2. bölüm · Bir aptal ve bir tutsağın dansı

Hücredeki sohbet

Moddy İron

Tozlu hücrede, tahtanın üzerinde oturup bunları düşünürken yanımdaki hücreden “hey, naber!” diye bir ses geldi. Şaşkınlıkla başımı kaldırdım, burada hiç kimse konuşmazdı “selam” dedim. Adamda bana şaşkınlıkla baktı “daha önce hiç kimse bana cevap vermemişti.” Dedi. Hafifçe gülümsemeye çalıştım, adamda aynı çabayla “buraya haksızlıkla mı geldin.” Dedi. Derin bir nefes aldım doğrudan konuya girmişti “biraz öyle biraz değil.” Dedim. Adam bana merakla baktı, “bu kadar kibar birinin suç işlediğine inanmıyorum.” Dedi ve umutsuzca gülümsedi. Bende aynı gülümsemeyle karşılık verdim, “zor durumdaydım, zorunda kaldım yapmak zorunda kaldım.” Dedim üzüntüyle. Adamda üzgün gözüküyordu “ah, bu kötü Buda haksızlıkla aynı şey.” Dedi. Başımı eğdim “evet ama buraya gelmeseydimde, bunu yapmasaydımda zaten hayatım çok kötüydü.” Dedim üzüntüyle. “Üzüldüm.” Dedi adam. “Adını sormadım, yani bir anda geldin ve…” devam etmedim ama onun anlayacağını biliyordum. “Evet haklısın, sadece yanlız hissettim ve bu hissi pek sevmem sende pek kötü gözükmüyordun yani diyerlerinin aksine.” Dedi ve etrafına baktı. Burada nasıl tipler olduğunu biliyordum “evet haklısın, ben valentina.” Dedim. Adam güldü, komik birine benziyordu “senin bir soytarı olduğunu sanıyordum.”dedi. Gülümsemem silindi, hücre buz kesti adam şaka yaptığını sanıyordu belkide ciddiydi. “Bende senin farklı olduğunu sanıyordum!” Dedim. Başımı iki yana salladım, cidden bundan asla kurtulamayacaktım “basit bir soytarı” olmaktan. Adamın yüzünden duyguları anlaşılmıyordu “üzgünüm, belli ettiğinden fazlasını yaşadığını düşünmemiştim.” Dedi. Dondum bunu anlayan, yaşadıklarımı anlayan tek ilk kişiydi. Bakışlarımı ondan ayıramıyordum, cevap vermedin ama sanırım o anlıyordu acı bir şekilde gülümsedi “ilk defa senin gibi biri buraya geliyor bu kadar iyi niyetli ve suçsuz, ne talihsizlik ama, bu arada ben alexander.” Dedi. Bakışlarımı üzerinden ayırmadım, oturduğum tahtadan kalktım ve bizi ayıran demir parmaklıklara doğru ilerledim. Şaşkın bir şekilde “alexander…” diye tekrar ettim. Alexander başını yana eğdi ve oda oturduğu yatağından kalktı oda bana doğru ilerledi ve hafif tehlike bir tonla. “Bu isim sana tanıdık geliyor mu, valentina? Dedi. Başımı onaylarcasına aşığı yukarı salladım. Alexander cebinden bir gazete çıkardı, gazetenin manşetinde… duraksadım olamazdı “LOGAR’IN ORTAĞI TUTUKLANDI!” Yazıyordu, geri adım attım, “hayır… hayır, hayır…” diye fısıldadım. Alexander tehlikeli bir bakış ve sesle “Logard hiç benden bahsetti mi?” Dedi. Geri adım atmaya devam ediyordum en son duvara geldim ve durdum. Nefesim kesiliyordu güvendiğim adam ikisaniyede patronumun ortağımı çıkmıştı. Alexander aynı tehlikeli tonla “ihanete uğramış hissediyorsun değil mi ama merak etme-“ sözünü bitiremeden sözünü kestim, “ne yani sana yeniden mi güveneyim!” Diye haykırdım, korkmuyordum şu an hücredeydik ve bizi ayıran parmaklıkları geçemezdi, bana zarar veremezdi, değil mi? Alexander sözüne devam etti, “ama merak etme çünkü yaptığım ona destek olmak değildi, onun yaptığı şeyi durdurmaya çalışıyordum ama o bundan sıkıldı ve üstüme haksız bir suç atarak beni hapse attırdı.” Dedi. Yeniden dondum, Alexander umursamaz bir sesle “sahi ne oldu o adama” dedi. Birden panikledim, Alexander bunu fark etti. “Valentina, ne saklıyorsun?” Dedi Alexander. Panikle gözlerimi kaçırdım, “Logard’a ne oldu?” Dedi Alexander. “Logard… Logar öldü,” dedim pat diye. Alexander duraksadı, hücre buz kesti, “yoksa… sen…” dedi Alexander. Her şey çok ani oluyordu, düşünmeden, “ben yaptım.” Dedim. Uzun bir sessizlik oldu. Alexander derin bir nefes aldı “vay, be!” Dedi. Cevap vermedim cevap vereceğim bir soru yoktu zaten, en son “neden bir şey söylemiyorsun.” Dedim. “Sadece, diyer tutsaklar… buna son veren kişisin.”dedi Alexander. Duraksadım diyerleri onları unutmuştum, “onlara ne oldu bilmiyorum.” Dedim. “Evet ama sen kurtuldun.” Dedi Alexander. Yeniden tahta sandalyeye oturdum, derin bir nefes verdim. “Evet ama pek kurtulamadım galiba, buradayım.” Dedin ve güldüm. Alexander’da güldü. Hücremin önünde biri olduğunu fark ettim, “bay lucian sizi görmeye gelmiş Valentina.” Dedi kapının önündeki güvenlik görevlisi.