6. bölüm · Benim hayatım

6. Bölüm

Yolcu

Bölüm şarkısı: Bengü/Ağla kalbim

Uyanır uyanmaz yaşamak istemediğini tekrar kendine hatırlattı Şeyma. Herkes evden gittikten sonra evin içinde ilaç aramaya başladı. Kendisi ölmese bile karnındaki ölmeliydi. O bir bebek istemiyordu, oyuncaklarla oynayacağı yaşta anne olmak istemiyordu. Evde 1 paket ilaç buldu. Etkisi hafif bir ağrı kesiciydi bu ilaç. İlacın hepsini eline boşalttı, bir avuç hapları ağzına aynı anda attı ve gününe devam etti.

İçten içe ölmüştür belkide, artık kurtuldum bu bebekten bende ölmeliyim o da ölmeliydi diyordu. Üstünden günler geçti ama bebeğe de şeymayada hiçbir şey olmadı.

Bugün şakir efendi, tülay hanım ve görümcelerinden biriyle tarlaya çalışmaya gidecekti Şeyma.
Hamile olmasına rağmen ona acımaları yoktu. Şakir efendi önde eşeğini tutmuş Tülay hanımla beraber yürüyordu arkalarında da kızı ve Şeyma onları takip ediyordu. Kızı birden babasına seslendi.

"Baba biz çok yorulduk, yürümek istemiyoruz artık. Bu hayvanıda boşuna mı getirdik üstünde gidelim işte."

Şakir efendi önce şeymaya sonra kızına baktı. Şeyma'nın binmesini istemiyordu. Rahat olmasın, acı çeke çeke yürüsün istiyordu. Hamile zaten söylediğim şeyleri yapamayacağı için şöyle bir iddia ortaya atayım diye düşündü.

"İkinizde arkada durun, kim koşup eşeğin üstüne atlayabilirse o eşeğin üstünde gelecek."dedi.

Şeyma içten içe keyiflendi. Kendinden emindi,onu bir erkek gibi sayıp büyüten ailesi yüzünden bunları çok iyi öğrenmişti. Önce görümcesi koşmak için hazırlandı geriye çekildi ve koşup atladı ama hayvanın üstüne atlayamadı. Sıra Şeymadaydı. Şeyma hızla koştu ve bir atlayışla yükseldi. İşte başarmıştı.

Kendine güveni tamdı zaten. Bunu gören şakir efendi öfkelendi. O kendi kızı yapar ama bu hor gördüğü kız yapamaz diye düşünüyordu. Sinirle kızına bağırmaya başladı.

" Yürü bir işi beceremiyorsun. Beceriksiz"

Sonra Şeymanında keyifle gitmesini istemedi. Kızına seslenip
" Şeyma'nın önüne geç sende o senin arkana otursun. Beraber geleceksiniz" dedi.

Kızı da babasının isteğini yerine getirip geçti ve yol almaya devam ettiler. O gün akşama kadar tarlada çalıştılar. Akşama doğru eve dönüp hepsi dinlenmeye geçti şeymaya da yemeği hazırlaması için emir verdiler.

Yemeklerini hazırlayıp evine geçti.kendi evine geçtiği zaman açlıktan kıvranıyordu artık ama evde doğru düzgün yiyecek bir şey yoktu. Mutfakta limon tuzu buldu. Limon tuzunu alıp suyla karıştırdı ve ekmek banıp yemeye başladı. Yedikçe boğazı yanıyordu ama ağlaya ağlaya yemeye devam etti.

Sürüklendiği hayata,bu vicdansızlığa bir kez daha ağladı.

Ertesi gün hepsi tekrar tarlaya gittiler ama Şeyma'nın ağrıları var diye Şeymayı götürmediler ama vicdansız tülay hanım şeymaya eve gelene kadar bütün evi baştan temizlemesini,yemeği hazır etmesini ve evde ne kadar kap vs varsa dereye gidip doldurmasını istedi.

Şeyma'nın artık göbeği kocaman olmuştu. Ama onu umursayan birisi yoktu. Karnındaki canın babası olacak adam şahin bile umursamıyordu. Madem onu zorla bu hayata sürüklemişlerdi bari şahin iyi olsun,iyi davransın, benimle anlaşsın diye düşünüyordu ama ne fayda.

