3. bölüm · Beyaz Bir Kalbin Güncesi
Ölümün Rengi Beyazdı
2025-07-17 / 10:51
Ölüm gibi bir sessizlik çöktü içime.
Hiçbir çığlık yankılanmadı duvarlarımda.
Aşk mıydı bu?
Yoksa zamansız bir uykudan uyanamamak mı?
Kan gibi akardı bazı cümleler,
“Ben seni” diye başlardı ama hiç bitmezdi.
Bir mezar gibi suskun dururdu kalbim,
İçinde gömülü binlerce “keşke” ile.
Aşk...
Birini değil,
Kendini öldüren bir yemin belki.
Damarlarında sonsuzluğu taşıyan bir zehir.
Ölümle sevişen bir duyguydu o,
Gözleri açık gömülen sevdaların çığlığıydı.
Ve kimse duymadı.
Aşk konuşmazdı çünkü,
Sadece susar, sadece izlerdi.
Bir gün, aynaya baktım.
Ayna beni tanımadı.
“Sen kimdin?” dedi.
Ben sustum.
Çünkü Aşk, artık sadece bir yüzsüzlüktü bende.
Ölümle barışmış,
Adını unuttuğum bir çocuktum belki de...
Aşkı bir bedende değil,
Gecenin kendisinde aradım.
Uykusuz sokak lambalarında,
Hiç dönmeyen gölgelerde.
O kadar sessizdi ki aşk,
Ancak ölüm kadar bağırabiliyordu.
Ölüm…
Onu hep siyah sandılar.
Ama bazen,
Aşk kadar beyaz da olur.
Yıkayan, temizleyen,
Her şeyi en saf hâline döndüren bir boşluk.
Aşık olan, ölmenin provasını yapar her gece.
Birinin gözlerine bakıp
Artık kendine dönememekle başlar.
Aşk,
Kendini unutmanın öteki adıdır.
Ölümse,
Hiçbir şey olmamaya razı gelmektir.
Aşk, yaşamak değildi.
Aşk, ölebilmekti gözünün içine baka baka.
Ama birini değil...
Bir hissi...
Bir ihtimali...
Bir “belki”yi...
Bir "asla"yı...
Aşk, en çok yalnızlıktı aslında.
Ama süslü değil,
Sessiz,
Ve kemikleri titreten bir yalnızlık.
Şimdi,
Bir gül bırakıyorum kalbimin taşlarına,
Ne sen varsın,
Ne ben,
Sadece bir gölge...
Aşkın kendisi,
Ölüm kadar suskun.
