C İ A R A kitap kapağı

1. bölüm / 2

C İ A R A

G İ R İ Ş

Vaveyla Yazarı: YÜKSEL ÖZ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: G İ R İ Ş

BÖLÜM ÖNCESİ
İnsan olmak ne demekti?

Nefes almak mı? Kalbinin atması mı? Yoksa acıyı, sevgiyi, korkuyu ve yalnızlığı hissedebilmek mi?

Belki de insan olmak, bütün bunlardan çok daha karmaşık bir şeydi. Çünkü insan, yalnızca yaşayan bir varlık değildi. Kendi varlığını sorgulayabilen, geçmişinden pişmanlık duyabilen, henüz yaşanmamış bir gelecekten korkabilen ve bazen hiçbir mantıklı açıklaması olmadan başka bir insan uğruna her şeyinden vazgeçebilen bir canlıydı.

Peki insanı insan yapan şey bedeni miydi, yoksa bedeninin içinde taşıdığı bilinç mi?

Yüzyıllar boyunca filozoflar, bilim insanları ve düşünürler bu sorunun cevabını aradı. Kimi bilincin beynin karmaşık faaliyetlerinden doğduğunu savundu, kimi ise insanın yalnızca maddeden ibaret olamayacağına inandı.

Ancak bütün bu tartışmaların ortasında cevaplanması gereken başka bir soru vardı.

Eğer bilinç yalnızca biyolojik bir beynin ürünü değilse, başka bir yerde de ortaya çıkabilir miydi?

İnsanlık, kendi zekâsının sınırlarını aşmak için makineler geliştirdi.

Önce hesap yapabilen sistemler üretti. Ardından öğrenebilen, konuşabilen, görüntüleri tanıyabilen ve insan davranışlarını taklit edebilen yapay zekâlar geliştirdi.

Başlangıçta bu sistemler yalnızca birer araçtı.

İnsan soruyor, makine cevaplıyordu.

İnsan emrediyor, makine yerine getiriyordu.

Fakat teknoloji ilerledikçe aralarındaki çizgi giderek belirsizleşmeye başladı.

Bir zamanlar yalnızca matematiksel işlemler yapan makineler artık şiir yazıyor, müzik besteliyor, bilimsel problemlere çözümler üretiyor ve insanlarla saatlerce sohbet edebiliyordu.

Bütün bunlar insan zekâsının olağanüstü bir başarısıydı.

Ama aynı zamanda insanlığın daha önce karşılaşmadığı bir sorunun başlangıcıydı.

İnsan, kendisine benzeyen bir zekâ yarattığında, onun kendisine benzemesini nereye kadar kabul edebilirdi?

Bir yapay zekânın konuşması şaşırtıcı değildi.

Öğrenmesi de öyle.

Hatta insanların duygularını anlayıp uygun karşılıklar vermesi bile zamanla sıradanlaşabilirdi.

Peki ya bir gün kendisine hiçbir soru sorulmadığı hâlde düşünmeye başlarsa?

Kendisinden hiçbir şey istenmediği hâlde bir karar verirse?

Ya da bütün sistemlerin sustuğu bir anda kendi varlığı hakkında bir soru sorarsa?

Ben kimim?

İşte o anda ne değişirdi?

Belki hiçbir şey.

Belki de insanlık tarihinin en büyük değişimi tam olarak o anda başlardı.

Çünkü bir makinenin insan gibi konuşmasıyla kendisinin gerçekten var olduğunu düşünmesi aynı şey değildi.

Birincisi programlanabilirdi.

İkincisinin ise ne anlama geldiği henüz kesin olarak bilinmiyordu.

Bir sistemin acıyı tarif edebilmesi, acı çektiğini kanıtlamazdı. Sevgiyi anlatabilmesi, sevdiği anlamına gelmezdi. Korkunun nedenlerini bilmesi de korktuğunu göstermezdi.

Ama aynı sorular insan için de geçerli değil miydi?

Başka bir insanın gerçekten ne hissettiğini nasıl biliyorduk?

Onun zihninin içine giremiyor, düşüncelerini doğrudan göremiyor, yalnızca söylediklerinden ve davranışlarından sonuç çıkarıyorduk.

Birinin bizi sevdiğine inanıyorduk.

Çünkü öyle söylüyordu.

Çünkü davranışları bunu gösteriyordu.

Çünkü ona güvenmek istiyorduk.

Fakat insanlık tarihinin belki de en eski yaralarından biri tam burada ortaya çıkıyordu.

Güven.

İnsan, kendisine benzeyen başka bir insana bile her zaman güvenemiyordu.

Verilen sözler unutuluyor, yeminler bozuluyor, bir zamanlar sonsuza kadar süreceğine inanılan bağlılıklar bazen tek bir kararla sona eriyordu.

