14. bölüm · Aynadaki Katil:YORU
Son
Kazan dairesindeki o kör edici mavi ışık yavaşça sönerken, havada asılı kalan elektrik kokusu geniz yakıyordu. Kuroda artık yoktu; geriye sadece duvarlardaki is izleri kalmıştı. Ren, dizlerinin üzerine çöktü. Vücudundaki o parlak mavi damarlar yavaşça teninin altına çekiliyor, yerini ölümcül bir bitkinliğe bırakıyordu.
Yoru, bağlı olduğu masadan sendeleyerek indi ve hızla Ren’in yanına koştu. Ren’in elleri hala titriyordu. Yoru, çekinmeden o titreyen elleri kavradı.
"Ren... bana bak," diye fısıldadı Yoru.
Ren başını kaldırdı. Gözleri eski rengine dönmüştü ama bakışları darmadağındı. "Ben... ben ne yaptım Yoru? O hali gördün. Ben bir canavarım, değil mi? Herkesten sakladığım o karanlık şey... senin canını yakabilirdi."
Yoru, Ren’in yüzünü avuçlarının içine aldı. Başparmağıyla Ren’in yanağındaki teri sildi. "Sen beni kurtardın Ren. Canavarlar yok eder, sen ise korudun. Eğer sen bir canavarsan... ben de öyleyim. Bak bana, gölgelerimden korkuyor musun?"
Ren, Yoru’nun ellerinin sıcaklığına bıraktı kendini. Gözlerini kapattı ve alnını Yoru’nun omzuna yasladı. İlk kez o "her şeyi kontrol eden, havalı çocuk" maskesi düşmüştü. "O turnayı yerde gördüğümde," dedi sesi boğuklaşarak, "içimdeki o gücün bile korktuğu tek bir şey vardı: Seni bir daha görememek. O an anladım ki, dünya yansa bile senin yanında kalmalıyım."
Yoru’nun kalbi boğazında atıyordu. Yıllardır kimse ona bu kadar muhtaç, bu kadar gerçek bakmamıştı. "Beni neden sevdin Ren? Ben sadece aynalara hapsolmuş, ezik bir kızdım."
Ren hafifçe geri çekilip Yoru’nun gözlerinin içine baktı. "Çünkü sen herkesin sahte gülücükler dağıttığı bu okulda, acınla bile gerçektin. Ben senin o yalnızlığını sevdim Yoru. Çünkü o yalnızlık, benimkine çok benziyordu."
Ren, elini yavaşça Yoru’nun yanağına götürdü. Dokunuşu o kadar narindi ki, sanki kırılacak bir porselene dokunuyordu. Aralarındaki mesafe kapandı. Dudakları birbirine değdiğinde, bodrumun o soğuk havası bir anda ısındı. Bu öpücükte ne mavi yıldırımlar vardı ne de siyah gölgeler; sadece iki kırık ruhun birbirini iyileştirme çabası vardı.
O an, kazan dairesinin köşesindeki çatlak aynada Yoru’nun yansıması belirdi. Ama yansıma-Yoru artık sırıtmıyordu. Sadece huzurla onları izliyordu.
"Gitmeliyiz," dedi Ren, ayrıldıklarında. "Seni bu okuldan, bu şehirden uzaklaştırmalıyım. Kimsenin bize canavar diyemeyeceği bir yer bulacağız."
Yoru, Ren’in elini sımsıkı tuttu. "Senin olduğun her yer benim için güvenli Ren. Hadi gidelim."
El ele, okulun arka bahçesindeki karanlığa doğru yürüdüler. Siren sesleri uzaktan duyulmaya başlamıştı ama onlar için artık zaman durmuştu. Artık kaçıyorlardı; ama ilk kez bir şeyden korktukları için değil, birbirlerine kavuştukları için...
