Bir’tanem kitap kapağı

3. bölüm / 4

3. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 3. Bölüm

Naz'ın Gözünden:
Dün gece Baran'la konuştuktan sonra biraz TikTok izleyip uyudum. Sabah uyandığımda saatin henüz erken olduğunu gördüm ama geri uyumaya niyetim yoktu. Yataktan doğrulup hazırlanmaya başladım; üzerime siyah, belime doğru daralan bir body, altıma da siyah bir pantolon giydim. Saçlarımı tarayıp makyaj masama oturdum. Şarkı açmak için telefonumu elime almamla Boran'ın mesaj atması bir oldu. "Bu çocuk kesin beni izliyor," diye içimden geçirirken mesaja baktım.
Boran: "Günaydın uykucu. Uyanman için sana 5 dakika daha veriyorum, yoksa arayarak rahatsız edeceğim. Borç tahsil etme vaktin geldi. :)"
Naz: "Zaten uyandım, yani arasan da rahatsız edemezsin. Ayrıca sayende herkesten borç alınmayacağını öğrendim. Hangi insan iki sigara borcu için bu kadar azimle çalışır ya? Alarm mısın kardeşim sen?"
Boran: "Bu kadar uzun cümleler kuracağına hazırlanmaya başla. Kahvemi içmek için vaktim olsun istiyorum. İlk dersi asarım diyorsan orası başka tabii..."
Naz: "Olabilir, zaten ilk ders matematik. Girmeyelim."
Boran: "Sen de dünden razıymışsın."
Naz: "ZAATEENN"
Telefonu bırakıp makyajıma başladım. Her zaman olduğu gibi güneş kremimi sürdüm, hafif bir kapatıcı geçtim; rimel, allık, highlighter, dudak kalemi ve gloss ile işimi bitirdim. Evden çıkarken Boran'a haber verdim.
Naz: "Evden çıkıyorum, haberin olsun."
Boran: "Ben zaten okuldayım."
Naz: "Allah Allah, ne ara gittin?"
Boran: "Hazırlanman bir saat sürmez sanmıştım."
Naz: "O kadar sürmedi zaten!"
Boran: "Lütfen gel artık."
Naz: "Yalvarman hoşuma gitti, devam et. BELEHWOWN!"
Boran: "Ayıp ediyon."
Naz: "Tüühh! Ayıbın yolu kayıpp Neredesin bu arada?"
Boran: "Dün beklediğimiz durağın yanındaki dönercideyim."
Naz: "Sabah sabah orada ne yapıyorsun?"
Boran: "Burası bizim mekan, hep buradayız."
Naz: "Burası bizim mahalleee, anladiiğğnn?? 'Bizim mekan' ne be? Tamamdır Eşref 0.5'
Boran: "Sabah sabah benimle uğraşmayı bırakır mısın lütfen?" (Görüldü)
Naz:

