7. bölüm / 8
Beklenmedik Aşk7.BÖLÜM: CİMCİME
Bölümler 8Şu an: 7.BÖLÜM: CİMCİME
- 1 1.BÖLÜM: TESADÜF AFİŞ...1.430 kelime
- 2 2.BÖLÜM: TECRÜBESİZ ÖĞRETMEN1.310 kelime
- 3 3.BÖLÜM: BEYAZ GÜL2.999 kelime
- 4 4.BÖLÜM: AŞK-I MEMNU2.795 kelime
- 5 5.BÖLÜM: PARLAMAYA DEVAM EDECEKSİN..2.082 kelime
- 6 6.BÖLÜM: BROWNİ2.488 kelime
- 7 7.BÖLÜM: CİMCİME1.456 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8.BÖLÜM İHANET2.210 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
ÖNCEKİ BÖLÜMDEN
(Demir, İrem'e ve Elaya baktı.. "Üçümüzde lise sondayken aynı dershanede tanıştık. Bir daha da arkadaşlık bağımız kopmadı. Birbirimize çok değer verdik. Onlar benim kız kardeşlerim." demişti. İnsanın güvenebileceği dostları olunca hayat daha keyifli hale geliyordu. Benim böylesine yakın arkadaşım olmamıştı. Nehirle arkadaştık ama onunla da sınırlarım vardı. Zaten artık Ankarada da değildi. Evlenip eşinin memleketi, Adanaya taşınmıştı. )
Merhaba canlarım, iyi okumalar dilerim.. Yorumlar da görüşlerinizi belirtmeyi unutmayın. VE PERDE..
Güven, hayatta en önemli duygudur. Güven yoksa sevgi de yoktur. İş hayatında kariyer de.. Her alanda güvene ihtiyacımız vardı. Sırtımızı, duvar gibi sırtı olanlara yaslamalıydık. Ama artık çoğu kişi düzenbaz, dolandırıcıydı..
Bir arkadaşına güvenemiyorsan; rahat sohbet edemezsin, gezemezsin kendin gibi olamazsın. Hep tetikte olup, acaba sırtımdan nasıl hançerliyecek diye bekler durursun. İş arkadaşına güvenemiyorsan, 'acaba ne açığımı bulacak da beni şikayet edecek' diye düşünüp kalırsın. Güven, her şeydi.. Fakat ben kimseye güvenemezdim. Herkesle iyi anlaşabilirdim. Sıcak kanlıyımdır. Ama karşımdaki kişiler benim gibi değildi. Hep bir açığımı ararlardı..
Tıka basa doymuştum. Hayatımda yediğim en leziz Dönerdi. Karşımda oturan her bir lokmasını özenle yiyen Demir ikinci dürümünü yiyordu. 'SENDE O KADAR YESEN, SENİN DE BOYUN DEMİR GİBİ OLURDU..' diyordu iç sesim. Özenle yediği yemek, keskin çene hatlarında görsel şölene sebep oluyordu. Döner'i tuttuğu, uzun ince parmaklarını havaya kaldırdı, "İro'm, bir çay getirir misin?" demişti. İrem, bir şey söylemeyip, bir kaç dakika sonra ince belli çay bardağında çay getirmişti. "Buyrun paşa hazretleri, tavşan kanı çayınız." demişti. İstemeden sırıtmaya başlamıştım. Demir, yeşillerini yüz hatlarımda gezdirmiş, "Çay, Merve'nin." demişti. İrem, elinde tuttuğu çay'ı bana uzatmıştı. Demir'in beni düşünüp çay söylemesi çok inceydi. KIZ TAV OLDUKKKK.. Browniyi de beni düşünüp sipariş etmişti. İnce düşünceler beni çok mutlu ediyordu. Silgi tozu bile olsa, 'senin için' sözü beni çok mutlu ederdi. LEYLA MISIN BE. İrem'in uzattığı çay'ı alıp, "Ellerinize sağlık, teşekkür ederiim." demiştim. İrem, gülümseyip tekrar yanımızdan ayrılıp mutfağa doğru gitmişti.
