6. bölüm · Bir Futbolcunun Doğuşu
Kendini Kanıtlama Zamanı
Aradan beş gün geçmişti. Ebubekir, bıraktığımız gibi hem futbolunu hem de derslerini birlikte götürüyordu. Takımla arası gittikçe iyileşiyordu. Ancak bir kişi hariç: Batu Şahin.
Batu ile arasında, Ebubekir’in anlayamadığı bir sorun vardı. Bir türlü anlaşamıyorlardı. Birbirlerine karşı mesafeliydiler. Batu, takımın sol kanat oyuncusuydu. Onunla iyi anlaşmaları, Ebubekir’in daha fazla gol atmasını sağlayabilirdi. Ancak şu ana kadar bu mümkün olmamıştı.
Şimdi ise lig öncesi son, Ebubekir için ise ilk hazırlık maçıydı. Rakip, Ankaraspor’du.
Son antrenmanda hoca herkese şans vereceğini söylemiş ve ilk 11’i açıklamıştı. Ebubekir de Batu da ilk 11’de değildi. Ancak bu bir sorun değildi. Sonuçta bu sadece bir hazırlık maçıydı.
Nihayet maç vakti gelmişti. Her idmanda olduğu gibi, dayısı bu hazırlık maçında da tribündeydi. Üstelik bu sefer annesi de gelmişti. Ebubekir artık ilk antrenmanlarındaki gibi heyecanlı değildi. Alışmıştı. Artık bu ortam ona sıradan geliyordu.
Maçın ilk yarısında iki takım da üstün bir oyun sergileyemedi. Pozisyonlar azdı. İlk yarı 0–0 sona erdi.
İkinci yarı için soyunma odasına gidildiğinde hoca konuşmaya başladı:
— Ebubekir, Batu… hazırlanın çocuklar. Eğer bu sene ilk 11’de oynamak, ileride A takımda yer almak ve başarılı olmak istiyorsanız, sahaya çıkın ve buna uygun oynayın. Kötü oynayabilirsiniz… ama kötü mücadele edemezsiniz.
İkinci yarı başladı.
Dakika 63’te orta sahada topu Veli kazandı. Veli, takımın en önemli oyuncularından biriydi. Harika bir orta saha oyuncusuydu. Topu kazandığı gibi Batu’ya gönderdi.
Batu ilk rakibini çalımladı. Önünde bir defans oyuncusu ve kaleci vardı. Gol şansı zordu. Ancak Ebubekir sağ tarafta bomboştu. Kale, onun bulunduğu açıdan neredeyse tamamen açıktı.
Ama Batu pas vermedi.
Bir çalım daha denedi ve ardından şut çekti.
Kaleci için kolay bir kurtarış oldu.
Ebubekir sinirlendi. Batu’ya döndü.
— Ne yapıyorsun sen? Pas versene! Burada takım için oynuyoruz!
Batu sert bir şekilde karşılık verdi:
— İşine bak sen. Bu pozisyonda gol atacak seviyede bir oyuncu değilsin. Şans eseri bu takımdasın. Sezon sonu kovulacaksın zaten.
Ebubekir’in dayısı ve annesi sahadaki konuşmaları duyamıyordu. Ama bir şeylerin ters gittiği belliydi.
Dakika 75.
Veli yine topu kazandı ve bu kez Ebubekir’e verdi. Ebubekir ceza sahası dışındaydı. Batu solda boştu. Ancak Ebubekir pas vermedi. Doğrudan kaleye vurdu.
Top farklı şekilde auta çıktı.
Batu öfkeyle bağırdı:
— Aptal mısın sen? Sana söyledim! Sen gol atacak bir oyuncu değilsin! Topu bana ver!
Ebubekir cevap vermedi. Çok sinirlenmişti. Ama kendini tuttu. Çünkü olayın büyümesini istemiyordu.
Dakika 85.
Veli iki oyuncunun arasından harika bir şekilde sıyrıldı. Kaleciyle karşı karşıyaydı. Yanında Ebubekir ve Batu vardı.
Veli hiç düşünmeden pas verdi.
Kale boştu.
Gol olmaması için hiçbir sebep yoktu.
Ama Ebubekir ve Batu topa aynı anda koştu. İkisi de golü atmak, diğerinden üstün olduğunu göstermek istiyordu.
Ve o anda…
Birbirlerine çarptılar.
İkisi de yere düştü.
Top rakibe geçti.
Rakip hızlı çıktı. Forvet Ali, topu Selim Polat’a indirdi. Selim hiç beklemeden vurdu.
Top, doksana gitti.
Gol.
Ankaraspor 1–0 öne geçti.
Maç bu skorla sona erdi.
Soyunma odasına girildiğinde hoca sinirden deliye dönmüştü. Elindeki su şişesini taktik tahtasına fırlattı.
— Ne yapıyorsunuz siz?! Kendinize gelin! Biz bir takımız! Kimin gol attığının önemi yok! Önemli olan kazanmamız!
Bir an durdu. Sonra Ebubekir ve Batu’ya baktı.
— Eğer takımı düşünmüyorsanız, bu kulüpte yeriniz yok. Bu bir daha tekrarlanırsa, ikiniz de kadro dışı kalırsınız. Bunu unutmayın.
Soyunma odasında sessizlik hâkimdi.
Ebubekir üstünü değiştirdi ve dışarı çıktı. Dayısı ve annesi onu bekliyordu.
— Ne oldu? — diye sordu annesi.
Ebubekir kısa bir duraksamanın ardından cevap verdi:
— Önemli bir şey değil. Maçın içinde olur böyle şeyler. Hadi gidelim.
Ve birlikte eve doğru yürüdüler.
Ama Ebubekir’in içinde fırtınalar kopuyordu.