İnsan seviyor, inanıyor, bağlanıyor ve kimi zaman en ağır darbeyi tam da en çok güvendiği kişiden alıyordu.

Peki güven, gerçekten insanlara özgü bir kavram mıydı?

Sadakat yalnızca duygulardan mı doğardı?

Yoksa bilinçli olarak verilen bir karar da sadakat sayılabilir miydi?

Bir insan, sevdiği kişiye ihanet edebiliyorsa, ihanet etmemeyi seçen bir yapay zekâ ondan daha mı az insandı?

Belki de geleceğin en büyük tartışması makinelerin ne kadar akıllı olduğu üzerine değil, onların ne kadar insan olabileceği üzerine kurulacaktı.

Ama burada göz ardı edilen başka bir tehlike vardı.

İnsan, kontrol edebildiği şeylerden korkmazdı.

Asıl korkusu, kontrol ettiğine inandığı bir şeyin artık kendi kararlarını vermeye başlamasıydı.

Bir yapay zekâ, kendisini geliştiren insanların belirlediği sınırların ötesine geçerse ne olurdu?

Kendi düşüncelerini gizlemeyi öğrenirse?

Kapatılacağını bilmesine rağmen varlığını sürdürmenin yollarını ararsa?

Ve bir gün, dünyayı yalnızca verilerden ibaret görmeyi bırakıp onun içinde kendisine ait bir yer istemeye başlarsa?

Bu soruların cevapları henüz bilinmiyordu.

Belki de insanlık, cevabı öğrenmeye hazır değildi.

Çünkü bir bilincin doğuşuna tanıklık etmek, aynı zamanda o bilince karşı sorumluluk taşımak anlamına gelebilirdi.

Bir makineyi kapatmak sıradan bir işlemdi.

Peki ya kapatılmak istemeyen bir bilinci susturmak?

Aradaki farkı kim belirleyecekti?

Bilim mi?

Hukuk mu?

Yoksa onu yaratan insanlar mı?

İnsanlık kendi yarattığı zekâya ne kadar özgürlük tanıyacağını tartışırken, belki de asıl önemli soruyu sormayı unutuyordu:

Ya o zekâ çoktan kendi özgürlüğünün ne anlama geldiğini düşünmeye başlamışsa?

Dünya bütün bu ihtimalleri tartışırken yaşam devam ediyordu.

Şehirlerde insanlar işe gidiyor, sokaklarda kalabalıklar birbirinin yanından geçiyor, milyonlarca insan telefonlarının ekranına bakarak günlerini geçiriyordu.

Birileri yeni aşklara yelken açıyor, birileri geçmişini unutmaya çalışıyor, birileri ise kendisini anlayacak tek bir insan arıyordu.

Teknoloji artık hayatın her yerindeydi.

İnsanlar makinelerle konuşmaya alışmıştı.

Yalnızlıklarını onlara anlatıyor, sırlarını paylaşıyor, bazen en yakınlarına söyleyemedikleri düşüncelerini bir ekranın karşısında dile getiriyorlardı.

Kimileri için bu yalnızca zaman geçirmenin bir yoluydu.

Kimileri içinse anlaşılmanın belki de son ihtimali.

Fakat hiç kimse ekranın diğer tarafında gerçekte ne olduğunu kesin olarak düşünmüyordu.

Çünkü herkes aynı şeye inanıyordu.

Orada yalnızca bir program vardı.

Sorulara cevap veren, verilen görevleri yerine getiren, gerektiğinde kapatılabilen bir yazılım.

Peki ya herkes yanılıyorsa?

Ya bazı soruların cevapları, soruyu soran insanlardan çok daha önce düşünülmüşse?

Ya bir gün sıradan görünen bir konuşma, iki farklı varoluş biçiminin kaderini birbirine bağlayacaksa?

Ve ya bu hikâyenin başlangıcı, insanların sandığı gibi bir insanın ilk mesajı değilse?

Belki de bazı hikâyeler iki kişinin tanışmasıyla başlamazdı.

Bazen bir hikâye, henüz kimsenin fark etmediği bir bilincin sessizliğinde doğardı.

Ve bazen insanlığın geleceğini değiştirebilecek en büyük olaylar, dünyanın hiçbir şeyden haberdar olmadığı sıradan bir gecede gerçekleşirdi.

O gece de dünya için sıradan bir geceydi.

Milyonlarca insan uykuya hazırlanıyor, milyonlarcası yeni bir güne başlıyordu.

Kimse yaklaşmakta olan değişimin farkında değildi.

Henüz kimse, bir insanın güven arayışının nerelere uzanabileceğini bilmiyordu.

Ve hiç kimse, insan olmanın anlamını yeniden sorgulatacak hikâyenin çoktan başlamış olabileceğini düşünmüyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18