BÖLÜM 2 | ANNELERİN KIRDIĞI KALPLER

Vaveyla Yazarı: freya -77

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: BÖLÜM 2 | ANNELERİN KIRDIĞI KALPLER

Merhaba tekrardannn!
Bölüme başlamadan oy vermeyi ve bolca yorum yapmayı unutmayın lütfenn! Birkaç bölümü çok bekletmeden paylaşıyorum ki okurken sizde olayları anlayın beklemeden. Daha sonra belirli bölüm günleri oluşturacağım duruma göre.

Yorum yapmayı unutmayın canlarımm🫶🏻🫶🏻

Letzzzzgoooo!!

BÖLÜM 2
ANNELERİN KIRDIĞI KALPLER
🎶Train Wreck - James Arthur

Bir hasta içerisinde bulunduğu karanlıktan kurtulmak için ameliyat olmaya karar verdiğinde her şeyin harika olacağına dair sayısızca hayal kurar ve onu neler beklediği hakkında tahminlerde bulunur. Bu hastanın o vakitten itbaren bile mutlu olması için yeterlidir çünkü hayali bile güzel olan bir şeyin kötü olma ihtimali ne olabilir ki?

Gözleri açmak ve en sonunda içerisinde bulunduğumuz dünyanın nasıl bir yere benzediğini görmek... Fakat hiçbir sey umulduğu gibi gitmez çoğu zaman. Hasta gözlerini açıp gerçek dünya ile tanıştığında ayak uydurmakta zorlanır çünkü burası hayal ettiği şeylere asla benzemiyordur ve içerisinde bulunan yabancılık hissinden kurtulmak için yeterli değildir. Bu onu bir felakete sürükler.

Şu an hissettiklerim bundan farksız değildi elbette. Bana gerçekler gösterilmiş ve gözüm açılmıştı fakat şimdi daha karanlık bir yerde, bir başımaydım.

Dondurucu soğuğun baş gösterdiği şubat ayında yatağımda uzanmış boş gözlerle tavanı izliyordum. Ne vakittir bakıyordum tavana? Odamdaki pencerelerin hepsini açmıştım çünkü sıcaktan nefret ederdim fakat içimi kavuran bu histen kurtulmak en imkansız şeydi benim için. Bir bataklığın içerisinde amansızca çırpınıyordum. Kulağıma ulaşan gerçeklerden sonra içine düştüğüm bu karanlıktan kurtulamıyordum.

Bir haftadır odamdaydım. Ne bir yere girmiştim ne de bu evdekilerle daha fazla iletişim kurmuştum.

O gün bir astım krizi geçirmiş, herkesin önünde bayılmıştım. Daha sonra hastaneye getirmişlerdi beni ve orada test için gereken DNA örneklerini de almışlardı. Doktora göre bu test sonuçlarının açıklanması 3-15 gün arasındaymış. Bu yüzden sonuçlar çıktığında tarafımıza haber verileceğini söylemiş ve gitmişti. Günün geri kalanında ben hastanede müşahede altında tutulmuştum. Birkaç saat de olsa gerçek ailem olma olasılığı olan çiftin beni beklediğini görmüştüm fakat sonra gecenin bir köründe gözlerimi açtığımda gitmişlerdi.

Eve geldiğim günün gecesinde ne kadar ağladığımı hatırlıyordum. O kadar çok ağlamıştım ki gözlerim ağlamaktan şişmişti ve ben öylece uyuyakalmıştım bahçedeki kamelyada köpeğimle birlikte. Ailem olduğunu düşündüğüm insanlar hiçbir zaman bana kulak vermemiş, dinlememişti fakat köpeğim her zaman benim için buradaydı. O beni hep dinlerdi.

Kalan diğer günlerde odamdan hiç çıkmamış ve bundan sonra ne yapacağımı düşünmüştüm. Anladığım kadarıyla artık bir ailem yoktu çünkü sonuçlar çıktıktan sonra beni isteyeceklerini hiç sanmıyordum. Yeni ailem ise büyük bir muammaydı çünkü onlar hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Burada neredeyse sadece bir yıldır vardım ve her şey, bu yer ve bu insanlar bana tamamen yabancıydı.

