7. bölüm · Bir bahar sabahı...

Masalsı bir aşk hikâyesi...

kıvanç çiğdem

Sen mutluluğu arayan bir aşık gibi,
‎sahilde yapayalnız dolaşıyordun,
‎bir yanından martılar uçuşuyordu,
‎diğer yanından rüzgarlar esiyordu.
‎O iskeleye vapur yaklaşırken,
‎kulaklarımda yankılanan o ses,
‎bana özlem ve vuslatı bir arada hatırlatıyordu.
‎Aslında orada gördüğüm şey,
‎sadece denizin maviliği değildi,
‎belki de umutlarımı böyle canlı ve diri tutan bir nedendi.
‎Denizin maviliği ile,gökyüzünün sonsuz maviliğinin buluştuğu yer,
‎umutlarımın yeniden yeşerdiği noktaydı.
‎Ben seninle yağmurlu bir günde
‎tanışmıştım,
‎üstelik bir sonbahar günüydü,
‎ağaçların yaprakları sararmıştı,
‎yerden hafiften esen rüzgarlar eşliğinde,
‎kurumuş yapraklar nasıl da yerlere ahesli düşerlerdi.

‎İşte o sonbahar renklerinin arasında,
‎biz seninle aşkın o güzel rengini yaşıyorduk.
‎Son baharın o solan renklerin içerisinde,
‎sanki seninle ilkbaharı yaşıyorduk.
‎Biliyor musun ey güzel sevgili,
‎seninle olan aşkımız öyle masalsı bir aşktı ki,
‎sen çekip gittikten sonra bile,
‎senin o güzel yüzünü rüyalarımda görüyordum.
‎Ama tabi ki bunların senin için,
‎ne anlamı veya değeri olabilirdi ki,
‎şimdi sen bunları çoktan unutmuşsundur.
‎Benim de unuttuğumu sandın dimi,
‎belki de senin gözünde,
‎her şey bir masaldan ibaretti.

‎Oysa ben seninle yaşadığımız,
‎her anı, aldığımız her bir nefesin bile, kıymetini çok iyi biliyordum,
‎o hatıraların hepsini kalbimin bir köşesinde saklamıştım.
‎bende onların bambaşka bir yeri vardı,
‎senden bunları anlamanı bekleyemezdim.
‎Çünkü sen ayrılık hasretiyle beni yakıp yıkarken,
‎ben sana nasıl içimdeki aşkı haykırabilirdim ki?

‎İşte böyle bir ahvalde,
‎ben senin aşkınla hasretini bir arada yaşarken,
‎sen gözlerini süzerek öyle kaybolup gittin ya,
‎öylece gözlerimin önünden,
‎sanki aramızda hiç birşey yaşanmamış gibi,
‎ben ise halen masalsı aşkını içimde yaşıyorum...