4. bölüm · AYNADAKİ YABANCI
4. BÖLÜM:YEŞİL IŞIĞIN ARDINDAN
Bir kaç saniye boyunca donup kaldım.Kolyenin yaydığı yeşil ışık odamın karanlığını yavaş yavaş aydınlatıyordu.
Dizlerim kenetlenmişti sanki,kalbim ise göğsüme sığmayacakmış gibi atarken gözlerimi kırpıştırdım.
Belki hala uyuyordum,bu sadece bir kabustu,gözlerimi yine bu parlayan Zümrüt kolyeye diktim ama ışık hala oradaydı.
Yataktan indim o an merakım gitgide korkumun üzerine geçmişti yeniden.Ayaklarım soğuk zemine değerken gözlerimi kolyeden ayıramıyordum.Sanki ilk elime aldığım haliyle aynı görünmüyordu hemde uzaktan yakından alakası yoktu.Taşı olduğundan çok daha parlaktı,Zümrüt rengini kaplayan taş şimdi ise üzerinde eflatun ve gümüş renkli yansımalar dönmeye başladı,sanki taşın derinliklerinde küçük bir evren saklıydı.
Kolyeye yaklaştığımda kolyeyi elime aldım.O an kolyenin o parlak taşında oluşan görüntüyü görene kadar...
Siyah silüetli bir adam belirdi,sırtı dönüktü,üstündeki deri siyah ceketin ceplerindeydi elleri.Ağır adımlarda yürüyordu sanki her adımında yürürken ayakkabısından çıkan tıkırtılar kulağımda yankılanıyordu.Bir an kolyedeki Zümrüt ışığı yansıyan renkler yavaşça kaybolmaya başlarken adamın ise dönük sırtından yüzünü görememiştim,taki o an durup dönüp başını kaldırana kadar.Yüzü belirgin değildi, sadece dudaklarından dökülen o tek kelimeyi net duymuştum
-"Anna." O an kolyedeki renkler kaybolmuştu,görüntü zümrütün rengini geri almıştı.
Titreyen parmaklarımın arasında tuttuğum kolyeyi o anki yükselen korku ve öfkeyle koltuğa fırlattım.Başım dolanıyordu sanki bir kabusun içindeydim kararan gözlerimle kendimi yatağa atmam bir oldu.Kurumuş dudaklarımın arasında fısıldanıyordum."Bu sadece kabus,uyanıcam bu sadece kabus olmalı." diye ağzımın içinde gevelerken gözlerim yavaşça kapanmaya başladı,gözümden akmaya başlayan yaşlara ise bu sefer müdahale etmemiştim.Kulaklığımda ise hala ismimin yankısı vardı,sonra ise herşey karardı.
Etraf zifiri karanlıktı,nerdeydim ben niye kimse yoktu hiç bir şey görünmüyordu.Koşmaya çalışıyordum sanki ayaklarım yerden kesilmişti,basım dolanmaya başladı yere çömeldim."Yeter artık,yeter!" diye bağırmaya çalıştım sesim ise çıkmıyordu sanki o an kulağımda yankılanan ismim olmuştu.Zifiri karanlık içinde Biri ismimi tekrarlıyordu defalarca kulaklarımda yankılanıyordu.Taki o an yüzüme çarpılan suyu tenimde hissedene dek.
Olduğum yerde korkuyla sıçradım,"Tanrım kâbusmuş"diye söylendim geveleyerek.
O an aklıma gelen kolyeyle gözlerim hızlıca koltuğa kaydı.
-"Mia?,napıyosun burda" dedim uykulu gözlerimi avştururken.Mia bir elinde yarısı boşalmış su bardağı diğer elinde ise telefonuna bakıyordu.
O an başını kaldırıp "Kaç kez aradım seni beraber kahvaltı yapmaya gideriz dedim tabi kış uykusuna yattığın için endişelendim dua etki sevgili Elara teyzecigim bana sizin evin yedek anahtarını verdi" derken bir yandan çantasındaki anahtarı bana Doğru sallıyordu."Hadi ama sersem uykucu, kalk kahvaltıya gidiyoruz"diyerek söyleniyor diğer yandan elindeki telefonla biriyle yazışıyordu.Mia nın o telefona bakarken ki sırıtışından çok iyianlamıştım kimle konuştuğunu.
-"Tahmin ediyorum eski sevgilin Edward yazdı hani senin şu hala unutamadığın,doğru mu bildim" dedim sırıtarak bakarak, Mia yı görmek o an beni biraz daha rahatlamıştı.
