2.BÖLÜM: GÜVEN

Vaveyla Yazarı: Zeynep Eslem Turan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 2.BÖLÜM: GÜVEN

Doruk’un ağzından:

Dün Efsun ile tanışmıştım güzel ve kafa dengi bir kızdı, belki de sarhoş olduğu için bana öyle gelmişti bilmiyorum. Motorla yaşadığım apartmana gittim. Apartmanda yaşıyordum çünkü patronum öyle istiyordu. 7 katlı bir apartmandı ve bugün bizim katta toplantı vardı. Motordan inip apartmana girdim ve en üst kata çıktım. Kapı açıktı, kapının önünde ki ayakkabılardan en son benim geldiğimi anlayıp içeri girdim. Herkes bana dönmüştü, patronda dahil ve bakışlarından kızdığı anlaşılıyordu. “Doruk Bey hazretleri de geldiğine göre başlayabilir miyiz artık? Zaten apar topar çağırdınız ayağımda panduf üzerimde bornoz beni çekiştire çekiştirerek getirdi bu Barış ayısı.” Diye isyan ediyordu Tuna, gerçekten de ayağında panduf, altında mor şort üstünde de kısa kollu Garfield resimli mor bir pijama takımı onunda üstünde mavi peluş bir bornoz vardı, kaşları çatık mavi gözleri kısıktı. Bu hali bana Efsun’u hatırlatmıştı acaba şuan nerede ne yapıyordu? Barış, Tuna’nın dediğine karşılık olarak “Benim suçum mu kuzen, öğlen ikiye kadar ayı gibi uyuma sende.” Dedi haklı bir savunmaydı. Barış ve Tuna kuzenlerdi biraz zıtlardı ama yine de iyi anlaşıyorlardı. “Kesin çene çalmayı önemli bir konu için toplandık bugün ciddi olun az. Geç otur sende Doruk.” Dedi patron belli kızgındı bir sandalye çekip oturdum.
Atakan, duvara bilgisayarı yansıtıp yerine oturdu grubun dehası oydu. Patron, duvara yanan bir evin görüntüsünü yansıttı “Bu evi görüyor musun sıradan bir yangın gibi durabilir ama değil. Bu yangını sıra dışı yapan şey evin içinde 3 farklı ceset olması ve önce cesetlerin sonra da evin bira ile yakılması.” Dedi hepimiz onu dikkatle dinliyorduk. Sonra Patronun, “Evi ve cesetleri yakan kişi Efsun Acar, öğrendiğim bilgilere göre kızın kendi ailesiymiş yani şuanda ailesini katledip delilleri ortadan kaldırmak için her şeyi yakan bir aile katiline bakıyorsunuz ve babam bu kızı istiyor. Onu polislerden önce bulun göreviniz bu.” Demesiyle şok olmuştum ilk başta isim benzerliği falan sandım ama patronun duvara bir kızın fotoğrafını yansıtması ile ellerimi saçıma götürüp saçımı karıştırdım. Çünkü duvara yansıtılan fotoğraftaki kız Efsundu. Dün gece yardım ettiğim kızdı.

Efsun’un ağzından:

Bankaya doğru yürüyordum çok az bir birikmişim vardı maaşımı nakit değil ibanla alıyordum. Bankanın önüne gelince içeri girdim ve sıra numarası alıp beklemeye başladım. Dün olanları düşündüm, Doruk’u. Hoş çocuktu ve bana evini açmıştı ya da yazlığını artık her neyse. Bankaya da yeni bir telefon için para çekmeye gelmiştim. Malum telefonum evde kül olmuştur şimdiye. Benim sıram gelince gişeye doğru yürüdüm ve gişe görevlisine tüm paramı çekmek istediğimi söyledim.
Paramı alır almaz en yakın telefoncuya girdim ve hattıma da para kalacak şekilde ucuzundan ikinci el bir telefon aldım daha sonra da hattı alıp taktım. Yeni telefonumla ilk işim hırkamın cebinde ki Doruk’un numarasını kayıt etmek oldu rehberimdeki ilk ve tek kişi oydu bu durum dudağımda minik bir tebessüme sebep oldu. Şuan tek istediğim yemek yemekti kalan para ile bir pastaneden meyve suyu ile poğaça alıp yürüme mesafesinde olduğu için sahile gittim. Bir banka oturup yemeğimi yedim.

