6. bölüm · Bir Yalanın İçinde
5.Bölüm
Cannlarrrrr ben geldiimm. Nasılsınızz bakimm? Size bir bölüm daha getirdim. Elimden geldiği kadar uzun bölüm atmaya çalışıyoruum. Ama aklıma seneryo gelmiyo hatta bazen yatmadan önce kafamda seneryolar kuruyorum sıkdjhdllhsdj.
Oy ve yorumlarınızıı eksiltmeyiinnn..
Hadi bölüme geçeliimm.
Bölüm şarkıları;
Müslüm Gürses-Tutamıyorum zamanı
Yalın-Herşey sensin
Erol Evgin,Emel Sayın-İşte öyle bir şey
-------------------------------------------------------
9 ağustos gecesi Demir ailesi..
2 gündür Arastan bir haber bekliyordu. Davet günü o kızdan saç telini almış, DNA testi için Arasa vermişti. Aras Annesinin bu isteğini yerine getiriyordu çünkü onunda içinde bazı şüpheler vardı.
Şuan odasında oturmuş sessizce dışarıyı izliyordu Melis. Birkaç dakika sonra telefonunun ekranında bir isim belirdi. Hemen telefonu eline almıştı kim arıyor diye bakmak için.
En tatlı doktorum🤍 arıyor...
Büyük bir tebessümle açtı telefonu.
"Oğlum."
"Anne. Yaman abimle birlikte Babamın çalışma odasına gel. Test sonuçları açıklandı." Sesi durgun geliyordu biraz. Birşey olduğunu anladı Melis hanım.
Aras başka birşey demeden kapattı telefonu. Melis hanım hemen kendi odasında çıkıp Yamanın odasına daldı.
Yaman her zamanki gibi üzeri çıplak altında bir eşofmanla balkonda sigara içiyordu. Bi anda kapısı açılınca sinirli bir şekilde kapıya döndü. Annesi olduğunu görünce yüzü biraz gevşedi ama Annesinin ne işi vardı ki burada?
Melis hanım hiç uzatmadan konuşmaya başladı.
"Oğlum! yürü çabuk yürü! Acil üzerine birşey giy babanın odasına gel."
Başka birşey söylemeden odadan çıktı. Yaman üzerine birşey geçirip hemen Annesinin peşinden gitti. Babasının çalışma odasına girince Arasında burda olduğunu görünce kaşları çatıldı Yamanın. Babası sandalyesinde oturuyor, Annem ayakta bir ileri bir geri gidiyor, Aras elinde bir zarf tutuyordu.
Melis hanım daha fazla dayanamadı ve oğlunun elindeki zarfı kendisine çekti. Aras böyle bir hamle beklemediği için hemen Annesine atıldı. Melis hanım ondan kaçtı ve yaklaşmaması gerektiğini söyledi.
Aras çok çaresizdi. Annesinin o testi gördüğünde nasıl bir tepki verebileceğini bilmiyordu.
"Anne..."
Ama Melis hanım durmadı zarfı yırttı ve test sonucunu bekletmeden açtı. Okumaya başladı içinden yazıları. Okurken kaşları çatılıp düzeliyordu.
En sonunda zarf elinden yavaşça yere düştü. Bacakları artık onu taşıyamayınca yere düştü. Ve kahkaha atmaya başladı. O geceyi değiştirecek bir söz döküldü dudaklarından.
"Benim kızım.." Diye fısıldadı. Yaman bunu duyunca gözleri yuvalarından çıkacak kadar büyüdü. Hakan bey hemen testi eline aldı ve okumaya başladı.
O sırada Melis hanım hem ağlıyor hemde kahkaha atıyordu. Biraz daha yüksek sesle konuştu.
"Benim kızım." dedi yine Melis hanım. Hakan bey okuduklarıyla yüzünde bir tebessüm oluştu.
"Rabbim. Şükürler olsun sana."
O gece bir Ailenin sevinci,
Bir kızın ise feryadı geceyi sardı.
Artık hiç birşey eskisi gibi olmayacaktı.
O gece Leyladan..
Hayatınız hiç durma noktasına geldi mi?
Ve ya, 'işte şimdi tamamen tükendim' dediğiniz bir an.
Benim 2 kere oldu.
Birini Annemi kaybettiğimde.
Diğeri ise şuan.
Yere çökmüş mektubun tek bir yerine odaklanıyordum.
Seni ben doğurmamışım Leylam..