Gözümü tavandan çekerek odamda dolaştırdım. On yaşından beri tuttuğum sayısız günlüklerimden başlayarak benim için önemli olan her şeyi toplamıştım. Şimdi kapının hemen önünde bu evden çıkacakları günü bekliyorlardı. Sonra saatlerce oturmuş ve nereye gideceğimi düşünmüştüm fakat aklıma gelen yer koca bir hiçti. Sadece ufak bir an aklımdan yeni ailemi geçirdim fakat onlar beni ister mi hiç bilmiyordum. Bu ihtimali her değerlendirdiğimde aklıma kızlarını ne kadar sevdikleri ve sahiplendikleri geliyordu. Bu durumda beni isterler miydi? Ayrıca aradan geçen kosoca on sekiz yıl sonra anlaşabilir miydik? Kimlerdi? Kaç kişilerdi? Onlar hakkında hiçbir şey bilmiyordum çünkü o kadar umutsuzdum ki düşünmek ve boş yere hayal kurup canımı yakmak istemedim.

Bahsettiğim tabii ki de maddiyata bağlı olan şeyler değildi. Bende ona göre davranarak şimdiden kendime bir otel odası reserve ettirmiştim. Daha sonrasında neler yapacağıma bakardım.

Babaannem bu dünyadan göçüp gittiğinde kendisine ait olan tüm mal varlığını bana bırakmıştı. Babamla bilmediğim bir sebepten ansızın küsmüşlerdi ve kısa süre sonrasında da resmi yollarla babamı evlatlıktan reddetmişti. Kendisiyle her zaman iyi anlaşırdım fakat hiçbir zaman sık sık görüşemezdik. Onların Rusya'ya gelmek için pek zamanları olmuyordu, benimse Türkiye'ye gitmeme asla izin vermiyorlardı. Çoğu zaman düşünmüştüm acaba ne olurdu, eğer babaannemlerle büyüseydim? diye.

Bana on yedinci doğum günümde bir Lamborghini hediye etmişti. Tabii ki de ben bunu onun ellerinden alamamıştım çünkü vefat edeli yıllar oluyordu. Hediyenin yanında her şeyi bana bıraktığına dair bir mektup da bulunuyordu ve babam bunu okuduğunda çıldırmıştı fakat iş işten geçmişti. Şimdi bir gence göre oldukça yüksek meblağda olan bir servete sahiptim çünkü babaannem de kendi ailesinin tek varisiydi ve her şey ondan bana geçmişti.

Gözlerimi daldığım, zemini yazıp yazıp sildiğim ve en sonunda yırtıp attığım kağıtlarla dolu olan odamdan çektim ve yatağımda doğruldum. Beni hemen yatağımın yanında konumlanmış boy aynam karşıladı. Kısa bir an kendimi gördüğümde ne kadar dağılmış olduğumu farkettim. Yeni kalktığım için sanki elektrik çarpmış gibi duran koyu kumral saçlarım ve günlerdir ağlamaktan mosmos olmuş göz altlarım mavi gözümü çevreliyordu. Mahvolmuş bir şekilde duruyordum aynanın karşısında.

Umutsuzca omuzlarımı indirdiğimde ne zamandır dalmış bir şekilde aynayla bakıştığımı bilmiyordum. Kapının açılma sesi kendime gelmemi sağlarken içeriye giren kişinin annem olduğunu sandığım kadın olduğunu görünce kaşlarımı çattım. Onca vakittir odama hiç girmemişti. Şimdi neden buradaydı?

Omuzlarımın ardından ona bakarken gözlerini odamda gezdirdi yavaşça. Bir süre bavullarda takılı kaldı ve en son bana döndü. Hiçbir şey söylemeden bana ters bir şekilde yatağın diğer tarafına oturdu. "Gidiyor musun?"

Bu soruyu nasıl bir ifadeyle sorduğunu bilmiyordum çünkü yüzünü göremiyordum ve sesinde de hiçbir ton yoktu. İstemsizce göz devirdim. "Kalmamı ister miydin?" dedim meraklı bir ses tonuyla. Günler sonunda konuştuğum için sesim bana da garip gelmişti. Beni cevapsız bıraktı. Onun yerine başka bir soru yöneltti. " Nasıl bu kadar eminsin bu durumun gerçekliğinden?" Yatakta bana doğru döndüğünü hareketlerinden anladım. Gerçekten merak ediyor olmalıydı. Histerik bir şekilde güldüm fakat o bunu görmedi. Hafiften gözlerim sulanmıştı çünkü sinirlerim bozulmuştu. Nasıl bu kadar kör olabiliyordu her defasında?

