Ateşle Oynama ❤️‍🔥🔥

Vaveyla Yazarı: Rena Virell🩷

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: Ateşle Oynama ❤️‍🔥🔥

İlk tanışma

Zeynep’in nefesi hızlandı.
Ellerini kapattı ama titremesi durmadı.
Ateş bir an bile düşünmedi.
Onu kendine çekti.
Zeynep başını göğsüne bastırdı, hıçkırık çıkmadı ama omuzları sarsılıyordu.
“Geçti,” dedi Ateş.
Geçmediğini ikisi de biliyordu ama o an bu kelime lazımdı.
Zeynep’in dizleri tutmadı. Ateş onu yere düşmemesi için kucağına aldı.
O gece Zeynep odasında yalnız kalamadı.
Işık açıktı.
Aralarında boşluk vardı.
Ama biri oradaydı.

1

Zeynep uykusunda farkında olmadan Ateş’e doğru sokuldu.
Eli gömleğine tutunmuştu, sanki bırakırsa düşecek gibiydi.
Bir anda kaşları çatıldı.
Nefesi hızlandı.
Başını sağa sola salladı.
“Hayır…” diye fısıldadı uykusunda.
Ateş hemen uyandı.
Sesini yükseltmedi, sadece oradaydı.
“Yanındayım,” dedi alçak bir sesle.
“Buradayım Zeynep. Merak etme.”
Zeynep irkilerek uyandı. Gözleri doluydu.
Hiç düşünmeden ona sarıldı.
Ateş kımıldamadı bile.
Sadece elini sırtına koydu.
Bir süre öyle kaldılar.
Zeynep’in nefesi yavaşlayınca Ateş hafifçe sordu:
“Ne gördün?”
Zeynep cevap vermekte zorlandı.
Gözlerini kapattı.
“Abimi…” dedi kısık bir sesle.
“Kahveyi verdim. Bana baktı. Hiçbir şey demedi.”
Sustu.
Sonra fısıldadı:
“Ben yaptım sandım.”
Ateş hiçbir şey demedi.
Çünkü bazen en doğru cümle, susup kalmaktı.

2

Zeynep biraz geri çekildi.
Gözlerini Ateş’in yüzüne kaldırdı, sesi neredeyse çıkmıyordu.
“Benden kork…”
Yutkundu.
“…korkuyor musun?”
Ateş hiç düşünmeden başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Zeynep inanmak ister gibi baktı.
“Bazen… kendimden bile korkuyorum,” dedi.
“Ya yine birine zarar verirsem diye.”
Ateş sesini hâlâ alçak tuttu.
“Zarar veren biri böyle konuşmaz,” dedi.
“Korkan biri, düşünen biri… sen.”
Zeynep’in gözleri doldu.
Bu sefer kaçmadı.
Tekrar sarıldı.
Ateş onu bıraktı mı?
Hayır.
Ama sıkmadı da.
“Uyuyabilirsin,” dedi sadece.
“Ben buradayım.”
Zeynep gözlerini kapattı.
Bu kez kabus gelmedi.

3

Görücüden sonra ev sessizleşti.
Sözler fazla uzamadı ama karar belliydi: Zeynep istenmişti.
O gece Ateş’le başka bir eve geçtiler.
Yol uzundu, şehir ışıkları camdan akıp gidiyordu.
Zeynep konuşmadı.
Başını Ateş’in koluna yasladı.
Bir süre sonra nefesi düzenlendi.
Uyuyakalmıştı.
Ateş arabayı durdurduğunda onu uyandırmadı.
Yavaşça kucağına aldı.
Zeynep kıpırdamadı bile.
Odaya kadar sessizce taşıdı.
Yatağa yatırırken yüzüne baktı.
Yanağına hafifçe bir öpücük kondurdu.
Tam geri çekilecekti ki—
Zeynep’in eli bileğine uzandı.
“Gitme…” dedi uykulu bir sesle.
Ateş durdu.
Elini çekmedi.
“Buradayım,” dedi.
Ve gerçekten gitmedi.

