Begonviller Açınca kitap kapağı

1. bölüm / 1

Giriş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: Giriş
  1. 1 Giriş1.822 kelime · Okuduğun bölüm

Giriş
Maydanoz doğramaktan nefret ediyorum. Annem maydanozları ince ince kıymamı istedi ve ben bir Egeli olarak yeşillik doğramakta sınıfta kalıyorum.

Akşam için kabak çiçeği dolması, girit ezmesi ve deniz börülcesini yapmak bendeydi ana yemekler ise annem ve Özlem teyzedeydi. Özlem teyze, boşnak göçmeni olduğu için büyük ihtimalle sofrayı donatacaktı.

Bu kadar yemek ve hazırlık aslında çocukluk arkadaşım Aybars ve ailesi geleceği için. Ayça teyze evlendikten sonra oğlu Aybars ile yeni eşinin yanına Bodruma gitmişti. Yaklaşık 5 yıl oldu ve onları çok özledim. Çünkü o benim sadece çocukluk arkadaşım değil abim gibiydi ne kadar ben ondan büyük olsamda. Arada telefonda konuşup, mesajlaşıyorduk.
Yaklaşık 2 gün önce beni arayıp Fethiye’ye geleceklerini söyleyince heyecandan yerimde duramayıp, geldiğinde gezeceklerimiz yerlerin rotasını oluşturdum. Buna rağmen günler geçmek bilmemişti.

Annemle, Özlem teyze; Aybars ve Ayça teyzenin en sevdikleri yemekleri yapmışlardı. Onlarda çok yakınlardı. Ayça teyzeyle sonuçta yıllarca arkadaşlardı. Neredeyse 10 yıldır belkide daha fazla.

7 yaşıma kadar Aybarsla yazlık arkadaşıydık. Sonra onlarda buraya temelli taşınmışlardı. Aynı okulda okuyup, aynı sırayı paylaşmıştık. Okuldan gelip ya bizde ya onlarda yemek yiyip bisikletlerimize binip gezip, oyunlar oynardık.

Taki liseye geçtiğimiz yaz Ayça teyze evlenmeye karar vermişti. Aybars için zor bir şeyken üstüne Bodruma taşınmışlardı. Bizde düğüne Bodrum’a gitmiştik. Orada görmüştüm evlendiği adam ile üvey oğlunu. Aybarstan büyüktü diye hatırlıyorum.

Birde aralarına yeni katılan Esila vardı. Abisi gibi oda sarışındı. Lüle lüle saçları olan bir kız çocuğuydu. Aybars onunla olan fotoğraflarını arada bana atıyordu.

Ben düşüncelerim arasında kaybolurken annem kabak çiçeği dolmasının iç harcının tadına bakmaya gelmişti. onaylayan sesler çıkarıp ‘hızlı ol, acele et’ sözlerini de ihmal etmedi.
Bende artık çiçekleri doldurmaya başladım.
—

Her şeyi hazırlayıp odama hazırlanmaya gelmiştim. Dolaptan tereyağ sarısı pullu eteğimi alıp kenara koydum. Üstüm için beyaz tişört yada etekle aynı renk saten hafif göğüs dekolteli bir kıyafetim var. İkisinide üstüme tutunca saten üstün daha güzel durduğuna karar verip onuda eteğin yanına koydum. Gold takılar ve üstüm ile aynı renk topuklu terliklerimi çıkarttım.

Her şeyi hazırladıktan sonra duşa girdim. Yemek kokusundan kurtulduğumu hissedene kadar güzelce yıkandım. Çıkınca nemlendirici mi sürmeye başladım. Kendimi nem bombası yaptıktan sonra en sevdiğim Versace parfümümü sıkmaya başladım. Buram buram çiçek kokuyordum ve bu kokuya hastayım.

Kıyafetlerimi giyip tam takılarımı takmaya başlamışken telefonum çalmaya başladı. Elya arıyordu görüntülü hemen açıp masama sabitledim.

“ Esmer bombam bu ne hız baya baya hazırlanman bitmiş” demesiyle bakışlarımı aynaya çevirdim. Kendimi süzerken, “Saçlarım ve makyajım kaldı sis. Kuşlar bana Sisterımın bana gelip saçlarıma su dalgası yapacağını söyledi.” dememle Elya’dan kahkahalar yükselmeye başladı. “ Eğer ki sende bana o ışıltılı ten ve göz makyajını yaparsan olur.” demesiyle hemen kafamı salladım.

Telefondan “Ben o zaman giyinip sana geliyorum.” sesi geldikten sonra arama sonlandı.
Zaten akşam yemeğine bizim bahçede toplaşacaktık.

