3. bölüm / 3
# Bay Ve Bayan Yüzbaşım2-BÖLÜM(PART2)
Bölümler 3Şu an: 2-BÖLÜM(PART2)
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Cengiz Bayrak ;
28 yaşında, P.Ö.H den, Kılıç ve Silah eğitimi var . Tam bir eski Türklerden, at binebilir , Kılıç kullanabilenlerden. Annesi Kırgız Türk'ü ve 13 yaşına kadar Kırgızistan da yaşamış. Lakabı "Hançer"
***
Elimde kalan son 3 hançerden birini karşımdaki silahlı adama fırlattım hançer dönerek adamın anlının ortasına girdi . Adam daha anlamadan ölmüştü. Yanımdaki timden asker "Komutanım bunu ne zaman öğrendiniz cidden çok havalı " daha 21 yaşındaki gence baktım "gerçekten havalımı " "evet komutanım " gülümseyerek mağaraya dönüp incelemeye başladım, gerçekten burada nasıl bu kadar uzun süre duruyorlar anlamak zordu. Buraya gireli daha yarım saat olmadan gizli bir şekilde girdiğimizi anladılar. Aslında bizim hedefimiz belli olmadan girip çıkmaktı. Ama yanımdaki asker daha yeni yeni operasyonlara girdiği için bizi belli etmişti. Tabiki hataları olucaktı ama keşke şuan yapmasaydı, teroristlerin içinde komutanım denilir mi. Daha yapacak bir şey yoktu , elimi kulağımdaki alete tuttum "komutanım beni duyuyormusunuz?" Biryandanda etrafı gözlüyorduk "Evet hançer duyuyorum bir sorun mu var ?" Elimi tekrar alete koyarak "Evet komutanım, bizim asker olduğumuzu anladılar, silah kullanamıyoruz susturucuları yok, o yüzden hancerler ile öldürüyorum ama destek gelse güzel olur " "anladım bizde pusudan yavaş yavaş geliyoruz o zaman , acemi ne yapıyor " kafamı yanıma çevirdim asker sağı solu gözlüyor ama bizim konuştuklarımızı kulağındaki aletten duyuyordu , gözlerinde mahcup bir ifade ile bana baktı . Elimi tekrar kulağımdaki alete dokunarak "gözlemlemeye bayağı yardım ediyor komutanım " "iyi güzel biz gelene kadar dayanın " "tamam komutanım "asker benim onu kotuluyecegimi düşündüğünden olucak ki şuan "teşekkür ederim komutanım " " Ne için acemi " "öylesine komutanım " gülümseyerek yanına adımladım omuzuna destek olurcasına tuttum "Bana bak acemi , elbette hataların olucak, hatasız insan yoktur . Gölge yüzbaşını elbette sana anlatmışlardır. Onun bile hataları varmış. Üstelik o kadar başarısına rağmen hep hatalarını düşünür onlardan ders çıkarır. Yani sana diyeceğim şu elbette hataların olucak ama senin görevin hatalarından ders çıkarmak " Allah var güzel konuştum konuşmam acemiyi rahatlatmış olucak ki derin bir nefes verdi . Tekrar bana bakarak "Tekrardan teşekkür ederim komutanım " teröristlerin adım seslerini duymaya başladık hızlı bir şekilde "Rica ederim acemi ama adamların üstüne falan iyicene bak hançer veya bıçak gibi birşey bulursan bana ver kendinede tut , destek gelene kadar dayanmalıyız. Sende biliyorsundur ki eğer silah kullanırsak hepsi buraya toplanır " ölen adamların üstlerine bakıyorduk üstlerine illaki alıyordular. Toplam 8 tane bulmuştum "acemi ne kadar buldun" " 9 tane komutanım " "tamam acemi yanıma gel hançerleri belime düzgün bir şekilde yerleştirdim 3 tanesini acemiye verdim 2 tanesini botlarına sıkıştırdı elinde kalanını elinde dövüşe hazır bir şekilde tuttu . Bende ise toplam 16 tane vardı botlarıma, yan ceplerime ve belime yerleştirmiştim. Kalanlar ise elimdeydi . Acemi ile gizlendik gizlenmemizin ardından birkaç terörist bulunduğumuz oda denilecek bölmeye geldi yerdeki askerleri görünce anlık şok oldular aralarından biri arkasındaki askere "geç birilerine haber ver " arkasındaki tam gidicekti ki bir hançeri