5. bölüm · AY
5.BÖLÜM-YOLCULUK
Alp göğsüme silah dayadığın da çokta şaşırmadım, klasik tehditlerini yapıyordu.
"Çek şu silahı. Benim kim olduğumu unutuyorsun herhalde? Ben senin kölen değilim Alp ama istersem 5 dakika da seni dizlerinin üstüne çökertebilirim. Bunu yaparım biliyorsun."
Alp bana karşı gelemeyeceğini bilecek kadar akıllı bir adamdı. Ona çalışmaya başladığım da çok gençtim ve ne derse yapıyordum ama şimdi şartlar farklıydı. Kimseye kendimi ezdirmem, hele de amacıma yaklaşmaya başlamışken.
Alple aramızda ortaklıktan çok daha fazla bir bağ vardı. Çok yakındık, iyi bir dosttuk. Alp benden 4 yaş büyük, 30 yaşında. İyi bir dinleyici ama çok fazla konuşmaz. Genellikle beni sever, sayar ama bazen az önce yaptığı gibi bana karşı fevri davranabiliyor.
Uzun süre tepki vermedi Alp, silahı da indirmedi. Sinirlendim, bana güç gösterisi yapmaya çalışıyordu. Ani bir refleksle Alpin bileğinden tuttum ve kolunu çevirdim, silah hala elindeydi. Ayağımı kaldırdım ve silaha bir tekme attım, silah anında yere düştü. Bunları sadece bir kaç saniyede yaptım.
Alp yaptıklarımdan sonra güldü.
"Bu ara yine sıkı çalışıyorsun sanırım, etkileyici."
"Öyle, işim bu."
Alple biraz daha ayak üstü sohbet ettik ona Vedat hakkında ki dosyayı verdim.
Sonra ise Tuncay ile beraber tekrardan kliniğe kimseye çaktırmadan döndük.
Odama girdim, aynı bıraktığım gibi duruyordu. Zaten benden habersiz kimse giremezdi. Bu konuda ne kadar hassas olduğum biliyorlardı.
Odamı temizledim ve her yeri eski haline getirdim. Vedat'ın dişi bıraktığım köşede duruyordu. Bilerek onu muhafaza etmiştim. Dişi aldım ve tekrar temizledim ardından, avlarımdan aldığım diğer dişlerin yanına koydum.
Evet, bir koleksiyon yapıyordum. Bu da 55. dişti. Normal doktorluğumu da yapıyordum tabi ama arada bu itlerle de uğraşıyordum.
Kimine göre yaptığım bu koleksiyon beni bir psikopat gibi gösterebilir. Ama ben bu koleksiyona baktığım da intikamıma bir adım daha yaklaştığımı hissediyorum.
Avlarım öylesine başı boş kişiler değildi bunları bana çete buluyordu. Bu kişiler Gören kasabasın da yaşanan katliam da parmağı olan kişilerdi. Ayrıca çetenin de işine yarayacak kişilerdi.
Bu yüzden de iki tarafta bu işten kârlı çıkıyordu.
İşim bittikten sonra arabama bindim eve gidip duş alıp yatacaktım.Bugün aslında çok bir şey yapmamıştım ama yine de yorgundum.
Arabayı tam çalıştıracakken huzurevinden aradılar. Babam benimle görüşmek istiyormuş.
O gün ay ışığı eşliğinde her şeyi geride bırakacağımı sanıyordum ama olmadı. Babam öldü sanıyordum ama ölmemişti.
Teyzemin yardımı ile bir huzurevine yerleşti. Bunu neden istedi bilmiyorum. Ama bizimle kalmak istemedi, belkide yaşadığı şeylerdendir diye düşündüm hep. Babam 57 yaşında emekli bir albay.
Bana çok şey öğretti, buralara kadar gelmemin sebebi, babam. Onun hakkını asla ödeyemem. Yorgundum ama babamı da boşlayamam zaten uzun süredir de görüşmüyoruz.
Yaklaşık 30 dk sonra huzurevine vardım. Beni babam ile ilgilenen hemşire Funda Hanım karşıladı. Kapıyı tıkladım ve onay aldıktan sonra içeri girdim.
Babam tekerlekli sandalyesinde oturmuş, dışarıyı seyrediyordu. Yanına gittim.
"Nasılsın baba?"
"İyiyim, güzel kızım sen nasılsın?"
"Aynı baba, farklı bir şey yok."
"Cahitimle, teyzen nasıl?"
"İyiler merak etme baba. Sen neden beni çağırdın, bir şey mi oldu?"
Derin bir nefes aldı babam ve konuşmasına devam etti.
"Geçmiş de yaşadığımız şeylerin kimin ve neden yüzünden olduğunu hala araştıracaksın dimi?" Gözümün içine bakarak konuştu babam.
"Cevabı biliyorsun baba. Söylesene nasıl bırakırım? Kaç insan öldü onlar yüzünden, kaç kişi anasız babasız kaldı. Bütün bunlar unutulur mu?"
Başıyla onayladı. "Haklısın, kızım. Ama anla beni de korkuyorum sana bir şey olacak diye, içim içimi yiyor.
"Beni merak etme baba. Ben yemin ettim, bu olayı çözeceğim, bize bunu kimler yaşattıysa bedelini ödeteceğim."
"Madem öyle diyorsun. O zaman sana bir yardımım dokunsun. " Gömleğinin cebinde bir kağıt çıkarttı babam ve bana uzattı.
"Al kızım. Burda yazan adrese git. Sana bir tek bu kişi yardım eder. Onu çok önceden beri tanırım delikanlı, özü sözü doğru bir çocuktur. O da bizim gibi o katliam da sevdiklerini kaybetti, onu şu kadar tanıyorsam senin gibi geçmişin peşini bırakmamıştır. Git ve onu bul, çok güçlü bir adamdır, her yerde eli kulağı var."
Kağıdı okudum üstünde bir adres vardı. Birde isim, Koray Demir Erkurt. İsmi okurken bile içim titredi. Ama bir saniye... adreste Adana yazıyordu. Yok artık, bu adamı bulmak için Adanaya mi gidicem. Ölsem gene gitmem.
