18. bölüm / 18
BALKIZBölüm 18
Bölümler 18Şu an: Bölüm 18
- 1 Bölüm 1143 kelime
- 2 Bölüm 2170 kelime
- 3 Bölüm 3170 kelime
- 4 Bölüm 4299 kelime
- 5 Bölüm 5281 kelime
- 6 Bölüm 6281 kelime
- 7 Bölüm 7236 kelime
- 8 Bölüm 8303 kelime
- 9 Bölüm 9583 kelime
- 10 Bölüm 10743 kelime
- 11 Bölüm 11154 kelime
- 12 Bölüm 121.739 kelime
- 13 Bölüm 13323 kelime
- 14 Bölüm 14573 kelime
- 15 Bölüm 15453 kelime
- 16 Bölüm 16964 kelime
- 17 Bölüm 17343 kelime
- 18 Bölüm 18612 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Okulun son aylarıydı. Belkız son sınıf olmanın stresini yaşamadan önce bu anlarını iyu değerlendirmek istiyordu. Hava çok sıcaktı, Belkız resmen eriyordu. Öğle arasındaydılar, arkadaşı Toprak bu sıcakta basketbol oynamakta ısrar etmişti. O ise o an gürültü çekemeyecek durumdaydı. Annesinin babasını aldattığını öğreneli neredeyse bir yıl oluyordu. Bunu babasına nasıl söyleyeceğini durmadan düşünüyordu.
Düşünerek yürüdüğü yol okulun arka bahçesinde son bulmuştu. Belkızın hemen önünde okulu ve boş bir araziyi ayıran ağ vardı. Hemen ağ alttan tutup kaldırdı ve altan geçti. Arazi, ismini bilmediği o sarı çeceklerle doluydu. Adımını oraya atar atmaz tüm dertlerinden uzaklaşmıştı.
Dün kendisi için getirdiği örtüyü serdiği yere gitti ve oturdu. Yanına aldığı kitabı açarak okumaya başladı.
Belkız kitaba dalmışken hemen karşısında knu izleyen Tunadan habersizdi.
Onu burada görmeyi beklemeyen Tuna biraz şaşkındı. Ama onu görünce hızlanan kalbinin şaşkınlıkla alakası yoltu. Bu kizda bir şey var diye düşünüyordu Tuna. Son bir kaç aydır gözleri sürekli onu arıyordu, bulduğunda ise kalbi aynı şimdi ki gibi çarpıyordu. Sınıfta ansızın ona bakası geliyordu. Gülerken çok görmezdi Belkızı ama bir kahkahasıma veyahut küçük bir tebessümünü görse sanki günü tatlanıyordu. Belkız değildi o onun için Balkız.
...
Seninanonim: Benimle konuşmak istemediğini biliyorum
Seninanonim: Seni suçlayamam
Seninanonim: Eğer senin durumunda ben olsaydım farklı bir tepki verirmiydim bilmiyorum
Seninanonim: muhtemelen vermezdim
Seninanonim: Mesajlarıma cevap vermene gerek yok sonuna kadar haklısın
Seninanonim: ama oku lütfen
Seninanonim: Açıklayacam sana her şeyi ama bunu yüz yüzeyken yapmak istiyorum Balkızım
Seninanonim: Evet yüz yüze
Seninanonim: Sana sözüm olsun ki karşına çıkacağım ve bu okulda bir duvar kenarında olmayacak
Seninanonim: Seni seviyorum (16:38)
Görüldü✔️✔️
...
Kantinde sıra beklerken Tuna'yı gördüğümde beynimde hemen onunla nasıl bir konuşma başlatırım diye bir sürü plan dönmeye başladı. Gözlerim hala onun üstündeyken birden bana dönmesiyle göz düze geldik. Yakalanmanın verdiği utançla yüzümün yanmaya başladığını hissetim. O an garip bir şekilde ikimizde bakışlarımızı çekmedik ve bir dakika boyunca bakıştık ki bu bakışmayı bölen şey arkamda ki çocuğun, ''Bacım ilerlesene,'' demesi oldu. O an sıranın bana geldiğini, arkamda ki çocuğun ve kantinci amcanın ban tuhaf tuhaf baktığını fark ettim. Onlara aldırmadan iki kahve istedim ve beklerken göz ucuyla Tuna'ya baktığımda onun da sırıtığını gördüm.
Kantinci abi kahveleri uzattığında aldım ve iki kere düşünmeden adımlarımı Tuna'nın olduğu masaya attım ve bir sandalye çekip oturdum. Tuhaf bakışlarına aldırmadan aldığım diğer kahveyi de onun önüne bıraktım. ''Selam,'' dedim sakince.
''Selam?''
Evet, selam. Şimdi sırada ne var?
''Oturmamın bir sakıncası var mı? Gerçeği çoktan oturdum ama.'' Evet aynen böyle devam et.
''Yok. Ne sakıncası olabilir de bir şey mi oldu.''
Ne cevap vereceğimi düşünerek kısa bir süre duraksadım. ''Yok olmadı da...'' Da ne aptal kız.
''Bir şey mi söyleyeceksin.''
Hiç düşünmeden, ''Evet,'' dedim. Resmen sıçtım sıvıyordum!
''Dinliyorum.''
Ha, şimdi ayıkla pirincin taşını da görelim.
''Filiz hoca beni yanına çağırdı dün ve Matematik notlarımın pek de iyi olmadığını söyledi,'' durup yüzüne baktım ve konun nereye varacağını almaya çalışıyor gibiydi. ''Bende senin matematiğinin iyi olduğunu hatırladım. Okul çıkışı bana ders verebilir misin diyecektim?''
''Ben mi?'' diye kısa bir şaşkınlık yaşadı. Başımı salladım. ''Anlatırım da yani bende pek iyi sayılmam derslerde.''
Tamam aslında böle bir cevap beklemiyordum, yaklaşık 30 saniye önce kafamda yaptığım plan şuydu; Ben, Tuna'yı ders anlatma bahanesiyle dışarı çıkartıp çaktırmadan sevdiği şeyler hakkında sorular soracak ve böylece ona alacağım hediyeyi daha iyi seçecektim.
Nesin sen, Marinette Dupain Cheng mi?
''Tamam,'' dedim bu saçma plandan hala vazgeçmeyerek. '' O zaman beraber çalışırız olmaz mı?''
''Olmaz olur mu, çok güzel olur hem de,'' dedi ve hemen ardından hızlıca ekledi. '' Yani benimde bazı derslerim kötü yardım edersin değil mi?''
Yüzümde memnun bir gülümse oluştuğunda, ''Ay ederim tabii ki,'' diyerek omuzuna hafifçe vurdum. Sonra yaptığım şeyi fark ettiğimde kahvemden bir yudum aldım ve önüme döndüm zaten hemen sonra zil çalmıştı ve ben kalkıp hızla yanından uzaklaştım.
Bölüm etkileşimi