fırlattım anında yere düştü. Beni görmemiştiler. Anlık korku ile arkalarını döndüler. Yerdeki adamı görünce sağlarına sollarına baktılar o sırada ikisine de hançer fırlattım onlarda yete düşmüştü. Dışarıdan silah sesleri geliyordu , büyük ihtimal bizimkiler gelmişti. "Komutanım şuan sorulacak vaziyette değiliz ama merak ettiğimden soruyorum , Gölge yüzbaşı'nı tanıyormusunuz?" "Tanıyorum acemi , bir keresinde onunla çalışmıştım " "cidden mi komutanım " "cidden tabi asker" o sırada gelenlere hançerlerimi fırlatmış, ölmelerini sağlamıştım."Nasıl bir adam çok merak ediyorum komutanım biraz anlatabilirmisiniz " "Adam mı? Adam olduğunu kim söyledi acemi " "Nasıl yani komutanım erkek değil mi?" " Ne erkeği acemi, Kadın " "wayyybeggg komutanım nasıl birisi" "aslında gerçekten şekilden şekile giriyor , kılık değiştirince kimse anlayamıyor. Biz timden olmamıza rağmen biz tanıyamıyoruz" "gerçekten o kadar iyimi " " o kadar dan bile fazla iyi acemi " o sırada bizimkiler geldi sağa sola baktılar bizde sakladığımız yerlerden çıktık. Komutan bir yerdeki askerlere birde bana baktı "Bakıyorum da lakabının hakkını veriyorsun Hançer" yerdeki teröristlere baktım hepsi ya anlından yada kalbinden hançerlenmişti. "Komutanım zaten lakabımın hakkını veremiyeceksem niye bana öyle seslenilsin değilmi " "Aynen öyle hançer, testlerini başarıyla geçtin tebrik ederim " sonra acemiye döndü "sana gelicek olursak acemi , iyi bir puan aldığından emin ol "
***
Cengiz i tanırdım, işinde iyi bir askerdir. Bir kere onunla çalışmıştım ve gerçektende lakabının hakkını çok iyi veriyor . Fazla uzatmaya bile gerek yoktu Cengiz Bayrak TİME ALINDI. Birkaç dosyayı daha atlamıştım tam olarak işimize yarayacak askerlerle, yıldızlardan oluşan bir Tim olmalıydı (yıldızdan kasıt en iyi askerlerden oluşan bir Tim). Şimdiden sekiz kişi olmuştu bile . Bu sefer elime aldığım dosyaya baktım.
Tunahan Özçelik;
27 yaşında. Silah uzmanı. Silahlarına önem verir cidden silahlarına bebeği gibi bakar . Evli , 1 çocuğu var. Lakabı"Maskara"
***
"Tamam hayatım ama neden anlamak istemiyorsun görevdeyim, komutanımla konuştum bana 1 yıllık izin verecek " "Aşkım tamam bu senin görevin ama bana gelişi ayva almalısın , bak canım çok çekiyor "
"Hayatım biz Nisan ayındayız sana nasıl ayva bulayım "
"Bana bak Tunahan Özçelik gelişi bana ayva almazsan seni eve almam sokakta yatarsın ona göre , bak zaten bu 2 oldu beni sinirlendirme "
"Aşkım soru sorucam ama kızma"
"Kızıcağım soruyu neden bana soruyorsun , Tamam sor hadi "
"Hani bu 2 oldu dedin ya birincisi neydi "
"Sana hayatım bana Maskara alırmısın dediğimde bana makyaj malzemesi olanı değil silah olan maskarayı getirdiğin için olabilirmi acabaa!"
"Gerçekten ayıp olmuş "
"Ayıp mı olmuş , kızlarla buluştuğumuz da kızlar maskarama bakın diyip çantadan silah çıkarırsam gerçekten ayıp olur "
"Ama karımın elinede Maskara ne yakışır "
"Tunaa "
"Tamam karıcım ben sana gelişi ayva alırım "
"Tamam aşkım, Allah yolunuzu açık etsin "
"Amin amin , o zaman ben kapatıyorum beni bekliyorlar "
"İnsan hayatım sen kapat der ama neyse bu seferlik affediyorum "
Telefonu ben kapatmadan karımın kapatmasını bekledim gülerek telefonu kapattı . Bilerek kapatmadığımı anlamıştı. Karım 4 aylık hamileydi ve bir anda çok garip şeyleri canı çekiyordu. Olabildiğince istediğini yapmaya çalışıyordum ama ayva kışa doğru olan meyveyi daha bahara yeni girmişken nasıl bulabilirim, bulabilirim değil bulmak zorundayım .