4

Ateş sabah erkenden salona çıktı.
Evin havası farklıydı; konuşulmamış cümleler duvarlarda asılı gibiydi.
Babası pencerenin önündeydi.
Annesi masada oturuyordu.
“Bu kadar hızlı olmasını beklemiyorduk,” dedi annesi.
“Zeynep zor bir kız.”
Ateş durdu.
Sesi yükselmedi ama sertti.
“Zor değil,” dedi.
“Yaralı.”
Babası arkasını döndü.
“Biz evlilikten bahsediyoruz,” dedi.
“Sen sorumluluğundan bahsediyorsun.”
Ateş gözlerini kaçırmadı.
“Evlilik sorumluluk zaten,” dedi.
“Kaçmak değil.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Onu böyle görmediniz,” diye devam etti Ateş.
“Gece uyanıp nefes alamayan birini gördünüz mü hiç?
Korkudan uyuyamayan birini?”
Annesi başını eğdi.
“İstediğim şey zor değil,” dedi Ateş.
“Zaman. Baskı yok. Zorla hiçbir şey yok.”
Babası derin bir nefes aldı.
“Ya sonra vazgeçersen?” diye sordu.
Ateş hiç tereddüt etmedi.
“Vazgeçmeyeceğim,” dedi.
“Çünkü bu bir heves değil.”
O an karar verilmişti.
Yüksek sesle değil, geri dönülmez bir şekilde.
Ateş arkasını dönüp odaya yürüdü.
Kapıyı açtığında Zeynep yatağın kenarında oturuyordu.
Göz göze geldiler.
Ateş sadece şunu söyledi:
“Gitmiyorum.”
Zeynep ilk kez gerçekten rahat bir nefes aldı.

5

Zeynep kapının önünde durdu.
Ateş’in arkasından gelen ayak seslerini duydu ama dönmedi hemen.
Bir süre sustu.
Sonra çok yavaş bir nefes aldı.
“Ben…” dedi.
Sesinin titremesine izin verdi bu kez.
Ateş durdu.
Zeynep arkasını döndü.
Gözleri doluydu ama ağlamıyordu.
“Kimse benim için böyle durmamıştı,” dedi.
“Ne o gün… ne sonrasında.”
Ateş bir şey söylemedi.
Sadece dinledi.
Zeynep başını eğdi.
“Kaçmam gerektiğini sandım hep,” diye devam etti.
“Yalnız kalmam gerektiğini.”
Sonra gözlerini kaldırdı.
Bu kez daha netti.
“Gitmediğin için…”
Durdu.
Kelime boğazında düğümlendi.
“Teşekkür ederim.”
Ateş’in yüzünde küçük, yorgun bir gülümseme belirdi.
“Bunu borçlu hissettiğin için söyleme,” dedi.
“İstediğin için söyle.”
Zeynep başını salladı.
“İstediğim için,” dedi.
Ve ilk kez o cümle onu ağırlaştırmadı.

6

Bir süre evde duramadılar.
Ateş montunu aldı, Zeynep kapıda tereddüt etti.
“İstersen çıkmayabiliriz,” dedi Ateş.
Zeynep başını iki yana salladı.
“Yok… iyi gelir.”
Sokak sakindi. Hava serindi ama üşütmüyordu.
Yan yana yürüdüler. Aralarında garip bir rahatlık vardı.
“Normalde çok konuşmam,” dedi Zeynep birden.
“Yani… insanlarla.”
Ateş hafifçe gülümsedi.
“Belli olmuyor.”
Zeynep ona baktı.
“Gerçekten mi?”
“Evet,” dedi Ateş.
“Yanındayken değil.”
Bir banka oturdular.
Zeynep ayaklarını salladı, çocuk gibi.
“Sen hep böyle misin?” diye sordu.
“Sakin.”
Ateş omuz silkti.
“Herkese değil.”
Zeynep güldü.
Kısa ama gerçek bir gülüştü.
“İlk kez,” dedi.
“Birinin yanında düşünmeden konuşuyorum.”
Ateş ona baktı.
“Bence bu iyi bir şey.”
Zeynep başını gökyüzüne kaldırdı.
“Evet,” dedi.
“Galiba iyi.”