İşlerin hepsini yaptı ve bitkin bir şekilde ondan daha ağır olan bidonları alıp dereye indi. Bir kaç kere eve gidip gelirken suları taşımak için, dereye yakın bir yerde abisini gördü. Abisini görünce abisine bakıp kafasını eğdi. Abisi de onu görmemezlikten geldi.

Sanki Şevket değilde Şeyma büyük bir ayıp ,bir pislik yapmıştı öyle davranıyorlardım. Abisi öyle bir nefretle bakıyordu ona.

Onların birbirini görüp yürüdüğünü gören görümcelerinden bir tanesi koşarak eve geldi tam bu sırada da ev halkı eve geçiyordu. Bahçeden gelmişlerdi. Herkesin duyabileceği şekilde babasının yanına geldi.

" Şeymayı gördüm. Dereden su getirme bahanesiyle Şevketle konuşuyordu. Sohbet ettiler, sonra ayrıldılar" dedi.

Şeyma kendisini bekleyen canavarları bilse o eve gelir miydi? Veya gelmeseydi de nereye gidecekti. Ona sahip çıkmayan ailesine mi?

Şeyma evin kapısından girer girmez omuzuna doğru kaldırdığı bidonla beraber tekme atılarak yere serildi. Şahin öyle bir tekme attı ki karnına o an nefesinin kesildiğini sandı.

Ne oluyordu, neden şiddet görüyordu tekrar,ne yapmıştı, bu defa ki kabahati neydi?

Şeyma'nın konuşmasına izin vermeden arkadan şakir efendi konuştu.
" Biz sana ailenden kimseyle konuşmayacaksın demedik mi? Kimseyle muhatap olmayacaksın demedik mi?" Diye bağırdı.

Şeyma yerde kıvranırken cevap vermeye çalıştı.
"Kimseyle konuşmadım ben, aylardır kimseyi görmedim, annemi bile görmüyorum aylardır."

"Yalancılıkta varmış sende demek ki. Görmüşler seni abinle konuşmuşsun dereden gelirken."
Şeyma şaşırdı.kim bu iftirayı atmıştı ona. Hangi vicdansız bunu yapmıştı.

"Yemin ederim konuşmadım onunla birbirimizi gördük ama konuşmadan eve geldim" dedi.

Kimse şeymaya inanmadı. İnandılarsa da inanmamış gibi yapmak daha kolay geldi.
Şakir efendi Şahin'e doğru bağırdı.

"Vur şu iğrenç kadına,kemiklerini kır, karnına doğru vur belki o da o piçide ölür."
Şahin sanki programlanmış bir robot gibi babasının bahsettiği gibi şeymaya vurmaya başladı.

Şeyma orada yerde kaç dakika kaldı bilmiyordu. İçinden ettiği tek bir dua vardı.

Bu bebek ölsün.

Bu bebekten kurtulmak istiyordu. O ne yapıp edip bir gün bu aileden,bu köyden kaçacaktı. İstemiyordu bu bebeği, hele ki bu iğrenç adamın çocuğuna anne olmak istemiyordu. Ona sadece ayak bağı olacaktı.

Saatler sonra onlar kalkmış yemeklerini yemiş,Şeymayı eve göndermişler, Şeyma evde hem ağrılar hem açlıkla oturuyordu.

Ertesi gün Şeyma uyandıktan sonra işlerini yaptı ve dereye su getirmek için gitti tekrar.

Gittikleri derede tam evlerinin karşısında onlardan başka kimsenin doğru düzgün gitmediği bir dereydi.

Dere şakir efendinin bahçesinin sınırları içinden geçiyordu ve bu anlayışsız adam herkesin kullanabileceği bu yerin etrafını cevrelemiş kimsenin girmesine izin vermiyordu.

Şeyma ağlayarak Allah'tan özür diledi. İşleyeceği bu günahtan dolayı özür diledi. Artık dayanamıyordum ne şiddete, açlığa,ne hakarete. Bıkmıştı artık, o bunların hiçbirini hak etmemişti.

İntihar edecekti!

Daha uzun yazmak isterdim ama Şeymanın bana anlattığı şeyleri hem çok derinine girmek istemiyorum hemde emin olun daha kötü ve acımasız şeyleri yazmadan geçiyorum. Bazı şeyleri unutuyorum ayrıca, bunları şeymaya tekrar sormaya çekiniyorum. Çünkü hatırlatıp üzmek istemiyorum,zaten şuan Şeyma yetişkin bir kadın ve hatırladıkça üzülüyor.