11. bölüm / 13
BIRAKMA KENDİNİ/Yarı textOn ve Yarım Kalan İtiraf
Bölümler 13Şu an: On ve Yarım Kalan İtiraf
- 1 Bir ve Bildirimler170 kelime
- 2 İki ve Cevaplar167 kelime
- 3 Üç ve Dönmek168 kelime
- 4 Dört ve Gitmek175 kelime
- 5 Beş ve Barış482 kelime
- 6 Altı ve İstekler140 kelime
- 7 Yedi ve Grup146 kelime
- 8 Sekiz ve Ummak162 kelime
- 9 Kaan ve Yazılmamış Günlükler252 kelime
- 10 Dokuz ve Kestane422 kelime
- 11 On ve Yarım Kalan İtiraf701 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 On bir ve Öpücük467 kelime
- 13 On iki ve Aşk itirafı482 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Geldiğimiz yeri incelemeye başladım. Yeşilliğin bol olduğu dümdüz bir araziydi. Bol bolda ağaç vardı ama herşeye rağmen güzel bir havası vardı. Burayı nerden bulduklarını sorgulamayacaktım bile.
Biz kızlar olarak Cemre ile Naz salata yapıyor, İlayda ile bende sofrayı kuruyorduk. Erkekler ise mangalla uğraşıyordu ama seslerinden dolayı anlaşamadıklarını anladım.
Hepsi mangalı yapmak için tartışıyor ve kendilerinin ne kadar güzel mangal yaktığını birbirlerine anlatmaya çalışıyorlardı.
Onca erkek arasından gözüme çarpan tek kişi Kaan'dı. Günlerdir onu düşünüyordum. Bunu ilk başlarda farklı yorumlasamda ona arkadaş gözüyle bakmadığımı anladım.
Ben Kaan'dan hoşlanıyordum. Bunun ne zaman ne ara olduğundan hiç haberim yoktu ama öyleydi işte, hoşlanıyordum.
Önüme dönüp sofranın kurulmasını tamamladım. Bu sürede de onlarda tartışmalarını bitirmişlerdi. Mangalın başına Kaan geçmişti.
Alanda oturacak çardak olmadığı için sofrayı yere kurmuştuk. Kızlarda salatayı yapıp getirdiler.
"Ay kızlar geçen ki matematik sınavı neydi öyle" derken yere çöküyordu İlayda "Kesin kalacağım ya"
Bahsettiği sınav ben okula gittiğim ilk günde olmuştu ve bahsi geçtiği kadar zordu. Matematik zaten korkulu rüyamdı.
"Ben 50'yi geçerim herhalde ya" dedi Naz "O kadarda kötü değildi"
"Ee sen nerden geldin Cemre bahsetsene biraz" derken yönümü ona çevirdim "Daha önce doğru düzgün oturup konuşacak fırsatımız olmadı"
"Ben İstanbul'dan geldim. Babam emekli öğretmen,memleketi Muğla'ydı zaten emekli olunca buraya geldik"
"Çok güzel. Güzel şehirdir Muğla" dedim
"Evet bayıldım bu şehre" dedi "İlk başta ön yargılı davransamda tanıdıkça sevdim"
Tanıdıkça sevdim
Ne kadar güzel bir kelimeydi. Bu kelimeyi duyunca aklıma Kaan geldi. Neticede bende onu tanıdıkça sevmiştim.
"Yemek hazır" diye basbas bağıran bir sesle kafamı sesin geldiğini yöne çevirdim. Mert tepemizde mangalın bize doğru uzatıyordu.
Beraber zaman geçireli azda olsa bu çocuğun bir kaç tahtasının eksik olduğuna emindim.
İlayda ve Naz ayaklanarak hızlıca yemekleri servis etti. O sırada da Kaan,Mert ve Ege'de sofraya oturdu.
"Eline sağlık" dedim Kaan'a tebessüm ederken
"Afiyet olsun" dedi oda tatlı bir tebessümle.
"Biz çıkalım isterseniz" diyen Mert'le yüzümde ki tatlı tebessümü sildim. Ona göz devirdikten sonra önüme döndüm.