Otobüsten indiğimde Boran'ın bahsettiği dönerciye doğru yürümeye başladım. Burayı sınıftakilerden duymuştum ama daha önce hiç gitmemiştim. Küçük bir yerdi; her an arkasından bir eşşşeeğk kaçabilirmiş gibi bir havası vardı. Dönercinin karşısına geldiğimde kapının önünde sigara içen Boran'ı gördüm. O da beni fark etmişti. Bunu söylemeden geçemeyeceğim: Yüzüne vuran sabah güneşiyle kesinlikle daha yakışıklı görünüyordu. Hayatımda çili yakıştırdığım ilk erkekti. Sigarasının dumanını üfleyip saçlarını düzelttiğinde içimin gitmediğini söylesem yalan olurdu.
Karşıdan karşıya geçip yanına gittim. Boran gülümseyerek "Hoş geldin," dedi. Ben hemen bir kafeye gideriz diye düşünmüştüm ama Boran dönercinin arka tarafına doğru yürümeye başlayınca tereddüt ettim. Duraksadığımı fark edince arkasını dönüp, "Sorun yok, gel Kemal Abi ile tanış. Biraz burada oturalım, sonra kafeye geçeriz zaten," dedi.
"Kemal Abi kim ve neden tanışıyorum?" diye sordum. Boran, biraz ileride döner kesen, 35 yaşlarında duran adamı gösterdi: "Buranın sahibi, çok kafa adamdır." Kemal Abi bize dönüp gülümseyerek, "Geçsenize abiciğim, kızcağız ayakta kaldı," deyince Boran'ın arkasından yürümeye başladım. Geçerken Kemal Abi'ye "Kolay gelsin abi," dedim, o da 'sağol abiim'diye cevap verdi
Arka bahçeye geldiğimizde bizi büyük bir ağacın gölgesinde iki masa ve birkaç sandalye karşıladı. Boran bana dönüp, "Sevgili öğretmenlerinden sigara içtiğini saklıyorsun, değil mi?" dedi. Kaşlarımı çatıp "Sen sanki saklamıyorsun," diye tersledim. Sırıtarak, "O yüzden buraya geldik işte," dedi.
Masaya oturduğumda, üzerinde çakmakla kazınmış "Göt Boran" yazısını görünce gülmeme engel olamadım. Boran durumu fark edip boğazını temizledi: "Bizimkiler... Masanın her yerinde birinin ismi yazıyor ama senin sadece bu kısmı görmen benim bahtsızlığım."
Gülümsemem büyüdü: "Zaten ciddiye alınacak bir şey değil, belli. Göt Boran..." Boran kaşlarını çattı: "Sen benimle uğraşmayı bırakmayı düşünüyor musun?"
"Sanmıyorum," diyerek kıkırdadım. Konuyu değiştirmek için Nescafe isteyip istemediğimi sordu. "Zaten kahve içmeye gitmeyecek miydik?" diye şaşırınca mutfağa doğru yürüyüp cevap verdi: "O kahveye vereceğim parayla burada sınırsız içeriz." Göz devirip peşinden gittim: "Kahveler bendendi cimri!"
Mutfakta suyu bardaklara doldururken "Süt tozu ister misin?" diye sordu. "Bakıyorum da hizmette sınır tanımıyorsun," dedim tezgaha yaslanarak. O da gülerek iki şeker ekledi. Bahçeye dönerken konu süt tozunun zararlarına geldi. Fırsatı kaçırmayıp, "Beni zehirleyerek içten çökertmeye mi çalışıyorsun? Amerikan ajanı mısın sen?" diye takıldım.
Önce güldü, sonra ciddileşip kahvemi önüme bıraktı: "Sen bunu nereden biliyorsun?" Kahkahayı patlattım. O da gülmeye başladı: "Evet, Amerika beni 9. sınıfta bütün derslerde uyuyan bir kızın kalbini alarak onu öldürmem için görevlendirdi."
Biz gülerken Akça ve Aras'ın içeri girdiğini gördüm. Akça her zamanki rahatlığıyla, "Ooo, kaçaklar buradaymış! Ekeceğinizi bana neden haber vermiyorsunuz?" dedi. Şaşkınlıkla, "Burada olduğumu nereden anladın?" diye sordum. Akça sırıttı: "Sabah Aras'la karşılaştık. Okulda seni göremeyince daha önce telefonunda açtığım 'iPhone'umu Bul' özelliğini kullandım. Aras da burayı bildiği için beni getirdi."
Ağzım açık onu dinlerken içimden bunun hesabını soracağımı not ettim. Aras masaya iki sandalye çekip Akça ile yanımıza oturdu. Hep birlikte sohbete dalmışken Akça o meşhur teklifini yaptı: "Hadi, tabu oynayalım mı?"

Akça telefonu eline alıp Tabu uygulamasını açtı ve "Kızlar, erkekler... Kaybeden yemek ısmarlar!" dedi.
Boran sandalyesine yayılarak, "Biz doğuştan hazırız," dediğinde gözlerimi devirdim ve "Siz doğuştan boşsunuz," diye karşılık verdim. Bunu duyan Aras kafasını biraz aşağı eğerek kıkırdadı. Boran ise kalbini tutuyormuş gibi yapıp, "Çok kırıcısın Naz, yakışmadı," dedi. Gülerek cevapladım: "Alışırsın."
Akça o sırada oyunu hazırlamakla meşguldü. Kafasını kaldırıp "Hazırsanız başlıyorum," dediğinde ona döndüm. Akça'nın anlatacağı kelime "yadırgamak", yasaklı kelimeler ise "alışamamak, ısınamamak, hor görmek" idi.
Akça başladı: "Naz, hani size kalmaya geldiğim gün birlikte yatarken ben uyumuştum ama sen uyuyamamıştın, neden?"
Hemen cevapladım: "Yerimi yadırgamıştım!" Akça gülerek elini uzattı ve çak yaptık. Akça telefonu Aras'a uzatırken, "Biz varken işiniz biraz zor beyler," dedi.
Aras telefonu aldı ve Boran'a döndü. Kelime "ritim", yasaklı kelimeler ise "dans, müzik, darbuka" idi. Aras, Boran'a bakarak konuşmaya başladı: "Ben sınıfın kapısında beste söylerken ne tutarım?"
Boran anlamaz gözlerle baktı. "Kapıyı tutarsın," dediğinde bunu o kadar komik söylemişti ki gülmemi durduramadım. Aras gözlerini devirdi: "Hayır, beste söylerken ellerimle bir şey yaparım ya!" Boran, "Birlikte yaparız bazen, alkışla yaparız," dediği anda gözleri aydınlandı ve hemen "Ritim!" diye bağırdı. Sürelerinin bitmesine çok az kala bilmişlerdi.
Uzun bir oyunun ardından Aras ve Boran, hâlâ bir el daha oynarsak bizi yeneceklerini iddia ediyorlardı. O kadar çok oynamıştık ki Akça bu teklifi yaptığına pişman olmuş bile olabilirdi. Bizim "cimri pislikler" kabul etmese de kazanan bizdik. Saate baktım, neredeyse dördüncü ders saati gelmişti. İyi ki "İlk dersi asalım," demişiz. Herkes oturmaktan sıkıldığı için Aras, "Deniz kenarında yürüyelim mi?" diye sorunca Akça bu anı bekliyormuş gibi heyecanla "Olur!" dedi. Ben de kabul ettim ve hep beraber deniz kenarına doğru yürümeye başladık.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 1beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…