1. bölüm / 6
Beni Kendinden Kurtar1-ci bölüm 🍷
Bölümler 6Şu an: 1-ci bölüm 🍷
- 1 1-ci bölüm 🍷1.252 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2-ci bölüm 🍷945 kelime
- 3 3-cü bölüm 🍷2.648 kelime
- 4 4-cü bölüm 🍷1.887 kelime
- 5 5-ci bölüm 🍷4.681 kelime
- 6 6-cı bölüm 🍷5.278 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kitapta geçen isimler ve olaylar tamamen hayal ürünüdür.
Beğenip satır aralarını doldurmayı unutmayın 💗.
İyi okumalar dilerim 🎀.
Medya: Alara Aydinç
"Sizin şartlarınızı kabul etmediğimi açıkça belirttim" dedim, karşımdaki kırk yaşlarına yeni girmiş adamın gözlerine sert bir bakış atarak. Kahve saçları,yeşil gözleri, dolgun dudaklarıyla, ve beyaz teniyle gerçekten dikkat çekici birydi.
Onun ifadeleri, genişleyen dudakları ve sabırsızca havada süzülen elleri, beni daha da sinirlendiriyordu. "Bizimle gelmelisiniz çünkü siz seçilen kişisiniz" dedi, sesi kararlıydı ama içindeki telaşı gizleyemiyordu.
"Kaç aydır ardımdan geziyorsunuz, ve her defasında sizinle gelmek istemediğimi açıkça belirttim" dedim, sesimi kaldırarak, kalbimin çarpıntılarını bastırmaya çalışarak. Onun bu ısrarı, beni tehdit altında hissettiriyordu.
"Bizi zorluyorsunuz, bu işi isteyen kaç insan var, neden bu kadar ısrar ediyorsunuz?" dedi, gözlerinde bir buğulu ifade belirdi. Cevap vermeden duramadım.
"Size istemiyorum işinizi dedim. Yeter artık, bırakın peşimi!" diyerek yanından uzaklaşmaya koyuldum. Adımlarım kararlıydı, ama içimdeki korkuyla çelişerek titriyordu.
Kolumdan tuttu ve beni durdurdu. "Bir gün o tesise geleceğinizi ve bizimle çalışacağınızı unutmayın," dedi, ciddiyetle. Elinde tuttuğu gözlüğünü gözüne takarken, ardında bekleyen siyah arabaya doğru yürüyüşü, sanki bir oyunun sonunu müjdeler gibiydi.
Arkasından "Ben avukatım, sizinle birlikte ajanlık yapmayacağım!" diye bağırdım. Sesim, son sözü söyleme cesaretimle yankılanıyordu.
Birkaç aydır benimle iletişim kurmuşlardı. İsimlerini ya da kimliklerini bilmiyordum, ama bana kendileriyle çalışmam gerektiğini sürekli vurguluyorlardı. İlk başlarda bunun sıradan bir iş teklifi olduğunu düşünmüştüm ama zamanla ajan olduklarını öğrenmem çok uzun sürmedi. Onlar, beni de kendileri gibi yapmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Ama neden, bir ajan olmamı istiyorlardı; bu konuda hiçbir fikrim yoktu.
Aslında bu işin maaşı oldukça iyiydi, ama arka planda dönen kan, vahşet ve katliam gibi unsurlar, hiçbir zaman benim dünyama ait değildi. Ben, her şeyin huzur içinde akmasını isteyen biriydim. Kandan korktuğum için, bu tür vahşetlerin yanından bile geçmek istemiyordum. Yetimhanede olduğumda oranın müdiresi beni bir hemşirelik kursuna yazdırsa da bir kaç ay sonra kana olan korkum bu meslekten kaçınmamı sağlamıştı.
Sinirden zangır zangır titrerken, üniversitenin kapısından ne zaman girdiğimi bile hatırlamıyorum. Kafamda birbirini takip eden düşünceler, gruplaşan öğrencilere dair anılar, gergin anlar derken kaybolmuştum düşüncelerimin arasında.
Avukat olmak için çok çalışmış ve bunu başarmıştım. Şu an avukatlık okuyordum, büyük hayallerimin peşinden gidiyordum.
İçi sıcacık olan binaya girdiğimde bile bedenimin titremeleri dinmemişti; bu, adeta içimdeki çatışmanın bir yansıması gibiydi.
