3. bölüm / 3
benden sana pay çıkmazİnatçı
Bölümler 3Şu an: İnatçı
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ana binadan hızla içeri girdiğimde iki koruma hızla önümü kesti.
“Kimle görüşmek için gelmiştiniz”
“Ni-“
“Benimle o” bir anda yanımda beliren metal kol bir kart çıkartıp güvenliklere gösterdiğinde önümdeki adamlar çekildi.
Yüzüme bakmadan “Onun adını heryerde kullanma”dedi, yüzüme bakmadan konuşuyor birde o gece kesinlikle boynunu kesmeliydim.
Kolumdan tutup asansörlere doğru sürüklemeye başladı.
“Yediğin dayak az kalmış heralde bırak kolumu”
Asansöre geldiğimizde tuşa bastı ama kolumu asla bırakmıyordu.
“İnsanların içinde dövüşmek istemiyorum,son kez söylüyorum. Kolumu bırak” her harfe bastıra bastıra.
Beni yine duymamazlıktan geldi harekete geçeceğim zaman asansörün kapısı açıldı ve hızla cam asanösürün duvarına sertçe sırtımı vurdu.
Beni asansör ile kendisi arasında sıkıştırmışken arkadaki kameraya dönüp “james buchanan barnes” kapılar kapandığında yeniden bana döndü.
O kadar yakınlaşmıştıki burunlarımız değmek üzereydi.
“Düzgün davranıp sesini kesiceksin” dedi sinirle.
bende aynı sinirle konuştum “Nasıl davranacağımı sana soracak değilim. Kolumdan sürükleyip duramazsın”
Kaşlarını hafifçe kaldırdı “İstediğimi yaparım”
“Benim üzerimde değil”
“Bu şekilde davranmaya devam edersen, aynen senin üzerinde”
Dudak büzdüm, “üstümde olmak isteyen adam çok Barnes”
Çatık kaşlarıyla yüzümü bir kaç saniye inceleyip üstümden çekildi.
Asansörün kapısı açıldığında ondan önce dışarı bir adım attım.
“Yanıma verdikleri adama bak” kendi kendime söylenmeye başladım.
“Sağ tarafa dön” dedi arkamdan uzun bir koridordu.
Sağa dönüp söylenmeye devam ettim.
“Senin ben metal kolunu sikeyim gerizekalı”
“Duyuyorum yalnız” dediğinde durup arkamı döndüm.
“Kulaklarını kapat o zaman” yeniden önüme dönüp yürümeye devam ettim.
“Aptal gerizekalı peşinden sürüklüyor birde”
Kolumu sertçe çekip beni kendine yapıştırdı.
Yüzünü iyice yaklaştırıp “Sus ve yürü” dedi.
“Emir vermeyi kes”
“Zorunda bırakıyorsun”
Tamam çok konuştun metal kol. Kolundan tutup sırtına verdiğim ağırlıkla onu yere serdim.
Sırt üstü yerdeyken tek ayağımı göğüs kafesine koyup bastırdım.
Üstüne doğru hafifçe eğilip “Emirlerine uyacağımı düşünmen ne tatlı Barnes” ağırlığımı hafifçe bacağıma verip göğüs kafesine bastırdım.
Bacağımı çekip koridorun sonundaki kapıya girdim.
“Gelene kadar kaç kere kavga ettiniz?” Fury’e çatık kaşlarla baktım.
“Bu herifi istemiyorum”
“Ben çok istiyorum” arkamdan odaya girip kapıyı sertçe çarptı.
“Kes sesini” diye bağırdım.
“Sen düzgün dursan bir sikim olmayacak”
“Asıl sen kendini bir bok zannedip emir verip durmasan bir sikim olmayacak”
“Çizgini aşıp duruyorsun Rushman”
“Çizgimin nerde bittiğine ben karar veririm Barnes” dedim bastıra bastıra.
“Yeter!” Fury’nin bağırışı ile ikimizde ona döndük.
“Önemli bir görev bu işi ciddiye almalısınız”
Bucky sinirle Fury’e döndü “Hangi görevimi ciddiye almadım, ne zaman başarısız oldum Fury, bununla birlikte ekip yürümez bizden bir ekip olmaz”
“Siktir git” dedim sinirle.
Fury elini sertçe masaya vurdu.
“Oturun” yanımdaki mala sinirli bir şekilde bakıp oturdum.
“İlk adım; Bayan Rushman siz sekreter olarak şirketin ikinci küçük kolundaki adamın yanına gireceksiniz” dikkatlice dinleyip başımla onayladım.
