2. bölüm / 7
Belki de sadece bir hikayeydiKesit-2
Bölümler 7Şu an: Kesit-2
- 1 Kesit-1121 kelime
- 2 Kesit-21.418 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Kesit-3388 kelime
- 4 Kesit-4195 kelime
- 5 Kesit-5196 kelime
- 6 Kesit-6251 kelime
- 7 Kesit-7291 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uykudan tekrar uyandığımda tek başımaydım gitmişti, istediğim gibi. İçimdeki bu hissin manası yoktu, olmamalıydı daha fazla düşünmemek için yataktan kalktım. Hızla üstüme bir şeyler giyip dışarı çıktım izin günümdü bugün ama dinlenmeye vaktim yoktu. Akşam davet için hazırlık yapmalıydım neredeyse tüm mafya babalarının geleceği o davette herkese güzel bir sürpriz hazırlamam gerekiyordu. Durmayacaktım, durmamalıydım. Daha belki bir iki saat önce koynuna sokulmuş uyuduğum adamı akşam tutuklayacaktım, evet kendisini düşürmeye çalışan insanların ve yönettiği insanların önünde ona kelepçe vuracaktım, ve şanından korktukları, öfkesinden kaçtıkları ve muhtemelen yenilmez olduğunu düşündükleri o adamı, onların önünde yendiğimi gösterecektim. Düşüncelerime ara verip etrafa bakındım sahile inmiştim denize doğru dönüp derin bir nefes aldım gülümsemeye çalıştım. Zafere yakındım adım adım başarıya gidiyordum neden ihanet ediyormuş gibi hissediyordum? Gayette haklıydım zaten düşman değil miydik? Bunu yapacağım belli değil miydi? Hem oda bana karşılık verebilirdi bir şeyler yapabilirdi değil mi beklerdim. Beklemeliydim. Hayır yapmazdı hatta belkide sesi dahi çıkmayacaktı bu yaptıklarıma belki de değil sesi çıkmayacaktı, buna emindim ama neden?
Göğsünde uyuyanla göğsünden vuran aynı kişi olunca sesin çıkmıyor.
O an bedenim titredi. Gözlerim etrafı taradı hızlıca oysa ses Zihnimden gelmişti o kadar net o kadar gürdü ki bi an dışarıdan geldi sanmıştım. O gün Kemal'in Zeynep için söylediği cümleydi bu, o kadar çok etkilenmiştim ki bu cümleden iki gün boyunca içimden tekrar etmiştim. Çünkü çok imrenmiştim Kemal'in aşkına böyle sevgi mümkün mü diye ayrıca çokça kızmıştım da değmeyen biri için bunca şeye katlanılır mı diye. Hatta bi ara o kadar sinirlenmiştim ki Zeynep'e ağzımdan ona karşı kötü sayılabilecek şeyler çıkarmıştım hoş Kemal tarafından öfkeyle karşılanmıştı bu sözlerim öyle ki arkadaşlığımızı bile sorgulamıştı.
Birden zihnimde beliren anılarla olmayan moralim daha da gitti. Şimdi neden gelmişti bunlar aklıma ki. Aslında cevaplar basitti ama kabul etmemek için düşünmeye izin vermiyordum. Bizim aşkımız böyle değildi ve ben Zeynep gibi değildim hayır.
Akşam saatler dokuza geliyordu. İlyona daveti başlamıştı adı kutlamaydı ancak içindekilerden midir bilinmez kutlamadan çok siyasi bir toplantı gibi duruyordu ortamdaki karanlığı ve sessizliği arka planda etrafa sızan melodiler bile gideremiyordu. Davetlilerin hemen hemen hepsi gelmişti. Şuanlık sorunsuz ilerliyordu hiç kan çıkmamış yada bir olay yaşanmamıştı. Ancak yaşanmayacağının garantisi yoktu.