DEMİR'İN ANLATIMIYLA:
Neden beni aldatmıştı. Ben sevilmeyecek birisi miydim? Ona olan sevgim, sadakatim, bağlılığım ona yetmemiş miydi? Keşke beni terk etseydi. Ama aldatmasaydı. Ben, Sareye güvenmiştim . Ben, Sareyi sevmiştim. Güven ve sevgi bir araya geldiğinde gözümü kör etmişti. Zaten sevilen bilseydi sevenin kıymetini, sevilen nankör seven kör olmazdı. Fakat hatanın neresinden dönersek kârdı. Bu gece ne olacaksa olacak, yarın hiçbir şey olmamış gibi hayatıma devam edecektim. Sare, olmadan.
Sarenin evinden nasıl çıktım, arabaya nasıl bindim inanın bilmiyordum. Barda içtiğim içkilerden kafam çakırdı. Uzun zamandır alkol kullanmıyordum. Ta ki Sare beni baştan çıkarıp bar'a götürene kadar. Sare ile aramızda tensel çekim çok fazlaydı. Ee bir de ona olan aşkım işin içine girince bana yaptırmayacağı şey yoktu. Ve bugün burakla konuşmalarını duyduğumda daha net anlamıştım. Para için benimle birlikteydi.
Nasıl birisiydi? Nasıl pis zihniyetliydi? Sırf şüphelenmeyeyim diye, beni aldattığı kişiyle tanıştırdı. Kaç defa aynı masa da yemek yedik. Belki ben her masadan kalkıp, lavoboya gittiğimde ben yokken neler yapıyorlardı. Kafamdaki düşüncelerden bir an önce kurtulmam gerekiyordu. Ve bana iyi gelecek tek şey dostlarımdı. Hemen telefonu alıp, Elayı aradım.
ELOŞUM ARANIYOR...
Saat epey geçti. Ela uyuyor olmalıydı. Ama o her türlü telefonu açardı. İrem'i aramak istemedim, bu saatte asla uyanmazdı.Telefon bir süre çaldıktan sonra.. Ela telefonu açtı. Benim bile zor duyduğum sesimle, "Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Duygularım karmakarışık anlatmadan anlarsın." demiştim. Ela uyku sersemi güzel sesiyle, "Bana gel," dedi ve telefonu kapattı.
🧿
Ela'nın evinin önündeyim. Kaç gece beni toparladılar, sayılamayacak kadar fazlaydı. Her hatam da yanımdaydılar. Bazı bağımlılıklarım olduğu halde beni yalniz bırakmadılar. İrem ve Ela iyi değil kötü gün dostuydular. Ve ben onlara sonsuz güveniyordum. Şuan hayatım böyleyse onlar sayesindeydi. Haklarını ödeyemezdim. Sare, hakkında beni kaç defa uyarmalarına rağmen onları dinlememiştim. Hatta kaç sefer onlarla tartışmıştım.
Kapının ziline basıp kafamı kapıya yasladım, kapı birden açıldı kafam ön tarafa doğru düştü. Ela, anaç tavrıyla hemen eliyle kafamı tuttu. Kafamın yerinde olmadığını anlasa gerek hemen boynumdan tutup, boyuna eğilmemi sağladı. Kafamı omzuma yasladı, eliyle sırtıma yavaş yavaş vurmaya başladı. Hiçbir şey söylemiyordu ama ben onun her şeyi anladığını biliyordum. Kafamı omzundan kaldırıp, kollarımı içeriye doğru çekiştirmeye başladı. Kutu gibi olan 1+1 evinde koltuklara yönlendirdi. Kendisi koltuklara oturdu. Ben, ayakta durmuş sadece gözlerine bakıyordum. Her zaman olduğu gibi koltuğa uzanıp, kafamı dizlerine koydum. Sakin ses tonumla, "Haklıydınız.. Sare konusunda." demiştim. Ela'nın yüz ifadesini göremiyordum. Kafasını aşağı yukarı 'Biz demiştik' dercesine salladığını hissediyordum.