“Bucky de orda bir çalışan kılığına girecek ve sizin sekreterlik yaptığınız adamın koruması olacak”
“Baloya kadar üç ay var, baloda işlerini bitireceğiz” başımı olumlu anlamda salladım.
En azından şirkette uzakta olacaktık bu metal kolluyla.
***
Elimdeki kimlik kartına baktım. Yeni adım Vanessa Reed’di.
Yanına sızacağım adam Adrian Cole örgütün ikinci küçük adamıydı.
Binadan içeri girip şirket kartımı okuttum ve üst kata çıktım.
Adrian Cola’nin odasına doğru yürümeye başladım.
Kapıyı hafifçe tıklatım içerden duyduğum “Gel” sesi ile göz devrip kapıyı açtım ve odaya girdim.
“Merhaba Bay Cole ben yeni sekreteriniz Vanessa Reed” dedim sakın sestonumla.
Esmer siyah gözlü kısa saçlı bir adamdı. Burnu biçimli kaşları çattıkdı.
Sesimi duyunca elindeki dosyayı bırakıp bana döndü.
Bir kaç saniye beni süzdü. Sarı saçlarıma giydiğim yah mini etekli takımıma kadar adam dikkatlice bana baktı ama rahatsız olduğuma dair bir haraket göstermedim.
“Odanız camın ardında.Aşağı katta d koridorundaki dosyaları alıp gelin bayan Reed” gözlerini yeniden dosyaya çevirdi.
Oda camla ikiye ayrılmıştı benim tarafımda masa sandalye ve bilgisayar vardı.
Başımı olumlu anlamda salladım.
Odadan çıkacaken arkasında dikilen herife gözüm takıldı.BİR DAKİKA BİR DAKİKA BU HERİFİN ARKASINDA DİKİLEN BUCKYDİ.
Buckye baktığımda o zaten beni izliyordu. Metal kolu şuan kalıydı ama metal kolu varmı vardı. Bu aptal metal burdamı duracaktı gerçekten.
“İzninizle” odadan çıkıp aşağı koridora indim.
Sinirimi içimde yaşıyordum çünkü açık vermemem lazımdı. Bu adamın hergün suratını görmek istemiyordum.
***
Öğle arasına yaklaşıyorduk, Cole’nin önemli toplantısana kadar burda çalışacaktık çünkü Simonda katılacaktı.
Benim en Cole’nin inine inmem lazımdı.
Kapıyı çalıp içeri girdim. “Buyrun kahveniz” yanına yaklaşıp kahveyi masaya bıraktığımda beni yeniden süzdü.
“Öğle arası şuan çıkabilirsin” dediğinde gülümsedim.
Arkasındaki Buckya dönüp “sende öyle” dediğimde oda benimle birlikte odadan çıktı.
Kapıyı kapadığımızda Buckye ters bakışlar attım.
“O şekilde bakma” dedi sesizce.
“Nasıl bakıcağımı sana sormak zorunda değilim”
Asansöre doğru yürümeye başladım.
Tuşa basıp asansörü çağırdığımda Bucky yanımda belirdi.
“Neden başka yerde çalışmıyorsun yakınımda olman sinirimi bozuyor”
“Sinir bozucusun” asansörün kapısı açıldığı gibi içeri girdi.
Tuşa basıp kapı kapanmaya başladığında orta parmak çekip yeniden odaya döndüm.
Mal Bucky.
Peki Cole’nin inine sızmak için ne gerekirse yapardım.
Yeniden kapıyı çalıp içeri girdim.
Kafasını elindeki kitaptan kaldırıp bana baktı.
“Bir sorunmu var bayan Reed”
Hafifçe gülümsedim “ahh hayır sadece odada oturmak istedim sizin içinde sorun yoksa”
“Sizin odanız benim için sorun olması mümkün değil” deid nezaketle.
Tekrardan gülümsedim ve cam kapıyı açıp odaya geçtim.
Koltuğa oturup çantamdan çıkardığım kitabı açıp okumaya başladım.
Bu onun ilgisini çekmek içindi çünkü elindeki ile aynı kitabı açmıştım. Erkekler saftı.
Bakışlarını üzerimde hissetim ama ona bakmak yerine saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdım ve bacak bacak üstüne attım.
Bir sayfayı geçtikden sonra ona doğru baktım.
Ve yeniden önüme döndüm.
Bir süre daha okuduktan sonra elimde kitapla kapıya yönelip onun tarafına geçtim.
“Bay Cole ben iniyorum öğle arasından sonra görüşmek üzere” başını olumlu anlamda salladı.
Parmağı ile elimdeki kitabı işaret edince bende kitaba baktım.
“Siyaset hakkında bir kitap” dedim gülümseyerek.
