp alaycı bir gülümseme takındı.
"Erkek konusu olunca hafızan nasıl da keskinleşiyor, Yareciğim."
Yare şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı."Sanki sen çok farklısın. Daha geçen gün 'bana da bir erkek bulun' diye söylenmiyor muydun?"
Zelin'in gülümsemesi bir anlığına dondu."Ve siz de bir halta yaramayıp bulamadınız," dedi, sesi iğneleyici bir hal aldı."Gerçi sen benden daha iyi bilirsin erkekleri. Tecrüben bol sonuçta, değil mi Yare?"
Yare'nin yüzü bir anda gerildi. Dişlerini sıktı, öfkesini belli etmemeye çalışıyordu.
İdil hemen araya girdi:"Yeter! Şu kızın işini halledip çıkalım artık. Bu iğrenç kokudan gerçekten kusacağım."
İdil burnunu sol eliyle kapattı, yüzünü buruşturdu.
Bense bu sırada infaz haberi bekleyen bir mahkum gibiydim. Saçma sapan tartışmalarının bitmesini bekliyordum; bir an önce ne yapacaklarsa yapsınlar da buradan kurtulayım.
Şimdi merak ediyorsunuzdur, değil mi? "Sen nasıl bu hale geldin?"diye.
Her şey dün başladı.
Bahçenin köşesinde, duvarın yosun tutmuş taşlarının kenarında, ilk sınıflardan bir kız ağlıyordu. İdil, Yare ve Zelin onu köşeye sıkıştırmıştı. Kızın titreyen omuzlarından, ne kadar korktuğu belli oluyordu.
Bahçedeki herkes bakıyordu ama kimse bir şey yapmıyordu.Kimisi gülüyor, kimisi telefonuna gömülüyordu. Sanki bu sahne onların günlük rutiniymiş gibi.
Ben de oradaydım.Bankta oturmuş, elimdeki kitabın sayfalarına bakıyor gibi yapıyordum. Kalbim güm güm atıyordu."Karışma," diyordu içimdeki ses, "başına iş alırsın."
Ama sonra kızın hıçkırığı geldi kulağıma. İnce, boğuk, korkmuş bir ses.Ve o anda... dayanamayıp kitabı sertçe kapattım.
Ayağa kalktım.
Adımlarımın sesi bile bana yabancı geliyordu.
"Bırakın artık kızı!" dedim. Sesim sandığımdan daha yüksek çıkmıştı.
Bahçedeki herkesin başı bana döndü. Kızlar donup kaldı.İdil kaşlarını kaldırdı, Yare küçümseyici bir şekilde güldü.
Ben bile kendime şaşırmıştım.Ama söz bir kez ağızdan çıkmıştı artık.
Küçük kızın bileğinden tuttum. "Hadi, yürü," dedim kısık sesle.
Onların ne dediğini duymadım bile.
Arkama bakmadan yürüdüm.
Bahçede rüzgâr esiyordu ama içimde bir sıcaklık vardı.
Tabi, o an farkında değildim...
Bu yaptığım şeyin bedelini ertesi gün ödeyecektim..
Ve işte şimdi buradaydım.Soğuk tuvalet zemininde kıvrılmış, saçlarımdan çöp kalıntılarının döküldüğü iğrenç bir haldeydim.
Yare cebinden son model telefonunu çıkardı ve kamerayı bana çevirdi."Şuna bakın, ağlamaktan suratı şişmiş!" diye kahkahasını bastı.
Ben kaçmayayım diye İdil, bacağıma sert bir tekme attı.
Zelin ise lavabonun kenarına yaslanmış, manikürlü tırnaklarıyla saçını düzeltirken, gülerek izliyordu.
"Biraz daha yaklaş Yare, ağladığı yeri net çek," dedi. "Story'e koyarız, takipçilerim de eğlenir."
Telefonun flaşı bir anda patladı.
Gözlerim yandı, kalbim mideme indi.
"Yapmayın..." diyebildim kısık bir sesle, ama sesim kendi kulağıma bile yabancı geldi.
Onlar gülmeye devam etmişti.Kahkahaları tuvaletin soğuk duvarlarına çarpıp beynimin içinde yankı yapıyordu.
İçimden bir ses "susma" diye bağırıyordu, ama dilim kımıldayamıyordu.Tek bildiğim, o videonun yayılacağı ve yarın herkesin bana bakarken aynı şekilde güleceğiydi...
........
Eveet ilk bölümün sonuna geldik. Siz ne düşünüyorsunuz bu bölüm hakkında? Yorumlarınızı bekliyorumm.
Lütfen oylamayı unutmayın
Bölüm etkileşimi