Ne kadar saçmaydı değil mi? Koca bir 17 yıl. Hepsi yalanmış. Hiçbir anıda gerçek değilmişim. Hiçbir sevgi benim hakkım değilmiş. Başka bir çocuğun hayatını yaşamışım 17 yıl boyunca.
Sessizce odamın ortasında ağlıyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum. Nereye gideceğimi bilmiyordum. Telefonum birkaç kere çalmaya başladı. Ama bakmadım. Bir mesaj düştü.
Atlas; Buluşmaya geç kalıcaz. Çıkmıyormusun?.
Siz; Yok. Gelesim yok. Arkadaşlarına söylersin.
Anında cevap geldi.
Atlas; İyi misin? Konuşmak istersen biz ikimiz buluşalım istersen.
Normalde asla kimseyle konuşmak şuan istemiyordum. Ama ağlaya ağlaya da bir yere kadardı. kimseye içimi dökmezsem bu dertlerimi nasıl taşıyacaktım.
Siz; Tamam. Attığım konuma gel.
📍Konum gönderildi.
Atlas; Geliyorum.
Yavaşça ayağı kalktım. Mektubu yerden aldım ve cebime koydum.
Günlerden 9 ağustos. Hayatımın mahvolduğu gün.
Sadece telefonumu yanıma alarak evden çıktım. Yürürken ağlamaya da devam ediyordum. 10 Dakika sonra Atlasa konumunu attığım parka geldim.
Yine ağladım. Üvey olduğuma ağladım. Annemin kalbine ağladım. hayatımın yalanlarına ağladım. Ve en önemlisi;
Kendime ağladım.
Az sonra Atlasın parka girdiğini gördüm. Beni öyle görünce hemen yanıma geldi.
"Canım..Noldu neden ağlıyorsun?."
Ayağı kalktım ve Atlasa sarıldım. Şuan en ihtiyacım olan şeye sarıldım.
"Atlas.." Ağlamam daha da şiddetli ağlamaya başladığımda Atlas bir elini sırtıma, Bir elini saçıma koydu. Saçlarımı yavaşça severken çok huzurlu olmuştum.
Başımı omzuna yaslamış sessizce ağlamaya devam ediyordum. 5 dakika sonra Atlas yavaşça geri çekildi.
Boşluğa düştüm sandım.
Yavaşça banka oturduk. Ellerimi hala tutuyordu. Sanki bir nevi ben burdayım demeye çalışıyordu.
"Anlat güzelim. Noldu? Neden ağlıyorsun?."
"Atlas." cebimdeki mektubu çıkardım ve ona uzattım.
"Bune canım?"
"Oku. Annem. Ölmeden önce bana yazmış."
Atlas yavaşça mektubu açtı ve okumaya başladı. Her satırda yüz ifadesi değişiyor, Kaşları çatılıyordu. En sonunda mektubu okumayı bitirdiğinde yavaşça katladı ve bana uzattı.
Elinden kağıdı aldım ve cebime koydum.
Atlas yanıma yaklaştı ve başımı göğüsüne koyup bana sarıldı.
"Ben her zaman yanındayım.."
Bu cümle daha da ağlamamı sağladı.
O gece sabaha kadar Atlasla beraber parkta kaldım. En saçma konuları bile konuştuk. En duygusal şeyleri bile. Ama ne olursa olsun,
Beraberdik..
-----------------------------------------------------------
Öğlene doğru Atlasın yanından ayrılmış eve gidiyorudum. Beni bırakabileceğini söylemişti ama biraz yanlız kalmak istiyorum diyip reddetmiştim. Yolumun üstündeki markete girip kendime bir sigara paketi almıştım.
Marketten çıkıp yeni aldığım sigarayı açtım ve içinden bir dal aldım. Sigarayı yaktığımda derin bir nefes almıştım. Bir saat sonunda eve varmıştım ama evin önünde birkaç araba vardı.
Evin kapısına gelince uzun süre zile bastım. Birkaç saniye sonra kapıyı Efe açmıştı. Birşey dememe kalmadan hemen bana sarıldı.
"Abla."
"Efe noluyor?." ondan ayrıldığımda yüzünde endişeli bir ifade vardı.
Kafasıyla içeriyi işaret etti. İçeriden bağırış sesleri geliyordu. Ayakkabılarımı çıkararak hızlıca içeriye girdim.
İçeriye girdiğimde Babam ve bir adam bağırarak kavga ediyorlardı. Adamın arkasında 2 kişi daha vardı ve erkeklerdi. Bir dakika? Bunlar o gece davette sarıldığım kadının eşi ve çocukları değil miydi?