“Okuduğum kitap biliyorum. Sevdinmi kitabı” İŞTE TAM FIRSAT KIZIM.
“Elbette bence herkes herkonu hakkında bilgi sahibi olmalı,okumalı” dedim.
Onu önden iyice araştırmıştım hayata bakış açısı farklıydı biraz.
“ Çok haklısın, otur istersen” eli ile buyur ettiğinde gülümsedim.
“Size rahatsız etmek istemem” yalan.
“Rahatsız olacak olsaydım teklif etmezdim Vanessa hanım”
Nazikçe gülümseyip masanın önündeki koltuğa oturdum.
***
Bucky
“İşe yaramaz “ asansörün kapısı açıldığında çıkıp kafeterya’ya geçtim.
Lia beni delirticekti aşırı sinir bozucu ciddiyetsiz bir kadındı ve bundan nefrent ediyordum.
Kahve alıp masaya oturduğumda kulaklığın aktif olduğuna dair küçük bir cızırtı işittim.
Bir şey duyulmuyordu muhtemelen o salak yanlışlıkla aktif etmişti.
Kahvemden bir yudum alıp telefonumla ilgileniyormuş gibi durdum.
Bir süre sesizliğin ardından duyduğum sesle dikkatim oraya çekildi.
“Bay Cole ben iniyorum öğle arasından sonra görüşmek üzere” dedi Lia.
Bir kaç saniyelik sesizlik ardından yeniden onun sesini işittim “Siyaset hakkında bir kitap”
“Okuduğum kitap biliyorum. Sevdinmi kitabı” yılan, adamın inine sızması gerekiyordu o eve girmek zorundaydık bir şekilde ilgisini çekmeliydi.
“Elbette bence herkes her konu hakkında bilgi sahibi olmalı,okumalı” adamı araştırmış demmeki.
“ Çok haklısın, otur istersen”
“Size rahatsız etmek istemem” ayak üstü kaç yalan söyleyebilirdi bu kadın?
“Rahatsız olacak olsaydım teklif etmezdim Vanessa hanım” ardından topuklu seslerini işittim.
“Okumayı severmisiniz?” Dedi Adrian.
“Kim sevmezki” eminim sen sevmiyorsundur Lia.
“Pek çok insan diyelim, okumak önemli”
“Haklısınız” kısa bir sesizlik oluştu.
“Kendinizi tanıtın lütfen”
“Kendiniz tanısanız sanki daha iyi olur” ne geçiriyordu bu aklından?
Adama asılarakmı evine girecekti. Tek yöntem bu değildi.
“Nasıl tanımamı istersiniz”
“Siz nasıl isterseniz o şekilde isterim” bu doğru yöntem değildi.
Ayağa kalkıp kafeteryadan çıktım ve asansöre doğru yürümeye başladım.
“Casur birisiniz” dedi Adrian.
“Bazı konularda diyelim” asansöre binip tuşa bastım.
“Deneyimlemek isterim” asansörden inip odaya doğru yürüdüm.
Kapıyı açtığımda Lia masanın kenarına oturmuş Adriana dönüktü.
“Ah kusura bakmayın mola saatim bittide” içeri girerek kapıyı kapadım.
İkiside bana ters ters baktı. “Kapıyı çalman gerektiğini bilmiyormusun sen?” Dedi Adrian sert bir sesle.
Lia ayağa kalkıp Adrian’a gülümsedi ve kendi tarafına geçti.
“Kusura bakmayın” dedim yalandan.
***
Lia
Planımı bozan Buckye ters bakışlad atıyordum.
Görev için birileri ile cinsel yakınlaşmada bulunmak yada sevişmek benim için sorun değildi.
Bu yüzden Adriana her türlü ulaşacaktım.
Masanın üzerindeki dosyalarımı toplayıp çantamı koluma taktım.
Kendi odamdan çıkıp Adriana döndüm.
“Bay Cole ben çıkıyorum. İyi akşamlar dilerim” eli ile durmamı gerektiğini işaret ettiğinde kapı kolundan elimi çektim.
Buckye dönüp “sende çıkabilirsin devriye alttaki korumalara geçicek” dediğinde Bucky’nin attığı bakışları anlatamazdım.
“Elbette efendim” kapıdan çıkarken ters bakışlar attı ve gitti. Saçımı düzeltir gibi yapıp kulaklığımı aktif ettim. Gıcıklık değilmiydi.
“Lütfen yaklaş” dedi nazikçe.
Hafifçe tebessüm edip masasının etrafında dolanıp yanında durdum.
Bugün onu okadar çok tahrik etmiştimki arzu ile bana bakıyordu.
Belimi destekleyip beni masaya otturduğunda elimdeki dosyaları bıraktım.