Doruk’un ağzından:
Efsun bir katildi. Dün gece yardım edip en güvendiğim yere ailemin yazlığına götürdüğüm kız bir katildi. Patron “Kötü haber bu kızın işlediği cinayeti bilen tek biz değiliz diğer örgütlerde biliyor ve birkaç saat içinde poliste arama emri verecektir çünkü polisin gözünde tek şüpheli bu kız. Bizim bu kızı diğer örgütler ve polisten önce bulmamız şart.” Diyerek o son darbeyi vuran cümleyi kurdu ve evet ben bir örgüt üyesiydim. Üyesi olduğum örgütün adı Vakit’ti. Gizem konuya dahil olup “İyi de bu kızdan bize ne? Ailesini öldürdüyse öldürdü bırakalım tutuklasın polis büyük patronun bu kızla işi ne niye onu istiyor?” deyince patron yani Volkan, “Bilmiyorum. Babam işte kız ilgisini çekmiştir hem kız sayımız az hem de babamı bilmiyor musunuz rekabete bayılıyor şimdi diğer örgütlerde bu kızı isteyince kızı onlara kaptırmak istemiyordur.” Diye karşılık verdi Volkan. Volkan, büyük patronun yani Vakit’in lideri Azat Kara’nın oğluydu ikisi de huy olarak aynıydı sert ve mizah kaldıramıyorlardı. Armut dibine düşer derler. Murat, “İyi de abi koca İstanbul da nereden bulacağız biz bu kızı?” diye mantıklı bir soru sordu kaşlarını çatmış Volkan’a bakıyordu. Boran, “Volkan, Murat haklı nereden bulalım biz bu kızı.” Diye destekledi Murat’ı örgütün en büyüğü oydu hatta Volkandan bile 4 yaş büyüktü Büyük Patronun en güvendiği adamlardan birisiydi. İrem beni inceliyordu bir şeyler olduğunu anlamış gibiydi “Doruk iyi misin? Bembeyaz olmuşsun.” Dedi bunu demesiyle herkes bana baktı onlarda bir şey olduğunu anlamışlardı.
Volkan, masaya ellerini koyarak bana doğru yaklaştı ve bana çatık kaşlarla bakıp “Doruk ne oluyor? Bir şey mi biliyorsun kız hakkında.” Dedi bunu duyunca herkesin kaşları çatıldı sorgulayan gözlerle hâlâ bana bakıyorlardı. Derin bir nefes verdim onlar benim ailem sayılırdı onlardan bir şey saklayamazdım o yüzden “Abi dün gece ben bu kızı yazlığa götürdüm.” Dedim herkes şok içinde bana bakmaya devam ediyordu “Oha oğlum bir katili eve mi attın lan sen?” dedi Tuna ağzını sonuna kadar açıp ellerini yanağına götürdü ve “Aman Allah’ım arkadaşım bir katille yatmış inanamıyorum!” diye ayağı kalkıp bağırdı kafasına bir tane yapıştırarak onu yerine oturttum bu seferde Gizem masadan bana doğru eğildi kızıl saçları yüzünün önüne geliyordu saçlarını eliyle kulağının arkasına sıkıştırdı mavi neredeyse masaya çıkacaktı “Ne yaptın? Ne yaptın?” dedi gözleri kısılmış benden cevap bekliyordu hepsi üzerime gelip bakışları ile beni yerken “Abi ne yapabilirdim ya! Motorla yazlığa gidiyordum baktım yol kenarında yapa yalnız bir kız saat gecenin biri, kız içmiş yanında boş bira şişesi vardı ayağında panduf ya ne yapsaydım kızı orada yalnız mı bıraksaydım!” diye kendimi savundum. Gizem yüzünü yamulttu birkaç saniye öyle düşündü sonra başını sallayıp yerine oturdu bunun anlamı nedenimi mantıklı buldu hatta beni taktir etti demekti. Volkan araya girip “Yani kızı tanıyorsun bu işimize yarar. Numarasını falan aldın mı?” dedi “Abi kızı tanıyorum ama kızın telefonu yoktu ben ona numaramı verdim ama ihtiyacı olursa arasın diye.” Dedim Volkan nefes verip başını salladı ve bilgisayara döndü Barış “İyi yapmışsın kanka ya belki ceset taşımak için yardım falan ister.” Dedi kızgın bakışlarla ona baktım “Sanki biz başka bir şey yapıyoruz Barış. Kızın o evde ne yaşadığını bilemeyiz.” Dedim hepimiz bir şeyler yaşamıştık o yüzden bu masada oturuyorduk. Bazılarımız da Efsun gibiydi. Barış dediği şeyi sonradan fark edip pişman gibi bana baktı ve “Abi ben özür dilerim,” dedi gözlerimi önemli değil dercesine kırptım. Atakan, “Arkadaşlar kızın yerini buldum bizim sahilde.” Dedi hazırlanmak için masadan kalktık Volkan bana bakıp “O kızı en geç gece yarısı istiyorum yoksa kötü olur.” Dedi başımla onu onayladım. Hazırlanmaya başladık.

