4. bölüm / 3
benden sana pay çıkmazBloodrose
Bölümler 3Şu an: Bloodrose
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ayna karşısında üstümü düzelttim.
Dünkü etek yırtılma olayından dolayı dövüşme ihtimalime karşı bugün koyu kot giymiştim.
Üzerime ise siyah basic bir body çekip altıma topuklu çizmelerimi geçirdim.
Siyah deri ceketimide üstüme geçirip son kez kendime baktım.
1,73 boyunda biriydim, oyuntulu bir belim vardı sarışın yeşil gözlüydüm aynı anneme çekmiştim…
Zayıf duygulara pek yer vermezdim hayatımda yani öyle yapmaya çalışırdım.
Gözlerimi aynadaki yansımamdan ayıramadım. Gözüm kolyeme kaydı, yıllardır açmıyordum içini ama asla boynumdan çıkarmazdım.
İçinde aile fotoğrafım vardı ama onlar katledildiğinden beri bir kere açıp bakmaya cesaret edememiştim.
Kapı sertçe çalmaya başladığında silahımı elime aldım.
Kapıya yaklaşıp gözümü deliğe dayadığımda gelenin bucky olduğunu gördüm.
Bu gerizekalı bizi yakalatıcaktı.
Kapıyı açtım. Tek kolunu kapıya yaslamış sinirle bana bakıyordu.
“Bizi yakalatmakmı istiyorsun?” Dedim sinirle.
“Bay Cole seni almam için beni gönderdi hadi araba aşağıda”
Kısa bir an yüzünü inceledim. Baya sinirliydi.
“Sen neden bu kadar sinirlisin?”
“Şerefsiz ilk günden” derin bir nefes alıp elini kapıdan çekti.
“Siktir et hadi gidelim” kolumdan çekti.
“Dur kapama yine kapıyı çantamı alayım” dedim hızlıca.
Daha kaç kere söykecektim kolumdan sürüklememesi gerektiğini.
Odama girip çantamı koluma taktım ve Buckynin dün gece verdiği ceketide yanıma aldım.
“Al ceketini” göğsüne bastırdım.
“Sende kalsın şuan alamam” ceketi kapıdan içeri fırlattı.
“Düzgün davran hayvan bir yerlerine montelemiyim “
“Kes sesinide yürü artık” kolum tutup yine sürüklemeye başladı.
“Sana bunu yapmaman gerektiği kaç kere söyleceğim” dedim sinirle.
“Çok oyalanıyorsun” asansörün tuşuna bastı.
Parmak ucumda yükselip dibine girdim “Sanane”
“Beklemeyi sevmiyorum”
“Ben bekletmeyi seviyorum” dedim inatçı bir tavırla.
“Çocuk” asansör geldiğinde içeri resmen fırlattığı için iyice sinirlendim.
“Vampir gibi yüz küsür yıldır yaşıyorsun ama nezaketin n’sinden anlamıyorsun buz kütlesi”
Yeniden kolumdan tutup beni kendine çekti.
Sinirle burnundan derin bir nefes aldı.
“Neden bir bok bilmiyormuş gibi davrandın”
O Steve Rogers gibiydi yani bir yüz küsür yaşı vardı süper asker serumu herkese farklı bir şey yapmıştı. Kaptan kahraman okurkan hydra Bucky’i kış askeri yapmıştı bunu herkes bilmezdi ama ben herkes değildim.
“Ben herşeyi bilirim kış askeri”
“Bana kış askeri deme” dedi sertçe.
Asansörün kapısı açıldığında önden çıktım.
“Aptal” arkamdan gelip arbaya yöneldiğinde bindim.
Şimdi ikimizde susuyorduk çünkü arabada dinleme cihazı olabilirdi.
Çantamdan çıkardığım küçük ekrana tıkladığımda havaya yansıdı.
İleri bir teknolojiye sahipti bu cihaz arabayı taramaya başladığımda temiz olduğu ortaya çıktı.
“Konuşabilirisin temiz”
“Oda nedir?”
“Arakladığım bir teknoloji diyelim”
Yoldan gözğnü ayırıp bana bakıp duruyordu.
“Kaza yaparsan belanı sikerim senin önüne dön”
“Ağazını topla”
Trafiğe takıldığımızda araba durdu.
