7. bölüm · Bir aptal ve bir tutsağın dansı
Tekrar zincirlenmek
“Odalarınıza gitmelisiniz değil mi çocuklar, Valentina’ya odasını gösterin.” Bunu derken Rossie ve Zane’e anlamlı bir şekilde bakıyor, Rossie başını önüne eğdi yüzündeki gülümsemeden eser kalmamıştı. Rossie üzüntüyle elimi tuttu ve “hadi gel Valentina odana gidelim.” Dedi. Zane’de yanımızda yürüyordu uzun koridorlardan birine girdik. Dikkatimi çeken şey ise her kapının önünde bekleyen ve güvenlik olduklarını düşündüğüm insanların olmasıydı. Rossie sağdaki bir kapıyı gösterip işte odan burası olmalı… değil mi?” Dedi. Kapının önündeki kadın başıyla onayladı. “Hadi gir.” Dedi Rossie sesinde büyük bir üzüntü vardı. Kapının önünde ki kadın kapıyı açtı ve benimle birlikte içeri girdi. Oda boştu sadece… duvarda bir zincir asılı duruyordu kadına baktım, kadın bir şey söylemedi ben anlamıştım ama tekrar mı, mecburen zincirin olduğu duvarın yanına oturdum, kadın gelim zincirleri taktı ve hızla odadan çıkarken dönüp “arkadaşların sabah gelmiş olur.” Dedi ve kapıyı çarpıp çıktı.
***
Kapı hafifçe aralandı, sabah olmuş olmalıydı. İçeri iki kişi girdi. Rossie ve Zane. Rossie bana doğru eğildi bileğinde zincir izleri gözüküyordu, yanaklarında parlayan yaş şeritleri vardı, elindeki anahtarla zincirlerimi açtı. Zane bana doğru eğilmemişti kenarda duruyordu bana bakmıyordu, sırıtmıyordu sadece orada bir eli bileğini tutarak dikiliyordu onunda bileğinde zincir izleri vardı. Ayağa kalktım ve hiç bir şey olmamış gibi odadan çıktık, sağım da Rossie solumda ise Zane vardı ikiside bana bakmaktan kaçıyordu. “Ne yapacağız.” Dedim. “Gösteriler başlamadı o yüzden sadece takılıyoruz.” Dedi Rossie hala bana bakmıyordu. Zane önden gidiyordu bizde onu takip ediyorduk, uzun koridorlardan birine girdik koridor büyük bir yemek salonuna açıldı etrafta yine güvenlik olduklarından emin olmadığım insanlar bekliyordu, Rossie’ye baktım hala bana bakmıyordu. Üçümüz birden ortadaki büyük masaya oturduk, sessizlik içinde oturuyorduk, tabağımdakilere baktım hepimizin önünde bir kase gevrek vardı şikayet etmedim, aç değildim zaten ama aklımda dönüp duran bir sürü şey vardı. Zane yemeye başlamıştı bile, uzun süre öylece tabağıma baktım. Sonra başımı Rossie’ye çevirdim. Rossie’nin soğuk soğuk ter döktüğünü fark ettim kendindeymiş gibi gözükmüyordu, birden elini masaya vurdu Zane hızla başını vevirdi “Bundan Nefret ediyorum!” Diye bağırdı. Güvenlikler hızla bize doğru geldiler ve Rossie’ye kollarından tutarak kaldırıp sürükleyerek bir yere götürdüler. Neye uğradığımı şaşırmıştım, Zane’ye döndüm “Buda neydi?” Dedim. “Onun sorunları var.” Dedi Zane yüzünde dalga geçer gibi bir ifade yoktu. “Ciddiyim, kendini fazla baskı altında hissettiğinde böyle oluyor birden patlıyor sorununun ne olduğunu bilmiyorum her böyle olduğunda güvenlikler onu bir güvende olacağı bir odaya götürür, yani öyle düşünüyorum.” Diye cümlesini devam ettirdi Zane. Ona üzüntüyle baktım onun yüzü ise ifadesizdi, Zane birden masadan kalktı ve “Gel!” Dedi. Bende kalktım ve onu takip etmeye başladım. Zane uzun koridorlardan birine girdi ve… sirke giriş ve çıkış yapılan kapının önündeydik. Zane rahat bir şekilde dışarı çıktı, bende onu takip ettim kapı geniş bir alanı olan fakat etrafı çevrili olan bir bahçeye açılıyordu. bahçe o kadar genişti ki köprüler, küçük tepecikler bile vardı tepeden güneş yüzüne vuruyor rüzgar saçımı uçuruyordu. Zane bana baktı sırıtışı yüzüne geri geldi.