Zamanı gelmişti ekip toplanmıştı tutuklama emri çıkmıştı. İlyona'nın önündeydim saate bakılırsa şuan toplantı yapıyorlardı. İçimde çığlık çığlığa bağıran o sesi bastırıp derin nefes aldım yüz ifademi kontrol ettim ve içeri girdim. Adımlarım onunla göz göze gelene kadar devam etti ama o an durdu sadece adımlarım değil zaman durdu ama sadece benim için oysa herkes için devam ediyordu. Ekiplerin içeri girmesi herkesin ayaklanması ona doğrultulan silahlar bağrışmalar ve de kelepçe evet kelepçe takmaları oysa normalde kelepçe takılmazdı böyle insanlara hem itibar meselesi hem de zorluk çıkarılmadığı sürece kelepçe zorunlu değildi ama bu gece benim özel emrimdi o kelepçe o bileklere girecekti kararlıydım, şuana kadar, onca olan şeye rağmen yaptığı tek şey bana bakmaktı tam gözlerimin içine, bir an olsun siyahlarını harelerimden çekmeden ne ona doğrultulan silah olduğunda ne de kelepçelenmek için tutulduğunda yaptığı tek şey bana bakmaktı, siyahlarını çekmeden yavaşça yerinden kalktı, sadece kalkmasıyla bile ona doğrultulan silahlar titredi hatta ona kelepçeler yaklaşan polisin bile iki adım gerilediğini gördüm. Oysa O, onlara bakmamıştı bile yalnızca bana bakıyordu her zamanki gibi derin ve saf berraklıkla bakıyordu ama bu sefer içinde farklı şeyler vardı sanki biraz hayal kırıklığı mı? ama olmamalıydı değil mi ben bir şey yapmadım olması gereken buydu pişman değildim. Evet evet pişman deği- Hayır kimi kandırıyorum ki şuan köpek gibi pişmanım onun böyle bakmasındansa ölmeyi tercih ederim. Keşke zamanı geri alsam dediğim nadir anlardan birine girmiş bulunuyordum. Ve ben daha durun diyemeden kelepçeleri takmışlardı evet takmışlardı çünkü öyle bir kabullenmişlik vardı ki üstünde zorluk çıkarmak şöyle dursun hiç bi öfke belirtisi göstermemişti. Adamlarını bile el hareketiyle geri çekmişti. Bu kadar beklemiyordum böyle olacağını tahmin etmemiştim yada etmiştim bilemiyorum şuan bildiğim tek şey Zeynep olduğumdu. Etrafta tam olarak neler olduğunu dahi kavrayamıyordum oysa saha az önce her şeyi planlanmıştım. Ben ne yapacağımı bilmez öylece dururken o bana doğru adımlamaya başladı öyle bir durumdaydı ki elleri kelepçeli dahi olsa şuan polisler tarafından tutuklanıyor dahi olsa sanki her şey onun konturolündeymiş gibiydi sakince bana doğru geldi kimse önüne geçemedi. Tam önümde durdu kelepçeler dolayı ikisininde kaldırdığı ellerinden birini yanağıma sürttü yüzünde hafif bir gülümseme oluştu içinde şefkat vardı.
"Gülümse Öz'üm, zafer senindir güzelim..."
Kısık ama net sesle konuştu, ne kızgınlık ne kırgınlık ne başka bir şey şuan sadece şefkatle bana bakıyordu.
"Hadi emir ver ve zaferinin tadını çıkar, hadi yavrum."
Ağzım kendiliğinden oynadı ona itaat etti yine kalabalığı geride bırakıp çıktık. Arabaya bindirdiler onu ben de yanında karakola doğru ilerliyorduk benim zamanın hala durgundu. O yanımdaydı ve kelepçeli evet öyle herkesin önünden onu böyle Çıkardım ama pişmandım oda bunu anlamıştı. Tek kelime etmeden karakola girdik. Sorgu odasına aldılar onu birazdan benim de girmem gerekiyordu sorgusunun ben yapacaktım ama hangi güçle hangi yüzle bilmiyorum kendimi o kadar kötü hissettim ki dosyaları bırakıp lavaboya kusmaya gittim bana daha çok küçük ve toysun öfkene yenililiyorsun demelerinden nefret ederdim ve hep olgun olduğumu düşünürdüm ama sanki ilk defa kendimi küçük savunmasız bir kız çocuğu gibi hissediyordum ve gerçekten çok yanlış yapmıştım ağlamak dışında bir şey yapmamak istiyordum ve sığınabilecegim tek sığınağımı kelepçeli şekilde sorgu odasında tutuyordum kapım çalınmaya başladı başım dönüyordu ama kendimi düzeltip kalktım. Sorgu odasının kapısına kadar geldim ama yapamıyordum fazla dolduruşa gelmiş öfkeyle karar vermiştim sağolsun herkes onun kötülüğü için yanlışıma ortak olmuştu. Zihnim bulanıklarştı ellerim Sorgu izleme odasının kapısına gitti orayı açtım ve herkesin çıkmasını istedim fazla sertti sesim herkes çıkınca içeriyi kayda alan kameraları devre dışı bıraktım odadan çıkıp kapısını kitledim ve Sorgu odasına girdim hareketlerim mekanikti kararı ben değil bedenim ihtiyacına göre veriyordu odaya girdim arkadan kitledim ve ona döndüm sandalyede oturmuş beni izliyordu ona yaklaştım anlamıştı ki zaten beni hep anlamıştı ayağa kalktı, her zamanki gibi kollarını açamadı çünkü kelepçeyi çıkarmamışlardı bunu fark ettiğim an gitti iradem hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım ellerini kafamdan geçirip beni göğsüne yasladı şefkatle, içim çıkana kadar hıçkırıklar nefessiz bırakana kadar göz yaşım kalmayana kadar ağladım en çokta hala bana olan merhametine ağladım hak etmeyişime ağladım o şefkatle sessizce beni teselli ederken buna da ağladım gömleği sırılsıklam olana kadar ağladım en sonda yavaş yavaş sesim kesildi biraz da sessizce ağlayıp duruldum sadece nefesimi kesen hıçkırıklarım kalınca kelepçe taktığım elleriyle sırtımı sıvazladı sakinleşmem için, ayakta duramayacağımı anlayınca sandalyeye benimle beraber oturdu ne kadar süre geçti bilmiyorum ama kafam hep boynuna saklandı ne yüzüne bakabildim ne ağzımı açabildim. Sadece onun göğsünde yok olmak istiyorudum.