O da sırıtarak bana baktı.Bukleli sarı saçlarını savurarak "Aynen ta kendisi,çok özlemiş,pişmanmış beni bıraktığı için, bak ama sen gör nasıl elimde oynatıcam onu ve ayrıca sende şu kıçını kaldır artık şu yataktan!"
Mia nın söylenmesinden sonra yataktan kalkarak gerilmiş vücudumu esnettim iyice,vücudum kaskatı tutulmuştu.
"Vayy Anna kızım bu kolye nerden çıktı ne taşı bu böyle nerden aldın kız,yoksaa bu o dünkü şu sarmaşıklı kutudan çıkan kolyemi,bu gizli hayranın Harbi sana hayran olmuş haa ne dersin" diyerek bana göz kırparak imalı bakışlar atıyordu,parmakları arasındaki taşı incelemeye başladı.
Ona doğru yaklaşarak parmakları arasında gezdirdigi taşa baktım,dün gece gördüklerimin hepsinin kabus olmasına dua ettim,dikkatimi çeken bir diğer şeyse dün elimde tuttuğunda o gördüğüm görüntü,ışıklar neden Mia tutarken oluşmuyordu içten içe hafif ürpermiştim iyice,gerçekten olağandışı bir kolye olsaydı şuanda aynı şeyler olurdu o zaman dün gece olanlarda kâbustu ama kabus denmeyecek kadar bir o kadarda gerçekti...
Peki o kolyedeki görünen adam,bana olan o seslenişi hala kafamda dolanıyordu,sesi ise bir o kadar tanıdık hissettirmişti.
Zihnimde dolaşan sorular içinde dalgın gözlerle Zümrüt rengindeki bu parlak taşa bakıyordum öylece,o an Mia'nın elini göz hizamda sallamasıyla ona döndüm.
-"Anna?Tatlım iyimisin sen, daldın gittin, renginde dün geceki gibi soluk nedense hasta falan mı oldun acaba."derken diğer yandan dolabıma doğru ilerleyip içinden siyah bol bir kazak,altınada siyah kot etek çıkardı,sonbahar ayındaydık havalar soğuktu,kot eteğin altına soğuğa dayanıklı uzun çorapları giyecektim.Mia nın üzerinde ise Bebek mavisi tonlarında bir kazak,altındaysa beyaz kot eteği vardı,bukleli sarı saçları ise omuzlarından aşağı kadar iniyordu.
-"Evet hadi bakalım tatlım,bugün en yakın arkadaşımla uyumla olmalıyız,hadi hızlıca giyin aşağıda bekliyorum!" diyerek Yatağımın üzerine kıyafetlerimi bırakarak odadan çıktı.Üstümü değiştirip aynanın karşısına geçtim.Üzerimdeki siyah kazak iyice ruhumu karartmaya yetmişti .Dolabımda en çok ne kadar siyah tonlarında giysiler bulunsada bugün içim daralıyordu yeniden.Üstümdeki siyah kazağı çıkarıp dolabın içine öylece fırlattım onun yerine lacivert tonlarındaki bol kazağımı üzerime geçirdim.
Aynada dağılmış dalgaları hafif sönmüş koyu kumral tonlarındaki saçlarımı tepeden dağınık topladım,makyaj yapmayı çok seven bir kızdım ama bugün halim yoktu ama halkalı küpelerimi takmaktan da ödün vermedim.Hazır olduğumda odadan çıkmak için kapıya yöneldim taki gözüm yine koltuğun üstündeki Zümrüt kolyeye kayana kadar o an içten gelen dürtüyle kolyeyi elime aldım,inceledim ve dün gece kolyede gördüklerim kabustu belkide sadece fazla gerçekçiydi zihnimi kurcalayan bu düşünceleri kenara bırakıp,korkumun üstüne gitmeliydim belkide çünkü beni ben yapan şeylerden biride buydu.Geri aynanın karşısına geçerek elimdeki bu Zümrüt kolyeyi boynuma taktım o an içten içe hissettiğim korku duygusunun önüne geçtiğimi hissederek derin bir nefes verdim.Tam odadan çıkacakken gözüm çalışma masamın üzerindeki gümüş çakmağa kaydı.
İçimde açıklayamadığım bir dürtüyle onu da elime aldım.
"Şunu neden hâlâ saklıyorum ki?" diye mırıldandım kendi kendime.
Cevabını bilmiyordum.
Omuz silkerek çantamın ön gözüne bıraktım ve odadan çıktım.
Ben odadan çıkarken boynundaki Zümrüt ise çoktan parıldamaya yeniden başlamıştı...
Ama bilmiyordum ki o anki cesaretim ilerleyen saatlerde benim kabusum olacaktı.
Devam edicekk:))...
