2. bölüm / 2
Başka Bir EvrendeGiriş 2. Kesit
Bölümler 2Şu an: Giriş 2. Kesit
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm Şarkısı: Billie Eilish - Cihihiro (Aaron Hibell remix)
Emeğimin karşılığı olarak bölümü beğenmeyi ve beni takip etmeyi unutma♡
Keyifli Okumalar...
GİRİŞ BÖLÜMÜ 2. KESİT
Kolyesini elinde tutarak kocaman bir gülümsemeyle sınıfına doğru ilerliyordu Başak.
Çok mutluydu. İçi içine sığmıyordu. Hissettiklerini eve gittiğinde hemen günlüğüne yazmalıydı. Bunu en yakın arkadaşına yani kağıtlara aktarmalıydı kendi kelimeleriyle.
Bir anda tüm yükü kuş olup uçmuştu sanki sırtından. Kamburu düzleşmişti adeta.
Başak, büyük bir neşeyle sınıfına doğru adımladı ve sonunda sınıfına ulaşınca sırasına doğru ilerledi.
Sınıf niye boştu? Herkes neredeydi?
Ders çoktan başlamış olmalıydı fakat sınıf bomboştu. Tam sınıftan çıkmaya karar verdiğinde ise kapının sertçe kapatılma sesi geldi.
Ardından bir kilit...
"Neler oluyor..."
Aldığı nefes sesleri sınıfta yankılanıyordu adeta. Ne yapacağını bilemedi. Korkuyordu. Fakat kendi için değil.
Kardeşi için, Rüzgar için, hayalleri için... Hissetmişti sanırım.
Olduğu yerde yavaşça çömeldi ve ayaklarını kendine çekerek kolyesini sıktı. Hatta o kadar çok sıktı kolyesinin kilidi açıldı ve boynundan düştü.
Kolyenin çiçeğine baktı usulca. Gülümsemek istedi. Ama tezat olarak gözlerinden yaşlar gelmeye başladı.
Tam mutlu olduğunu hissetmişti ki hayatı yine ona bir mesaj göndermişti sanki. Gözlerini kapattı ve inatla gözlerinden gelmeye devam eden yaşları durdurmaya çalıştı.
Tam bu sırada okulda yankılanan bir yangın alarmı sesi geldi. Bir anda kaşlarını çattı ve ayağa kalkarak sınıfın kapısına doğru baktı. Kapının altından gri bir duman sızmıştı hafiften.
Aniden bir panik dalgası sardı her tarafını. Kapıya doğru ilerledi ve kapıyı açmaya çalıştı fakat tahmin ettiği gibi kapı kilitliydi. Dumanlar iyice etrafı sarmaya başlamıştı. Bu nedenle sınıftaki camları açmaya çalıştı fakat camlarada kilitler takılmıştı yani çok hafif bir aralıkla açılabiliyordu.
Ne yapacağını bilemez halde iyice panikledi ve bir sandalyeyi alıp sertçe cama vurdu. Cam kırılmadı sadece hafifçe çatladı. Bu yüzden tekrardan üst üste cama vurdu ve camı kırmayı başardı. Az da olsa sıklaşan nefesi düzelmişti fakat tüm sınıf bir toz bulutuna dönmüştü.
Bakışlarını tekrar kapıya çevirdiğinde ise gördükleriyle adeta yutkunamadı. Kapıyı ateşler sarmıştı. Ne yapmalıydı?
Yardım.
Yardım çağırması gerekiyordu. Bu yüzden kırdığı cama doğru ilerledi ve kafasını dışarı çıkardı.
"Sesimi duyan var mı? Yardım edin!"
Tüm okul dışardaydı fakat insan sesleri o kadar fazlaydı ki kimse Başak'ın sesini duymamıştı.
Ateşler gittikçe etrafı sardığı için ne yapacağını bilemedi ve umutsuzca yere oturdu. Bedeni gittikçe ağırlaşmıştı. Bu nedenle kafasını yanında oturduğu sıranın demirine yaslayıp bacaklarını öne doğru uzattı.
Tüm güzel anıları bir film şeridi misali gözlerinin önünden geçmeye başlamıştı çoktan. Rüzgarın ona yaptığı sürprizi hatırladı. Burukça gülümsedi kendi kendine.
Rüzgar onu seviyordu. Ona kolye al- Bir dakika. Kolyesi neredeydi?
Gözlerini hafifçe aralayıp eline doğru baktı. Kolyesi elinde değildi. Ayağa kalkıp etrafa bakmak istedi fakat resmen vücudunu hareket ettiremez hale gelmişti.
Tam bu sırada gürültülü bir ses işitti. Ama bu sesin nereden geldiğine bile bakamadı. Kolunda soğuk bir dokunuş hisseti. Yanında birisi vardı. Yanındaki kimdi?
Yavaşça havalandığını hissetti fakat o kadar kendinde değildi ki elini bile kaldıramamıştı. Gözlerini kısıp onu kucaklayan kişinin kim olduğunu anlamaya çalıştı ve zorla konuşabildi.
"Rüzgar..."
"Evet, güzelim. Merak etme yanındayım."
Sesi mi titriyordu onun... Başak'ın içi yandı adeta. Rüzgar onu kurtarmıştı. Ama o Rüzgarın ona değer vererek aldığı kolyeyi saklayıp koruyamamıştı. İstemsizce bir gözyaşı aktı sağ gözünden yanağına doğru. Sonra da sol gözünden...
Yavaşça yere bırakıldığını hissetti.