Üçüncü kata çıkıp sınıfa girdiğimde, birkaç kişinin oturduğunu ve yoğun bir sohbete daldıklarını gördüm.
Sınıfın en büyüğü ve en kavgacısı Ediz, kendine has ciddiyeti ile benim sıramda oturmuş, sınıf arkadaşım Seline kur yapıyordu.
Kendisinden hiç hazzetmezdim; çapkın, kendini beğenmiş biri olarak, her zaman etrafında bir yığın hayranla dolaşıyordu. Okulda namı çürümüştü, ve ben bunun en iyi tanığıydım. Kızların çoğu, onun gülümsemeleriyle kandığı için ona kapılmayı tercih ediyorlardı. Fakat benim için, onun karanlık yüzü her zaman belirgindi. Hep okulun odak noktası olmuş yaptığı kavgalarla ün salmıştı. Yasa dışı dövüşler onun hayatının bir parçasıydı.
Sınıfa adım attığım an, kalabalığın içindeki hiç bir gülüş ya da neşeli bakış, içimdeki bunalımı çözmeye yardımcı olmuyordu. Kalbimdeki yük, yüzümdeki ifadeye de yansıyordu.
Ediz ve Seline'nin arasında geçen şakalaşmalar, benim için anlamsız bir gürültü gibiydi. Bir an için hayatımda var olan basit sevinçlerin ve normalliğin özlemi içindeydim. Evet, iş bulmak ve eğitim almak hayallerim vardı ama bu hayallerin peşinde, karşılaştığım karanlık gölgelerle başa çıkmak, her zaman zorlayıcı olmuştu.
Sırama yaklaştığımda kızıl saçlı Selinin saçlarını elinde bukleler haline getirip bırakıyordu.
Yanlarına yanaştığımda beni fark etmeleri için bir kaç kez boğazımı temizledim. Başını kaldırıp bana baktı simsiyah gözleriyle. "Yerimden kalk" dedim emir küpüyle konuşarak. Kaşlarını kaldırdı. Alaycı bir gülümsemeyle yüzüme baktı.
"Ben nerde otursan orası benim yerim"
Yüzümdeki ifade, bu beklenmedik meydan okumaya karşı karışık bir tepki verdi. Ediz'in etrafa yaydığı karizma ve kendine güvenin baskın olduğu bu ortamda, her kes benim susup başka bir yere geçeceğimi sandı.
Onun aksine kaç aydır yaşadığım tüm sinir bozucu olayları onun üzerine püskürtmek istercesine sinirli bir tavırla "Sana sıramdan kalk dedim Ediz" aynı alaycı tavrını koruyarak sıraya daha da yayıldı. "Kakmazsam ne yaparsın" diye sordu.
"Şu an yerimden kalkmazsan karnındakı dikişleri söker tüm organlarını dışarı çıkarırım" dedim. Kendisi iki hafta öncesinde bir ameliyat olmuştu ve bir kaç gün önce ünversiteni kaldığı yerden devam ediyordu.
Güldü, deliler gibi kahkaha attmaya başladı. "Ay siz şu sesiz tavşana bakın konuşmayamı başlamış" dedi beni etrafındakı herkese göstererk. Onun söylediği sözlerden sonra bir kaç göz bize dönmüş , bize bakan kişilerse onun söylediği sözlerin etkisiyle gülmeye başlamıştı
Normalde okulda çok sessiz ve sakin biriydim. Böyle olmamın nedeni belki de geçmişte yaşadıklarım belki de gerçekten sahib olduğum karakterdi.
Benim gibi ayağa kalktı ve karşımda dikildi. "Şimdi minik tavşan burdan gidiyorsun sakince ve benim moralimi bozmuyorsun" dedi. Boyum 1.72 olmasına bakmayarak ona başımı kaldırıp bakmak zorunda kalmıştım. Kızların gerçekten de bu piçin yakışıklı yüzüne ve boyuna posuna aldandığına yemin ede bilirim. Normalde karaktersiz herifin tekiydi.
Onun gibi sakin sesle konuşarak "Sıramdan siktir olup git Ediz" dedim. Benden böyle bir karşılık beklemiyordu. Ona küfrettiğim için boynundaki damarlar seğirmeye başladı.