Nasıl bu kadar safken aynı zamanda bu kadar kötü bir insan olabiliyordu?

Boş vermiş bir şekilde aldığım nefesi bıraktım. Bari gidiyorum hiçbir şey içimde kalmasın moduna girmiştim bir anda. Bu sefer ben onun sorusunu cevapsız bıraktım. " Bunca yıldır beni sevmediğini biliyorum." dedim soğuk çıkan sesimle. Rusça konuşuyordum şimdi onunla çünkü bu sözler kalbi kırık Talyadan çıkıyordu. " Bunun için size çok kızdım fakat sana sinirli olduğum çok farklı bir konu daha var."

Sustum ve ne tepki vereceğini bekledim fakat o beni dinlemeye devam etti. " Her zaman için çok kör bir kadın oldun. Duygusal ve kör... Duygularının kendi hayatının önüne geçmesine izin verdin ve hayatını mahvettin."

Annem babama çok aşık bir kadındı fakat aynı durum hiçbir zaman babam için geçerli olmamıştı. Onun annemle birlikte olma sebebi annemin ailesinin sahip olduğu güçtü. O güce ve paraya takıntılı bir adamdı fakat annemi hiç sevmediğini biliyordum. Annem de biliyordu ama görmezden gelmeyi tercih ediyordu. Aldatıldığını öğrendiği ilk gece yanında ben vardım. Tıpkı diğer gecelerde olduğu gibi. Her zaman ona destek olurdum ve elimden geleni yapardım çünkü belki öyle yaparsam beni seveceğini umut eder, çırpınırdım. Böyle gecelerde ne kadar küçük olursam olayım onun ebeveyni ben olurdum ve her defasında o kendisine geldiğinde tüm sinirini benden çıkarırdı. Sanki aldatılmasına ben sebep olmuşum gibi bağırır, çağırırdı.

"Neyden bahsediyorsun sen?" Dedi sinirli bir sesle. Oturduğu yerden hızla kalktı ve önüme geldi saniyeler içerisinde. "Bu evde ortaya çıkan huzursuzluğun sebebi hep sensin. Her zaman da sendin."

Duyduğum şeylerle ona bakarken bu sözleri ondan kaçıncı kez duyduğumu düşündüm. Beni dinlemeden yine suçlamaya başlamıştı. Bu onun vicdanını rahatlatma şekliydi belki de.

"Kendin yerine o adamı seçtiğin hiçbir anın sorumlusu ben değilim." Dedim soğuk çıkan sesimle. İlk kez canını acıtmak istedim. Bu ana kadar sevgi için yalvaran yüreğimin onlara bu denli bağlandığını bilmiyordum.

"Sen hep kör olmayı seçtin. Tamamen kendi iradenle."

Acımasız bakışları mavi gözlerime ulaştı ve bir anda o kadar sıkı bir şekilde omuzlarımdan tuttu ki ben yerimden kımıldayamadım. Ben şimdi on yaşındaki Talyaydım ve o beni hiçbir zaman sevmemiş olan annemdi. O kadar sıkı bastırıyordu ki tırnaklarını tenime, sanki her sözünün birde vucumda izi kalmasını istiyordu her zaman hatırlamam için. Sevgisizliği giydiriyordu bana yerimi unutmamam için.

"Sen uğursuzsun." Her sözünde bana nefret kusuyordu. "Bu eve girdiğin ilk gün tüm neşemizi aldın elimizden." Beni şiddetle sarsmaya başladı. "Ne mutlu olabildik ne de senden kurtulabildik."

Ne mutlu olabildik ne de senden kurtulabildik.

O karanlık günler tekrar aklıma geliyordu. Rusyanın soğuk havasına kadar her şey o kadar aynıydı ki sadece zaman farkı vardı arada. " Sen sanıyor musun ki gittiğin yerde mutlu olacaksın?" Bana olan bakışları sadece daha çok yaktı canımı.

"Bu sensin. Sen insanlara mutsuzluktan başka bir şey vermiyorsun. Veremezsin de."