"Gerçekten şu adamın karısının karşısında bu kadar kıvrandığını tahmin etmezdim "
"He valla komutanım gören terörist imana geliyor , ama adam karısının karşısında suspus olup , elindeki çikolatası alınmış çocuğa dönüyor " sanki ben yokmuşum gibi yanımda benim hakkımda konuşmaları gerçekten sinirlikti "sabır ya rabb " Dediğim şeye "Komutanım siz o sabrı eşinizin yanında çekebiliyormisunuz " "bana bak çekirge fazla konuşuyorsun hee , beni oraya getirttirme " o sırada serhat " ya anlamıyorum bu kadınları neden ölüm makinesi olarak görüyorsunuz. Adam dediğin elini masaya vurur -" o sırada içeri giren Yüzbaşı Melike "Eee SerhatCIM " sadece bir kelime serhat'ı donup kalmasını sağlamıştı. Yalancı bir öksürük ile kendini dikleştirdi "Adam dediğin elini masaya vurur ve karım ne derse o der " bu büyük U dönüşü hepimizin gülmesine sebep olmuştu. "Aferin serhat böyle devam" "ne demek komutanım " Yüzbaşı Melike de dinlenme odasındaki koltuklardan birine oturdu 40 dakika sonra gidecektik. Her şey hazırdı en azından büyük bir görev değildi . "Eee Tunahan eşin ne yapıyor " " Ne yapsın komutanım, evde oturuyor "
"Maskarasını aldın mı bari " sorulan soruya yutkunarak"komutanım olay tam olarak şöyle gerçekleşti. Ben Maskara diyince aklıma silah olan geldi ben nereden bileyim makyaj malzemesi olduğunu " gerçekten ben zor durumdayken bütün timin gülmesi ayrı bir olaydı . Yüzbaşı Melike gülerek " İnşallah hamile kadına makyaj malzemesi olan değilde silah olanı götürmedin " "İşte tam olarak onu yaptım " "iyi halt ettin dua et kadın seni Maskara ile kovalamadı" aklıma gelen görüntü ile sustum . Beni tüm evde Maskara ile kovalamıştı. Bu sefer serhat "Kovaladı deme " diyip kahkaha attı. "Susarmısınız kovalamışsa ne olmuş " bu sefer çekirge " sen onca yıl eğitim al , silah uzmanı ol. Ama eşin gelsin seni silahla kovalasın " gülmeler artmıştı. "O silah ile ben sizi kovalıyım o zaman görürsünüz siz " Yüzbaşı Melike bu sefer ayağı kalktı o zaman şöyle yapıyoruz "Tunahan Özçelik arkadaşımızın lakabına yeni bir güncelleme getirerek Maskara ilan ediyorum " Duyduğum şey ile beynim ciddi anlamda error verdi ."Komutanım demeyin " Dediğim şey ile "Dedim Bile " cevabını almam bir oldu . Ömrüm boyunca unutamayacağım şey galiba maskaranın makyaj malzemesi olduğu olucak.
***
Aklıma gelen anılar gülmeme sebep olmuştu . Lakabını ben vermiştim . Sonrasında bana gelip "komutanım rahatsız ediyorum ama Maskara markalarından en iyisi hangisi" diye bana sormuştu . Bende kağıda marka isimlerini yazmıştım gerçekten aklıma geldikçe güldüğüm anlardı. Birçok kez beraber çalışmıştım. Gerçekten işini en iyi şekilde yapıyordu. Tunahan Özçelik TİME ALINDI. Sıradaki dosyayı elime aldım.
Yavuz Demir ;
29 yaşında . Psikoloji bölümünü okumuş ayrıca Fransa'da artı 2 yıl eğitim daha almış. Sonra asker olmaya karar vermiş. Hipnoz bile yapabiliyormuş. Lakabı "Çakmak "
***
Üstümdeki pilot kıyafeti ile hızlıca hedefimizdeki adamın bineceği asansöre adımladım . Asansör tam kapanırken elimi uzatarak kapanmasını engelledim . Asansöre binince hedefimizdeki adam "Kerem " i gördüm sadece ikimizin olduğu asansörde üst katlardan birinin düğmesine bastım . Bu adam büyük bir ilaç şirketinin patronunun 2 oğlundan küçük olanı uyuşturucu satışı yapıldığından şüpheleniliyor. Benim görevim adamı hipnoz edip istediğimiz odaya kadar getirmek . Hipnoz o kadar kolay birşey olmadığından hacker ler bana yardım edicek . İstediğim gibi 7. Katta asansör durdu . Kat göstergesinde ateş simgesi gözüktü yanımdaki adam biraz stres olmuştu ama belli etmiyordu ışıklarda kesilince cebimdeki çakmağı aldım. Dikkatini çekecek şekilde yaktım sadece çakmaktan gelen ateşe baktı. "Tek ışık elimde , bu sönerse ne olur ?" "Burası karanlık olur " adamın cevabı beni memnun etmişti ama hiçbir şekilde bunu yüzüme yansıtamam bundan dolayı ifadesiz bir şekilde "ama sen yanıyorsun " adam kendine baktı sonra çırpınmaya başladı . Bir yandan çığlık atıyordu. Şuan gerçekten yandığını düşünüyordu . "Seni kurtarmamı istermisin?" Çırpınmaya devam ederek "Evet evet , lütfen beni kurtar " artık yerde çırpınan adamın önüne çömelerek hâla yanan çakmağı görüşüne soktum . Korkuyla çakmağa bakiyorken ben çakmağın kapağını kapattım. Sönen ateş ile asansörün ışıkları yandı . Yerdeki adam sağına ve soluna bakarak ne olduğunu anlamaya çalışır gibi baktı. Ayağı kalktı o sırada asansör 12. Katta durdu . "Beni takip edin " adam başıyla onaylayarak beni takip etmeye başladı. 