"Küçüğüm, sorun yok bebeğim."
Evet bu ses her köşesi şefkat barındıran anlayış kokan bu ses göz yaşlarımı tekrar akıtan hak etmediğim ses.
"Shh incilerin kalmadı gözünde be yavrum yüklenme kendine bu kadar."
Ağlamama hıçkırıklar da eklendi o konuştukça,
"İçim gidiyor sana yavrum yapma be yüzüme bak bi"
Kafasını yüzüme çevirdikçe daha da sokuldum koynuna keşke hiç çıkmasaydım izin vermeseydi.
"Bu kadar kötüleşeceğini bilseydim izin vermezdim yavrum biraz da olsa nefretin söner sandım güzelim takma bu kadar önemli değil zaten bu dünyada bir sana yenilirim bir sanadır çöküşüm herkes bilir bunu sorun etmem."
İçimi okur gibi konuşuyordu bu kadar beni düşünmemeliydi ne diye izin veriyordu ki öfkemi atmama.
"Eve gitmek istiyorum."
Dedim pürüzlü sesimle, her hata yaptığımda haftalarca evimde oturup sadece yatmak isterdim herşeyi öylece ardımda bırakıp, küçükken kolaydı çünkü sorumluluklarım yoktu büyüdüm herşeyi ardımda öylece bırakamam ama istiyodum işte.
"Öz'üm, yavrum.."
Yaptığım, dediğim şeyler karşısında oda bazen çaresiz kalıyordu çünkü hep olmadık şeyler istiyordum. Ev derken ondan bahsediyordum yani onunla beraber evimize gidip yatmak uyumak ve şuan pek mümkün değil gibi.
"Eve gidelim lütfen."
Yinede düşünmeden devam ettim ısrarıma.
"Öz'üm yapma böyle tamam gidelim güzelim ama topralan kendine gel buraları böyle bırakmamalısın yeni mesleğini aldın bırakamazsın."
Ah tabi bide bi vardı yıllarca intikam intikam diye diye hukuk okuyup savcı olmuştum ama yapamıyordum bana göre değildi ben evde oturup bilgisayarlar arasına saklanmalıydım göz önünde olmak bana göre değildi pişmandım ben zaten ona karşı yaptığım her şeyden pişmandım, her zaman.
"Lütfen."
Çaresizce ısrar ediyordum şımarık bir kız çocuğu gibi bilmiyorum belkide tek ona yapabildiğim içindi bu şımarıklığım hep anlardı beni hep kurtarırdı hep sığınağımdı ve hep hata yaptığım belkide tek hata yapmama izin veren o olduğu içindi bilmiyorum. Sıkıntılı bir nefes verdi.
"Telefonun yanında mı?"
Kafa salladım boynundan çıkmadan telefonumu cebimden ona uzattım ve tabi kelepçe anahtarlarını da, anahtarı görünce hafif güler gibi oldu ama hızlıca bileklerini açıp telefonla birilerini aramaya başladı. Bulmuştu birşeyler yine istediğimi veriyordu bana fazla şımarık biri oluyordum onun yanında ve yine sanki ona sıkıntı vermemişim normal zamandaymışız gibi huzurlu bir uykuya daldım arada havalandığımı, bağrışmaları, soğuk havayı hissetmiştim ama hiç biri beni onun boynundaki sıcak uykumdan uyandıramadı en son sırtım yumuşak yatakla birleşince onun kokusuyla derin uykuma geri döndüm.
Bölüm etkileşimi
