21. bölüm · BİR ERKEK DAHA EKSİLDİ
21. BÖLÜM SULTAN SÜLEYMAN
FİNALE SON 2
Kızlar Sıla'nın evinin kapısına ulaştılar. Bugün ona sürpriz yapıp kahvaltıya çıkaracaklardı. Alara kapıyı çaldı. Sıla anında kapıyı açtı; gözlerinde pijamaları vardı. Özde onu içeri itekleyip peşinden içeri girdi.
“Hemen üzerini değiştiriyorsun, kahvaltıya çıkıyoruz. İtiraz kabul etmiyoruz.” dedi.
Sıla hemen üzerini değiştirdi ve çıktılar. Sıla'nın üzerinde kayık yaka bej renginde bir bluz, mavi kot pantolon ve yine aynı şekilde bej ve kahve tonlarında spor ayakkabı vardı. Kahvaltıcıya geldiler ve serpme kahvaltı sipariş ettiler.
Sıla, “Anlatın bakalım, bugün ne yapacaksınız kızlar?” dedi.
Alara, “Bugün genel kontrolüm var. Onun için hastaneye gideceğim.” dedi.
Özde, “Bugün Melis Hanım'la seansım var, daha sonra da challenge için aday ile buluşmaya gideceğim.” dedi.
Sıla, “Lafı açmışken ya, sana yeni damat adayından bahsedeyim.” dedi. “Ha bu arada…” dedi Özde. “Ben size geçen günkü buluşmada ne olup bittiğini anlatmadım. Ben gittim restorana; Sıla'nın bana fotoğrafını attığı adamın yanında bir kadın oturuyor. Ne oldu? Ben de anlamak için oturdum masaya. Bana dediler ki; biz açık ilişki yaşıyoruz. Ben de dedim ki; ‘Nasıl yani? Siz bana nasıl bir şey teklif ediyorsunuz?’ Onlar dediler ki; ‘Ben de tek gecelik bir şey diyeceğim, tırnak içerisinde hevesini almak amacıyla.’ Ben tabii duyduktan sonra kafa gitti. Yıktım başlarına restoranı.”
Gelelim Alara’ya, “Doğru işte! Eli ağzımdayken insanlara bak, genişlik Konya Ovası mübarek.” dedi.
Sıla tepki dahi veremedi, donup kaldı. Şahin Kara, 30 yaşında, Başak burcu, fizyoterapist, mavi gözlü.
Kızlar biraz daha boş muhabbet yaptıktan sonra kahvaltıcılardan kalktılar. Alara, Yeni Hayat Hastanesi'ne genel kontrol için gelmişti. Kapının girişinde bir afiş gördü: “Kanser hastalarına ücretsiz psikolojik destek.” Bir düşündü, “Özde buraya gelmek ister mi?” diye ama sonra söylemekten vazgeçti çünkü hem ofisindeki özel seansları hem de yeni mezunlara verdiği ergen psikolojisi kursu vardı. Bu kadar doluyken kendini ekstra sıkıştırmazdı Özde. O yüzden boşverdi Alara ve hastaneden içeri girdi.
Bugün doktor Muzaffer Aydın’laydı randevusu. Bu isim ona tatsız biri dejavu yaşattı ama boş vermeye çalıştı. Ama hatırladığı şey pek de boş verilebilecek bir şey değildi. Doktorun sekreteri dışarı çıktı.
“Alara Uluca!” diye bağırdı sekreter.
Alara karşılık verdi: “Buradayım!” dedi ve içeri girdi.
Özde'nin Melis'le seansı vardı. Kapıya tıklattı ve içeri girdi.
“Melis, Özde. Hoş geldiniz Melis Hanım.” dedi.
Melis karşılık verdi: “Hoş buldum demek isterdim Özde Hanım…” dedi, “ama diyemeyeceğim.”
Özde, karşısındaki danışan koltuğuna oturdu.
“Ne hissediyorsunuz Melis Hanım?” diye sordu Özde.
60 dakika sonra Özde'nin seansı bitmişti. Aynı zamanda bugünkü son seansıydı. O yüzden buluşmaya hazırlanmak için evine geçti. Sıla'nın dediğine göre elit ve güzel bir restoranda buluşacaklardı. O yüzden giyimine özen gösterdi. Özde kırmızı mini, derin göğüs kafesi olan bir elbise giydi. Gold takılar taktı ve yine aynı renkte topuklu ayakkabılar giydi. Saçlarına maşa yaptı ve imzası olan ve bugünkü konunun çok yakışacağı kırmızı rujunu sürmeyi ihmal etmedi.
Ben size şeyi söylemeyi unuttum; Alara ile Sıla da aynı yerde yemek yiyecekler. Dediklerine göre kesinlikle buluşmayı merak ettiklerinden değil; restoran övülen bir restoranmış, onlar da yemeklerini tatmak istemişler.
