2. bölüm · Ayna sunucusu

Ayna sunucusu

Zeynep Türe

2. BÖLÜM
Yağmur un sustuğu yerde kalpler konuşur

Bölüm: Yağmurun Altında Sessizlik

Okul çıkışı, gri bulutlar gökyüzünü kaplamıştı.
Yağmur yavaş yavaş başlamış, öğrenciler aceleyle evlerine koşuyordu.
Sarp, çantasını omzuna takmış halde durağın kenarında bekliyordu.
O sırada Ahu geldi. Saçlarının ucuna düşen yağmur damlaları sessizliği daha da derinleştiriyordu.
Sarp, gülümseyerek sordu:
“Yağmuru seviyor musun?”
Ahu başını kaldırıp kısa bir bakışla cevap verdi:
“Bilmiyorum… bazen yağmurda her şey daha sessiz oluyor. Düşünmek kolaylaşıyor.”
Bir an ikisi de sustu.
Yalnızca yağmurun sesi vardı.
Sarp cebinden bir mendil çıkarıp Ahu’ya uzattı.
“Saçların ıslandı, hasta olacaksın.”
Ahu hafifçe gülümsedi.
“Sen de ıslandın ama.”
Sarp omuz silkti.
“Olsun, sen iyi ol yeter.”
Yağmur biraz daha hızlandı.
Durakta sadece ikisi kalmıştı.
Birbirlerine baktılar, ama kelimeler yerine bakışlar konuşuyordu.
“Biliyor musun…” dedi Sarp, sesi neredeyse fısıltı gibiydi.
“Senle konuşmak hep en sakin yağmur gibi geliyor bana.”
Ahu hiçbir şey demedi.
Gözlerini yere indirdi, ayakkabısının ucuyla su birikintisine dokundu.
Sarp onun sessizliğini reddedilmişlik değil, utangaçlık olarak hissetti.
Bir an cesaretle elini uzattı, Ahu’nun yüzüne düşen bir tutam saçı kulağının arkasına yerleştirdi.
O an, otobüsün farları yağmurun arasından göründü.
Ahu çantasını aldı, kapıya doğru yürüdü.
Tam binecekken durdu, omzunun üzerinden Sarp’a baktı.
O bakışta binlerce sözcük gizliydi.
Sonra hiçbir şey demeden otobüse bindi.
Kapı kapandı.
Otobüs yavaşça uzaklaştı, Sarp durağın altında kaldı.
Otobüsün içinde Ahu, en arka koltuğa geçti.
Cama yaslandı, yağmur damlalarını izledi.
Kendi yansımasında Sarp’ın yüzünü görür gibi oldu.
“Neden bir şey diyemedim?” diye düşündü.
“Söylesem her şey değişirdi belki…”
Elini cama bastırıp buğunun üzerine küçük bir daire çizdi.
Sonra dudaklarının kenarında farkında olmadan bir tebessüm belirdi.
“Belki… bir dahaki yağmurda konuşurum.”
Otobüs uzaklaştı, şehir ışıkları camda yansıdı.
Ahu’nun kalbinde ilk kez sıcak bir şey büyüdü.
Sarp hâlâ durağın altındaydı.
Yağmur üstüne düşüyor, ama o kıpırdamıyordu.
Ahu’nun o son bakışı zihninde dönüp duruyordu.
“Hiçbir şey demedi ama… o bakış sanki bin kelimeydi.”
Gülümsedi.
“Belki bir dahaki yağmurda o da konuşur.
Belki o zaman ben de her şeyi anlatırım.”
Gökyüzüne baktı, yağmur hâlâ yağıyordu.
Ama bu kez, sanki ikisinin kalbini dinliyormuş gibiydi.
Ve Sarp o an anladı:
Bazı hikâyeler, kelimelerle değil…
sadece bir bakışla başlar.