"Başak, gözlerini aç bir tanem. Lütfen o güzel gözlerini görmeme izin ver. Niye ağlıyorsun? Merak etme çıkardım seni o oradan."
Başak gözlerini açtı hafiften. Gözleri yanıyordu fakat Rüzgar'ı görmeliydi. Ona tek iyi gelebilecek şey oydu.
"Başak beni duyuyor musun?"
Başak, Ruzgar'ın sesini duyduğu gibi tekrardan ağlamaya başladı. Sevdiği adamın ona verdiği kolyeyi koruyamamıştı. Şu hayatı boyunca aldığı ilk hediyesine sahip çıkamamıştı.
"Özür dilerim..."
"Kolyem..."
Kendi kendine sayıklayıp duruyordu Başak. Farkında bile değildi fakat hem ağlıyor hem de onun için değeri büyük olan bir şeyi kaybedişine yanıyordu.
Onun bu halini izleyen Rüzgar, daha fazla dayanamamıştı. Onun ağlamasına hiçbir zaman dayanamazdı zaten. Başak'ı tekrardan kucağına alıp dışarı çıkmış, okulun bahçesindeki ambulansa doğru götürüp sedyeye yatırmıştı.
Onu son bir kez öptükten sonra ise arkasındaki bağırışmalara kulak asmadan tekrardan okula girmişti. Başak'ın sınıfı hangisiydi? Düşün Rüzgar. Hatırla. 11... 11-A! Evet, 11-A'ydı.
Adımlarını hızlandırarak alevlerin yer yer sıçramış olduğu sınıfa girdi ve kolyeyeyi aramaya başladı. Gözleri kamaşıyordu fakat sevdiği kız için bunu yapmalıydı.
O bu kolye için ağlamıştı. Ağlamamalıydı.
Rüzgar, bakışlarını yerden kaldırmadan sınıfa göz gezdirirken öğretmenler masasının yanında parlayan gümüş bir şey gördü.
Evet. Evet bu, Başak'a aldığı kolyeydi.
Rüzgar içinden sevinç nidaları patlatırken kolyeyi eline aldı ve tam sınıfın kapısına yönelicekken gördüğü görüntü ile yutkunamadı.
"Başak, senin ne işin var burada!"
Başak sınıfın kapısının önünde duruyordu ve gözlerindeki yaşlarla Rüzgar'a bakıyordu.
"Kendini nasıl tehlikeye atabilirsin gerizekalı! Canını nasıl hiçe sayarsın."
Rüzgar Başak'a yaklaşarak onu sakinleştirmeyi umdu fakat o da sinirlenmişti.
"Asıl sen bu halde neden içeri girdin Başak?"
"Senin için!"
Rüzgar bir anlık duraksadı. Böyle bir tepkiyi beklemiyordu. Başak'ın onu sevdiğini biliyordu. Çünkü o da Başak'ı seviyordu. Hatta ona aşıktı ama Başak'ın canını hiçe sayıp onun yanına gelmesini beklemiyordu. Bu yüzden ilk kez bir şeyi düşünmeden ve planlamadan yaptı.
Hızlı adımlarla Başak'a doğru ilerleyip ona sarıldı ve başını onun açık olan saçlarına gömdü...
"Seni seviyorum..." diye fısıldadı Rüzgar.
Başak tam onu sevdiğini söyleyecekti ki bir anda kendini sınıfın dışına doğru ittirilirken buldu. Ne oluyordu?
Ruzgar teleşla Başak'a sardığı kollarını ondan ayırmış ve Başak'ı sınıfın dışına itmişti. Ve itmesiyle de sınıfın kapısının alevler içinde çökmesi bir olmuştu.
"Rüzgar! Hayır. Hayır. Rüzgar!"
Başak'ın attığı çığlıklar tüm okulda duyuluyordu. Kendinden geçmişti resmen. Bir süre sonra sağlık ekipleri onu zorla dışarı çıkarıp sakinleştirici vermişti fakat onun gözleri kapı ile alevler içinde yanan sınıfın arasında gidip geliyordu.
Donuk bir vaziyette gözlerini tekrardan okulun kapısına çevirdiğindeyse sedyenin üzerinde bir bedenin ambulansa doğru getirildiği fark etti. Rüzgardı bu!
Başak üzerindeki battaniyeden çabucak kurtularak Rüzgar'ın yanına geldi. Fakat onu gördüğü gibi içi parçalandı. Yüzünde bir yara veya yanik yoktu ama kolunda hem yaralar hem de yanıklar vardı. Sınıfın kapısını kolu ile zorlarken bu izler olmuştu muhtemelen.
Elini onun saçlarına götürdü ve yumuşacık saçlarını geriye doğru çekti.
Diğer eliyle onun elini tutacakken ise fark ettiği şeyle resmen göğsü sıkıştı ve nefes alamadı.
Rüzgar baygın halde olmasına rağmen elinde sımsıkı kolyeyi tutuyordu...
O gün oradaki iki beden iki ayrı yerlere savrulmuştu ve nefeslerini, solukları kaybetmişlerdi.
Onların hikayesi ikisine göre bu evrende mutsuz sonuçlansa da başka bir evrende mutlu olacaklarını düşünmek onlara her geçen gün umut oluyordu.
Fakat bu umut da aynı anda köreliyor, yok oluyordu.
İki farklı insan ve bir ruh, o gün bir kolyenin zincirleri ile birbirine bağlanmıştı ve bir daha hiç kopmamak üzere birbirlerine mühürlenmişti kalpleri...
~ BÖLÜM SONU ~
Azalea Night'tan...
Bölüm etkileşimi
