1. bölüm / 11
Ay tahtıLanetin keşfi
Bölümler 11Şu an: Lanetin keşfi
- 1 Lanetin keşfi374 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Kael ile Karşılaşma547 kelime
- 3 Ay Mührü'nün İlk Parçası572 kelime
- 4 Kayıp Zamanın İzleri618 kelime
- 5 Karanlıkta Kaybolan Yıldızlar706 kelime
- 6 Ay Mührü’nün Gölgeleri756 kelime
- 7 Kayıp Zamanın Çöküşü654 kelime
- 8 Gölgelerin Dansı ve Ay Işığında Sırlar702 kelime
- 9 Sonsuz Döngü ve Kayıp Zihinler707 kelime
- 10 Sonsuz Geri Dönüş ve Zamanın Bedeli626 kelime
- 11 Sonsuz Yalnızlık ve Yeni Başlangıç510 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ay, gökyüzünde her zamankinden daha parlak asılı duruyordu. Gümüş ışık, Selene’nin odasının taş duvarlarını soğuk bir dokunuşla aydınlatıyordu. Penceresinin önünde durmuş, dışarıdaki sessizliğe bakıyordu. Ay Diyarları’nın kraliyet sarayı, bir zamanlar görkemli bir yerdi; ama Selene için bu duvarlar bir kafesten farksızdı.
Ellerine baktı. Parmaklarının ucunda beliren o tanıdık siyah kıvılcımlar gözlerini kamaştırdı. Bir hafta önce bahçedeki bir güle dokunduğunda, çiçek anında kuruyup kül olmuştu. Daha önce aynı eller, bir başka bitkiye dokunduğunda onu anında büyütüp çiçeklerle bezemişti. Hiçbir zaman ne olacağını bilemiyordu. Dokunuşları ya hayat veriyordu ya da yok ediyordu. Ve bu, insanları ondan korkmaya itiyordu.
“Selene,” dedi içinden bir ses, derin ve fısıltılı. “Kaderin seni çağırıyor.”
Bu sesi ilk duyduğunda korkmuştu. Ama artık alışmıştı. Geceleri yalnız kaldığında, bu fısıltı hep yanındaydı. Yatağına dönmek yerine pelerinini omuzlarına aldı ve koridora süzüldü. Ay ışığı taş zemin boyunca uzanan gölgeleri aydınlatıyordu. Yasak bölgeye, Ay Kitaplığı’na gitmek için ideal bir zamandı.
Kitaplık sarayın en eski kısmında, terk edilmiş gibi duran büyük bir salonun ardında saklıydı. Kapıya vardığında, elleri hafifçe titredi. Yasaklanmış olmasının bir sebebi vardı. Ama içindeki merak daha baskındı. Kapıyı itti ve gıcırdayan menteşelerin yankısı koridoru doldurdu.
Kitaplık, ay ışığıyla hafifçe aydınlanan tozlu raflarla doluydu. Büyü kitapları, eski parşömenler ve taşa kazınmış tabletler her yerdeydi. Selene dikkatlice yürüdü, her adımında yerdeki tozun havaya kalktığını hissediyordu. Rafların arasındaki bir masada, garip bir ışık titreşti. Işığa doğru ilerlediğinde, bir tabletin parladığını gördü.
"Ay Tahtı." Kelimeler, eski bir dille kazınmıştı ama Selene her harfi anlayabiliyordu. Parmaklarını dikkatlice taşın yüzeyinde gezdirdi ve fısıldayarak okudu:
> "Ay’ın gölgesi ve ışığı birleştiğinde, Taht gerçek sahibini çağıracak. Ancak her zafer, bir kayıpla mühürlenir."
Kalbi hızla çarptı. Kehanet... Rüyasındaki sözler, tam da burada, taşın üzerinde yazılıydı. Daha fazlasını öğrenmek için tableti kaldırdı. Altında başka bir cümle daha vardı:
> "Lanet, ışığın bedelidir. Güç, fedakarlık ister."
Selene’nin nefesi kesildi. Bu, lanetinin kaynağı olabilir miydi? Cevap burada mıydı? Bir anda ellerinden çıkan siyah kıvılcımlar tableti çevreledi ve taş aniden soğuk bir buhara dönüştü. Selene bir adım geri çekildi. Bu sırada odanın köşesinden bir ses yankılandı:
“Keşif mi, yoksa mahvoluş mu?”
Selene hızla arkasına döndü, ama kimse yoktu. Kalbi göğsünde çılgınca çarparken, bir süre daha etrafa bakındı. Ses kaybolmuştu, ama etkisi sürüyordu. Bunu yapanın kim olduğunu bilmiyordu, ancak içindeki garip his, bu sorunun yolculuğunun başlangıcı olduğunu söylüyordu.
Bölüm etkileşimi