"Ne oluyor burda?."
Benim sesimi duyunca herkes benim olduğum tarafa baktı. Babam beni görünce yüz ifadesi gevşedi ama hala sinirli duruyordu.
"Yok birşey Leyla. Odana çık hemen."
Babam bunları söyledikten sonra işaret parmağını yukarıya doğrulttu. Tam birşey söyleyecektim ki Babamla kavga eden adam konuştu bu sefer.
"Var birşey Leyla. Odana da çıkma."
Babam sinirle adama döndü.
"Sen kimsin benim kızıma yapacağı şeyi söylüyorsun!."
Adam daha fazla dayanamıyormuş gibi yumruklarını sıktı ve bağırarak konuşmaya başladı.
"Asıl sen benim kızıma yapacağı şeyi söylüyorsun! Leyla benim kızım! DNA raporları da var!."
Bu kadar çabuk geleceklerini düşünmemiştim. Vay be demek gerçek Babam böyle yakışıklı bir adammış. Bayıldım!
Herkes duyduklarıyla beraber bir şok geçirmişti. Şaşkınlıkla o adama bakıyorlardı. Babam öne atılarak adama bağırmaya başladı.
"Ne DNA raporundan bahsediyorsun lan sen! Açık açık konuş!."
"Duydun işte! Leyla benim kızım. 17 Yıl önce hastane çocukları karıştırmış. Bizde eşime çok benziyor diye DNA testi yaptırdık. Leyla benim kızım!" diyip babamın göğsüne bir kağıt fırlattı.
Babam kağıdı alarak okumaya başladı. okumayı bitirdiğinde sinirle adama baktı.
"Yalan söylüyorsun lan!"
"Bunun yalanı mı olur mal! İstemiyorsanız bi test daha yaparız."
Babam tam kafasını sallayacakken ben araya girdim.
"Baba. Bunu oku ve işi uzatma."
Annemin yazdığı mektubu cebimden çıkardım ve babama uzattım. Babam kağıdı bir kaç dakika içinde okudu. Okumayı bitirdiğinde gözleri boşluğa asılı kalmıştı. Gözleri hafif dolmaya başladığın da yanıma gelip bana sarıldı.
Bende babama sımsıkı sarıldım. Birkaç dakika öyle durduğumuzda birisi beni babamdan çekip kendisi sarılmıştı.
Sarılan kişiyi kokladığımda bunun Ege olduğunu anladım. Bende ona sımsıkı sarıldım. Yavaşça kulağıma fısıldadı.
"Ne kadar gerçek Anneden olmasakda sen benim ablamdın. Hep öyle kalıcaksın." Diyip saçımı öpmüştü.
"E bende istiyorum." Diye bir ses gelince ikimizde Efeye döndük.
Egeden ayrılıp Efeye sarıldım. O da sımsıkı sarıldı bana.
Ondan da ayrıldığımda Nilay ablanın yanına gittim. Kolarını bir Anne edasıyla açtı sarılmam için. Hemen girdim şefkatli kollarına. Saçlarımı okşuyor hemde öpüyordu.
Ayrıldığımızda dolu gözleriyle konuşmaya başladı.
"Sakın boş bırakma bizi. Hep gel tamam mı güzelim."
Gözümden akan yaşları silip gülerek konuşmaya başladım.
"Yok be. Ne bırakcam sizi. Benden kurtuluşunuz yok. Her hafta sonu burdayım." gülerek sösylediklerime aile üyeleri gülmüştü.
Arkama dönüp diğer o adamlara baktığımda bana bakıyorlardı zaten.
"Bir kaç eşyam var. Onları alıp geleyim."
Birşey söylemelerine izin vermeden hemen odama çıktım. İçeri girdiğimde yatakta bir kız oturuyordu.
"Sende kimsin?." Sorduğum soruyla beraber bana gözlerini devirdi.
"Off! Ne safmışsın sen ya. Senle karıştırılmış kızım işte."
"Hemende kurulmuşsun bakıyorum da."
Bunları söylerken çerçevedeki fotoğraflarımızı valizime koyuyordum.
"Heralde. Meydanı boş bırakacağımı mı sandın tatlım?." Onu umursamadan eşyalarımı toplamaya devam ettim. O hala bana laf atma peşindeydi ama.
"Zengin ailenin tadını çıkar tamam mı? Beni babam senin baban gibi fakir değil. İstediğini alır yani. Acaba abilerin seni nasıl karşılayacak. Dövmezler umarım seni." Sondaki cümlesini acıyarak söyledi.
