9. bölüm · Beni Bırakıp Gittiğin Yer
Maske düşüyor
BÖLÜM 9: MASKE DÜŞÜYOR
Aras, hastaneden ayrıldıktan sonra Asya'nın o bakışını unutamadı. Öfkesine yenik düşüp kendini tutamayan Aras, o gece Asya'nın nöbetçi olduğu hastaneye, odasına direkt girdi. Asya masasında yorgunlukla otururken, kapının şiddetle açılmasıyla yerinden sıçradı. Aras karşısındaydı; gözleri kan çanağı, nefesi düzensizdi.
"Neden?" dedi Aras, sesi bu kez bağırmaktan uzak, derin bir acıyla titriyordu. "Beni o karanlığın içine neden gömdün? Neden bırakıp gittin beni? Söyle Asya, benim çektiğim o yılların bir açıklaması var mı?"
Asya tek kelime edemedi. Aras cevap beklemeden, "Yine susuyorsun," dedi ve arkasına bakmadan odadan çıktı.
Ertesi gün, Aras'ın ablası hastaneye, Asya'yı bulmaya geldi. Ablası, yıllardır kardeşinin çektiği işkenceye, o hastane odalarındaki feryatlara, intihar girişimlerine bizzat şahit olmuştu. Asya'nın karşısına oturduğunda, Asya'nın gözlerinin içine derin derin baktı.
"Sen onun ne kadar yandığını bilmiyorsun," dedi ablası, sesiyle Asya’nın ruhunu parçalayarak. "O seni bir kez bile unutmadı. O gece evi ateşe verdiğinde, o hastanelerde zincirlerle yatağa bağlandığında, 'Asya' diye bağırmaktan ses telleri koptuğunda... Sen sadece kendi özgürlüğünü seçtin, o ise senin hayalinle yaşamaya mahkum edildi. O gün yanında gördüğün kadın mı? O sadece bir akraba, Aras'ın hayatında senden başka hiç kimse olmadı."
Asya duyduklarıyla sarsıldı. Gözleri kararırken, "Gerçekten... gerçekten beni bu kadar mı sevdi?" diye fısıldadı. Ablası, Asya’nın pişmanlığını gördükçe içindeki o öfkeyle, "Şimdi git," dedi. "Eğer onu gerçekten biraz olsun seviyorsan, git ve o yaralı kalbini artık kendi ellerinle iyileştir. Ama geç kalırsan, onu ebediyen kaybedeceksin."
Asya, o gece Mardin'den ayrılmak için uçak biletini almıştı, gitmek zorundaydı. Havaalanına gitmeden önce son kez Aras'ın kaldığı o eski konağa yakın, şehrin ışıklarına bakan tepelere çıktı. Bir anlığına şehre veda etmek istedi.
Tam o sırada, Aras'ın karanlıkta tek başına, şehrin ışıklarına karşı oturduğunu gördü. Aras, elinde bir şişeyle, tıpkı o eski günlerdeki gibi kendi kendine konuşuyordu. Asya, Aras'ın o çöküşünü, omuzlarının nasıl düştüğünü, tek bir anlık zayıflığıyla adamın hayatını nasıl kararttığını gördü.
Asya'nın dünyası başına yıkıldı. Aras'ın o haline bakarken, boğazında bir yumru oluştu. Aras, başını yavaşça kaldırdı ve Asya'yı gördü. Ama bu sefer gözlerinde öfke yoktu; sadece tükenmişlik vardı. Asya, o an anladı ki Aras sadece onu değil, kendisini de öldürmüştü. Asya, o an kararını verdi: Uçağa binmeyecekti.
