1. bölüm · Can yakıcı sırlar

1.bölüm

Ağustos Mantısı

Aile insanın herşey'idir.

Bazen ev bazen arkadaş bazen de bir ebeveyn olurlar. Ama en önemlisi saygı, empati ve sevgi verirler. Ama her aile böyle değildir bazıları mutlu aileler bazıları fakir olup çocuğunu doyurmak için 7/24 çalışırlar. Bazıları zengin dert çekmezler. Ama bazıları ise eksik aile olurlar.

Benim ise eksik bir ailem vardı. Ben ve babam. Annem ben 7 yaşındayken vefat etmişti. Nedenini bilmiyordum. Babam hiç anlatmadı.

Babam zengin bir iş adamı. 2 şirketi vardı, dedemden kalan 3 arsa ve 6 yerde evleri vardı hepsi benim üzerime. Arsalar ve şirketler Benim üzerime.

24 yaşındayım. Ve şuana kadar annemiz zor olmadı çünkü dadılarım vardı ama çoğu ile anlamamıştım. Emily adında bir dadım vardı. Onunla tanıştığımda çok sevmiştim şuana kadar bana bakmıştı.

Emily Orta gelirli bir kocası vardı Ama bizden aldığı maaş ile onlarda zengin sayılırdı. Emily 40 yaşında çok güzel bir kadındı. Kıvrımlı vucüt güzel pürüzsüz bir yüz sarı saçları yeşil gözleri. Yaşını hiç yansıtmıyordu

Bu sabah babam arayıp şirkete uğramam gerektiğini söylemişti.

Kahvaltıdan sonra hazırlanmak için oda'ma çıktım.

Üzerime takım elbise geçirdim. Tabii ki kısa gömleği ve kısa ceketi ile cidden bana yakıştığını düşünüyordum.

Çanta'ma cüzdanımı ve ağırlık yapsın diye gloss allık ve mini bir parfüm koydum. Telefonumu ve araba anahtarımı alıp evden çıktım.

Şirket'e doğru giderken babam'dan bir mesaj aldım.

Babam:kızım bu gece aile dostumuz olan bay weddie ile akşam yemeğine gidiceğiz. Saat 7'de seni alırım.

Cidden mi! Annemin en yakın arkadaşı bayan weddie'di.

Şirket'e vardığımda oda'ma gittim bazı belgeleri halletim çalışanlarla vakit geçirmek için öğle yemeğinden sonra ki molayı beklemeye başlarken telefonla ilgileniyordum.

Yaklaşık 17-20 dakika sonra oda'dan çıkıp kafeterya'ya gittim. Bir Americano alıp çalışanlar'a doğru yürüdüm.

Beraber sohbet ettik'ten sonra şirketten çıkış yaptım. Her günüm böyle değildi sadece aile yemekleri veya toplantı yemekleri olunca öğleden sonra çıkardım.

Ev'de geldiğimde sıcak bir duş aldım. Üzerimde bornozla yatağa atladın, telefonla biraz daha ilgilendik'ten sonra kalkıp giyinme odasına gittim.

Dirketen siyah bir cross neck elbise aldım. Ayakkabı olarak sittiletto ayakkabı aldım.

Saat 6'ydı. Saçlarımı kurutup dalgalı hale getirdim. Makyajı yapıp üzerimi giyindim.
Saat neredeyse altı'ya kırk geçiyordu. Üzerime beyaz kürklü ceket alıp çanta olarak
Kırmızı bir YSL çanta alıp aşağa indim. Tam o esnada babam mesaj attı.

Babam :aşağıda bekliyorum kızım

Hemen çantamı ve telefonumu alıp aşağı indim. Babamın arabasını gördüğümde arabaya bindim. Başımda selam verdiğimde babamda karşılık olarak selam verdi.

Yola çıktığımdan beri babamın yüzünde bir gerginlik vardı. Belki yıllar sonra buluştukları içindir.

Neredeyse bir saattir yoldaydık. En son dayanamadım ve konuşmak için dudaklarımı araladım "ne zaman varıcağız" dedim sabırsızca.

Babam saatine bakıp "bilmiyorum" dedi yola bakarak. Yaklaşık 40-45 dakika sonra bir malikane'de durduk. Biz yemeğe mekana gidiceğimizi düşünüyordum.

Babama araba'yı kapının önünde durdurarak "inelim kızım" dedi arabadan inip babamın yanında durdum babam araba'nın anahtarını kapıdaki bir adama verdi içeri doğru yavaş adımlarla ilerliyordu.