Herkes sessizce yemeklerine gömüldü. Yemeklerimizi bitirince kızlar erkekler beraber sofrayı topladık ve yaptığımız tatlıları koyduk.
Mert ile Ege'nin gizlice kurabiyeleren aldığını gördüm ama birşey söyleme gereği duymadım.
"Oyun falan oynayalım biraz ya" dedi Naz " Yemek yemeğe mi geldik buraya"
Haklıydı.
"Valla ben yemek yemeye geldim" dedi ağzı tıka basa dolu olan Mert.
"Ağzında bir şey varken konuşma"derken Mert'in ağzının üstüne can yakmayacak şekilde vurdu Naz.
Dışardan ne kadar tatlı gözüktüklerini bilmiyorlardı.
"Hadi ortada sıçan oynayalım" diye bir fikir sundu Cemre.
"Bencede" diyerek destek çıktım.
"Takımlar erkek, kız ayrı olsun" dedi Ege "Sizi yenelim bir" derken pişkin bir şekilde sırıtıyordu.
"Onu görürüz" derken Cemre'de sırıtıyordu.
"Kadınlara öncelik" dedi Kaan "İlk onlar ortada olsun"
Onun sözünden sonra kızlar olarak ortaya geçtik. Kaan tek atıcı olarak,Ege ile Mert ise beraber atış yapacaklardı.
Ege topu attı ama kızlar olarak çok iyi sıyrılıyorduk. Tam o esnada top delici bir hızla Cemre'nin kafasına çarptı. Atan kişi ise Ege'ydi.
Cemre topun etkisiyle yere düştü. Daha doğrusu yere kapaklandı.
"OHA LAN KIZ ÖLDÜ" dedi Mert.
Koşarak yanına gittik. Gözleri açıktı. Görünürde bir hasar yok gibi görünüyordu.
"Bu kaç" derken nah çekiyordu Mert.
Bu çocuk nerde ne yapması gerektiğini hiç bilmiyordu.
"Dalganın sırası değil Mert" dedi Kaan. Ardından onu itekleyip Cemre'den uzaklaştırdı.
"İyiyim iyi" dedi Cemre. Bir yandan ayaklandı. "Elendim galiba"
"Elendim" dedi Ege "Hatta ben eledim" derken alayla sırıtıyordu.
"Sen" derken bir anda ayaklanıp Mert'i kovalamaya başladı Cemre.
Mert koşuyor,Cemre ise kovalıyordu. Kovalarken bir yandan bağırıyordu.
"YARDIM EDİN!" diye çığlıklar atıyordu Ege ama etkisi yoktu.
O esnada ne ara yanıma geldiğini bilemediğim Kaan'a baktım.
"Benimle yürüyüş yapar mısın Yasemin"
"Tamam" derken onun peşine takıldım.
Bir yere gidiyorduk ama nereye olduğunu bilmiyordum. Biraz yürüdükten sonra bir sürü meyve ağacının olduğu bir yere geldik.
"Ne kadar güzel" derken meyve ağaçlarının arasından geçiyordum.
"Sen gibi" bir şey dediğini duyduğumu hatırlıyordum Kaan'ın. Ama öyle birşey demeyeceğini düşündüğüm için aldırış etmedim.
"Aslına bakarsan ben uzun süredir sana bir şey söylemek istiyorum Yasemin"
Sözleriyle ona döndüm. Eli ensesinde, bakışları bendeydi. Onu tanıdığım süre zarfında heyecan yaptığı anlarda elini ensesine koyduğunu çözmüştüm. İyi gözlem yapan bir insandım.
"Dinliyorum"
" Ben sende-"
Sözünü bitiremeden koşa koşa yanımıza gelen Mert'le bakışlarımızı çevirdik.
"Nereye gittiniz ya" derken nefes nefeseydi. Büyük ihtimal koşmuştu "Kurtlara yem oldunuz sandım,hadi gidiyoruz"
"İyi halt ettin Mert" derken büyük adımlarla yürümeye başladı Kaan.
"Hadi gidelim" dedi. Bende yanından yürümeye başladım.
♪~♪
Bölüm etkileşimi
