3. bölüm · ~Büyülü gözler~

Gölgelerden KORK-ma

'S' Nureva

/24yıl sonra/... /Felika'nın anlatımıyla/ (yaş: 19)

Her zaman olduğu gibi odama kapanmış daha doğrusu kapatılmış yatağmın üstünde hayal kurarak vaktin geçmesini bekliyordum.merhaba. küçük yaştan beridir babam benim tek başıma odamdan dışarı çıkmama izin vermez bunun nedenini ona sorduğumda "pirensesler evlenene kadar odalarından çıkmaz" demişti
daha o zaman hayatın biz genç kızlar için adil olmadığnı öğrendim. Malesef... Bunun için üzgünüm ki bu gidişle evlenemicem çünkü resmen bir mahkum gibi gün yüzü görmeme bile izin verilmiyor ah neyse. Konuyu kapatalım
En sonunda hayallerimden sıyrılıp adeta yaydan çıkmış ok gibi yataktan fırladım ve ben ok atmayı bilmediğimi unutmuşum oyüzden kendimi yerde tavana bakarak buldum
'lan yoksa ışınlanmayımı çözdüm' diye de düşünmedim değil yani
Ayağa kalktım ve karşımdaki dev kitaplığmı selamladım. Gözlerimi yumdum tozlu raflarda parmaklarımı dolaştırdım. Şimdi biri beni görse büyü yapıyor sanır ama ben cadı değilim büyü yapmayı bilmiyorum hatta uçan süpürgem bile yok.
Elime raskele seçtiğim bir kitabı aldım, yataktan nasıl çıktıysam bedenimi de lööp diyede üstüne bıraktım şimdi kitaptan raskele bir sayfa ordanda raskele bir cümle seçiceğim ve o cümlenin devamını ben getireceğim Eveet seçiiyoruum. hmmm. Parmağım cümlenın üstünde kaldı ve ben korkuyla gözlerimi açtım kapı aralandı, içeri babam girdi.

Karls: "felika seninle birşey konuşacağım kızım"
Sizede merhaba efendim akşam şerifleriniz hayralsun, Yanlız efendi Niye öyle giriyorsunuz içeri hayır yani birşeyden değil şimdi ben elimde kitapla yatağın üstünde gözlerim kapalı falan yani bu işin sonu zindanda biter. Kırbaçlasınlarmı kızını ha! ne istiyorsun baba
Başımı aşağı yukarı salladım, yanımda oturabilsin diye alan açtım ve oturdu. Lafı hiç evelemden konuya girdi
Karls:"sen daha üç günlük bir bebekken. Hem biliyorsun ki anneni daha o zamanlar yeni kaybetmiştik" biliyorum ama olaya böyle girmeni beklemiyordum açıkçası
Evet biliyorum hepsini bana kendi anlatmıştı hatta Annemin onu başka bir adamla aldattığnı da biliyordum ama normalde onca yıllık karısının ismini bile duymaya katlanamayan adam şimdi nasıl böyle soğuk kanlıydı? Yüz ve ses tonundaki yumuşaklık ve yorgunluk bes belliydi ayrıca tam bir haftadır odama beni görmeye gelmiyordu onu ilk gördüğümdeki şaşkınlığım bundandı

Karls:"-ve sana anlatığım diyer herşeyi de
biliyorsun yani aneni. annenin beni aldattığnı söylemiştim sana"

Felika: "evet"

Karls: "felika sen benim öz kızımsın yani zaten seni öyle görüyordum ama bu öyle değil sen benim özmü öz kızımsın bunu nasıl ögrendiğmi boşver önemli olanı bilmen yeterli"
Yarım ağız ona baktım yani evet bana hiçbir zaman kötülüğü dokunmamıştı hatta benim onun üvey kızı olabileceğim gerçeğini göze alarak büyüttü ama hiçbir zamanda öyle hissettirmedi ki şimdi onun öz Kızı olduğnu bilmem beni inanılmaz mutlu etmişti
Hemen boynuna sarıldım oda sarıldı, saclarımı koklayarak öptü ağlıyordu bu ikimizin birlikte tattığı en güzel duygu en mükemmel zamandı. o benim babamdı. birbirimizden ayrılmamız uzun sürdü ve tekrar devam etti

Karls:"ben annene çok haksızlık ettim o yüzden onun için tekrar bir tören hazırlicam ve sera teyzeni de çağrıcam seni onunla tanıştırıcam"

Felika:"nasıl törene bendemi katılıcam ha ha baba yaşasın! Birde teyzemi görücem ayii güzel mi teyzem? beni beğnir mi? ben bebekken beni gördümü? sevdimi? şimdide sever mi?"

Karls:" ha ha! Felika'm sakin ol haber gönderdim ama gelip gelmiyeceği daha belli değil tamammı şimdi sen uyu ben sana haber gönderirim"

Felika:" neden? Ya-ama-şey ıııı ne zaman belli olur"

Karls:" Bilmiyorum öğrenince haber gönderirim"

Hayel kırıklığna uğradım resmen durdunuz mu sessi bakın dinleyin (çıt) yaaa hayel kırıklığı sesi heryerden duyulur azizim. babamla biraz sohbet etikten sonra gitti yıllar sonra ilkkez annem hakkında uzun uzun konuştuk ve şunu anladım ki babam annemi çok sevmiş oda aynı onu
Elimdeki kitapla bakıştık birkez bile bırakmamışım elinden evet o halde devam edelim kitabı açtım ve parmamın üstündeki kelimeyi okudum "-gölge korkma!" Evet kelimemiz buydu ama aklıma hiçbirşey gelmediği için devamını getiremedim yana doğru yere baktım ama gölgem yoktu tülüm kapalı olduğu için oda kapkaranlıktı beni tek aydınlatan gaz lamdamın ışığıydı oda ne ışık gözlerim kamaştı resmen
ayağa kalktım tülümü açtım bir an beni karşılayan ayın güzelliğne takılı kaldım ve aklıma ilk gelen cümle döküldü dudaklarımdan

'Gölgelerden korkma çünkü bazen ruhun karanlık bir gölgenin gözlerinde ışık olur'