1. bölüm / 4
AYÇIL1 Bölüm Ayça Ay
Bölümler 4Şu an: 1 Bölüm Ayça Ay
- 1 1 Bölüm Ayça Ay1.500 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Turhan Ardınç 2 bölüm804 kelime
- 3 3 Bölüm Turhan ardınç836 kelime
- 4 4 Bölüm Turhan Ardınç1.601 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sayın Savcı Ayça ay" yükseldi ismim ve ünvanım .benim tekrardan takıntım geldi 5 kere yürümemek için kendimi çok zorladım Lakin başarılı olamadım. tur atmaya başlamışdım. 1 2 adımı haykıran kişi ve orada izleyiciler Herkes bana bakıyordu. Lakin bir kişi bana çok acayip bakıyordu yargılar gibi değil anlamaya çalışır gibi. 3 tur galiba o hakimdi ama hemen yürümeye başladı Bana Doğru adımlarla geliyordu. bana gelip kolumdan tutmuştu. " Sen ne yapıyorsun burada üç kere gidip geldin sen nerede olduğunu farkında mısın" fısıldadı kulağıma. ona kaşımı çatıp baktım kolumu kurtarıp tekrardan 2 kez gidip geldiğimde tekrardan giderken kolumdan tuttu " Senin amacın ne" Dedi ondan tekrardan kolumu kurtarıp sahneye çıktım ve cübbemi giyip belgemi alıp belgemi veren kişiye tokalaşıp aşağı indim. o Hakimi kolundan tutup çıkardım "Sen bir Hakime nasıl böyle davranırsın " gerçekten çok sinirlenmiştim . ne ara kolundan tutup çıkardığımın farkında değilim Lakin o benim sinirlerimi gerçekten hoplatmıştı " Sayın hakim artık yasal olarak sizinle aynı eşitlikteyiz ve siz bana böyle davranamazsınız. Eğer siz bana böyle davranırsanız lakin az önce bana böyle davrandınız .benim saygınlığımın yere serdiniz ve ben de size bunu yapmak durumunda kaldım. Eğer daha fazla benimle uğraşırsanız ben de sizin 2,3,4 katıyla uğraşırım Hatta 5 katı uğraşırım Neden biliyor musun? Çünkü benim 5'e takıntım var. az önce de o yüzden yürüdüm sizin gibi saygısız düşüncesiz o kadar çok insan var ki bana ilk baktığınızda beni anladığınızı düşündüm biliyor musunuz yanılmışım " hakim son söylemiş olduğum sözü duyunca Kaşlarını yukarı kaldırdı " Bana bak ayçıl Hanım sen burada saygı duyulacak bir insansın Çünkü artık benim gibi bir hukukçusun eşit olduğumuz doğrudur ama bana bak küçük hanım ben senin sandığın gibi değilim bunu da bil ayçıl hanım " Ne ayçıl mı "Pardon da Hakim Bey Benim ismim ayçıl değil Ayça. " Hakim bunu duyunca gülmeye başladı. çenesi belirgin, kahve rengi saçlı ela gözlüydü .gözlerinin rengi çokhoştu ay ben ne düşünüyorum böyle "ayçıl ayçıl " Beni sinirlendirmek için yapıyordu. " Ben senin isminin ayça olduğunu biliyorum ayçıl " Yani beni sinirlendirmek için "bana böyle baktığına göre ayçıl kelimesinin anlamını bilmiyorsun "evet bilmiyordum ben o an uydurduğu bir kelime olduğunu sanmıştım. " Ayçıl isminin anlamı ay gibi aya benzeyen ay gibi güzel ay gibi sürekli ışık ve pırıltı saçan demek" anlamını söylediğini çok şaşırmıştım. ismimin ve soy ismimin zaten Soy ismim ay ama ismimin anlamına geldiğini bilmesini beklemiyordum. ama galiba Bana güzel ve ışık saçan demişti. Hayatımda hiç böyle bir iltifat almamıştım. Belki de iltifat değildi sadece beni sinirlendirmek için söylemişti. " Senin isminin anlamı Hilal yeni ay ışıltı demek Ben senin isminin anlamının diğer kelimesini söyledim. Kendini ışıltı saçıyorum falan diye düşünme .Sana iltifat etmedim Ama senin aldığın ünvan güzel sadece ünvanın ışıltı saçıyor " Dedi onu orda dövmek istedim ama kendimi tutum."