1. bölüm / 3
Bir aşkın sonuSonbaharda başlayan aşk
Bölümler 3Şu an: Sonbaharda başlayan aşk
- 1 Sonbaharda başlayan aşk431 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Saklı Kalan gerçekler453 kelime
- 3 Bir aşkın sonu764 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İstanbul'un üzerine yavaş yavaş çöken sonbahar, sokakları sararmış yapraklarla doldurmuştu. Gökyüzü gri bulutların ardına saklanmış, yağmur şehrin eski kaldırımlarına ince ince düşmeye başlamıştı. İnsanlar bir yerlere yetişmek için acele ediyor, arabalar caddelerde birbirini kovalıyor, şehrin kalabalığı her zamanki gibi kendi telaşında kayboluyordu. Fakat o gün, bütün bu kalabalığın içinde iki insanın hayatı sessizce değişmek üzereydi. Mira, elindeki kitabı göğsüne bastırarak sahil boyunca yürüyordu. Uzun zamandır kimseye anlatmadığı bir yalnızlığı vardı. Dışarıdan bakıldığında mutlu, neşeli ve hayat dolu görünüyordu. Arkadaşlarının yanında gülüyor, ailesiyle vakit geçiriyor, her şey yolundaymış gibi davranıyordu. Ancak geceleri başını yastığa koyduğunda içinde tarif edemediği bir eksiklik hissediyordu. Belki de insanın en büyük yalnızlığı, yanında kimsenin bulunmaması değildi. Asıl yalnızlık, kalabalıkların ortasında bile anlaşılmadığını hissetmesiydi. Mira, sahildeki küçük bir kitapçının önünden geçerken yağmur hızlandı ve dükkânın tentesinin altına sığındı. O sırada kapının önündeki masada oturan genç bir adam dikkatini çekti. Adamın önünde yarısı içilmiş bir kahve, açık bir defter ve siyah kapaklı bir kitap vardı. Koyu renk saçlarının birkaç tutamı alnına düşmüş, gözleri defterindeki satırlara dalıp gitmişti. Mira onun yüzüne birkaç saniye baktı. Genç adam başını kaldırdığında göz göze geldiler ve hafifçe gülümsedi. Mira da istemsizce gülümsedikten sonra gözlerini kaçırdı. Yağmur biraz hafiflediğinde yürümeye devam etti ancak kitabını sandalyede unuttuğunu fark ederek geri döndü. Genç adam kitabı elinde tutuyordu. Kitabını alırken aralarında kısa bir tanışma gerçekleşti. Genç adamın adı Aras'tı. Üniversitede mimarlık okuyordu ve geceleri kimseye göstermediği hikâyeler yazıyordu. Mira ise edebiyat öğrencisiydi. Kitapları seviyor, insanların söyleyemedikleri sözleri satırlarda arıyordu. Birkaç gün sonra aynı kitapçıda yeniden karşılaştılar. Bu kez saatlerce konuştular. Kitaplardan, çocukluklarından, hayallerinden ve bir gün gitmek istedikleri şehirlerden bahsettiler. Günler haftalara dönüştü. Birlikte sahilde yürüdüler, küçük kafelerde oturdular ve aynı kitapların altını çizdikleri cümleleri birbirlerine gösterdiler. Aras, Mira'nın gülerken gözlerini hafifçe kısmış olmasını seviyordu. Mira ise Aras'ın onu gerçekten dinlemesini ve en küçük ayrıntıları bile hatırlamasını. Bir akşam Aras, Mira'yı deniz kenarındaki eski bir banka götürdü. Gökyüzü pembe ve turuncu renklerle kaplanmış, deniz gün batımının ışığını taşımaya başlamıştı. Aras onun elini tuttuğunda Mira elini çekmedi. Aksine parmaklarını onun parmaklarının arasına yerleştirdi. O an ikisi de hayatlarında ilk defa birinin yanında kendilerini tamamlanmış hissettiler. Aras, Mira'nın hayatına girdiğinden beri her şeyin daha güzel göründüğünü anlattı. Mira ise uzun zamandır ilk defa geleceği düşünürken korkmadığını söyledi. O akşam ayrılırken Aras, Mira'nın alnına küçük bir öpücük kondurdu. Mira eve döndüğünde yüzünde istemsiz bir gülümseme vardı. Kalbinin içinde büyüyen duygunun adını artık biliyordu. Âşık olmuştu. Hem de bir gün bitebileceğini düşünmek bile istemediği kadar çok. Fakat Mira'nın bilmediği bir şey vardı. Aras'ın geçmişinde sakladığı büyük bir sır bulunuyordu. Bu sır, yalnızca onun hayatını değil, ikisinin birlikte kurduğu bütün hayalleri de değiştirecekti.
Bölüm etkileşimi