Evin içine girdiğimizde bir hizmetli bize yemek masa'sının yolunu gösterdi içeri girdiğimizde sadece bir kişi vardı ve masanın başındaki sandalyenin soluna oturuyordu. Bir şey'ler ters gidiyordu. Adam 20-25 yaşında gösteriyordu. Kahve rengi Korean two block modeli saçlarına uyum sağlayan kahve gözleri keskin V çene beyaz ten ve adem elması vardı.

Babam oradaki bir sandalyeye oturup bana baktı otur işareti verip sandalyeyi gösterdi karşısına oturdum. Adam direkten karşımdaydı.

Babam "annenler nerede oğlum" dedi düşünceli bir şekilde. Ryan babama bakıp "bazı işleri vardı geç kalıcaklarmış" dedi net bir şekilde. Babam başını yukarı aşağı sallayıp bana baktı,adama dönüp "kızım Sophie" diye tanıttı. Ryan'nın gözleri üzerimde gezindi.

"memnun oldum, ben Ryan" dedi hiç memnun olmayarak. O esnada içeri iki kişi girdi. Babam yaşlarında bir adam ve ondan bir kaç yaş küçük kadın.

Babam, ben ve Ryan ayağa kalkarak başımıza selamladık. Babam beni onlarla tanıştırdı. Bayan Daniel ve bay James.

Yemeğe başladığımızda babam ile bay ve bayan weddie sohbet ediyordu. Bizde bakışıyorduk. Yemek bittiğinde babam bayan ve bay weddie ile içmek ve sohbet etmek için teras'a çıktılar.

Ryan onlarla takılmak istemediğimi söyleyip odasına çıktı. Bende aynı şekilde Ryan ile takılmak istediğimi söyledim. Bir hizmetli'den beni götürmesini Rica ettim.

Odasına çıktığımda kapıyı tıktıkladım gel komutunu beklemeden içeri girdim. Ryan oyuncu koltuğunda oyun oynuyordu. Klasik.

Yanına yürüyüp oyunu izlemeye başladım.

"oyun oynar mısın? "

"bazen" dedim. Açıkçası oyun insanı değilim canım sıkılınca oynardım. Ryan başını sallayıp oyununa devam ediyordu.

Sıkılınca odasını göz atmaya başladım. Oyun figürleri, imzalı posterler, lego'dan yapılmış karakterler ve fotoğraflar. Ve iki yatak.

Fotoğraf'ta Ben ve iki kişi vardı. Kimdi bunlar? Ryan'a dönüp "bu fotoğraf neden sende?" dedim sorgularken.

Ryan fotoğrafa hızlı'ca bakıp "onlar biziz" dedi bilmiyormuşum gibi. Salak mı bu çocuk "onu anladım bu iki erkek çocuk kim" dedim ters ters bakışlar atarak.

Ryan "ben ve abim" dedi hızlı bir şekilde. Abisi mi vardı? Çok garip. "abin" diye mırıldandım.

Yaklaşık 10 dakika sonra kapı çalındı ikimizde o yöne doğru kafamızı çevirdiğimizde Ryan ile çok benzeyen biri girdi.

Yapılı vucüdü,siyah buzz cut saçı, siyah baden gözleri üzerinde asker üniforması ile karizmatik görünüyordu. Ryan oyuncu koltuğundan kalkıp koşarak zack'e sarıldı.

Ne bu? Yıllardır görüşmüyorlar mı yani.

Zack karşılık verip "özledim seni velet" diye fısıldadı. Zack'in olduğuna emin oldum.
Gözleri bir anda bana döndüğünde ayrıldılar. Ryan kolunu omzuna atıp "Sophie" dedi beni tanıtarak.

Neden herkes beni tanıtıyor?! Ben yapamıyor muyum!

Adam başını yukarı aşağı sallayıp "yıllar oldu" dedi duygusuz bir sesle.
Ben mi onu dövmeliyim yoksa başkası mı?

"Zack Ben" dedi kendini tanıtarak. Başımı salladım ve "hatırladım" diye mırıldandım.

Zack ve Ryan beni baştan aşağı süzüp birbirine baktılar. Daha sonra Ryan "abi iyi ki geldin ben itiraf ediyorum" dedi içinde tutmak istemediği bir şekilde. "bu kız kızımızı halı'ya mı geldi" dedi gülerek.

Komik şey seni.

"bence yanlış yer" dedi Zack. Pislikler benimle mi dalga geçiyordu!

"ben çıkayım siz abi kardeş konuşun" dedim bir saniye bir kalmak istemeyerek.
Kapıya doğru hızlı adımlarla yürüyordum ki bir anda ayağım bükülüp yeri boyayınca. Cidden mi??!!!!!

Ryan hemen gülmeye başladığında Ben bileğimi ovuşturup "ne gülüyorsun piç kurusu" dedim sert bir sesle Zack ettiğim küfürle birlikte başını arkaya atarak kahkaha atmaya başladı.

