1. bölüm · Attack on Titan Eren'in Dirilişi

Bölüm 1: Dirilişin Gölgeleri

Hasan Atakan Atak

Savaşın sonu, yalnızca bir başlangıcın habercisiydi.

Eren Yeager’in cansız bedeni, devasa Ymir ağacının kökleri arasında sessizce yatıyordu. Zaman durmuş gibiydi. Ne bir kuş sesi, ne de bir rüzgarın uğultusu vardı. Tüm dünya, büyük savaşın ardından bir anlığına nefesini tutmuş gibiydi. Ancak, toprak altındaki kadim bir güç, Eren’in varlığına sessizce cevap veriyordu.

Gözlerini açtığında, Eren’in ilk hissettiği şey, derin bir yalnızlıktı. Gök aynıydı, yer aynıydı… ama kalbinde bambaşka bir his vardı. Ölümden dönmek… bu, tarif edilemeyecek kadar ağır bir gerçeklikti. Parmaklarını toprağa bastığında, köklerin ona karşılık verdiğini fark etti. Yaşamın kaynağıyla bağ kurmuş gibiydi.

“Ben… yaşıyor muyum?”

Kendi sesi bile ona yabancı gelmişti. Ama evet, hayattaydı. Ne bir titan formundaydı ne de farklı bir bilinçle… Eren, bildiği ve hatırladığı haliyle, tamamen aynıydı. İnsan haliyle, düşünceleriyle, geçmişiyle. Sadece ölümün ötesinden gelen o ürpertici sessizlik, onu bir süreliğine susturmuştu.

---

Uzakta bir yerde, Mikasa Ackerman rüzgarlı bir yamacın kenarında durmuş, elindeki atkıyı sıkıca kavrıyordu. Eren’in kaybının üzerinden aylar geçmişti ama içindeki sızı dinmemişti. Her gece onu rüyasında görüyor, sabah uyandığında yalnızlıkla yüzleşiyordu.

O sırada Armin Arlert, eski bir el yazmasını incelerken tuhaf bir kayıtla karşılaştı: "Yeager’ın Gölgesi yeniden doğacak, toprak onu tekrar çağıracak." Bu yazı, devlerin tarihinden bile eski bir kaynakta geçiyordu.

“Bu bir kehanet mi? Yoksa uydurma mı?”

İçine doğan his, Eren’in hâlâ bir yerlerde var olduğunu fısıldıyordu. Ve çok geçmeden, eski dostlardan gelen bir haber, tüm dengeyi bozdu: Shiganshina yakınlarında, Ymir ağacının yeniden yeşerdiği ve bir figürün görüldüğü söylentisi yayılıyordu.

Armin ve Mikasa, bu söylentinin peşinden gitmeye karar verdiler.

---

Eren ise artık dünyaya geri dönmüş olmanın garipliğini yaşıyordu. Mistik bir güç tarafından geri getirilmişti ama bu güç onu değiştirmemişti. Yine aynı Eren’di… hatıraları, öfkesi, pişmanlığı ve amacıyla. Sadece bu kez, içinde barışa dair silik bir kıvılcım da vardı.

Kral Fritz geri dönmüştü. Ve bu kez, yalnızca Eldia’yı değil, tüm insanlığı kendi iradesiyle şekillendirmek istiyordu. Onun karanlık planları, tarihten silindiği sanılan güçlerle birleşmişti.

Eren, bu kez tek başına olmayacaktı. Armin’in bilgeliği ve Mikasa’nın sadakati, yeniden bir araya geldiklerinde kaderi değiştirecek güçteydi. Ama önce, Eren’in kim olduğunu, neden geri döndüğünü ve bu sefer ne için savaştığını anlaması gerekiyordu.

Gökyüzünde kara bulutlar toplanmaya başlarken, yeni bir çağın ayak sesleri yankılanıyordu.

Ve bu çağ… Eren’in çağı olacaktı