3. bölüm · Ayna sunucusu
Ayna sunucusu
3. BÖLÜM
Bölüm: Sessizliğin Yankısı
Sabah, okulun koridorları alışılmadık bir uğultuyla doluydu.
Herkesin elinde telefonlar, gözlerinde şaşkınlık… ve aynı paylaşım:
“Dün geceki yağmurun altında iki kişi seçildi. Oyun başladı.”
Altında ise iki isim: Sarp ve Ahu.
Sarp, dolabının önünde donup kaldı.
Ekrana tekrar tekrar baktı, ama harfler değişmedi.
Kalbi, sanki hâlâ dün geceki yağmurun ritmine ayak uyduruyordu.
Birileri ona sesleniyordu ama duymuyordu.
“Sarp! Gerçekten sen misin listedeki?”
“Oha, Ahu kim ya?”
Sorular çoğaldıkça Sarp’ın içindeki sessizlik de büyüyordu.
Telefonu cebine koydu, derin bir nefes aldı.
“Bu oyun sadece bir şaka değil…” dedi içinden.
“Birileri bizi izliyor.”
Aynı anda, sınıfın diğer ucunda Ahu da aynı bildirime bakıyordu.
Ellerinin titrediğini hissetti.
Dün geceki o yağmur anı, şimdi bir anlam kazanmış gibiydi.
Ama bu anlamın nereye varacağını bilmiyordu.
Bir an için camdan dışarı baktı.
Okulun bahçesinde, bir köşede duran güvenlik kamerasının kırmızı ışığı yanıp sönüyordu.
Ve o ışık, sanki sadece onları izliyordu.
Sarp teneffüste kalabalığın arasında yürürken herkesin fısıltılarını hissediyordu.
Adı her cümlede geçiyor, her bakış ona dönüyordu.
Normalde bundan hoşlanırdı, ama bugün değil.
Telefonunu eline aldı, bildirimin geldiği hesabın profilini açtı.
Hesap isimsizdi, sadece bir simge vardı: mavi bir daire içinde titreyen bir göz.
Altında da tek bir cümle:
“Gerçeği aramaya cesaretin varsa, kuralları bul.”
“Kurallar mı?” diye mırıldandı.
Etrafına baktı, kimse duymamıştı.
O sırada arkadaşı Eren yanına geldi.
“Kanka, bu oyunu geçen sene de başlatmışlardı ama biri susturdu, hatırlıyor musun?”
Sarp başını kaldırdı.
“Evet… ama bu sefer farklı.”
Eren şaşırdı. “Ne farkı var?”
“Bu sefer sadece rastgele bir oyun değilmiş gibi. Ahu da var.”
Eren anlamadı, ama Sarp’ın sesi değişmişti.
O farkı yalnızca kendisi biliyordu: dün geceki yağmur, o sessizlik, o bakış... hepsi bu sabah anlam kazanmıştı.
Derste öğretmen konuşurken, Sarp defterinin kenarına o sembolü çizdi: mavi daire içindeki göz.
“Gerçeği aramaya cesaretin varsa…”
Cümlenin anlamını düşünürken bir bildirim daha geldi.
📩 “Kural 1: Yağmurda söylenen her söz kaydedilir.”
Sarp irkildi.
“Kaydedilir mi?”
Kalbi hızlandı. Dün gece söylediklerini hatırladı.
‘Senle konuşmak hep en sakin yağmur gibi geliyor bana…’
Gözleri büyüdü.
“Bunu biri duymuş.”
Ve o anda, oyun gerçekten başlamış oldu.
Aynı anda, okulun diğer ucunda Ahu pencereden dışarı bakıyordu.
Yağmurdan kalan damlalar hâlâ camın kenarında titriyordu.
Herkes yeni paylaşımı konuşuyor, kahkahalar ve merak dolu sesler sınıfın havasını dolduruyordu.
Ama o, kulaklığını takmıştı.
Müzik, dış dünyayı susturmanın en kolay yoluydu.
Telefonu masanın üzerinde titreşti.
Ekranda aynı bildirim belirdi:
“Kural 1: Yağmurda söylenen her söz kaydedilir.”
Göz ucuyla ekrana baktı.
Sonra sessizce kilidi kapattı.
“Kaydedilsin.” diye düşündü içinden.
“Zaten o sözleri saklamam mümkün değildi.”
Gözlerini tekrar dışarı çevirdi, elini pencereye dayadı.
Bahçede öğrenciler gülüp konuşurken o, kalabalığın içindeki sessizliği dinliyordu.
Derste öğretmen bir şeyler anlatırken Ahu’nun defterinin köşesine küçük bir damla çizdi.
Sonra farkında bile olmadan o damlanın içine bir bakış, bir yüz, bir anı gizledi.
“Sarp…”
İsmi zihninde yankılandı, ama dudaklarından hiç dökülmedi.
Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey olmamış gibiydi.
Ama içinde, yağmurun bıraktığı sessizlik yeniden filizleniyordu.