Efsun’un ağzından:
Yemeğimi yedikten sonra sahilde biraz daha oturdum Güneş batmaya başlamıştı ve günbatımı buradan mükemmel görünüyordu. Yanıma birinin oturması ile yanıma baktım oturan kişi, Doruk’tu. Onu görünce bir anlık şeyle boynuna sarıldım. O da şaşırmıştı ama sonra o da bana sarıldı. “Burada ne işin var?” dedim sırıttı “Burada yaşıyorum evim az yukarıda.” Deyince kaşlarımı kaldırdım burada yaşamasını beklemiyordum. Biraz sohbet ettik ve ona yeni numaramı verdim. Hava kararmıştı ve soğumuştu. Ellerim ile kollarımı ısıtmaya çalıştığımı görünce bana üzerinde ki deri ceketi verdi sonra “Hava soğudu ben bize sıcak çay alıp geleyim.” Deyip ayağı kalktım oda arkamdan itiraz etmek için ayağı kalktı işaret parmağımı ağzına götürüp onu susturdum “Sen zaten benim içi çok şey yaptın. Sıra bende.” Dedim. Ceketini bana verdiği için kısa kollu ile kalmıştı onun üşümesine daha fazla dayanamayıp ceketi onun omuzlarına bıraktım boyu uzun olduğundan parmak uçlarıma kalkmak zorunda kalmıştım ve bu onu güldürmüştü bende sırıtıp çay almaya gittim. Çayları almıştım tam gidiyordum ki biri arkadan bana sarılıp beni ara sokağa çekti ve eter kokan bir mendille ağzımı kapattı ve bilincim kapanınca çaylar yere düştü tam olarak şuanda kaçırılıyordum.

Doruk’un ağzından:
Neredeyse 1 saat geçmişti ve Efsun ortalıkta yoktu endişelenmeye başlamıştım. Telefonumu çıkartıp onu aradım çaldı ama açmadı. İyice endişelenmiştim hemen Tuna’yı aradım “Abi acil gelin Efsun gelmedi, abi çay almaya gitti ben bilmiyorum acil gelin.” Sesim titriyordu utanmasam ağlayacaktım.
Tunalar gelince onlara da ne olduğunu anlattım çok yüksek ihtimalle kaçırdılar kızı. Bunu düşündükçe çıldırıyordum çünkü onu kaçırdılarsa öldürürlerdi. “Doruk sakin ol bir tamam bulacağız.” Dedi Buket “Neyi bekliyoruz hadi arayalım kızı.” Dedi Buse hızla başımı sallayıp motora bindim nereye gidecektim aramaya nereden başlayacaktım bilmiyordum. İlk çay almaya gittiği yere gittim oradaki adama Efsun’u tarif ettim ve az önce burada olduğunu öğrendim içimi çok az rahatlatmaya çalıştım kaçmamış en azından diye ama işe yaramadı. Az ilerideki ara sokağın başında yere düşmüş iki karton bardak gördüm şerefsizler kızı burada kaçırmış olmalıydılar. Sokağa girdim ve caddeye çıkana kadar ilerledim bir yol ayrımı vardı orada durup tekrar Efsun’u aradım ama açmadı telefonu sessizde olmalıydı ya da adamlar telefonunu almışlardı bilmiyordum delirmeme ramak kalmıştı “Neredesin be Efsun, neredesin be kızım!” dedim ağzımın içinde bizimkilere canlı konum attım ki aynı yolda gidip zaman kayıp etmeyelim diye yol ayrımından sola döndüm belki bir umut buradan gitmişlerdir diye.

