8. bölüm · AY
8.BÖLÜM-TANIŞMA
Gerçekten böyle bir tanışma beklemiyordum. Kahretsin, rezil oldum. Peki şimdi ne yapacağım?
Bu herif bana izinsiz dokundu. Kendini ne sanıyor bu. Ona Umay Karadağ kimmiş göstereceğim.
Boynumdaki elini tuttum ve ters çevirdim. Diğer kolumun dirseğiyle karın boşluğuna vurdum. Sendeledi ve geriye gitti.
Yüzün de bir sırıtma vardı. Gözlerimin içine baktı. Bu adam narsist felan mi? Ayağımı kaldırdım ve kafasına bir tekme atmak istedim ama eliyle bunu engelledi. Olduğum yerde ters döndüm ve bu sefer yumruğumu suratına geçirmek istedim ama kahretsin bunu da savuşturdu.
Bir şey dikkatimi çekmişti. O sadece ona yaptığım hamleleri engelliyordu ama asla bana karşı bir hamle yapmıyordu. Açıkçası hoşuma gitmişti.
Sonunda bende hamle yapmayı bıraktım. Kazanan olmadı. Derin bir nefes aldım ve konuştum:
"Ne istiyorsun?"
"Bu soruyu benim sormam gerekmiyor mu?"
Kahretsin,haklıydı.
"Peki, sadece seninle tanışmak istemiştim.
"Böyle hırsız gibi evime girerek mi?"
"Hey, benimle düzgün konuş. Sen benim kim olduğumu biliyor musun?"
"Alpin köpeği Umay Karadağ, bilmez miyim?"
Ona bir tokat attım. Kafası yerinden bi milim bile oynamadı. Bu nasıl adam ya. Zaten 1.90 boyu vardı tahminimce. Oldukça da yapılı bir adamdı. Bir kolu benim kafamdan daha kalın sanırım.
"Benimle düzgün konuş. Haddini aşma."
"Benimle bu kadar cüretkar konuşmak için fazla savunmasız değil misin? Her neyse, hava soğuk hadi içeri geçte konuşalım."
Yia şapşik bizi de düşünürmüş. İç sesim lütfen sus artık.
"Ne için geldiğimi biliyor musun?" Şaşırmıştım bu adam bu kadar bilgiyi nasıl öğrendin. Tamam güçlü bir mafya felan ama bu kadarı da pes yani.
"Ordan bakınca anlımda mal mı yazıyor?"
O kadar evet demek istedim ki bu soruya. Maalesef o kadarına da bir taraflarım yemezdi.
"Aman düzgün konuşsan incilerin dökülür sanki, beyefendi."
"Ne çok konuşuyorsun kızım geç içeri artık."
"Ben ne yapacağımı bilirim bana karışma."
"Euzu billahi mineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim. Kızım sen bana sınav mısın geçsene."
"Bana bağırma."
Eğer cahit burda olsaydı benim taklidimi yapar, "Bana kızım deme" derdi adım kadar eminim.
"La havle." Kolumdan gevşek bir şekilde tuttu ve beni içeri soktu.
İç sesim bu sefer kolumu gevşek sıkma detayına takılmıştı.
"Fena mı oldu benim sayemde biraz sevap kazandın."
"Ya ne demezsin. Allah razı olsun."
Ona göz devirdim. "Konumuza dönelim artık. Zaten buraya neden geldiğimi biliyormuşsun. Ee ne diyorsun bu işe?"
Üstünde siyah bir gömlek ve siyah bir pantolon vardı. Siyah gömleğinin üstten bir iki düğmesi açıktı ve kolunda şık bir saat,birde işaret parmağında eski bir yüzük vardı. Oldukça güzel ve otantik duruyordu.
Gömleğinin kollarını katladı ve gri koltuğa oturdu. "Babanla tanışıyoruz zaten biliyorsun. Onun emanetini geri çevirmek bana yakışmaz. Ama seni kabul etmem için iki tane şartım var."
"Neymiş, söyle bakalım. Sakın anlaşmalı evlilik yapalım gibi bir klişe deme bana."