Aybarsların gelmelerine kaç saat kaldı diye bakarken 1 saat kaldığını gördüm. Pek bir zaman kalmamıştı ve ben daha hazır bile değildim. Daha sofranın kurulmasına da yardım edecektim. O yüzden hemen makyaj masama oturup makyajımı yapmaya başladım.

Makyaj bazımı sürüp,kaşlarımı sabitledim. Far paletimden sütlü kahve rengini alıp gözümün uçlarına sürdüm. Sonra simli altın sarısı far alıp göz pınarımdan başlayıp içe doğru sürdüm. Çok fazla ortalara getirmemeye özen gösterdim. Göz makyajım için son olarak rimel sürmeye başladım.

Aynadan dikkatlice kendime baktığımda tam istediğim gibi olmuştu. Hafif ama şık.

Mat olmayan bir fondöten alıp yüzüme yaymaya başladım. Fondöteni sürmem bitince, üstüne şeftali tonları allık ile kontür sürdüm. Çekmeceden şampanya rengi highlighter çıkartıp elmacık kemiklerime sürdüm.

Sıra makyajın son aşaması olan dudaklarımdaydı.Çekmeceden çok güzel bir soğuk kahve dudak kalemi ile nude bir ruj alıp, dudağıma çerçeve yapmaya başladım. Rujumuda sürüp masadan kalktım.

Tam etrafı toplayacakken Elya gelmişti. Annem kapıyı açtığına dair seslendiği için aşağı inip açmadım.

Odanın kapısından, “Ben geldim Ada aşkım.” diye seslenen bir adet Elya vardı.
Bende hemen ona, “Hoşgeldin kuşum.” dememle bana sarıldı.

Geri çekilirken onu baştan aşağı bir süzdüm. Üstüne beyaz bir gömlek giymiş. Beyaz gömleğinin uzun kollarını dirseklerine kadar kıvırmış, gömleği lacivert, taşlarla süslü kısa eteğinin içine gelişigüzel ama şık bir şekilde sokmuş. Boynundaki ince gümüş kolye ve bileğindeki zarif saat, görünümünü tamamlayan küçük ayrıntılardı. Şeffaf bantlı topuklu sandaletleriyle birlikte, sade ve gösterişli arasındaki o ince çizgide duruyordu.

Kızıl saçlarını ise yüksekten bir at kuyruğunda toplamış, önlerden iki tutamı serbest bırakmış. At kuyruğunun kalanını yumuşak dalgalar halinde şekillendirmiş. Canlı kızıl saçları, bu modelle birlikte daha belirgin gözüküyordu.

Süzmem bitince,”Hadi geç makyajını yapayım.” deyip onu koltuğa oturttum.

“Çok güzel olmuşsun bu süslenme Ayça teyze için fazla gibi.” dememle hışımla bana bakıp bacağımı cimcikledi. Acıyla geri çekilirken gülmedende duramadım.

Elya, “ Ben her zaman şıkım bir kere, ayrıca bana diyene bak sende Ayça teyzenin üvey oğlu için mi süslendin?” demesiyle bende hışımla ona döndüm.

“Alakası yok hem niye ben bir erkek için hazırlanıyor muşum? Tabiki kendim için hazırlandım.” oda dönüp bana, “Ben niye bir erkek için hazırlanıyorum o zaman.” dedi. Haklı olduğu için ses etmedim.

Onun makyajını yapmaya başladım.Sade bir şeyler istediği için krem tonları bir makyaja karar verdik. Hızlıca makyacını bitirdim.
Oda saçlarımı güzelce su dalgası yapıp aşağı indik.

Bahçe gayet güzel hazırlanmış sofrada da bir eksik yoktu. Biz hazırlanana kadar annelerimiz halletmişti. Sıra Aybarsların gelmesini beklemedeydi.
Telefonumu çıkarıp whatsapp’a girip arama kısmına ‘sarı cocuk’ yazıp çıkan sonuca tıklayıp.

“Geldiniz mi?” yazıp mesajı gönderdim. Anında görüldü olup, “5 dakika kaldı.” diye cevap vermişti.
Mesajı beğenip koşarak içeri geçtim.

Salonda özlem teyzeler, annemler oturuyordu. Bende hemen söze girip, “ Aybarslar neredeyse gelmişler bir kaç dakikaya burada olurlar. İsterseniz bizde bahçeye geçip karşılayalım onları.” dememle herkes ayaklandı.

Elya’nın hemen koluma girmesiyle bahçeye doğru yürüdük. Kapıda bir araba durdu herhalde onlardı.