Bacaklarımı açıp oraya yerleşti. Bir eli ile bacağımı okşuyordu.
“Beni tahrik ediyorsun”
“Bilmem öylemi yapıyorum”
“Öyle yapıyorsun” dedi sert bir sesle.
“Oluyormusunuz peki?” Elini eteğimin altına sokup bacağımda gezdirdi.
“Fazlasıyla” dedğimde eğilip yüzlerimizi eşitledim.
“Sizce sizde beni şuan tahrik etmiyormusunuz?” Dedim.
Duraksadığı için elini çıkartıp ayağa kalktım.
“İyi akşamlar bay Cole”
Odadan çıkıp asamsöre bindim.
Herkes çoktan çıkmıştı bir kaç kişiyle birlikte kapıdan dışarı çıktım.
Ana caddeye çıktığımda bir anda biri omuzlarımdan tutup beni araya çekti.
“Lan”
Sırtım duvara sertçe çarptığında karşımdakine baktım. Ve evet yine ve yine Bucky.
“Yediğin dayak azmı geldi lan sana” dedim sinirle.
“Sen böylemi iş yapıyorsun” dedi sertçe.
“Şu sırtımı duvara vurup duracakmısın morardığına eminim” dedim.
Kulak hala aktif olduğu için kafatıp ona baktım.
“Görevini düzgün yap”
“Nasıl yaptığım seni ilgilendirmez önemli olan sonuç”
“Bu kadar yakınlaşmana gerek yok” dedi.
“Görev için ne gerekiyorsa yaparım adı üstünde görev. Hem seni ilgilendirmez” kolumu çekip yürümeye başladım.
“Saçmalmayı kes. Bu kadar ileri gitmene gerek yok” biri görür diye kolundan tutup binaların arasına peşimden soktum.
“Bana bak metal kol ne düşünmek istiyorsan düşün, benim kurallarım böyle biri ile cinsel birşeyler yaşmam için aşık olmama gerek yok”
“Ne yani görev uğruna adamın orospusumu olacaksın” dediği ile birkaç saniye durdum.
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.
“Adamın orospu olacağım demek ha” yumruğumu karın boşluğuna koyduğum an sendeledi.
Dengesini kayıp etmesinden yararlanarak yumruk attığım yere topuklularıma sağlam bir tekme attım.
Yere serilmiş olan bedenine baktım. Ama daha hırsımı alamamıştım.
Üzerine atlayıp ard arda yüzüne yumruk atmaya başladım. Hiçbir şekilde karşı koymuyordu.
Yumruk atıcak halim kalmayınca kollarım iki yanıma düştü.
Ben karnın üzerinde nefes nefese kalmışken onun yüzü kan içindeydi.
“Neden karşı koymadın” dedim nefes nefese.
Belimden tutup beni kenara koydu ve kendiside oturdu.
“Hakkıydın çünkü. Bir anlık dedim” küçük narin orantılı hasas kulaklarım yanlışmı duyuyordu yoksa o bana hakyıldınmı dedi???
“Yanlış duydum galiba tekrarlarmısın”
Onun yerine çok nezih bakışlar attığında sinirimden kahkaha atmaya başladım.
“Deli” dediğinde gülüşümü bastırmaya çalıştım.
Ayağa kalkmak için duvardan destek aldım.
Bucky hâlâ yerde oturuyorken parmağı ile üstümü işaret ettiğinde başımı eğip kendime baktım.
Eteğim yırtıkmış iç çamaşırım görünüyordu.
“Ahh siktir, nası eve gideceğim şimdi” ayağımı sertçe yere vurdum sinirle.
Ayağa kalkıp ceketini çıkartıp bana verdiğinde bir ona bir cekete baktım.
“Sağol” diye mırıldandım.
Ceketi alıcakken arkamı dönmem için işaret ettiğinde sırtımı ona çevirdim.
Ceketin kollarını kalçamın etrafından geçirip sıkıcıa bağladığında arkaya doğru sendeledim.
Nefesini kulaklarımda hissetiğimde istemsizce huylandım.
“Sınırı aşma” dedi kulağıma.
Kafamı yana çevirip yüzüne bakmaya çalıştım ama karanlıkta tek gördüğüm gözleriydi.
Belimdeki ellerini bıraktığında bir kaç adım geri çekilip bir mendille yüzündeki kanları sildi.
“Sen sağdan çık , ben soldan” dedim.
Kışaca beni süzdükten sonra sağ taraftan çıkıp gitti. Bende soldan çıkıp eve geçtim…
SLMMM YORUMLARİNİZİ BEKLİYORIMM
Bölüm etkileşimi