548. Odanın kapısını tıklattım. Açılan kapı ile içeri girdik oda bir otel odasından daha çok bir istihbarat odasına benziyordu . Hemen birkaç kişi adamın kollarından tutarak bir sandalyeye otutturdular . Komutan yanıma gelerek "hâla nasıl yaptığını anlamasamda tebrik ederim , görevini başarıyla tamamladın "
"İşin sırrı bende kalsın komutanım "
***
Gerçekten işin ehli bir adam olduğu belliydi, daha neler yapabilir merak ediyorum Yavuz Demir TİME ALINDI. Son üç kişi kalmıştı önümde bulunan 10 küsür dosyadan seçmem gereken 3 kişi daha var birkaç dosyayı daha atlamıştım. Bu seferki dosyada,
Mert Parlak;
30 yaşında. Doktor. Ailesindeki herkes doktor dedelerinin dedelerinden beri aile geleneği olarak Tıp okunmuş . Tıp okumuş ama asker olmak istediğinden doktorluğu bırakarak asker olmuş . Birnevi askeriyenin doktoru Lakabı "Cerrah"
***
Yanıma getirilen askere baktım . 3 mermi yemişti. Ciddi bir ameliyat gerekiyordu . Bir operasyona gelmiştik timdeki askerlerden biri ağır yaralanmıştı. "Cerrah durumu nasıl" komutanın sorduğu soruya "komutanım hiç iyi değil acil ameliyat gerekiyor " "Ne kadar dayanabilir yada dayanabilirmi " "komutanım müdahalesiz en fazla 30 bilemedik 40 dakika dayanabilir. Gerekli müdahaleyi yaparım ama ne kadar dayanabilir onu bilmiyorum "
"Anladım cerrah " çömelerek yanımda kan kaybeden askere baktı bende bir yandan üstündeki asker gömleğini açıyordum. "Dayanabilirmisin asker " komutanın sorduğu soruya yaralı asker cevap verdi. "dayanırım komutanım, siz beni düşünmeyin " komutan destek olurcasına omzunu tuttu. Ardından komutan ayağı kalkarken bende yaralarını inceliyordum. Bir mermi karın boşluğuna, diğer bir mermi karaciğere yakın bir bölgeye kalan bir mermi ise kolundaydı. Belirli aletler yanımızda vardı ama bu durum gözüktüğünden daha vahimdi. Yanımdaki sırt çantamın içindeki aletleri çıkardım uyuşturucu iğne vardı lakin bu acının sadece bir kısmını keserdi. "Buna dayanabilirmisin" "biz nelere katlanmışız, bumu bize ağır gelir " şakaya vurarcasına söylediği şeyi bile acıdan kıvranırken söylüyordu . Çantaları bizlerden birini yuvarlanıp ağzına koydum uyuşturucu iğnelerden birini kolundaki yaranın yanına vurdum . Orası uyuşana kadar diğer yaralarını kontrol ederek bez koydum . Yanımızda 3 asker daha vardı . İşaret ederken birisinin yanıma gelmesini istedim . "Bu bezi bu şekilde tutarak kanın akışını azaltmalısın, birazdan kolundaki mermiyi alıcağım. Acıdan fazla hareket ederse engellemeye çalış, anlaşıldımı " "tamam komutanım " "uyuşturucu etkisini göstermeye başladığından yanımdaki aletleri kullanarak mermiyi çıkarmaya çalışıyordum . En sonunda mermiyi çıkararak kenara koydum yanımdaki ilaçlar ile yarayı temizleyerek dikiş attım sonra sargı bezi ile yarasını sardım . Bu sırada yaralı asker kan ter içinde kalmıştı. Bu sefer çantamı ve eşyalarımı alarak diğer tarafa geçtim. Karaciğerin üstündeki bez kandan dolayı kıpkırmızı olmuştu. Bezi dikkatlice kaldırdım kanama biraz daha azalmıştı ama mermiyi karaciğere daha fazla hasar vermeden alabilirim onu düşünüyordum içini görebilmek için gerekli aletlere ihtiyacım vardı. Benim yapabileceğim tek şey mermiyi alıp kanamayı durdurmak. Kalan kontrolleri hastanedeki doktorlar yapacaktır. Ameliyat gerekirse hastanede yapılır ben en azından mermileri alıp kanamayı durdurabilirim. Aynı uyuşturucu ilacı yaraya yakın yere yaptım bende bulunan tüm vücudunu uyuşturacak kadar değildi ondan dolayı anca yaraya takın yere iğne vurabiliyordum .