Güldü." Birincisi, sen ateşle oynuyorsun Umay. Başına buyruksun. Tamam buralara kadar gelmişsin büyük başarı ama bilmen gerek bizim dünyamız çok farklı. Hayatının sonuna kadar böyle intikamlar alarak devam edemezsin. İllaki yakalanacaksın. Zekisin, beceriklisin kabul ediyorum ama bu işe beraber gireceksek benim kararlarımı da göz önünde bulunduracaksın. Seninle bir tatile çıkmayacağız bunun farkında olman gerek. Benim sözlerimi dinleyeceksin, senden daha tecrübeli, bilgili ve güçlüyüm."
Valla adam haklı ama başıma buyruk olduğum kısıma hiç, zeki ve becerikli,(güzel) olduğum kısma kesinlikle katılıyorum.
"Peki, öyle olsun. Düşündüğün gibi biri değilim. Nerde nasıl davranacağımı biliyorum"
Başını onaylar şekilde salladı.
"İkinci şartın ne?"
Sırıttı. "Anlaşmalı sevgilim ol."
Yuh ebesinin şeyi. Ne!?
"Hani anlaşmalı bir şey olmayacaktı. Benimle oyun mu oynuyorsun?"
"Kızım salak mısın sen? Ben anlaşmalı evlilik olmayacak dedim. Anlaşmalı sevgili değil."
"Ay, kusura bakmayın beyefendi. Gerçekten ne kadar fark varmış. Çok haklısınız. Bak benimle dalga geçme, kabul felan etmiyorum."
"İyi o zaman. Bende sevdiğin insanların ölümüne sebep olan çetenin elimde olan üyelerinden bir kaçını görmek istersin diye düşünüyordum. Onlar kurtulan bazı kişilerin şuan nerde olduklarını biliyorlar. Ayrıca çeteyle bağlantısı olduğunu bildiğim bir adam var ama yüzü maskeli. Kim olduğunu daha tespit edemedim ama yakındır. Geçenlerde onu takip ettik ve kaldığı evi bulduk. Evde bazı belgeler ve Gören kasabası sakinleriyle ilgili şeyler vardı."
Oha, ben şimdi yaklaşık 10 senedir enayi gibi boşuna mı uğraşıyordum. Bu adam da neredeyse çoğu bilgi var. Vay be. Karşısındaki kanepeye oturdum. Normalde kimseye yalakalık yapmazdım ama şimdi gurur yapmanın vakti değildi.
"Şöyle ki, sen aslında beni yanlış anladın. Ben bir düşüneyim demek istemiştim ama dilim şey etti sürttü ondan şey oldu. Yoksa ben hiç size öyle dermiyim. Aman canım yani sizde, kulaklar da bir sıkıntı var sanırım. Tanıdığım çok iyi bir doktor arkadaşım var isterseniz sizi ona yönlendireyim?"
Cahitim yine burda olsaydı "Yuh abla marvelde böyle bir geçiş yok derdi."
"Övdün mü, sövdün mü şimdi ben anlamadım? O zaman kabul ediyorsun. Zaten çok bir şey istemiyorum senden gerek yok merak etme annem bu aralar kafayı buna taktı, bize zorluk çıkarsın istemiyorum.madem ben sana yardım edeceğim senin de bana bir hayrın olsun."
"Dimi ya öyle tabi. Olsun olsun... Anlaştık o zaman değil mi?"
"Evet, anlaştık." Ayağa kalktım artık gitme vakti gelmişti. Elini uzattı ama sıkmadım tabiki banane canım. Kendini bir şey sanmasın, hiç sevmedim zaten. Bunu anlasın istiyorum.
Beni kapıya kadar geçirdi. Sonra ağzını yoklamak için soru sordum.
"Peki, senin Gören kasabası ile ilişkin ne?"
Güldü." Cevabını bildiğin soruları hep böyle sorar mısın?"
Cevap veremedim tabiki öylece kaldım. Beklemiyordum, bu adam bugün beni çok şaşırtmıştı. Son kez gözümün içine baktı ve kapıyı kapattı.