Eşyalarımı toplamam bittiğinde ona yüzümü döndüm. Bende ona acıyarak baktım.
"Abilerini bilmem ama, Aşağıdaki ikizler sana çok çektirecekler haberin olsun." Yüzündeki gülümseme donduğunda artık gülen taraf bendim.
"Hadi görüşürüz bebeğimm!" ona elimi sallayıp odadan çıktım ve aşağıya indim.
Salona geldiğimde gerçek ailem kapıda beni bekliyordu. Babamlara son kez baktım. Onlara elimi salladım. Onlarda bana salladı. Daha sonra evden çıktı.
Kapının önünde limuzin tarzı bir araç vardı. Onun arkasında da birkaç araba koruma. 4 kişi o limuzin tarzı arabaya bindik. Karşılıkla 2 koltuk vardı. Benim yanıma Babamla kavga eden adam oturdu. Karşımızada o 2 genç.
Araba yavaşça hareket etti ve bizim evden çıktı. Bir süre kimse konuşmadı. Ben ellirmle oynuyor, Yabancılardın arasında kalmak istemiyordum.
"Leyla." Yanımda bir ses geldiğinde hemen kafamı oraya çevirdim. Çok sert çevirmiş olucam ki 'kırt' diye ses çıkmıştı. Acıyla boynumu tuttuğumda ağızımdan bir inleme koptu.
"Ahh!"
Yanımdaki adam benden çok paniğe girmiş gibiydi.
"Leyla! Kızım iyi misin!"
Gençlerden biri önüme eğildi ve boynuma bakmaya başladı.
"Leyla? İyi misin?."
"İyiyim ya biraz sert çevirdim kafamı. Pardon."
"Birşey oldu sandım kızım ya! Aklım çıkacaktı." Yanımdaki adam söylenmeye devam ederken bende biraz gözlerimi kapattım.
Tam uykuya dalıcakken birisi kolumu deşti sanki. Hemen gözlerimi açtımda beni deşenin kim olduğuna baktım.
Arabada hiç konuşmamıştı bu çocuk.
"Hadi eve geldik in."
Yavaşça toparlandım ve arabadan dışarı çıktım. Vay vay vay.
Eve bak lan!
Ne evi malikhane burası amk.
Kaç kişi yaşıyolar lan bunlar burda?
O kız acaba doğru mu söylüyordu. Kesin bizi yicekler bu yamyamlar!
İç sesimi bir kenara attım ve eve doğru yürümeye başladım.
Bir kaç adım önümde üçü yürüyordu. Kapının önüne geldiğimizde bey Baba zili çaldı. Kapıyı davette gördüğüm o sarışın kadın açtı. Beni gördüğündeyse gözlerinin içi parladı sanki.
"Gelin. Hoşgeldiniz." Titrek bir sesle konuşunca ayakkabılarımı çıkarıp içeri girdim. Şöyle bir evi süzdüğümde her zengin evinde olacak şeyler vardı.
Şık perdeler, Kristal avizeler, Baya güzel duruyordu. Melis hanım bir elini sırtıma koydu ve salon gibi bir yere geldik.
Keşke girmeseydik!
Bune oğlum! Kaç kişi yaşıyorlar harbi bunlar!?
Melis hanımın yanından ayrıldım ve tekli bir koltuğa oturdum.
Herkesten uzak.
Bey babamızda yerine oturunca herkes bana bakmaya başladı.
Of ne bakıyorsunuz valla anksiyetem tutcak.
Kimse konuşmayınca Korel konuşmaya başladı.
"Ece nerde baba?."
Bey baba birazcık sinirlenmiş duruyordu.
"Ece gerçek ailesinin yanında."
Bey babanın bu söylediklerinden sonra bi çocuk ayağı kalktı.
"Ne! Baba delirdin mi sen! Ece ne yapar orda? Niye tanımadığınız insanların yanına bırakıyosunuz kızı!!"
"Haddini bil Kuzey. Ece ailesinin yanında. Sizin kardeşiniz bizim yanımızda. Bitti."
Kuzey denen çocuk ellerini saçlarının arasına daldırdı ve bir ileri bir geri gitmeye başladı. Bana dönüp sinirli bir şekilde bakmaya başladı.
"Bu kenar mahalle gülünü mü getirdiniz buraya?." Sonra tiksinircesine bana baktı yine.
"Hangi erkeğin altında yatmıştır Allah bilir."
Ney
Ne diyor lan bu?