"O ağzını toplamazsan konuşan dilini koparıcam senin" dedi beni tehtit ederek. Onun az önce bana yapdığı gibi kahkaha attım. "Ay siz de bir sineğin sesin duydunuz mu" dedim alaycı sesle.
Sinirlenmeye başlayarak üzerime yürüdü, bunu gören diğer erkekler onun karşısına geçtiler.
"Dua et kızsın yoksa sana piçin kim olduğunu öyle bir gösterirdim ki korkundan kaçacak delik arardın" dedi gözlerinden alevler taşarak. "Eğer sen de erkek olsaydın o zaman söylediklerin işe yaradı"
Yanından geçip kendi sırama oturduğumda zil çalmıştı.
Bir kaç kişiyle birlikte Edis sınıftan ayrılmış ve ardından öğretmen gelmişti.
Bir kaç dakika sonra Edis ve arkadaşları da sınıfa girdiğinde öğretmen derse başlamıştı.
Dersin kalan dakikaları hocanın konuşması bizim dinlemek ve yazmamızla geçmişti.
Bir anda okulda yangın alarmının sesi yükseldiğinde neler olduğunu anlamaya çalıştık ilk önce. Böyle olaylar bazen olduğu için kafaya takmadık. Bazen bazı öğrenciler olay çıkarmak için yangın alarmına basardı, bu alarmın da öyle bir şeyler olduğunu düşündük.
Bir kaç dakika sonra kolidorda silah ve bağırış sesleri duymamızla yerimizde put kesildik.
Kapımızın gürültüyle açılıp içeri yüzü maskeli eli silahlı adamların girmesiyle, sınıftakı sessizlik bir anda kesildi ve yerini bağırışlar ağlama sesleri almaya başladı.
Silahlı adamlardan biri öğretmeni yakaladı ve dizçökmesini emretti. Diğeriyse elindeki tablete baktı ve gözlerini sınıfın içinde dolaştırdı.
"Üçüde burda efendim, alalım mı?" diye bir şey sordu yanında sınıfa bakan diğer adama. "Evet zorluk çıkarırlarsa vurmaktan çekinmeyin" dedi adam.
Bir anda iki adamın sırama yaklaştığını gördüğümde bedenimi esir alan korku geri geldi. İki adam beni kollarımdan tutup kaldırdıklarında onlara karşı koymaya çalışsam da bunu başaramıyordum.
Başımı çevirip sınıfa baktığımda, Edisin onu götürmek isteyen adamlara yumruk attığını gördüm. Bir adamın kolun başının yanında tutup acımdan kırdığına şahit olmuştum. Ama kolunu kırdığı maskeli adamın arkadaşı Edisin karnına savurduğu sert yumrukla onu etkisiz hale getirmişti.
Onu da arkamdan sürüklerken diğer iki adamında gözlüklü adı Saner olan çocuğu tutup sürüklediklerin gördüm.
Bizi sınıftan çıkarıp ünversitenin bahçesine götürdüklerinde karşımda bir helikopterle karşılaşmayı beklemiyordum.
Edis'in "Orospu çocukları bırakın lan bizi" dediğini duymuştum arkasından. İlk önce onu helikoptere bindirmişlerdi. Ben binmemekte ısrarcıydım bunun üzerine ikinci Saneri helikoptere bindirmişlerdi.
Son olarak beni bindirmek istediklerinde, kolumu tutan adamın birinin elinden kurtuldum ve ters takla atarak diğer beni tutan adamın kolunu kırdım ve karnına sert bir tekme indirdim.
Diğer adama döndüğümdeyse yüzüne yumruk savurdum ve burnunun kırılmasına neden oldum. Kaçmaya çalıştığımdaysa havada yankılanan ateş sesi beni durdurmayı başarmıştı.
Vücudumda hissetiğim acımasız sızıyla dizlerimin üzerine düşmüştüm.
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Kitabımın ilk bölümün nasıl buldunuz?
Sizce gelecek bölümlerde bizleri ne bekliyor?
En beğendiğiniz sahne hangisi oldu?
Ediz Hakkında ne düşünüyorsunuz?
Peki Alara Hakkında ne düşünüyorsunuz?
Düşüncelerinizi benimle paylaşmayı unutmayın 💗
Kitap hakkında daha fazla bilgi için Instagram hesabını takip edelim
Ig: benikendindenkurtar.official
Bölüm etkileşimi
