7. bölüm · Attack on Titan Eren'in Dirilişi
Bölüm 7: Zihinler Çatışırken
Gece rüzgârı, Paradis’in kuzeybatısındaki ormanlarda uğulduyordu. Eren, Armin ve Mikasa, dev kayalıklardan oluşan geçitten geçerken sessizdi. Üçü de biliyordu ki bu yolun sonunda sadece düşman değil, geçmişin hayaletleri de vardı.
Armin (sessizce): “Buradan sonra geri dönüş yok. Bu yol bizi Zihin Ağı’nın ilk merkezine götürüyor. Eren... senin için hazırladıkları tuzakla doğrudan yüzleşeceğiz.”
Eren: “Ben çoktan öldüm, Armin. Bu ikinci hayatım… kendi seçimimi yapmak için.”
Mikasa: “O zaman hep birlikte karar veriyoruz. Eğer biri düşerse, diğerleri devam edecek.”
Eren bir an durdu. Gözlerini ikisine de dikti.
Eren: “Hayır. Bu kez birlikte başlayacağız ve birlikte bitecek. Ben yalnız savaşmıyorum artık.”
---
Geniş bir vadinin ortasında yükselen antik bir yapı: Yalnızlık Tapınağı. Eski titan inançlarının doğduğu bu yerde artık kutsallık değil, çürümüş zihinler yatıyordu. Tapınağın üstü yosun kaplıydı, duvarları titan kemiklerinden oyulmuş gibi görünüyordu.
Üçlü yaklaşırken, tapınağın önünde tanıdık bir figür bekliyordu: Floch.
Ama bu Floch farklıydı. Gözleri parlıyordu, ses tonu tok ve donuktu.
Arkasında, Fritz tarafından kontrol edilen onlarca zihin kuklası dizilmişti — kadın, erkek, yaşlı, çocuk… hepsi boş bakışlıydı.
Floch: “Eren Yeager. Kralımız seni bekliyor. Gönüllü teslim olursan, onların zihnine zarar vermem.”
Eren: “Zaten zarar vermişsin. Onlar artık senin değil, benim korumamda.”
Floch: “Ne koruması? Sen onları Rumbling’de ezip geçmedin mi? Hadi Eren, doğruya doğru konuşalım: Sen hiçbir zaman kurtarıcı olmadın. Sadece başka bir tirandın.”
Eren yumruğunu sıktı.
Eren: “O zaman bu tiran şimdi senin zincirlerini kıracak.”
---
Bir anlık sessizlik… sonra Mikasa yıldırım gibi fırladı. Kılıçları Floch’un kuklalarına doğru indi. Armin taktiksel bir rota çizerek patlayıcı cihazlarını kullanmaya başladı. Eren ise yerinde kalmıştı. Çünkü onun savaşı daha yeni başlıyordu.
Floch bağırdı:
Floch: “Zihinlerini açın! Kralın sesi gelsin!”
Kuklalar aniden durdu. Başlarını aynı anda yukarı çevirdiler. Sonra...
Karanlık bir ses tüm alanı sardı:
Fritz’in Sesi (zihin içinden): “Eren Yeager. Senin özgürlük dediğin şey, kaostan başka bir şey değil. Ben düzenim. Ben barışım.”
Eren (içinden yanıtlar): “Senin barışın, iradelerin yok olması demek. Bu barış değil, ölüm.”
---
Eren’in bilinci bir anda bedeninden ayrılır gibi oldu. Gözlerini açtığında kendini bembeyaz bir boşlukta buldu. Karşısında ise devasa bir tahta oturmuş bir siluet duruyordu: Kral Fritz. Gözleri olmayan bir maske takıyor, sesi doğrudan Eren’in zihnine işliyordu.
Fritz: “Senin ölümünü ben öngördüm. Yeniden doğuşunu bile ben istedim. Çünkü sen benim için bir anahtarsın. Titan soyunun son iradesisin.”
Eren: “Ben senin planlarının bir parçası değilim.”
Fritz: “O zaman neden hâlâ hissediyorsun beni? Çünkü senin gücünün bir kısmı artık bana ait.”
Eren çığlık atmak isterken boğazı sıkılır gibi oldu. Bembeyaz boşlukta zincirler oluştu. Kollarına, bacaklarına, zihnine doğru bağlanıyordu.
Fritz: “Sen sadece yeniden doğmadın, aynı zamanda damgalandın. Bu yeni dünyada, sen bile özgür değilsin.”
Eren: “Hayır... bu zincirler bana değil, sana ait!”
Birden gözleri parladı. Gök gürültüsünü andıran bir sesle, zincirler kırıldı. Eren'in etrafında eski titanların siluetleri belirdi. Kurucu Ymir, Bertolt, Grisha, hepsi birer anı gibi… ama özgür iradeyle bakan gözlerle.
Ymir (ilk kez konuşur): “Sen zincirlerden korkmayan ilk kişisin, Eren. Bu kez sen seç.”
---
Eren’in bedeni yeniden canlandı. Gözleri tamamen parlıyordu, elinden enerji akıyordu. O artık sadece titan gücü taşıyan biri değil, zihinleri bağlayıp özgürleştirebilen bir rezonans taşıyıcısıydı.
Bir çığlıkla yere vurdu. Etraftaki kuklalar bir anda durdu. Boş bakışlar anlamlıya döndü. Bazıları yere yığıldı, bazıları Eren’e ağlayarak sarıldı.
Yaşlı adam (zihin kuklası): “Bizi... geri getirdin... oğlum… yıllardır ilk kez seni hatırlıyorum.”
Floch şaşkınlık içinde bağırdı:
Floch: “Hayır! Bu imkânsız! Fritz her şeydi! SEN sadece bir hataydın!”
Eren ileri yürüdü.
Eren: “Ben hata değilim. Ben seçimim. Ve bu kez doğruyu seçeceğim.”
Floch, son bir çabayla kendini havaya attı. Titan formuna dönüşmeye çalıştı — ama bu form artık Fritz’in kodlarıyla işlenmiş bir türdü. Deformeydi, ağrılıydı. Ama Eren’in karşısında sönük kaldı.
Eren: “Sen artık sadece bir yankısın, Floch.”
Ve son bir hamleyle Eren, Floch’un zihin bağını kopardı. Parlayan zincirler karardı ve yok oldu.
---
Savaş bitmişti. Tapınak yerle bir olmuştu. Kuklalar serbest kalmıştı. Ama Eren ayakta durmakta zorlanıyordu. Mikasa onu yakaladı.
Mikasa: “Eren! Dayan! Ne yaptın sen az önce?”
Eren: “Bağlantıyı kestim. Ama bu sadece bir merkezdi. Fritz’in kökleri hâlâ derinlerde.”
Armin: “Yani onu yok edemiyoruz?”
Eren: “Henüz değil. Ama artık onun sesini taşıyan tek kişi ben değilim.”
Eren etrafına baktı. Serbest kalan insanlar, onu izliyordu. Hepsi aynı anda bir adım ileri attı ve başlarını eğdi.
Armin (fısıldayarak): “Lider olmadan... özgürlük bile yönsüzdür. Ama senin rehberliğine ihtiyaçları var.”
---
Gökyüzünde ilk güneş ışığı yükselirken, Fritz’in sesi bir kez daha yankılandı:
Fritz: “Bu sadece bir başlangıç, Eren Yeager. Bu zihinler senin olmayacak. Ben hâlâ buradayım.”
Ama bu kez, Eren gülümsedi.
Eren: “Ben de öyle.”