Ona karşı dayanmaya çalıştım fakat göz yaşlarım bana ihanet ederek bir bir düştü gözlerimden. Derin bir nefes aldım ve bakışlarımı ondan kaçırdım. Dudaklarının kenarı sinsice kıvrıldı. Gördüğü şeyler onu mutlu etmişti. " Sende içten içe bunun böyle olduğunu biliyorsun fakat kabul edecek kadar cesur değilsin. Küçükken de böyleydin."

Bunu bana yapma işte. Düşman kör nişancıydı fakat anneler nereden vuracağını iyi bilirdi.

Daha fazla onun baskısına dayanamayıp ellerini sertçe ittim üzerimden. Her ne kadar içten içe buna inansam da bu kadını mutlu çıkarmak istemedim bu odadan. "Sen sevmek ne demek bilmiyorsun ki," dedim ağlamaya karışan gülüşümle birlikte. "Sen hiçbir zaman sevmeyi denemedin. Ben senin her zaman için günah keçindim." Histerik bir şekilde iki elimi de kaldırdım. "Ben bu evdeki insanların günah keçisiydim. Siz, sizin yüzünüzden günaha batmış olan bu kızı hiçbir zaman sevmek istemediniz."

Hafta boyunca içimde biriktirdiğim her şeyi kusuyordum şimdi. " Gerçek kızın buraya geldiğinde ne yapacaksın?" Ona bir adım daha yaklaştım. "Onu nasıl seveceksin? Yıllar sonra onunla mı sevmeyi öğreneceksin?"

Öfkeye bürünmüş gözleri bende değdiği her yeri yakmak istiyor gibiydi. O da bana bir adım yaklaştı ve beni yaşarken öldüren o sesleri fısıldadı kulağıma. "Sana yaptığım hiçbir şeyi ona yapmayacağım. Ben sevmeyi bilmiyorum ama sevmemekte ustayım."

Ya tebya nenavizhu.

Beni göz yaşlarıyla bırakırken odayı terketti.

🛘

Yeni bir güne gözlerimi açtığımda hava dünden daha soğuk bir hale gelmişti. Sömestr tatilinin başlarındaydık ve her geçen gün hava daha soğuk oluyordu. Kar olmasa da buzlanma ve sert soğuk çok fazlaydı fakat bu pek etkilendiğim bir durum değildi. Uzun yıllar Rusya'da yaşadığım için buradaki soğuğa bir şey demek haksızlık olurdu.

Günlerdir doktordan bir çağrı beklediğim için diken üzerindeydim. Sonucun ne olduğunu biliyordum fakat bunu birisinden duyduğumda nasıl tepki vereceğimi bilmiyordum. Ayrıca biyolojik aileminde vereceği tepkiyi merak ediyordum.

Sadece merak mı ediyorsun, İz? Seni yanlarına almalarını istemez misin?

Kafamdaki sesler baş göstermeye başladığında kendime bile yalan söyleyerek kafamı hızla iki yana salladım. Kimi neye inandırmaya çalışıyordum ki?

Üzerime ceketimi de alarak odadan çıktım. Burada geçirdiğim her günde kendime biraz daha zarar verdiğimi farkettiğimde evden uzaklaşmak istemiştim. Belki bu şekilde biraz kendimi toparlayabilirdim.

Merdivenlerden sonra kapıya ulaşmak için sola dönmek üzereydim ki duyduğum sesle birlikte olduğum yerde durdum. Şaşkın bakışlarım yemek masasına ulaştığında Aleyna'nın bizim yemek masamızda ailemle kahvaltı yaptığını gördüm. Uzaktan o kadar güzel ve huzurlu bir aile gibi duruyorlardı ki boğazım düğümlendi. Şimdi ağlamamak için çenemi zor tutuyordum. Bu sırada babam elini Aleyna'nın saçlarında dolaştırdı ve ona özlemle bakarak saçlarını okşadı. Yaşadığım hayal kırıklığı ile çantam yere düşerken ben ne yapacağımı bilemedim. Çıkardığım sesle bakışlarının bana döndüğünü de geç fatkettim.

İlk defa bir kızı kıskandım. Hem de sonuna kadar...

Ben ufacık bir sevgi için dilenirken onun çok fazla insan tarafından sevilmesi ona karşı hem nefret hem de kıskançlık beslememe sebep oldu. Bu yaşananların onun suçu olmadığını biliyordum fakat yaşanan her şeye bu senin suçun değildi diyerek bir kenara geçmeyi de doğru bulmuyordum. Bana olanların hesabını kim verecekti?