Ayağa kalkıp saçlarımı yüzlerine savurdum. Daha sonra "askerlik arkadaşınız mıyım ben?! " dedim kapıya doğru yürürken, umarım bu sefer düşmem.

Zack "askerlik arkadaşı kadar yakın hissetmiyorum" dedi itiraf ederek. Kapıda durup "sen kimsin de beni kendinle kıyaslıyorsun!" dedim küçümsüyerek.

Onları geride bırakarak merdivenlerden indim yarısında inip büktüğüm bileğime baktım cidden ayağımı zaten acıtıyorlardı ama artık kanıyordu, sikeyim böyle işi.

Merdiven'in başından İki ses duyunca ayağa kalktım. Ryan ve Zack. Bana bakıp "yara bandı vereyim mi prenses hazretleri" dedi Zack. "kalsın bazı hayvanlar'dan sağlığım için yardım almıyorum" dedim ve önüme dönüp aşağı indim salonda babamla oturuyordu. Onların yanına giderek bir kanepeye oturdum.

Ardından Zack ve Ryan geldiler babam zack'i görünce ayağa kalkıp ona sarıldı. Bana bile sarılmıyordu. Zack ile aynı kanepeye oturup sohbet etmeye başladılar.

Birden babam bana dönüp "kızımla tanıştın mı? " dedi mutlu bir şekilde.

Zack başını sallayıp "maalesef evet" dedi pişmanlık belirterek. Dağ ayısı "kusura bakma seni memnun edemedim" dedim alaycı bir şekilde.

Bir anda James amca "kızım sen kusura bakma oğlum biraz sinirlidir" dedi ve Ryan'a döndü "diğerini saan satabiliriz affet prenses'im" dedi hemen tebessüm edip "sağ olun kral'ım" dedim başını saygı ile eğerek.

Ryan ordan ters ters "köle miyim ben" dedi. Ona bakıp "yok sen şahsi atsın " dedim sırıtıp. Zack laf'a atlayıp "Ben şövalye olabilirim" dedi. Ona bakıp süzdüm ve "sen köle olacaksın. Babam şövalye'm olacak" dedim babam'a bakıp.

Babam hemen ayağa kalk diz çöktü. Daha sonra elini uzatıp "prensesim benim ile dans etme onurunu verir misiniz? " dedi. Hemen ayağa kalkıp elini tuttum. Bende hafif eğilip "tabii ki" dedim babam ayağa kalkarak beni etrafımda çevirdi. Daha sonra gülerek oturduk.

Biraz daha sohbet ettikten sonra gitme vakti gelmişti. En sevdiğim kısım. Babam bir anda bir ley hatırlamış gibi zack'e baktı "oğlum biliyorsun bir ay kadar iş gezisinde olucağım ve yarın uçağım var. Kızıma göz kulak olur musun?" dedi cevabını bildiği halde. Babam iş gezisine gidiyor ve ilk Zack biliyor. Saçmalık.

Zack başını sallayıp "emriniz onurdur kral'ım." dedi onurlu bir şekilde. Hiç bir şey demeden arabaya kadar babamla sessizce gittik araba yola çıktı an "bir aylık iş gezisi mi olur" dedim burunumdan nefes vererek. Babam "kızım 3 yere gitmem gerek" dedi ve devam etti "bu yüzden seni ona emanet ediyorum" dedi. Onu tanımıyordum. Cama bakarak "onu tanımıyorum" dedim içimdeki sesi söyleyerek.
Babam "çocukluk arkadaşısınız" dedi kısık sesle.

Daha sonra iç çekip "yarın sabah 11'de uçak" dedi. O kadar erken mi!

"Zack askerlikten yeni istifa ettiği için benim yerime şirkete bakıcak" dedi. Ne daha babam bana bile devretmediği şirkete o mu bakacak. Saçmalık. "ben onunla aynı ortamda çalışmam" dedim kesinlik belirterek.

Babam sabır çekermiş gibi nefes verdi "Sophie" dedi ve devamını getirmedi.
Bir kaç dakika sonra "olmadığım için yoğun olucak ona asistanlık yap bir aylık. döndüğümde eğer şikayet'i yoksa baş'a geçiceksin." dedi.

Ne baş'a mı geçicem?? Doğru duydum mu emin değilim. Cidden öyle dedi ama. İşte bu!

"peki" dedim nefes vererek. Babam "ayrıca sabahları artık seni şöför değil o alacak ve bırakacak." dedi bilgilendirerek.

Yok daha neler amınakoyayım. Başımı sallayıp "anladım" dedim.

Eve geldiğimde duş alıp üzerimi değiştirdim. Daha sonra yatağa atlayıp direkten uykunun karanlığına gömüldüm.