Ekrandan bir dosya açtım.
“Simonun sağ kolu Cole ile görüşecek bugün. Ne konuştuklarını öğrenmeliyiz”
“Nerde buluşacağını biliyormusun”
“Biliyorum ama sen gelemezsin yünü biliyor”
“Seninkini bilmiyormu Bucky” dedim göz devirerek.
“Benimkini biliyor Kış askerinin değil”
“Ben böyle söyleyince bana neden sinirleniyorsun?” Dedim sitemkar bir şekilde.
“Konuyu dağıtma” yeniden odaklandım.
“Bensiz yapamazsın kasalarına bomba koyup mekanı patlacağım bomba aktif etmeyi biliyormusun?”
“Bulurum bir şekilde” dediğimde güldüm.
“İki kişiliği olan tek kişi senmisin Barnes?”
***
Gözüme taktığım lensler yüzünden gözlerim aktı.
Selam millet yeniden tanışalım. Ben Bloodrose yani namı değer kan gülü.
Takma adım buydu. Görevlerimi bitirdiğidimde beyaz gülü kana bulayıp mekana bırakırdım. Bu yüzden adım kendiliğinden oluşmuştu.
Açık bıraktığım sarı saçlım tulumu çn üstünde güneş gibi duruyordu.
Üstümdeki bordo tulumun belinde küçük beyaz gül işlemeleri vardı.
Yüzüme taktığım maske tamamını kaplamıyordu. Göz çevremin etrafından elmacık kemiklerimi kaplıyordu. Evet tamamen kapalı değildi ama kimse beni tanımazdı.
Siyah lensler taktığım gözlerimle aynada kendime baktım. Kessinlikle yeşil tercihimdi ama siyahlada fena değildim.
Bir çanta alıp maskemi içine yerleştirdim ve üzerime uzun trençkot geçirdim.
Kafama şapka yüzüme ise bir maske geçirdim.
Telsizi açıp konuşmaya başladım.
“Bloodrose’dan kış askerine beni duyormusun tamam”
“Aşağıya in”
“Lütfen aksiyon flimimize ayak uydur tamam”
“Saçmalamayı kes arka kapıdan çık”
Göz devirdim. Telsizi yeniden açıp “Aptal gerizekalı” diyerek sevgi dolu sözcükler gönderdim.
Maskemi yüzüme çekip çantamı aldım ve hızla aşağıya indim.
Alt sığnağa inip arka kapıdan çıktım.
Siyah camları flimli bir arabayla gelmişti.
Kapıyı açıp içeri girdiğimde hızla sürmeye başladı.
Üstümdeki trençkotu çıkardım.
“Sen adamları yok et beni kolla ben alttaki depoları patlacağım” yüzüme maskemi taktım.
“Tek başına depoya inebilecekmisin”
Aynayı indirip kendime baktım.
“Sence?”
Belimdeki teçhizatı kontrol ettim.
“Elektro ,gül, silah ,el bombası ve bu küçük bebekler” dedim heyecanla.
Bunlar öyle bir patlayıcıdiki deprem yaratıcaktı.
“Manyakmısın sen çek şunları” elimi ittiğinde onları kemerimin cebine attım.
Arabayı deli gibi kullandığı için ona ters bir şekilde baktım.
“Düzgün kullan şu arabayı” arabayı ani frenle durduğunda yerimden zıpladım.
Kolunu önüme koyup beni tutmasaydı cama girmek üzereydim.
“Sen çıldırdınmı” bağırmamı umursamadan oturduğu yerden havalanıp kemerimi tuttu ve önümden geçirip yerine taktı.
Dibime kadar girmesi dışında bir sorun yoktu.
“Şimdi sus” dedi.
“O biraz imkansız” dedim inatçı bir tutumla.
Yeniden önüne dönüp hızla arabayı kullanmaya devam etti.
Yandan bakıp göz devirdim. Salaktı yemin ediyorum.
Bakış açıma giren gizli mekanla gözlerimi kıstım.
Çantamdan çıkardığım küçük kulaklıkların birini kulağıma takıp diğerini ona verdim.
“Duyuyormusunuz” Furynin sesini işittim.
“Evet” dedik aynı anda.