Uyuşturucu etkisini göstermeye başlayınca mermiyi çıkarmaya çalıştım. Yanımda bulunan bezle olabildiğince kanı temizliyorum ama işim gerçekten zordu karaciğerine dikiş gerekli mi anlaşılmıyor ne yapmam gerektiğini düşünmekten beynim çatlayacaktı. Yanımdaki askere işaret etmem ike yanıma geldi . Alete dokunmasını söyleyince dediğimi yaptı "Komutanım acil hastaneye gitmemiz gerekiyor " "Ne oldu Cerrah , asker iyimi ?" "Komutanım bir mermi karaciğerine nüfus etmiş ama ben nereye dikiş atacağımı göremiyorum, ekipman eksikliği var. Eğer bu şekilde dikiş atarsam iç kanamadan ölür " "bir şekilde çözüm bulmaya çalış Cerrah 20 dakikaya destek helikopterleri gelicek " "Komutanım 20 dakika dayanabilirmi emin değilim " komutan cevap vermedi . Aklıma gelen fikir ile "hepiniz buraya toplanın bütün fenerleri yakıp yaraya tutucaz " kalan askerle beraber 3 kişi bütün fenerleri yakarak yaraya tuttu . Fenerler gerçekten iyi aydınlatıyor en azından yarayı görmemi sağlamıştı. Normalde aletlerle yakarak yapılan işlemi zorunlu olarak dikiş atıyordum odaklanmış , karaciğere dikiş atıyordum askerlerden birisi "Komutanım vallahi midem ağzıma geldi , birde dikkatli dikkatli bakıyorsunuz " "Ben doktorum Mermi " "komutanım şuan doktor olduğunuzu anlamak gerçekten çok zor " son dikişi de atarak ipi kopardım. Dış yarasını da temizleyip dikiş attıktan sonra büyük sargı bantlarından birini taktım sıra karın boşluğuna gelmişti beni en çok korkutan buydu . Eğer midesine mermi nüfus etmiş ise o zaman bütün mide asiti organlarını eritirdi. Yine aynı şekilde uyuşturucu iğneyi vurdum yarayı açıp bakmaya başladım. Fenerler gerçektende büyük kolaylık sağlamıştı . Derin bir nefes verdim, mermi fazla içeri girmemişti hatta net bir şekilde gözüküyordu hızlıca mermiyi çıkardım içini kontrol ettikten sonra yarayı temizleyip sargı bandını yapıştırdım. Tabi bende bu kadar açık ameliyat yaparken yaralı asker ifadesiz durmadı zar zor dayanarak durmuştu . Ter içinde kalmış, ağızdaki bezi ısırarak dayanmaya çalışmıştı. Ağzındaki bezi aldım . "İyi dayandın asker " "sağ olun komutanım " "asıl sen sağ ol asker " o sırada helikopterin uzaktan sesi geliyordu . Bizimkilerde yanımıza gelmiş , helikopteri bekliyorduk . Komutan yanıma gelip "Ne oldu Cerrah , Bekir iyimi " "komutanım bütün yaralarını hallettim ama hastaneye gidip kontrol olması şart elimden anca bu kadar geldi " "Aferin Cerrah " "Ne demek komutanım görevim " elimdeki kanlı eldivenleri kenara attım. Kullandığım aletleri bir poşete koyup çantaya koydum . Helikopter iyicene yaklaşmıştı. Bizde eşyalarınızı toplamıştık. Helikopter inince destek timi yanımıza gelmişti sedyeye Bekir(yaralı asker ) i beraber koyduk hepimiz helikoptere binmiştik. Görevimiz tamamlanmıştı. Teröristler imha edilmiş sadece 1 yaralı ile askeriyeye geri dönüyorduk. Kemerlerimizi bağlayıp helikopterin havalanmasını bekledik . "Cerrah , görevini en iyi şekilde tamamladın, tebrik ederim " "Ne demek komutanım görevimiz " "komutanım sizcede, Cerrah komutanımız fazla doktor ayağına yatmıyor mu " " Mermi sende fazla konuştun sanki " söylediğim şey ile "bakın şuan tam asker gibi konuştu" bu mermi yokmuydu gün sonunda yine gülmemize sebep olmuştu.
