14. bölüm · BEDRİ

13.BÖLÜM

Serdar Yılmaz

Yağmur şiddetini artırmış, gökyüzünü griye boyamıştı. Bedri’nin kafası doluydu; "Cesar Pavyon", "Mithat", "Cevat" isimleri zihninde dönüp duruyordu. Paltosunun yakalarını kaldırıp Aksaray’ın kalabalığına karıştı.
Meydandaki bir esnafa yaklaştı:
"Cesar Pavyon diye bir yer varmış, nerede biliyor musun?"
Yaşlı adam Bedri’yi süzüp cevap verdi:
"Kapandı orası, 4-5 yıl olmuştur. Olay eksik olmazdı, polisler mühürledi sonunda. Şu arka sokaktan gir, marketin yanındaki mekandı."
Tarif edilen yere geldiğinde; kapıları kilitli, duvarları grafitilerle kaplı metruk binayı gördü. Sokaklar çöplük içindeydi. Köşedeki kulübede çakmak tamir eden bir adam gördü.
"Merhaba, birini soracaktım."
"Çakmağın var mı, tamir gerekir mi?"
Bedri niyetini anladı; cebinden 200 TL çıkarıp masaya bıraktı.
"Cesar Pavyon’u biliyor musun?"
"Evet?"
"Mithat diye birini soracaktım."
"Bu çakmağın gazı bitmek üzere delikanlı..."
Bedri 400 TL daha çıkarıp adama verirken dik dik baktı.
"Tanırım. Artık buralarda değil, büyük adam oldu Mithat. O gidince pavyon da kapandı zaten."
"Nasıl ulaşabilirim?"
Adam sararmış dişleriyle sırıtınca Bedri bir 400 TL daha bıraktı.
"Adresi yok ama iş adamı olduğunu söylüyorlar. Soyadını bilmem, ona 'Kara Mithat' derlerdi."
Kara Mithat...
Elinde sadece bir lakap vardı. Eve döndüğünde hemen bilgisayarı açıp adliye sistemine bağlandı. Uzaktan erişimle "Cesar Pavyon" dosyalarını taradı; yaralama ve uyuşturucu kayıtları vardı ama Mithat ismi hiçbirinde geçmiyordu. İnternette yaptığı aramalardan da bir sonuç alamadı. Bilgisayarı kenara bırakıp yatağına uzandı. Kafası yastığa değdiği an uykusuzluk zihnini uyuşturmuş, gözleri kapanmıştı.