İşte şimdi işin rengi değişti hocam kusura bakmayın.
Ayağa kalktığımda hızla üzerine yürüdüm.
"Ne diyorsun sen be! Doğru konuş benimle!"
Tam birşey söyleyecekken bey baba konuşmaya başladı.
"Yeter! Kuzey doğru konuş kardeşinle! Oturun lan yerinize!"
Bey babanın emriyle herkes geri yerine oturdu.
"Kızım baban Hakan ben. Annen Melis. Bunlarda Abilerin, İkizin ve Kardeşin." Bütün bunları gülümseyerek anlatmıştı.
Arabada gördüğüm ve beni uyandıran adam konuştu ilk. Hafif sarımsı kumral saçları vardı. Valla ne yalan söyleyeyim çok yakışıklıydı.
"En büyükleri Yaman ben."
Sonra önümde eğilen ve boynuma bakan adam konuştu. Oda kumraldı ve çok yakışıklıydı. Gülerek kendini tanıttı
"Bende ikinci abin Aras canım. Ve doktorum."
"Memmnun oldum." Bende ona tebessüm ettim.
Sonra kumral bir çocuk daha elini kaldırdı.
"Uras."
Bu kadar.
Sonra sap sarı bir çocuk dikkatimi çekti. Elleriyle oynuyor ve yere bakıyordu. Sanırım biraz çekiniyordu.
Sonra birinin sert sesiyle ona baktım.
"Çek o pis bakışlarını kardeşimin üstünden." Kuzey yine bana bağırıp duruyordu.
E ben altta kalır mıydım? Tabi ki hayır.
"Ya sen bi kes sesini artık ya. Bakıyorum sadece kıt kafalı."
Bi anda üzerime atlıyacakmış gibi duruyordu.
"Düzgün konuş be benimle!"
"Konuşmuyorum naparsın?."
Tam ayağı kalkıcakken Hakan beyin sert sesiyle geri yerine sindi.
Ben sarışın çocuğa seslendim.
"Senin adın ne peki?."
Kuzey malı cevap vermişti tabi.
"Sanane ya!"
"Bak varya burdan üzerine bir uçarım bi daha ayağa kalkamazsın."
Onu tehtid etmemle birlikte artık susmuştu.
Tekrar o sarı çocuğa döndüm.
Söyle artık sende ismini.
Ona baktığımı hissedince kafasını kaldırmıştı. Utangaç bir şekilde etrafa baktığında herkesin ona baktığını fark etti. Sonra eliyle kendini işaret edip konuşmaya başladı.
"Ben mi?."
Gülümseyerek kafamı salladım.
"Karan. 15 yaşındayım." Söyledikleriye ona kocaman bir tebessüm ettim.
Sonra büyük bir sessizlik oldu. Aras konuştu bu sefer.
"Sen peki?."
"Leyla. 16 yaşındayım."
"Ve artık odam varsa oraya çıkabilir miyim?."
Hakan bey gülümsedi ve Karana baktı.
"Oğlum. Ablana odasını gösterir misin?.
Karan başını salladı ve bana baktı. Bende onun yanına gidip merdivenleri çıkmaya başladım.
En üst katta uzun bir koridoru geçtikten sonra beyaz bir kapıya geldik. Karan eliyle kapıyı gösterdi.
"Burası."
Ona gülümsedim.
"Teşekkürler beyfendi."
Oda bana yarım bir tebessüm etti.
"Rica ederim. Birşey istresin koridorun diğer sonunda benim odam var. İstediğin zaman gelebilirsin."
"Tamamdır. İyi geceler."
"İyi geceler."
Kapıyı açtım ve odaya girdim. Geri kapattığımda sırtımı kapıya yasladım ve odayı incelemeye başladım. Genellikle sade bir odaydı. Bir kapısı vardı ve büyük ihtimalle orası banyoydu.
Dolabıma yöneldim ve içinden sıcak tutucak bir pijama takımı seçtim. Banyo da üzerimi değiştirdim ve yatağa yattım. Yorganı kafama kadar çektim. Huzurlu bir uykuya daldım.
Bu dünyadan birazcıkda olsa uzaklaşmak istiyordum...
-------------------------------------------------------------
Bittii bende bitttiimm..
Bölüm nasıldıı.
Aras?
Yaman?
Karan?
Ve sinir bozucu Kuzey?
Whatsaap kanalıma geliinn bir sürü sey konusuyoruuzz
Veeeeee
İlerleyen bölümlerdeki Aras ve Leyloşş