ışıltı saçıp saçmadığımı düşünmen de hiç umurumda bile deği.l ha bir şey doğru söyledin. aldığım ünvan güzel olduğum şey de güzel " güzelce lafımı saçmıştım bir nezle olsada içim rahatlamıştı " Ha bu arada sen ismini söylemedin " tekrardan o iğrenç Gülümsemesi yüzüne oturdu " ismimi merak mı ediyorsun ayçıl Hanım " " Hayır sen benim ismimle alakalı o kadar çok şey söyledin Ben de senin ismini öğrenmek istedim merak değil istek " " Turhan Ardınç " Bu ismi ilk defa duyuyordum lakin turhanın boyu çok uzundu şuana kadar hiç fark etmemiştim ayak numarası kim bilir kaçtır bu boya göre en az 55 ayaklarına bakarak "senin ayak numaran kaç boyunda deve kadar en az 55'dir deve tabanı gibi " Bana sorgulayıcı bakıyordu resmen ne alaka der gibi "47" Dediğinde "yaklaşmışım gerçekten de deve tabanı gibi " Kaşlarını çatmış vaziyette bakıyordu bana ben de biraz haddimi aşmış olabilirim sadece koskoca hakime ayaklarına deve tabanı gibi dedim sonuçta bende koskocasavcıyım "ya benim ayaklarımla alakalı böyle konuşma zaten zor ayakkabı buluyorum" Ben de gülerek " Siz bulduğunuza şükredin " Dediğimde kahka atıyordum turhan kızıcak olucak ki "sen bana bu kadar şey söylüyorsun ama ben sana bakabilmek için eğiliyorum "bana kısa mı demişdi o gerçekten de kısa demişdi " Lan benim boyum 1.70 sen 2 metresin diye bana kısaymışım gibi muamele yapamazsın" Turhan buna da gülüyordu benimse kaşlarım çatıktı bir şey demeden ikimiz de gittik benim cemreyle buluşmaya gidiyordum lakin o nereye gidiyordu bilmiyorum merakta etmiyordum aslında neyse beni onunla alakalı hiç bir şey alakadar etmez buluşma yerine varmışdım kafeye oturdum cemreyi beklerken turhanla aynı adliyede mi çalışcaz diye düşünürken cemre geldi geldiği gibi aya kalkıp ona sarıldım cemre sarı saçlı kahve rengi gözleri vardı ve hep onun gözünün içi gülerdi "canım çok özür dilerim törenine gelemedim " " Ay canım önemli değil zaten kimse gelmedi " "ay canım ayşe teyze gelmedi mi" "Annem oğluyla uğraşıyor yine " " Noldu ki canım ne yaptı ki yine oğuz" Oğuz hep başına bir açtığı için böyle düşünmesi normaldi ama keşke öyle olsaydı " Hayır annem oğuza kahvaltı hazırladığı için gelmedi" Cemre çok şaşırmamıştı çünkü annemin oğuzla beni ayırdığını ince ayrıntısına kadar biliyordu ben konuyu değiştirmek için hemen konuştum "ay cemre bu gün başıma ne geldi biliyor musun " " Ay ne oldu canım " " Ay canım bak ne oldu biliyor musun Şimdi ben cübbemi giymem için adım yankılandı sonra ben giderken takıntım geldi işte ben orada tam olarak 3 tur attım yani herkes bana bakıyoruz tabii ama hakim bana bir acayip bakıyor Ben anladığını zannettim böyle Ondan sonra bana doğru gelmeye başladı işte kolumdan tuttu dedi ki sen dedi Nerede olduğunun farkında mısın burada 3 kere gidip geliyorsun falan dedi Ondan sonra ben yine 2 kez yürürken gene kolundan tut Sen benimle dalga mı geçiyorsun falan dedi Ondan sonra ben işte gittim Son kez Sonra gittim cübbemi giydim Belgemi aldım belgemi veren kişiyle tokalaştım gittim Kolundan tuttum dışarı çıkardım onu bir bağırdım böyle kızdım falan filan işte ondan sonra işte bana net biliyor musun ayçıl Koskoca hakim Bana isim taktı işte bana buradan anlattım Ondan sonra işte konuştuk şey yaptık işte bana ayçıl isminin anlamını söyledi anlamı da işte ışıltı saçan güzel falan dedi Ondan sonra dedii ki güzelsin ama için Güzel değil