Efsun’un ağzından:
Gözlerimi hareket eden bir arabanın bagajında açtım ciddi ciddi kaçırılıyordum. İyi de neden? Beni bağlamayı unutmuş bu salaklar ya madem kaçırıyorsunuz bari düzgün yapın beceriksizler diye içimden adamlara sövüyordum ki aklıma hırkamın cebindeki telefon geldi almadıklarını umut ederek elimi cebime attım. Kahretsin almışlardı. Büyük ihtimalle arka koltuktaydı kafamı az bir şey çıkartıp koltuklara baktım ve telefonumu gördüm oradaydı. Görünmeden nasıl alacaktım ki? Araç bir anda durdu ben içimden bildiğim tüm duaları okuyordum ama kimse bagajı açmayınca derin bir nefes verdim ve kafamı hafifçe kaldırıp baktım bir benzinlikte durmuştuk adamların biri benzini doldurmaya diğeri de markete gitmişti fırsat bu fırsattı hemen telefonumu aldım. Aklıma ilk gelen şey Doruk’u aramak oldu ama sesimi duyarlarsa biterdim o yüzden çok seri olmam lazımdı hemen rehbere girip Doruk’u aradım “Alo,” dedim çok derin bir nefes verdi sanki üzerinden koca bir kaya kalkmıştı “Şükürler olsun Efsun neredesin?” dedi “Doruk beni kaçırdılar şuan bir benzinlikteyiz.” Dedim “Tamam, sen sakin ol tamam mı bulacağız seni. Bana etrafında ne olduğunu söyle ayırt edebilmem için bana bir şey söyle Efsun!” dedi bulacağız derken kimle? Her neyse bunu sonra sorgulardım şuan sırası değildi. “Doruk ben bilmiyorum sadece benzinlik ve karanlık bir otoban var.” Dedim “Kahretsin! Efsun bana hemen canlı konum at hemen seni bulacağım korkma, korkma.” Dedi bana korkma diyordu ama kendisi benden çok korkuyordu hissedebiliyordum.
Whatsapp’a girip Doruk’a canlı konum attım ama lanet olası internet çekmiyordu “Doruk, internet çekmiyor konum gönderilmiyor.” Dedim telefondan bağırma ve bir yere vurma sesi geldi Doruk küfürler savurup bir yerlere vuruyordu “Doruk ne oluyor orada?” dedim “Bir şey yok.” Dedi ama sesinde belliydi çok endişeliydi “İyi misin Doruk? Endişelenme sen bana bir şey olmasına izin vermezsin,” Gözümden bir damla yaş düştü “Yani seni daha yeni tanıdım ama sen çok iyi birisin dün gece yaptığın gibi korursun beni değil mi?” dedim göz yaşlarım akmaya devam etti ağlıyordum. Ön kapı açıldı ve adamlardan bir bindi nefesimi tuttum, elimle ağzımı sıkıca kapattım olabildiğince sessiz bir şekilde “Doruk adamlardan biri geldi kapatmam gerek.” Dedim sessizce ağlıyordum “Ağlama Efsun yapma bunu, korkma güzelim koruyacağım seni. Dün ki gibi.” Dedi sırıttığını hissettim oda ağlıyordu, benim için. Daha dün tanışmıştık niye ağlıyordu ki çok sormak istedim ama yapamazdım. “Efsun, güzelim sakın ağlama ben bulacağım seni. Telefonu kapatma tamam mı?” dedi sustum, bu kez konuşmak istedim fakat susmak zorunda kaldım. Susmanın onaylamak olduğunu bildiği için kapatmayacağımı da anladı. Araç hareket etmeye başladı.
Araba bir anda durdu anlaşılan geleceğimiz yere gelmiştik. Öndeki adamlar biri indi ve bagaja doğru yürüdü. Bagaj kapısını açacağını anladığım an telefonu görmesin diye cebime attım. Arabayı süren adam kapıyı açtı ve uyandığımı görünce “Fıstık uyanmışsın. Patronun işi seninle biter bitmez senle ufak bir işim var.” Deyip kahkaha attı pislik herif sonra adam koluma uzandı bense gidebildiğim kadar geriye gittim bu adamı sinirlendirmişti kolumu sertçe kavradı ve beni eski ve terk edilmiş bir eve doğru sürüklemeye başladı ben elinde çırpınıyordum “Bırak!” diye bağırıp kolumu ondan kurtarmaya çalıştım kurtardım da kaçmaya çalıştım ama ayağım takıldı ve düştüm haykırarak ağlıyordum “Yardım edin! İmdat!” diye bağırmaktan başka bir şey gelmiyordu elimden adam iki kolumdan da tutarak beni kaldırdı ve kendisine yaslayıp kulağıma eğildi “Patronun işi bittikten sonra seninle yapacağımız iş canını çok yakacak beni kızdırdın.” Dedi ve pis pis sırıttı ben hala ağlıyordum canımı en çok yakan şeylerden biri bu konuşmaları Doruk’un da duymasıydı kim bilir şuan ne hissediyordu. Adam beni inşaattan içeri soktu ve bir odaya girdik oda da ev gibi yıkık döküktü.

