1. bölüm · CAM DUVAR

BÖLÜM 1 – SESSİZ SAVAŞ

dilek koçal

İstanbul’un en prestijli gökdelenlerinden biri…

45 katlı, camlarla kaplı dev bir yapı: Saygıner Holding.

En üst katta, şehir ayaklarının altındayken, Baran Saygıner masasının başında oturuyordu.

Üzerinde kusursuz dikilmiş koyu lacivert bir takım elbise, bileğinde pahalı bir saat, önünde üç ekran. Ama yüzü tamamen ifadesiz.

Gözleri camdan dışarıya bakarken, zihni çok daha uzaklardaydı.

O gün yeni biri işe başlıyordu.

Yeni kişisel asistanı. İK’dan “inatçı, dürüst ve hızlı düşünen biri” dediler.

Ama o, kâğıt üzerindeki tanımlara değil, ilk bakışta aldıklarına güvenir.

Kapı üç kez tıklandı.

İzin bile beklemeden açıldı.

İnce topuk sesleri halı üzerinde yankılandı.

Siyah pantolon, beyaz sade gömlek, sade makyaj.

Ama gözleri… gözleri kural tanımaz bir kadının aynası gibiydi.

“Lara Soydan. Sekiz buçukta burada olmam gerekiyordu. Sekiz yirmi beşte geldim. Sekiz otuzda sizi içeride bulamayınca oturmadım. Şimdi müsaitsiniz.”

Baran başını kaldırdı.

Kadını süzdü. Göz teması kurdu ama tek kelime etmedi. Sessizlik daha güçlü bir silahtı onun için.

“Dakiksiniz,” dedi sonunda.

Sesi derin ve netti. “Ama biraz fazla konuşuyorsunuz.”

Lara başını eğdi, gülümsedi.

“Ne yazık ki sadece zamanı değil, kelimeleri de verimli kullanırım.”

Baran ayağa kalktı.

Boyu neredeyse iki metreydi. Masadan uzaklaştı, cam duvara doğru yürüdü.

Ardından döndü ve ilk emrini verdi:

“Bugünden itibaren özel programım, maillerim, görüşmelerim sizde. Ve sadece bana çalışacaksınız. Diğerleriyle hiçbir bağı kalmayacak. Gizlilik sizin için ne kadar önemli?”

Lara gözünü kırpmadan cevap verdi:

“Benim sırlarım bende gömülür. Ama sizin sırlarınız… anlatılmaya değerse, bir gün mutlaka ortaya çıkar.”

Baran’ın gözleri bir an parladı.

Bu kadın tehlikeliydi.

Ama tehlikeye her zaman zaafı olmuştu.

> İlk gün. İlk temas.

Ve ilk kırılma.

Cam duvarların ardında başlayan bu sessiz savaş, sadece ikisini değil… çok daha fazlasını içine çekecekti.