7

Bir süre sessizce oturdular.
Rüzgâr ağaç yapraklarını hışırdatıyordu.
Zeynep bankın kenarını parmağıyla çizer gibi yaptı.
Sonra konuştu.
“Ben eskiden…” dedi.
“Şey… yazı yazardım.”
Ateş başını ona çevirdi.
“Ne yazardın?”
“Hikâye,” dedi Zeynep.
“Defterler dolusu. Kimse okumazdı ama ben severdim.”
“Şimdi yazmıyor musun?”
Zeynep omuz silkti.
“Uzun zamandır kalemi elime alamadım.
Sanki yazarsam… her şey geri gelecekmiş gibi.”
Ateş düşündü.
“Belki de yazmak, geri gelmesine izin vermek değildir,” dedi.
“Çıkmasına izin vermektir.”
Zeynep ona baktı.
Bu cümleyi beklemiyordu.
“Bunu daha önce biri bana söylemedi,” dedi.
Ateş hafifçe gülümsedi.
“Belki de şimdi zamanı.”
Zeynep derin bir nefes aldı.
“Belki,” dedi.
“Bir gün tekrar denerim.”
Ateş ayağa kalktı.
“Denersen,” dedi,
“Okumamı istersen… buradayım.”
Zeynep başını salladı.
Bu kez içi hafiflemişti.

8

Eve döndüklerinde Zeynep doğruca odasına gitti.
Bir çekmeceyi açtı.
En alttan eski, kenarları kıvrılmış bir defter çıkardı.
Bir süre sadece baktı.
Sonra kalemi eline aldı.
İlk cümle zor geldi.
İkinci daha kolay.
Üçüncüde nefesi düzeldi.
Kapı aralığından Ateş baktı.
“Yazıyor musun?” diye sordu.
Zeynep başını kaldırmadan konuştu.
“Deniyorum.”
Bir süre sonra defteri kapattı.
Sessizce uzattı.
“Okumak ister misin?”
Sesindeki çekingenlik saklanmıyordu.
Ateş defteri iki eliyle aldı.
Hızlı okumadı.
Her satırda durdu.
Zeynep karşısında oturdu.
Ellerini dizlerinde kenetledi.
Ateş bitirdiğinde defteri kapattı.
“Bu…” dedi.
“Güzel.”
Zeynep hemen sordu.
“Acı mı?”
Ateş başını salladı.
“Gerçek,” dedi.
“Ve cesur.”
Zeynep ilk kez yazdığı bir şey için utanmadı.
Gülümsedi.
“Okuduğun için,” dedi.
“Teşekkür ederim.”
Ateş defteri ona geri verdi.
“Yazdığın için,” dedi.
“Ben teşekkür ederim.”
O an Zeynep şunu hissetti:
Bazı insanlar yaralarını iyileştirmez.
Ama onların kanamasını durdurur.

9

Zeynep defteri geri aldı ama masaya koymadı.
Elinde tutmaya devam etti.
Ateş ayağa kalktı.
Bir şey söylemedi.
Zeynep de kalktı.
İkisi de ne yapacaklarını biliyordu ama kelimeye dökmediler.
Zeynep bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Ateş kollarını açmadı bile.
Zeynep kendi geldi.
Sarılmak dediğin öyle bir şeydi işte.
Tutmak değil, tutulmak.
Ne ağladı.
Ne konuştu.
Sadece başını Ateş’in omzuna yasladı.
Ateş elini sırtına koydu.
Hareket etmedi.
Sıkmadı.
Zaman geçti.
Dakika mıydı, saniye mi belli değildi.
Zeynep derin bir nefes aldı.
İlk kez içi acımadan.
Ayrıldıklarında ikisi de bir şey söylemedi.
Çünkü bazı anlar açıklama istemez.