Arka kapı açılıp esmer, kıvırcık saçlı, uzun boylu biri indi. Öbür kapıdan ise inen Aybarstı
.
Ailecek bizim bahçeye doğru yürümeye başladılar. Ayça teyzenin elini tutan Esila, uykudan yeni uyanmış bir halde huysuzluk yapıyordu. Babası huysuzluğunu görünce Esila’yı kucağına aldı.

Bizde tek tek sarılıp selamlaştık. Yoldan geldikleri için direk sofraya geçtik daha fazla aç durmsınlar diye.

Aybars Elya’nın yanına oturmuş, üvey abiside benim yanıma oturdu. Kafamı üvey abisine çevirip kendimi tanıttım.
“Merhaba Ada Ahenk ben” diyerek elimi uzattım. Oda geri çevirmeyip elini uzatarak, “Barbaros Cihangir bende” dedi.

Ufak bir tebessüm ile “ Memnun oldum.” dedim. Oda aynı şekil karşılık verdi.

Aybars’ta bize doğru dönerek, “Bakıyorumda ben daha sizi tanıştırmadan önce tanışmışsınız, halbuki ben tanıştıracaktım sizi!” demesi ile, Barbaros ona gülerek “Çocuk muyuz biz kardeşim sen tanıştıracaksın bizi? Oldu olacak Barbaros oğlum bak bu Ada, Ada bak kızım buda Barbaros deseydin. Hafiften annelik iç güdüsü var sende.” dedi. Elya ile kendimizi tutamayıp gülmeye başladık. Gülerekn barbarosun dediğine benzer bir anı aklıma gelip anlatmaya başladım.

“Küçükken ben buna göre sessiz bir çocuktum sürekli elimden tutup abim gibi beni insanlarla tanıştırırdı. Birde alttan alta uyarırdı çocukları. “Bu kızla oyun oynarken canını yakıp ağlatırsanız karşınızda beni bulursunuz diye” Bunu dememle herkes gülmeye başladı. Aybars ise kendini korumaya geçti. “Ne yapalım kızım annemler kardeş yapmamıştı o zaman bende seni kardeşim olarak görüp kolluyordum. Hem zaten artık Esilam var seninle mi uğraşacağım.” Demesiylede bende, “Öyle mi Aybars efendi sonra bana gelip şu kim bu kim diye sorma çünkü sen burdan taşındığından beri çok şey değişti.”dedim. Elya gülmeye devam edip kafasıyla beni onayladı Aybarsa karşı.

Aybars ise, “O kadar şey değişmemiştir ama o sümüklü Can ile yakın olduysan işte o zaman seni kimse elimden alamaz.” dedi. Masada ki herkes gülerken Barbaros gülmesinin arasında “Sakin ol paşam kimse elinden arkadaşlarını almıyor.” dedi.
Elya ise, “ Sana kötü bir haberimiz var Aybars. O sümüklü Can’ın Esila yaşında bir erkek kardeşi var ve büyük ihtimalle karşılaştıklarında Esila’nın peşini bırakmaz.” dedi.
Elya feci bir bomba bırakmıştı. Tamda tahmin ettiğim gibi Aybars, “Hayatta olmaz öyle bir şey.” dedi. Fakat Barbarosun da aynı şeyi diyeceğini düşünmemiştim.

Elya eliyle ağzına fermuar çekince aklına Barbarosa kendini tanıtmadığı aklına gelmiş olacak ki kendini tanıttı.

“Bu arada biz tanışmadık.Elya ben.” dedi. Barbarosta aynı şekil karşılık vererek adını söyledi.

Ayça teyze, “ enim kızım niye yaşıtları ile oynayamayacakmış çocuklar? Bu Aybars efendi bir koluna Ada kızımı bir koluna Elya kızımı atıp geziyordu. Ne var benim kızımda gezebilir.” dedi.

O sırada masadakilerin bakışları pür dikkat Aybars’a döndü. Aybars ise, “ Anne olamaz işte hem o sümüklü Can’ın kardeşi olmaz. Çok isterse ben ve Barbaros zaten onunla oynuyoruz. Bizde erkeğiz.Değil mi lan Barbaros?” demesi ile hepimiz gülmeye başladık. Telaş ile kendini açıklamaya çalışırken kendi erkekliğini sorgulamıştı salak.

Barbaros ise ona tiksinç bakışlarını gönderirken bir yandan Aybars’a ‘Allah belanı vermesin senin’ demeyi de ihmal etmedi. Sonra ise Aybarsın batırdığı açıklamayı toplamaya başlamışdı.