"Size anlattığım, burakla bastım. Tahmin ettiğim gibi birliktelermiş. Benimle param için berabermiş." demiştim. "Ela neden böyle oldu? Hayatımda ilk kez birisini sevdim. Hayatım da ilk kez birisine delice, tutkuyla bağlandım. Hak etmemiştim ama eyvallah bunda da vardır bir hayır. Sare bugün bitti. Sen beni bilirsin Ölümüne sevsem bile ihanete uğradığımda bir gece de bitiririm. Ve Sare bitti." demiştim. Kafamı hemen kaldırdım. Oturur pozisyona geçtim. Ela, gözlerimin tam içine bakıp, "Demir, sen çok güçlü birisin. Seni bu ihanet yıkamaz. Tamam hata yaptın. Ama hatalarından ders alacaksın. Elbette ki kalbinle hareket et. Ama aklında çalışsın be oğlum. Hayatına alacağın birisi para için seninle birlikte olmamalı. Seni, sen olduğun için seninle birlikte olmalı. Gayet yakışıklı, hataların olsa da ahlaklı, karakterli birisin. Sare, seni hak etmiyordu. Ve eminim ki hayat senin gibi birisini senin karşına bir anda çıkaracak. Benzer, benzeri çeker asla unutma." Elaya bahsetmem gerekiyordu. Ama Sare konusu üzerine duygularıma inanabilir miydi? Evet saçmaladım. Ben ne dersem onlar için kanun, onlar ne söylerse benim için emirdi. Derin bir nefes aldım, "Bilmiyorum zamanı ne kadar doğru?" demiştim. Ela, kaşlarını çattı. Şaşırdığını gözlerinden anlayabiliyordum. "Ne zamanı?" demiş ve söyleyeceklerimi merakla beklemeye başlamıştı.
Merve'nin yeşilleri, yeşillerimin önüne geldi. Öğretmenler odasında Meryem hocayla gülüşü, muhteşem sesiyle 'Demirciğim' deyişi.. Elimde olmadan sırıtıyor olsam gerek Ela,"Demiiir ne oldu leyla gibi ne sırıtıyorsun?" demişti. Hemen yüzüme ciddi bir ifade takındım. "Yok bu çocuk Bipolar," demişti. "Dershaneye yeni bir öğretmen geldi." demiştim. "Dershane adına sevindimm. Ama zamanı olmayan şeyi merak etmiyor değilim." demişti. Kolumu omzuna attım, "Eloşum, sareden ayrılır ayrılmaz ne kadar doğru bilmiyorum fakat Merveyi ilk gördüğüm andan itibaren, yeşil gözlerinde çocuksu, şımarık ama aşırı sevimli, sadakatli birisini hissettim." Demiştim. Ela, omzundaki kolumu nazikçe kaldırıp, yüzümü görebilmek için bana döndü. "Demir, cannııım senin sesini uzun zamandır böyle duymamıştım. Sen bu kızdan hoşlandın mı yoksa??" demişti. Bilmiyordum. Merveye karşı ne hissettiğimi çözemiyordum ama eminim ki zaman bize, bizi kazandıracaktı. "Ela, bilmiyorum." diyebildim. Ela, bir anda boynuma sarılmaya başladı. "Balım sonunda o şeytandan kurtuldun 2 rekat şükür namazı kılacağım. İrem'e de hemen söylemeliyim. O kızdan ayrılman için, Rabbimize adak, adamış." Bunu duyar duymaz bir kahkaha patlattım. "İlişkimiz o kadar kötü müydü vay be." demiştim.
