3. bölüm · BİR ESMER SEVDİM

1. BÖLÜM: AYAZDAKİ MÜHÜR

Z. Y∞︎︎T

🎶Bu kitap müziksiz, şarkısız gitmez dedik,bu kitaba en uygun müzikleri,şarkıları seçtik. Dinleyerek okumanızı tavsiye ederiz.🎶

ESMERE
NASIR
ÇOK YAZIK
ŞİİRE GAZELE
(MABEL MATİZ) AHU
(SEZEN AKSU)SON BAKIŞ
(CANOZAN)AĞLAMA BEN AĞLARIM
BELKİ
ÜZÜLECEKSİN
(BENGÜ&TALADRO)UNUT BENİ
(MAVİ GRİ)ALTÜST OLMUŞUM
(ŞAHE BEDO)ÇEWRAŞAMİN
(YALIN)HER ŞEY SENSİN
(FARQİN AZAT)ŞERİNAMİN
NAVE DELALAMIN
(AZER BÜLBÜL)BAŞARAMADIM
(AZER BÜLBÜL)DUYGULARIM
DERİNLERDE
(OĞUZHAN KOÇ)KÜSME AŞKA

BİZİM ÖNERDİĞİMİZ:🎶
ESMERE
NASIR
AĞLAMA BEN AĞLARIM
SON BAKIŞ
HER ŞEY SENSİN
ÇEWREŞAMİN...
DERİNLERDE
KÜSME AŞKA

BU ORTAK BİR KİTAPTIR DESTEKLERİNİZİ BEKLİYORUZ
LÜTFEN BÖLÜMLERİ BEĞENMEDEN GEÇMEYELİM🥹

𓆩🥀𓆪 𝓕𝓮𝓻𝓪𝔂𝓮 ∞ 𝓨𝓾𝓷𝓾𝓼 𝓔𝓶𝓻𝓮 𓆩🥀𓆪
Feraye ♾️ Yunus Emre
🖤 𝓕𝓮𝓻𝓪𝔂𝓮 ∞ 𝓨𝓾𝓷𝓾𝓼 𝓔𝓶𝓻𝓮 🖤

Sabahın ilk ışıkları mahallenin üstüne henüz düşmemişti. Sokak lambaları cılız bir ışıkla can çekişirken, Yunus Emre mahallenin o dar yokuşundan aşağı ağır adımlarla iniyordu. Yanında Samet, abisinin sessizliğinden fırtınanın yakın olduğunu anlamış gibi tek kelime etmiyordu. Yunus Emre’nin nasırlı elleri montunun cebinde yumruk olmuştu.
Durağa vardıklarında, o göründü. Yanında Büşra vardı. Feraye’nin üzerinde okul üniforması, başında ise mahcup bir rüzgar gibi savrulan o tertemiz örtüsü... Yunus Emre onun adını henüz bilmiyordu; o, Yunus Emre için sadece her sabah uykusundan uyandıran o dertli "Delalê"ydi. Feraye durağa yaklaşırken bakışları yere çakılıydı ama biliyordu; o esmer dev, her sabah olduğu gibi yine oradaydı.

Otobüs geldiğinde Yunus Emre bir kaya gibi kapının önünde bitti. Koluyla set çekti:
"Durun hele! Önce öğrenciler geçsin," dedi, sesi buz gibiydi. Bir sonraki durakta Yaren de binmiş, kızlar üçlü olmuştu. Yunus Emre ve Samet kapı tarafında ayakta duruyor, Yunus Emre’nin gözleri camdaki yansımadan bir an olsun o kızdan ayrılmıyordu.

Merkez durağında indiklerinde kızlar önden yürümeye başladı. Okula giden o yankılı alt geçidin içinden geçtiler. Yunus Emre ve Samet arkalarındaydı. Alt geçitten çıkıp o büyük çınar ağacının altına geldiklerinde Yunus Emre adımlarını hızlandırdı. Samet’e kaşıyla "Git sen" işareti yaptı. Samet uzaklaştı. Yaren ve Büşra da biraz ileride şaşkınlıkla durup bakmaya başladılar.
Yunus Emre, tam çınar ağacının gölgesinde kıza yetişti. Aralarında sadece birkaç karış mesafe vardı ama o mesafe sanki uçurumdu.
"Bir dakika bakar mısın?" dedi sesi titreyerek.
Feraye durdu. Başını yavaşça kaldırdığında o kömür gözlerle karşılaştı. Yunus Emre, o ağır Diyarbakır ağzıyla kelimeleri birer mermi gibi dizdi:
"Bak... Adın ne, sanın ne bilmem. Ama her sabah o durakta gözlerini benden kaçırırken ne dediğini ciğerimden okuyorum. Bilesin ki benim dünyamda sana yer yok. Yaşın daha küçüktür... Senin ellerin mürekkep kokuyor, benimkiler ise nasır ve toprak. Bizden sana yar olmaz, benden sana ancak yol olur. Git okuluna, beni bir daha görme, bakma yüzüme... Delalê!"

Feraye bir an taş kesildi. Gözleri usulca doldu, ilk damla yanağından süzülüp örtüsüne düştü. Hıçkırığı boğazında bir yumru oldu ama o yemin dudaklarından dökülmeden gitmeyecekti:
"Sen beni çocuk sanıyorsun ama bu kalbin acısını sen bile bilemezsin Yunus Emre... Madem öyle diyorsun, bak ben de sana şunu diyorum: "Dünyada iki renk gül olsun; biri kırmızı, biri beyaz olsun. Sen benden vazgeçersen kırmızı güller solsun, ben senden vazgeçersem beyaz güller kefenim olsun!"

Sözünü bitirir bitirir bitirmez arkasını döndü. Artık hıçkırıklarını tutamıyordu. Gözyaşları yanaklarından süzülürken, okulun kapısına doğru koşmaya başladı. Arkasında taş kesilmiş bir Yunus Emre bıraktı.Yunus Emre, kızın arkasından gidişini, omuzlarının sarsılışını izledi. Adını bile sormaya cesaret edemediği o kız, bugün kalbine koca bir mühür vurup gitmişti. Elindeki tespihi öyle bir sıktı ki, imamesi avucuna battı.Kendi kendine mırıldandı:
"Yemin ettin ya Delalâmın... Bu ağır sözün altında şimdi ikimiz de mi kalacağız?"

*"Esmer yakar ama her şeyden çok sever be Delalê... Ben seni yakmamak için kendimi yakıyorum."

DEDİ VE HİKAYE BAŞLADI...

.