10
Işık kısıktı.
Ev yavaş yavaş susmuştu.
Zeynep yatağın kenarına oturdu.
Yorgunluğu bir anda çökmüştü üstüne.
Ateş kapıda durdu.
“Uyuyabilir misin?” diye sordu.
Zeynep başını salladı ama emin değildi.
“Denemek istiyorum.”
Yatağa uzandı.
Bir süre tavana baktı.
Ateş ışığı tamamen kapatmadı.
Odanın köşesinde kaldı.
Zeynep bir an duraksadı, sonra fısıldadı:
“Gidecek misin?”
Ateş cevap verirken sesi çok sakindi.
“Hayır.”
Zeynep ona doğru döndü.
Aralarında biraz mesafe vardı ama yalnız değildi.
Gözlerini kapattı.
Nefesi yavaşladı.
Bu kez kabus gelmedi.
Çünkü biri uyanıktı.
Zeynep uykuya daldığında yüzü gevşemişti.
İlk kez huzurlu görünüyordu.
Ateş yerinden kıpırdamadı.
Gece boyunca.

11

Sabah ışığı perde arasından odaya süzülmüştü.
Zeynep gözlerini araladığında ilk fark ettiği şey sessizlikti.
Ateş hâlâ oradaydı.
Koltuğun kenarında uyuyakalmıştı, başı biraz yana düşmüştü.
Zeynep doğruldu.
Bir an tereddüt etti.
Sonra eğildi.
Yanağına hafif bir öpücük kondurdu.
O kadar kısa ve hafifti ki, bir rüyadan farksızdı.
Ateş gözlerini açtı.
Şaşkınlıkla baktı.
Zeynep utangaçça gülümsedi.
“Uyandırmak istemedim ama…” dedi.
“Gittin sandım.”
Ateş doğruldu.
“Buradayım,” dedi.
“Gördüğün gibi.”
Zeynep rahatladı.
O sabah ilk kez içi sıkışmadan uyandığını fark etti.
Ve bu, her şeye bedeldi.

12

Kahvaltıdan sonra pencereyi açtılar.
Hava serindi ama içeri temiz bir şey doldu.
Zeynep pencerenin önünde durdu.
Uzun süre sokağa baktı.
“Hiç plan yapmam,” dedi sonra.
“Yani… yarınla ilgili bile.”
Ateş yanına geçti.
“Şimdi yapmak zorunda değilsin.”
Zeynep başını salladı.
“Biliyorum.”
Bir duraklama oldu.
“Ama ilk kez… yapabilirim gibi.”
Ateş ona baktı ama sözünü bölmedi.
“Belki tekrar yazarım,” dedi Zeynep.
“Belki küçük bir defter alırım. Kimseye göstermeden.”
Gülümsedi.
“Sonra istersem… sana okurum.”
Ateş’in yüzünde sakin bir ifade vardı.
“Ben dinlerim.”
Zeynep derin bir nefes aldı.
“Ve belki,” dedi,
“Bir gün kahve yaparken korkmam.”
Bu cümle çok şey anlatıyordu.
Ateş sadece şunu söyledi:
“Adım adım.”
Zeynep başını salladı.
Evet.
Adım adım.
O an geleceğin net bir şekli yoktu.
Ama ilk kez boş da değildi.

13

Kırtasiyenin önünde durduklarında Zeynep içeri girmeden önce duraksadı.
Camdan raflara baktı.
“İstersen sonra,” dedi Ateş.
Zeynep başını iki yana salladı.
“Hayır… şimdi.”
İçeri girdiler.
Defterler üst üste dizilmişti; renkli, sade, kalın, ince.
Zeynep hepsine tek tek dokunmadı.
En köşedekini fark etti.
Düz kapaklıydı.
Ne süsü vardı ne yazısı.
Eline aldı.
Açtı, ilk sayfayı çevirdi.
“Bunu istiyorum,” dedi.
Ateş kasaya yöneldi ama Zeynep durdurdu.
“Ben alacağım.”
Defteri poşete koyduklarında Zeynep ilk kez bir şeyi kendisi seçmiş gibi hissetti.
Dışarı çıktıklarında defteri göğsüne bastırdı.
“Garip,” dedi.
“İçi boş ama ağır.”
Ateş gülümsedi.
“Çünkü dolacak.”
Zeynep başını salladı.
Evet.
Yavaş yavaş.
O defter bir hikâye değildi henüz.
Ama bir başlangıçtı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18