Girdiğimiz odada iki sandalye ve tavandaki lamba dışında hiç bir şey yoktu adam beni sandalyelerden birine oturttu daha sonra da ellerim ile ayaklarımı bağladı en son ağzımı bağlayacaktı “Dur,” kaşları çatık bana bakıyordu “son bir sözüm var.” Dedim adam başıyla söyle der gibi bir hareket yaptı “Daha yeni tanıştık ama seni seviyorum bunu istediğin anlamda anlayabilirsin, dediklerim belki de sana saçma gelecek ama sana güveniyorum,” ağlıyordum ama bir yandan da gülümsüyordum bu cümleleri Doruk’un duyduğunu bilerek kuruyordum “Korkmuyorum beni korursun biliyorum. Dünkü gibi.” Dedim dudaklarım da minik bir tebessüm oluştu gözlerimden yaşlar geliyordu sonra adam ağzımı bağladı o an cebimdeki telefon titredi ve bu demek oluyordu ki konum Doruk’a gitmişti. Gözümden son bir yaş düştü sonra odaya sarışın küt saçlı bir kadın girdi ve karşımdaki sandalyeye oturdu.

Doruk’un ağzından:
Telefona bildirim geldi Efsundandı konum yollamıştı. Kenara çekip konumdan yol tarifini açtım. Çokta uzakta değildi hemen konumu çocuklara da attım ve gaza bastım.
Konuma geldiğimde harabe ve terk edilmiş bir evi gösteriyordu evin biraz önündeki çalıların oradaydım hemen içeri giremezdim yanımda sadece bir tane tabanca vardı silah çantasını çocuklara vermiştim önce görünmeden kapıda adam var mı diye baktım. İki tane silahlı adam duruyordu belimdeki tabancayı çıkarıp ikisini de vurdum nişancılık konusunda iyiydim. Sonra gidip silahlarını aldım harabe olmuş evin içine girdim. İçeride adam yoktu sadece bir odanın ışığı yanıyordu sırtımı duvara yaslayıp içimden üçe kadar saydım ve kapıyı kırarak içeri daldım. Efsun bir sandalyede bağlıydı, ağlıyordu ve bir adam kafasına silah dayamış diğer eliyle saçlarını tutuyordu “Yaklaşma yoksa bu fıstığın beynini dağıtmak zorunda kalırım.” Dedi adam ona fıstık diyordu o an siniri iliklerime kadar hissettim. “Silahlarını bırak.” Dedi bırakıyormuş gibi yapıp adamın bacaklarına sıktım adam acıyla bağırıp duvardan destek alarak oturdu. Aklıma bu adamın Efsun’un canını yaktığı geldi ve onu orada delik deşik ettim. Sonra Efsun’u çözdüm ayağı kalktı ancak ayakta duramayıp göğsüme yaslandı bende onu kucağıma aldım ve o harabeden çıktık kapının önüne geldiğimde bizim çocukları gördüm daha yeni gelmişlerdi. Efsun bana “Doruk, bunlar kim?” diye sordu sorusunu “Buradan bir gidelim tanıştıracağım.” Diye yanıtladım ve onu kucağımdan indirmemle boynuma sarılması bir oldu ilk başta şaşırdım ama sonra bende sarıldım. Efsun ceketimin iki yakasını tutup alnını göğsüme dayadı ve ağlamaya başladı sonra ağlamasının arasında “Biliyordum beni kurtaracağını beni koruyacağını biliyordum.” Dedi tebessüm ettim ama bu tebessüm çok uzun sürmedi tebessümümü bölen şey bir silah sesiydi.

2. BÖLÜM SONU

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

96okunma 12beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18