"Talya..." dediğini duydum Aleyna'nın şaşkın bir sesle. Masadan kalktı ve adımlarını bana doğru yöneltti. "Senin burada olduğunu bilmiyordum. Aslında bana evde olmadığını söylemişlerdi."

Ben onlar için hiçbir zaman yoktum ki.

Hiçbir cevap vermeyince Aleyna ne yapacağını bilememiş olmalı ki suçlu çocuklar gibi kendisini açıklamaya çalıştı. "Henüz sonuçlar açıklanmadı biliyorum fakat ben yine de gerçek ailem olabilecek kişileri tanımak istedim."

O tanımaya çalışırken ben korkarak kaçmıştım. Onları araştırmamıştım bile. Boş yere hayal kurmamak için.

Yaşadığım şokun etkisinden çıktığımda yere düşen çantamı yavaşça yerden aldım ve karşımdaki insanları umursamadan evden çıktım.

"Yanlış bir şey mi dedim?" diyen Aleyna'nın sesini duydum kapıyı arkamdan kapatırken.

Babam, babası muhtemelen bana aldırmaması gerektiğini söyleyerek onu teselli ediyordu.

Tekrardan aldığım nefesler canımı yakmaya başlamıştı fakat yine de nefes alışlarımı düzenlemek için elimden gelen her şeyi yapıyordum. Bu evde aldığım her nefes ne kadar değersiz olduğumu ve sevgiyi hak etmediğimi yüzüme vururken üzerine gördüğüm şeyler, sevgiyi sadece benden esirgediklerini bilmek, canımı yakıyordu.

Çantayı arkaya atarken sürücü koltuğuna geçtim ve arabayı çalıştırarak evin bahçesinden kısa süre içerisinde çıktım. Bana araba sürmeyi küçükken dedem öğretmişti. Şu an hâlâ reşit olmadığım için ehliyetim yoktu fakat bugün arabayı şoför sürsün istemiyordum. Sadece yalnız kalmak istiyordum.

Babaları çocuklarına bisiklet sürmesini öğretiyordu fakat benim hayatımın hiçbir kısmında babam yoktu.

Ana yolda sabit bir hızla ilerlerken çalan telefonumla bir anlığına dikkatim dağıldı ve ekrana baktığımda bilinmeyen bir numaradan olduğunu gördüm. Merakla çağrıyı cevapladım ve telefonu kulağıma götürerek "Buyurun," diyebildim.

"Talya İzel Hanım ile mi görüşüyorum?" Duyduğum metalik sesle irkildim. "Evet," dedim sabit tuttuğum ses tonuyla. "Siz kimsiniz?"

"Ben hastaneden arıyorum efendim," dedi muhtemelen benden büyük olduğunu tahmin ettiğim kişi. Bana neden bu şekilde hitap ediyordu? "Test sonuçları elimize ulaştı. Sizin en kısa sürede burada olmanızı rica ediyoruz."

Duyduğum sözlerle ilk başta ne tepki vereceğimi bilemedim. İçimi eş zamanlı olarak hem korku hem de heyecan kapladı. Bu saatten sonra tam olarak hayatımın ne derecede değişeceğini merak ediyordum ve bunun için endişe duyuyordum.

Aldığım haber ile birlikte dikkatli bir şekilde sağa kırdım. Şerit değiştirerek hastaneye yönelmek istedim. Yollar şartlar yüzünden olsa gerek fazla boştu bu günlerde. Etrafı kontrol ettim fakat karşı taraftan son hızla bana doğru gelen arabayı çok geç farkettim. Normalde kurallar gereği durması gerekiyordu çünkü ışıklar yanıyordu. Elimden geldiğince hızlı bir şekilde firenledim fakat her şey için çok geçti. Karşı tarafta olabildiğince yavaşlamış olsa da çarpmanın etkisiyle sendelendim.

Bu da ancak benim başıma gelebilirdi.

Bölüm sonu...

Evettt!!! Bölüm hakkındaki düşünceleriniz neler?

Sizce bundan sonra neler olacak?

Candan peki?

Burayı terk etmeden önce oy vermeyi ve bolca yorum yapmayı unutmayın lütfenn🫶🏻🫶🏻🫶🏻

İyi gubler...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18