“ Ayça ablacım oynayabilir, çocuk onlar sonuçta ama erkek çocukları vahşi oluyor benim prensesimin canını falan yakar ben sinirlenirim malum o an sinirimede hakim olamam . Sonra abisi falan olaya karışır bu zincirleme ilerleyip mahalle kavgası olmasın ne gerek var” demişti o kadar güzel açıklama yapmıştı ki annelerimiz tav olup aralarında Barbarosu konuşmaya başlamışlardı.
Babalarımız ise Aybars’a gülüp. Barbarosa ise “İyi topladın aferin” diyorlardı.

Elya konu olsun diye, “Üniversiteyi ne yaptınız hangi bölüm okuyorsunuz?” dedi.

Aybars gerilip gururla, “Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği okuyorum siz hangi bölümdü” dedi. Hatırlıyordum bölümünü konuşmuştuk.

Elya, “Ben konservatuar okuyorum 2. sınıfım.” demesiyle Aybars’ta , Barbaros’ta şaşırıp tebrik etmişlerdi.

Barbaros bana dönerek “ Sen hangi bölümü okuyorsun?” demişti.
“Ben bu yıl mezun oldum. İki yıllık moda tasarım okudum şimdi aile butiğimiz var orada çalışmaya başlayacağım. Sen hangi bölüm okuyorsun?” Diye sordum. Kafasıyla iyimiş der gibi mimik yapıp sorduğum soruyu cevapladı.

“Ben üniversite okumadım meslek lisesinde güverte işletme okumuştum. Yıllardır da babamın yanında tur şirketinde çalışıyorum” demesiyle aklıma kaç yaşında acaba diye bir soru düştü.

Elya benden önce davranarak, “ Kaç yaşındasın peki? Yıllarca deyince büyük müsün bizden?” diye sordu.

Barbaros, “22 yaşındayım ben sizlerde Aybarsla mı yaşıtsınız?” Dedi. Elya kafasıyla onayladı. Bende “21 yaşındayım” dedim.

Yemek bitmişti. Sofrayı toplayıp gençler olarak kenarda oturduk. Evde oturmaktan sıkılmıştım. O yüzden ortaya “Acaba dondurma yemeye mi gitsek Aybars sende özlemişsindir. Hemde Barbaros’ta bizim meşhur dondurmacımızdan dondurma yer” dememle Aybars büyük bir coşkuyla “Olur” dedi. Barbarosla, Elyada olur deyince yerimizden kalkıp , büyüklerin yanına gittik.

“Biz dondurmacıya gidiyoruz. Dönüşte sizede alır geliriz.” dememle annemler üstümüze bir şey almamızı istedi ama rüzgar sıcak üflediği için hiçbirimiz almadık.

Dondurmacıya doğru yürümeye başladık.
“Ee gençler buraya gelirken bu yaz neler yapacağınıza karar verdiniz mi?” dememle Barbaros, “Ben Fethiye’de ki açacağımız teknede yapacağımız turlarla ilgileneceğim aha şu sarı bebede benim yanımda çıraklık yapacak.” son söylediği şeye dayanamayıp güldüm.
Çünkü gördüğüm kadarıyla Aybars ile Barbarosun arasında tatlı bir zorbalık vardı. Benimle beraber Elya ve Barbarosta güldü. Aybars ise tam tahmin ettiğim gibi somurtarak inkara başladı.

Aybars, “Ne çırağı be ben patronum oğlum. Sen çalışacaksın ben eğleneceğim.” demesiyle Barbaros onu kolunun altına alarak saçlarını karıştırdı.

Dondurmacıya gelip siparişlerimizi verdik. Yiyerek denize doğru yürüdük. Pek kalabalık değildi deniz kenarı. Havası çok güzeldi.

Barbaros, “Tekneyle ilk açılmayı beraber yapalım mı? İster misiniz?” Demesi ile heyecanla, “Aslında çok güzel olur. Bizde gezmek için bir yerler düşünüyorduk ama siz varken başka turla gitmeye gerek yok zaman.” dememle Barbaros “Ben ayarlayıp haber edeceğim o zaman size.” dedi.

Elya, “ Çok güzel planlar yaptık bizde Ada’yla gezmek için” dedi. Aybars’ta, “ Bu yaz bizimlesiniz o zaman?” Demesiyle kafa salladık.

Hayatın en çok sevdiğim yanıda bu biz daha bir şeyler yapmadan bize yol göztermesi ve içimden bir ses bu yaz bize beklemediğimiz şeyler verecek diyor.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 2beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…