***
Boşta kalan kulağıma farklı bir kulaklık geçirip şarkımı açtım
The clash- should I stay or should I go.
Karşıma çıkan ilk adama kocaman gülümsedim.
“Selam koca adam”
Kolundan tutup ayaklarımı adamın boyuma yerleştirip hızla çektiğimde adam yere serildi.
“Çok pardon” onu arkamda bırakıp önüme döndüğümde üzerime doğru koşan iki adama belimden çıkardığım elektro şok ağlarını üzerlerine fırlattım.
“Ne durumdasın” kulaklığımda Buckynin sesini işittim.
“Her zaman mükemmelim”
“Ne durumdasın” dedi yeniden.
“İki dakikaya sızarım sen”
Arkada duyduğum adam sesleri ile hâlâ önğnde engel olduğunu anladim.
“Sana kolay gelsin kış askeri bloodrose hedefte”
“Hedefe ulaşman için zaten bunları yapıyorum, şerefsiz bir dursana”
“Kulaklığını kapa dikkatimi bozuyorsun Kış askeri”
Kulaklığımdaki şarkı değişmiş yerini Rasputin almıştı.
Teçizaht kasalarına açılan dev kapının şifresini çözmek için aletimi yerleştirdim.
“Kaç dakikaya açarsın kapıyı?”
“İki dakika gösteriyor, bir sorunmu var?”
“Ya cevap versene aptal”
“Kış askeri aloo”
“Kızım bir susana” arkamdan gelen sesle ona döndüm.
“Cevap ver ozaman sende” kapıya taktığım cihazdan gelen sesle yeniden arkaya döndüm.
“Bingo” dedim mutlu bir şekilde.
Büyük demir kapının üstünden cizhazı çıkarıp tuşuna bastığımda cebime atılcak kadar küçük olmuştu.
Kenara çekildiğimde Bucky sertçe kapıyı açtı.
Gördüğüm manzara karşısında gözlerim büyüdü.
“Vay anam vay bunları patlatmak yerine ben alayımmi çok güzeller” dedim hevesle.
“Bombaları yerleştir” dedi sertçe.
Dudak büzüp ofladım. “Özür dilerim güzellikler” dört köşeye minik bombaları yerleştirip kapıya çıktım.
“Şov zamanı hazırmısın kış askeri”
Hızla toplantının olduğu koridora girdimizde koridorda altı tane koruma vardı.
“Sesizce yapmalıyız” dediğinde ben çoktan onun yanından ayrılmıştım.
Öndeki ilk iki adamın birinin arkasına geçtiğimde boynunu hızla ters çevirip kırdım.
Bucky’nin ise adamın şah damarına bıçağı sapladığını gördüm.
Sesizce ilk ikiyi kenara fırlattık.
diğerleri görmeden kenardan ucuna susturucu taktığım silahla kalan dörtlüyü hızlıca indirdim.
Cebimden çıkardığım beyaz gülle sindiğim yerden çıktım.
“Ne yapıyorsun?” Dedi bucky sorgulayan sesle.
“Show benim işim kış askeri”
İleriye doğru atıldığımda kolumdan sertçe tuttu.
“Kimliğini riske atıcaksın saçmalma”
“İşime karışma” sertçe kolumu ondan çekip cebimden çıkardığım gülü az önce ateş ettiğim adamların birinin kanına buladım.
Büyük kapıyı iki elimle sertçe açtım.
Herkes kafasını bana çevirdiğinde ortam sesizleşti.
Toplantılarında kan dökülmemesi için hiç kimse koruma ile girmezdi.
Sesimi değiştirip kalınlaştırdım.
“Sende kimsin?” Dedi sertçe aralarından bir eleman.
“Bloodrose’dan sevgiler beyler” elimdeki çiçeği masanın ortasına fırlattığımda etrafına küçük kan lekeleri saçıldı.
Cebimden çıkardığım kumandayı onlara gösterdim.
“Küçük bir süprizim var sizlere” dedim kocaman gülümseyerek…
YAZIM YANLIŞLARI İÇİN ÖZÜR DİLERİM.
Bölüm cok geç geldi kb ama yazma isteğim gitti glb yorumla motive olan biriyim merak edigorum yorumlarinizi okuduktan sonra atarsaniz sevinirim baysss
Bölüm etkileşimi