***
Bir doktora kesinlikle ihtiyacımız olurdu . Mert Parlak tam olarak bu iş için uygun kişiydi. Eminim bize çok yardımı olucaktı. Mert Parlak TİME ALINDI.
Sibel Bulut ;
26 yaşında. Pilot . Kendisi bütün imkansızlıklara karşı gelerek en iyi savaş uçağı pilotu oldu. Tam olarak Akrep kadını, Lakabı "Kartal"
***
"Komutanım hedef görüldü "
"Gerisi sende Kartal "
"Emredersiniz Komutanım "
Gördüğüm hedef teröristlerin gizli konaklama yerlerinden biriydi , burayı bulmak bizi biraz uğraştırmıştı ama şuan konumu bulunmuş, bir tek imha edilmesi kalmıştı. Ve benim en sevdiğim an şuandı . Yıllarımı verdiğim eğitimin karşılığını alıyordum, hedefe odaklanıp bomba atmıştım. Uçak hızla ilerlerken bomba, hedefi havaya uçurmuştu. "Komutanım hedef imha edildi " "Aferin Kartal sana güveniyorduk şimdi geri gelebilirsin " "Emredersiniz " uçağı iniş yapacağım rotaya göre ayarladım ve hızla ilerlemeye başladım. Patlayan gizli alandan dumanlar yükseliyor, hava ile birleşiyordu. Arada bir düşünüyordum yıllar boyunca hayalini kurduğum şeyi şuan yapıyordum. Havada uçuyor, geçtiğim yerlerle izler bırakıyor, teröristlerin köklerini kızıyorduk. Bu ne büyük bir onurdu, bu ne büyük bir sevinçti. İniş yapacağım alanı görünce "komutanım iniş izni istiyorum " "izin verildi Kartal iniş yapabilirsin " belirli ayarları yapıp piste iniş yapmıştım. Uçağın camı açılınca uçaktan indim . Birkaç asker rehberliğinde istihbarat odasına giriş yapmıştım . Bombayı attığım gizli yapı yok olmuştu. "Seni tebrik ediyoruz Kartal görevini başarıyla tamamladın " Baş selamı verip odadan ayrıldım. Birazdan oraya gidip inceleyecektiler. Ben bana düşen görevi yapmıştım. Şimdi biraz dinlenmem iyi olurdu .
***
Böyle kendini belli eden kadınlar gerçekten ülkece gurur kaynağımız oluyordu . Hayal kurup ardından hayalini gerçekleştiren bir kadın kadar güçlüsü yoktu . Sibel'de o kadınlardan biriydi , şimdi Türkiye nin en iyi 50 askerin bulunduğu dosyalar karşımdaydı ve bunun içinde bir çok kadın vardı. "Türk asker doğar " lafı sadece erkekler için diye ayrımcılık yapmaz . Türk kadınlarıda, Kadın Ataları gibi güçlüdür ve Bizler bunu dünyaya tekrar tekrar hatırlatıcaz. Sibel Bulut TİME ALINDI.
Salih Kurak;
27 Yaşında , Dalgıç-Dalış Uzmanı , genel olarak denizde olan operasyonlarda bulunmasına rağmen kara operasyonlarında azda olsa bulunmuş. Gerçek anlamda balık gibi , çok uzun süre boyunca suyun altında nefessiz durabiliyor, birçok kez suyun altına mayın kurma gibi tehlikeli görevlerde yer almış, eğitimleri zor olsada en yüksek puanları almayı başarmış. Lakabı Büyük Beyaz
***
Uçakta ellerimiz ve ayaklarımız bağlı bir şekilde duruyorduk. Komutan ortaya adımlayarak "şimdi gözlerinizi de bağlıyacağız, sizi denize atıp buradan çekip gideceğiz. İplerden kurtulan yaşar ama kurtulamayanlar denizin dibini boylar , umrumuzda olmaz. Unutmayın birbirinize yardım etmeyeceksiniz. Birbirine yardım eden olursa ikisi birden elenir." o sırada 2 asker sırayla gözlerimizi bağlıyordular. Artık benim gözlerimde bağlıydı, kollarım arkadan bağlanmış, ayaklarımı feci bir şekilde sıkarak bağlamıştılar. Bir anda dengemiz bozularak bizi hızla denize doğru atmaya başladık. Daha havada aşağıya doğru hızla inerken derin bir nefes aldım . Normalde 4-5 dakika durabilirim lakin bizi bilerek havadan atmışlardı bu sayede adrenalin artışından dolayı 3 dakika bile zor durabilirdik. Uçakta yol boyunca nefes antrenmanı