3. bölüm · Aynı masada iki yabancı
Sessiz bağ
Ela, Mert’le üçüncü kez aynı masada oturduğunda artık bunun bir alışkanlık değil, bir istek olduğunu biliyordu. Aynı saat, aynı kafe… ama bu kez kalbi daha erken gelmişti.
Mert kahveleri getirdi.
“Şekersiz, değil mi?” dedi.
Ela şaşırdı. “Hatırlamışsın.”
Mert omuz silkti. “Bazı şeyler unutulmaz.”
Konuşmaları artık suskunluklardan oluşmuyordu. Ela çocukluğunu anlattı; küçük bir şehirde büyümeyi, yağmuru sevmesinin sebebini. Mert dinledi. Sözünü kesmedi. Sadece baktı.
Ela ilk kez birinin dinlemek için dinlediğini hissetti.
“Peki sen?” dedi Ela. “Sen neden yalnızsın?”
Mert fincanına baktı. Buhar yükselirken sesi kısıldı.
“Bazen yalnızlık bir tercih değildir,” dedi. “Alışkanlıktır.”
Ela sustu. Çünkü bazı cümleler cevap istemez.
Mert başını kaldırdı. “Seni korkutuyor muyum?”
Ela gülümsedi.
“Hayır,” dedi. “Beni düşündürüyor.”
O an, aralarında adı konmamış bir şey büyüdü. Ne aşk dediler, ne de kader. Ama ikisi de biliyordu: bu masadan kalktıklarında, aynı insanlar olmayacaklardı.
Kalkarken Mert ilk kez sordu:
“Yarın da gelir misin?”
Ela kapıya doğru yürürken durdu.
“Gelirim,” dedi. “Ama bu kez geç kalmam.”