Özde masada oturup damat adayını beklerken, onun sağ çaprazındaki masada da Sıla ile Alara oturmaktaydı. Yaklaşık 5 dakika sonra damat bey geldi fakat yanında genç yaşlarda siyah saçlı, uzun boylu bir kadınla beraberdi. Yalnız bu şok olacak tek şey değildi. Aynı anda Alara'nın, onu aldatan eski sevgilisi Burak da yanında bir kızla biraz sonra giriş yaptı.
Kızların hepsi dumura uğramış durumdaydılar fakat çaktırmamaya çalıştılar. Çünkü etraf çok kalabalıktı, damat adayına da Burak da yanındaki kıza da şaşırdıklarını belli etmek istemiyorlardı ve bunda da %100 haklılardı.
Damat adayı, yanındaki kız Özde'nin masasına gelmekteydiler. Masaya sevgilisini oturttuktan sonra kendi de oturan damat adayımız Şahin direkt lafa girmeyi tercih etti.
“Seninle oyun oynamayacağım, o yüzden direkt lafa giriyorum.” dedi Şahin. “Benim harem kurma hayalim var. Sevgilim Sevtap da…” dedi yanındaki kadına işaret ederek, “bu durumu kabul etti. Eğer sen de kabul edersen seni haremimin ikinci hatunu yapmak isterim.”
Özde dumura uğramıştı fakat siniri şaşkınlığını bastırmıştı. Bir anda bağırmaya başladı:
“Lan sen Sultan Süleyman mısın? Yanındaki de Mahidevran mı ha? Egoist piç!”
Özde'nin bağırışı ile bütün restoranın bakışları onlara döndü. Ve adamın yakasına yapıştı. Sevgilisi adamı kurtarmaya çalışırken Özde kadına da bağırmaya başladı:
“Sen de gurursuz musun kızım? Nasıl öyle bir şey kabul edersin?!”
Her ne kadar sinirli olsa da, hiçbir yerde hiçbir koşulda feministliğinden ödün veremezdi. Masayı yıkıp kızların bulunduğu masaya geçti. Özde'nin yakasını bıraktığı adam nefes nefese kalmıştı. Sevgilisini de yanına alıp restorandan kaçarcasına ayrılmıştı.
Bir tek bununla kalsalar iyiydi...
Sıla ile Özde, Özde'yi sakinleştirmek amacıyla lavaboya, ölü yüz yıkamaya gitmişlerdi. Onlarla beraber Burak'ın sevgilisi de. Bu anı fırsat bilen Burak, anında Alara'nın masasında bitmişti. Vaktinin dar olduğunu bildiği için hemen lafa girdi:
“Alara, ben de seni çok özledim. Lütfen bana geri dön. Aramalarımı açmıyorsun, her yerden engellemişsin. Gerçekten çok pişmanım; onun gibi biriyle seni aldattığım için…” dedi.
Alara kışkırtıcı bir şekilde kahkaha attı.
Alara, meraklı bir ses tonuyla sordu: “Muzaffer abi, bu muydu?”
Burak, mahcup bir yüz ifadesiyle “Evet.” der gibi kafasını salladı.
“Onun gibi biri olmasa aldattığına pişman olmayacaktın yani, ha Burak?” dedi.
Bahsi geçen kız ve Özde ile Sıla lavabodan geri döndü. Burak, kızları görür görmez kendi masasına uçtu resmen. Kız masaya oturduğu anda Alara doğruca yürümeye başladı. Masaya ulaştığı anda Burak'a bakmadan kızla konuşmaya başladı:
“Benden sana bir arkadaş tavsiyesi olarak düşün ya da hiçbir şey yapma, sana kalmış ama ben yine de söyleyeyim; kurtulabileceğin en kısa sürede bu adamdan kurtul.” dedi.
Telefonunu onların masasının ortasına koyup ses kaydını oynattı. Burak’ın az önce bulunduğu aşk itirafları tekrar oynatıldı. Bu ses kaydı sayesinde kız resmen dumura uğramıştı. Bakışları Burak’ı buldu.
“Sen şerefsiz misin ha?! Bu kızla beraberken…” derken Alara’yı işaret etmekteydi. Alara’yı gösteren parmağı tir tir titriyordu. “Bana aşkını itiraf ediyorsun! Kaymak mısın sen?!” dedi ve masadan kalktı. Sinirli adımlarla kapıya yürüyerek restoranı terk etti.
Alara'nın intikamını almanın verdiği gururla ışıldayan gözleri Burak'a döndü:
“Unutma Burak Sezen, intikam her zaman soğuk yenen bir yemektir.” dedi ve arkadaşlarının yanına döndü.
Kızların masasına ulaştığı anda:
“Eve dönelim mi kızlar?” dedi.
Kızlar hiçbir şey demeden masadan kalkıp Alara ile beraber restoranın kapısına doğru yürümeye başladılar. Kapıdan çıktıklarında Özde'nin merak dolu mavi hareleri Alara'ya döndü:
“Sen o ses kaydını nasıl aldın?”
Alara gurur dolu kahkahasıyla beraber Özde’ye cevap verdi:
“Avukat kızım, olsun o kadar.”
Kızlarla Sıla'nın evinde biraz daha gün özeti hakkında konuştuktan sonra günü kapattılar.