yapmıştım ama ne kadar dayanabilirim bilmiyorum . Hedefim 3 dakika içinde kurtulmak . Ortalama bizi bi 15-20 metre yükseklikten atmışlardı normal bir insan bundan dolayı bile ölebilir. Denize girer girmez soğuk su ürpertmişti. Buna rağmen hızlıca ipleri sökmeye çalışmıştım gözlerimin kapalı olması ayrı bir dezavantajdı. Tahminimce 1 dakika olmamıştı nefes düzeyim normal olduğundan kendimi hala sakin tutmaya çalıştım ama bu sırada ipleri hızlıcana çözmeye çalışıyordum. İpler gevşemişti. Elimi ipten hızlıca kurtardım. Hemen ardından gözlerimi tek hamlede açtım. Denizin içinde dalgıçlar tüpler ile duruyordular. Ama onlar bize kıyasla daha aşağıda bulunuyordu. Fazla batmamış olmam bir avantajdı. Gördüğüm için ayaklarımı daha kolay bir şekilde açmıştım ama ayaklarımızı bilerek sıkı başlamışlardı. Bu sayede hızlı yüzemiyecektik. Buna rağmen hızlı bir şekilde yüzeye çıkmaya çalıştım. Nefesim beni hafiften zorluyordu ama ayaklarım çok zorlanıyordu. Yinede tahminimce 3 dakika olmadan yüzeye çıkmıştım. Hızlı bir şekilde karaya,sahile doğru yüzmeye başladım. Sahilde askerler gözüküyordu. Derin bir nefes alarak suyun altından yüzmeye başladım . Bu şekilde daha hızlı yüzüyordum. Arada bir kafamı kaldırarak ne kadar yaklaştığıma bakmıştım. Artık ayaklarım yere değiyordu. Benimle beraber bir kaç asker daha karaya doğru yüzüyordu. Su belime kadar gelince yürümeye başladım. Karaya ilk varan olmuştum. Komutan ve birçok asker sahilde bizi bekliyordu . Yürüyerek komutanın yanına kadar gelmiştim, üstümdekiler ıslak olduğundan vücuduma yapışmıştı. Diğer askerlerde yanıma gelince "Sizleri tebrik ediyorum askerler , testinizi geçtiniz " aramızdan bücür(bir asker, lakabı bücür)"komutanım peki diğer askerler " "denizde dalgıçlarımız bulunuyordu şimdiye hepsini denizden çıkardılar " arkamıza döndüğümüzde kalan Askerlerin dalgıçların yardımı ile denizden çıktıklarını gördük. Rahat bir nefes vermiştim. Bunu da atlatmıştım.
***
Gittiğimiz yerde deniz yoktu belki ama ne olacağı belli olmazdı. Ayrıca Salih in lakabının Büyük Beyaz olmasının diğer bir sebebi kuvvetli ve dayanıklı olması, Bundan dolayı Time almayı düşünüyordum ama yinede kalan 3 dosyaya daha baktım. Tim'in son üyesi belli olmuştu. Salih Kurak TİME ALINDI.
Derin bir nefes vererek geriye doğru yaslandım. Birkaç saniye gözlerimi dinlendirerek tekrar dikleştim. Seçilmiş 13 kişi kalan dosyaları düzelterek kenara koydum . Kalan Time seçilmiş 13 kişiyi masama düzgünce bir kısmı üst üste gelicek şekilde dizdim . Dosyaların üstünde kendilerine ait bir portre fotoğrafları vardı . Bu 13 kişi tarihe adlarını altın harflerle yazacaktılar belkide, CARNEY ailesini yıkmak kolay olmayacaktı . Dünyanın en büyük örgütü CARNEY di . Ailedeki her erkeğin kendine ait bir örgütü olsada aslında birbirleriyle bağlantılıydılar. Amerika,İsrail,Ermenistan ve Yunanistan'dan yardım alıyordular. Bu sayede dahada güçlenmiştiler. Elbette ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar . Bu ülke neler gördü ve neler yaptı . Elbette CARNEY itlerinin soyunu kazıcak, onları cehenneme ücretsiz gönderecektik. Kapının çalınması ile" Gir "dedim. Gelen Yüzbaşı Mehmet'ti, baş selamı verip "Yüzbaşım siz birşey göstermeliyim." "Buyurun yüzbaşım " elinde bir Laptop vardı. Diğer eliyle kapıyı kapatıp yanıma geldi . Laptop'u açar açmaz hazır olan sayfada konuştuğumuz askerin bilgileri vardı. "Sıkı bir araştırma yaptım