Ela bana sarılmayı bırakıp, "Demir tamam. O şeytanı düşünmeyelim artık. Hayatına bakacaksın. Söz ver." demişti. Benim aldatılmamı unutuyor gibi yapıyordu. Fakat unutmayıp hayatıma bakmamı sağlamaya çalışıyordu. "Söz veriyorum benim güzelim." deyip sarıldım. "Eloşum uykum çok geldi. Şurada kıvrılayım." deyip küçücük kanepeye bakıyordum. Ama benim gibi bir bedene sahip birisinin buraya sığma ihtimali yoktu. "1.90 boyunla oraya sığar mısın sanıyorsun? Geç benim yatağımda yat. Ben uyurum burada." demişti. Ona ne kadar kıyamasam da dediği doğruydu. İkiletmeden yatağa geçip uyudum.
MERVE'NİN ANLATIMIYLA:
Çayımızı içip, tatlımızı da yedikten sonra kalmak için hazırlanıyorduk. Sanırsam Nergis dönerinde kapanış saati gelmişti. Ela ve İrem tüm masaları toplamış, mutfaktaki işlerini de bitirmiş gibi görünüyordu. Demir yanımda durmuş, bana bakıyordu. "Kahve içmeye gidelim mi? Ela ve İrem de gelir. Tanışmak istersen." demişti. İsterdim, neden istemeyeydim ki. Samimi, tatlı ve safe place hissi veriyorlardı. "Bana uyar." demiştim. Demir, kafasını sallamış, kolunu omzuma atmıştı. Ne alaka ki? Neden şuan kolunu omzuma atmıştı? Çıldırıcam? Erkekleri anlayamıyordum? Daha dün sevgilisinden ayrılmıştı? Demir'e şaşırarak baktım, "Kolun neden omzumda?" demiştim. MERVE SAKİN Mİ OLSAN KOÇUM! Karşımda ağzı kulaklarına gelen şahsi oğlanım var gibiydi. "Ya pardon, ufacık tefeciksin. Kolumu böyle atınca hoşuma gider diye düşündüm ve doğru da düşünmüşüm. Hoşuma gitti cimcime," demişti. LA OLUM ANGARA KIZIYIK BİZ SENİN DİLİN NE SÖYLER? Dudaklarım istemsiz yukarıya doğru kıvrıldı, "Ufacık tefecik dediğin kişi 1.80 boyunda!" dedim. Demir, ya öyle mi dercesine bakıyordu. "Merve boyumu bilmiyorsun! Ben 1.90 boyundayım ve sen ufacık tefecik bir cimcimesin." demişti. İtiraf ediyorum, tecrübesizden sonra cimcime daha tatlı geliyordu. Kolunu omzumdan çekmeyip aksine boynumu daha sıkı tutuyor ve yanıma daha da yaklaşmıştı. TAV OLMA MERVE, TAV OLMA.
Ela ve İrem yanımıza gelmişti. Elayla ilk defa şuan göz göze gelebilmiştik. Ve ben şuan sevgilisinin ailesiyle tanışan yeni gelin gibi hissediyordum. Ela, bana gülümseyip elini uzattı. "Merhabalar ben Ela, tanıştığıma çok memnun oldum. Nasılsın? Dönerimizi beğendin mi?" demişti. Soruların hangisini cevaplayacağımı şaşırıp, bende elimi uzatıp elini tuttum. "Merhabalar bende Merve, bende tanıştığıma çok mutlu oldum. Bugünümüze çok şükür siz nasılsınız?" en son sorduğu soruyu bir kaç saniye düşündükten sonra, "Dönerinize bayıldım. Yıllar önce Hatay da yediğim dönerin tadına benziyordu. Ellerinize sağlık." demiştim. Ela, mutluluğunu gizlemeden gülümsemeye başladı, "Beğenmene çok sevindim, afiyetler olsun. Bende çok iyiyiiim," demiş ve gözlerini Demir'e çevirmişti.
"Hanımlar sohbetlerinize kahve içerken mi devam etseniz acaba?" demişti. Nergis dönerden hep birlikte çıkıp Demir'in aracına doğru yürümeye başladık.
Selam bebeklerim, Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bölüm biraz geç ve kısa geldi kusura bakmayın. Beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın. Sizleri sevenzi. SEVGİYLE KALIN ÇÜNKÜ SEVGİ DAİMA İYİLEŞTİRİR.
Bölüm etkileşimi