işte falan saçmıyoruz bir de ben dedim ki hiç umurumda değil benim için güzel olmadı Sen nereden biliyorsun falan dedim ondan sonra işte boyu da 2 metreydi gerçekten 2 metreydi bana kısa dedi benim Boyum 1.70 ve bana kısa dedi Yani Ben de ayaklarıyla dalga geçtim 47 numara ayakkabı giyiyormuş işte öyle" Cemre bu tür kavga etmemize bu kadar şaşırmadı ama onunla dalga geçtiğini söyleyince daha çok şaşırd " Kızım sen koskoca hakimin ayak numarasıyla mı dalga geçtin " " Evet canım neyse ben eve kaçar 2 saatten beri oturuyoruz" "Tamam bebeğim eve gelince haber ver " Cemre beni hep düşünürdü galiba beni hayatım düşünen tek kişi oydu "tamam canımmm" Sonrasın da ayrıldık ben yolda yürürken yine o lanet olası şey gelmişti takıntım tekrardan yolu dönüp gide diye diye 5 kez gidip gelmiştim eve vardığım da annem yine Oğuz'un başında pervaneydi ben eve geldim o kadar şey başarıp koskoca savcı oldum onun oğlu eşşek kadar oldu oturmuş bilgisayar oyunu oynuyo annemin yanına gittim "anne " Annem beni görünce mutlu olmamıştı üstümde cübbem vardı lakin o benim üzerimdeki cübbeyi görmezden geldi "ben sana demedim mi kardeşine gelirken gitar al diye heves etti çocuk sen koskoca savcı oldun ama kardeşine 1 gitar almıyorsum yazıklar ols" Lafını kesip " sen oğlun eşek kadar adam oldu eve bir para soktu oldu mu ama bir şey getirdi oldu mu bir para bir ekmek soktu mu oğlun kendi parasıyla bir eve bir şey aldı mı hadi diyelim ona geçtim okudu mu lise terk ben gelmişim burada koskoca savcı olmuşum dişimin tırnağını kızayarak senin oğlun gitsin o zaman okumuyorsa gitsin çalışsın burada götünü yayarak oturmasın" Annem dediklerim karşısında şokolmuşdu çünkü bu zamana kadar hiç sesimi çıkarmamışdım ama artık canıma tak etmişdi "sen benim oğlum hakkında böyle konuşamazsın sanane benim oğlum ister çalışır ister oturur çalışmaz" " anne ben senin neyinim kızın değil miyim varsa yoksa oğlum başında pervane oluyorsun ben küçükken hasta olduğumda bile kendim giderdim babama söylerdim ama sen gelip bana bir gelip bakmazdın çorba yapmazdım girip de başıma okşamazsın ablam öldüğünde gelip bir şey yapmadın bana gelip teselli etmedin ben kaç ay kendimi odama kapattım odamdan çıkmadım yemek yemedim istedim gel kızım yemeğini ye aç bırakma kendini demeni istedim anne ne geldin kapımı açtın hadi gelip bir şey sordu ama hatırlıyorum gelmiştin ama benim için gelmemiştin yine o sevgili oğlunun telefonla bir şeyler yapmış onu düzeltmem için sen beni hiç sevmedin anne hiç" Son söylediklerimi söylerken nerdeyse ağlıyordum ama annemde mimik değişmemişdi "almadığını normal bir şekilde söyleye bilirdin " "Sen benim ağladığımı bile umursamadın ben buraya koskoca Türk Cumhuriyeti savcısı olarak geldim sen bu cübbeyi bile görmezden geldin insanlar bu cübbeyi görünce yürümesini bile düzeltiyor " Diyip odama gittim annemle kavga ilk defa etmiştim çünkü nefesimi boşa harcamak istemediğim için onunla genelde konuşmazdım annemde zaten benimle sadece bana ihtiyaç duyduğu zaman gelirdi benimle konuşurdu ben küçükken onunla çok konuşmak istedim onunla oyun oynamak istedim gelip başımı okşasın istedim annemde banada vermesi gereken bütün sevgisini oğuza vermişti ben aslında oğuzu severdim lakin annem beni sevmediği için oğuzu da benden uzak tutardı küçüklüğünden beri ben artık alışmışdım
Bölüm etkileşimi