Bursalı olduğu yazıyor. Ayrıca Bursa'da yaşıyormuş. Evinin adresi burası" parmağı ile gösterdiği eve baktım cidden şirin bir müstakil evdi. devam ederek "Bu evde yaşayan kişileri buldum normal bir aile anne , baba ve 3 kardeş yaşıyor. Sıkıntı şu ki bu ailede Fehmi diye birisi yok . Normal olarak baktığında bir sorun gözükmüyor ama ayrıntılı bir şekilde baktığında gerçek anlamda bir sıkıntı olduğu belli oluyor " laptop'u biraz daha kendime çevirdim ve dikkatlice inceledim . Dediği gibi şüphelerim haklı çıkmıştı. "Size dediğim gibi şüphelenmiştim ama bunu hemen belli edersek olayları anlayamayız . Normalde gizli bir şekilde incelerdik ama biz bir haftaya operasyona gidicez. Bunu paylaşabileceğimiz tek kişi Binbaşı Tümsek " "Size katılıyorum yüzbaşım, bencede bunu binbaşı Tümsek e anlatalım . Biz yokken ne yapılacaksa yapar " derin bir nefes verdim . İçime bir çok sıkıntı yer etmişti. 15 Temmuz'u çok iyi hatırlıyorum. Abimin şehit olması, bende gazi olmuştum. O gün bir kabustan daha korkunçtu. Hemen aklımdan görüntüleri silmeye çalıştım. Yoksa kendimi hemen toparlıyamazdım. "Yüzbaşım iyimisiniz , bir sıkıntı mı var?" "Hemen gidip bunu binbaşına anlatalım " "tamam dediğinizi yapalım , bu arada timi kurmuşa benziyorsunuz " kafamı masaya çevirdim "evet timi kurdum " 13 kişi, birbirlerinden güçlü 13 kişi belki yeni bir nesli değiştireceklerdi . Time seçilen 13 kişinin dosyalarını elime aldım. Masanın yanındaki çekmeceyi açarak içindeki büyük dosyalığı aldım. Dosyaları dosyalığa koyarak ayağı kalktım. Yüzbaşı Mehmet de laptop'u kapatarak eline aldı. Eliyle kapıyı gösterip bana öncelik tanıdı. Bende önden kapıyı açıp binbaşı Tümsek in odasına doğru yürümeye başladık. Binbaşı Tümsek in odasının ününe gelmiştik. Kapıyı tıklattım "Komutanın gelebilirmiyiz " "Gelin" sesi duyduktan sonra içeri girdik . Elimdeki dosyayı uzatarak "Komutanım Time alınacak askerlere karar verdim buyurun hepsi dosyada " dosyayı eline alarak sırayla dosyalara göz ucuyla baktı "Senin bu görevi en iyi şekilde yapacağını biliyordum . En iyi olucak şekilde askerleri seçmişsin. Yarın hepsi buraya gelir." "Tamam Komutanım ama size bir bilgi vermemiz gerekiyor " "anladım ama umuyorum ki iyi bir bilgi verirsiniz " bu sefer Yüzbaşı Mehmet "iyimi kötümü olduğunu siz karar vereceksiniz galiba Komutanım " laptop'u açıp her şeyi anlattı. Arada bende lafa girerek anlattım. Başta koridorda görmem, süphelenmem , yüzbaşı Mehmet e anlatmam , araştırmaların hepsini ayrıntılı bir şekilde anlattık. Sonuç olarak "Bu olayla ben ilgilenirim siz bunları düşünmeyin, dediğiniz gibi bu büyük bir olay olduğundan üstlerimize bunu söylemem gerekiyor " Yüzbaşı Mehmet "komutanım peki üstlerimizde hainlerden biri varsa " sanmıyorum ama olabilir " bu sefer ben "komutanım Feyzi Kıdemli Üstçavuş bu zamana kadar anlamamışız illaki üstlerden biri hain olabilir " başıyla onayladı "o zaman dediğiniz gibi olsun ama bunu şuan gizleyemeyiz bizde suçlu durumuna düşebiliriz " " bu konuda da haklısınız " komutanın söylediği son söz ile odada sessizlik olmuştu. Sessizliği bozan tıklanan kapı olmuştu . İçeri giren asker ile "komutanım biz çıkalım " "olur çıkabilirsiniz" selam verip çıkmıştık. Saat yaklaşık öğle sonu beşe geliyordu . Saat 17.00 antrenmana gidip Askerlerin başında durmam gerekiyordu odama geçip masamı toparladım. Sonradan antrenman yapılacak yere doğru ilerledim.
Bölüm etkileşimi
